Takvim 2013 Nisan – Aralik

List of all Calender Pages from April 2013 – December 2013 Takvim 2013  Nisan – Aralik

21-01-2018:
 

PAZAR

Sonntag

21

OCAK

Januar

 

Bedenimde diken gibi batan bir dert verildi bana... Beni bıraksın diye üç kez buna ilişkin Rab’den dilekte bulundum. O bana, Akayram sana yeter” dedi, çünkü gücüm zayıflık ortamında yetkinlik bulur. 2 Korintoslular 12:7-9

 

Mir wurde ein Dorn für das Fleisch gegeben ... Um dessentwillen habe ich dreimal den Herrn angerufen, dass er von mir ablassen möge. Und er hat zu mir gesagt: Meine Gnade genügt dir, denn meine Kraft kommt in Schwachheit zur Vollendung.

2. Korinther 12, 7-9

El­çi Pav­lus’un be­de­nin­de bü­yük bir der­di, sı­kın­tı­sı, acı­sı var­dı. Be­den­de olan der­di­nin ne ol­du­ğu­nu bil­mi­yo­ruz. O di­ken ney­di, bil­mi­yo­ruz. Ki­mi­le­ri bu di­ke­nin sah­te öğ­ren­ci­ler, sah­te el­çi­ler ol­du­ğu­nu söy­ler­ler. Bu ona bir di­ken­di. Onu çok üzü­yor­du. Ola­bi­lir. Ama baş­ka yo­rum­cu­lar, be­de­nin­de bir sağ­lık so­ru­nu var­dı, di­yor. Bu ba­na da bir teş­vik olu­yor; ya da be­den­de ra­hat­sız olan kar­deş­le­re bir teş­vik­tir bu.

Pav­lus’un be­de­nin­de­ki ra­hat­sız­lık öy­le­si­ne bü­yük­tü ki, du­ru­mu çok zor­du. Göz­le­rin­de bir so­run mu var­dı? (Gal.4:13S15). Bu da müm­kün. Önem­li olan güç­süz­lük­te­ki güç­tür! Za­yıf­lık­ta­ki Rab’bin ver­di­ği kuv­vet. Bu­nu her bi­ri­miz ya­şa­ya­bi­li­riz. Der­di­niz, sı­kın­tı­nız ve ra­hat­sız­lı­ğı­nız ne olur­sa ol­sun, kork­ma! Ne za­man za­yıf­sak güç­lü­yüz Rab’bin sa­ye­sin­de.

Pav­lus’a Rab ne de­di: AKay­ram sa­na ye­ter­li­dir!” Kay­ra­dan baş­ka bir şe­ye ih­ti­ya­cı­mız yok. Biz bü­yük iş­ler gör­mek, ya­şa­mak is­ti­yo­ruz. Ama Rab, AKay­ram sa­na ye­ter” di­yor. Çün­kü kay­ra için­de her ş­ye sa­hi­biz.


20-01-2018:
 

CUMARTESİ

Samstag

20

OCAK

Januar

 

Bizi sevenin aracılığıyla bu durumların hepsinde galiplerden üstünüz.

Romalılar 8: 37  

Aber in diesem allen sind wir mehr als Überwinder durch den, der uns geliebt hat.

Römer 8, 37

der Sieger, der Überwinder: galip

 

En sı­kın­tı­lı, zor an­lar­da bi­le ga­lip­ler­den üs­tü­nüz. Çün­kü sırf bu dün­ya­da­ki, şu an­da­ki du­rum­la­ra bak­mı­yo­ruz, bi­zim baş­ka bir ba­kış açı­mız var, ile­ri­si­ni gö­rü­yo­ruz. Bu ne­den­le ga­lip­ler­den üs­tü­nüz. Bun­dan üs­tün bir yen­gi yok­tur. Onun için kar­de­şim sı­kın­tı­lar, so­run­lar için­de umu­du­nu yi­tir­me, se­vin­ci­ni yi­tir­me, Rab’be bak. O ne­ler çek­ti. Bir ila­hi­miz­de de­di­ği­miz gi­bi, AGit o ko­yu bah­çe­ye, de­nen­me­ye dü­şen can, O’n­dan öğ­ren!” İsa Me­sih bi­ze da­yan­ma­yı, kat­lan­ma­yı gös­ter­di ve O’n­dan öğ­ren­mek­te­yiz.

Öğ­ren­mek na­sıl baş­lı­yor, bi­li­yor mu­su­nuz? Ka­bul et­mek­le baş­lı­yor. AEvet Rab, ka­bul edi­yo­rum” de­mek­le baş­lı­yor. O za­man öğ­re­ni­yo­ruz. Ve bu ya­şam­da ol­du­ğu­muz sü­re­ce öğ­re­ne­ce­ğiz.

Efe­sos­lu­lar’da, Aher za­man, her yer­de, her şey için şük­re­din!” di­yor. Fi­li­pi­li­ler 4:4‑7'de Aher şey için se­vi­nin, her za­man se­vi­nin, çün­kü Rab si­zi ko­ru­ya­cak­tır. Her an­la­yı­şı, kav­ra­yı­şı aşan bir esen­lik­le si­zi ko­ru­ya­cak­tır” di­yor.

 
19-01-2018:
 

CUMA

Freitag

19

OCAK

Januar

 

Tanrı’nın kendisini sevenlerle, amacı uyarınca çağrılmış olanlarla birlikte her durumda iyilik için etkin olduğunu biliriz. Romalılar 8:28

Wir wissen aber, dass denen, die Gott lieben, alle Dinge zum Guten mitwirken, denen, die nach seinem Vorsatz berufen sind.

Römer 8, 28

„Her du­ru­mun ya­rar­lı yön­de iş­le­di­ği­ni bi­li­riz” di­yor bu­gün­kü aye­ti­miz. Bu­ra­da ke­sin bir bil­gi, bir gü­ven­ce var­dır. Ne­den bi­li­riz? AÇün­kü Tan­rı ön­ce­den bil­di­ği ki­şi­le­ri, Oğ­lu’nun ben­zer­li­ğin­de ol­sun­lar di­ye ön­ce­den ka­rar­laş­tır­dı. Öy­le ki, Oğul bir­çok öbür kar­de­şin ara­sın­da ilk do­ğan ol­sun” (Rom. 8:29).

He­def, amaç, bi­zim Oğu­l’a, ya­ni İsa Me­sih’e ben­zer ol­ma­mız. Bu ne­den­le her şey o yön­de ge­liş­me­miz için ya­rar­lı. Bu ne­den­le ka­bul ede­bi­li­riz, çün­kü bi­li­yo­ruz ki Rab bi­zi se­vi­yor. Ke­sin­lik­le yan­lış bir şe­ye Rab izin ver­me­ye­cek ve ver­mez. Biz de Rab’bi se­vi­yo­ruz. Sev­gi bağ­lan­tı­sı var bu­ra­da. Gü­ve­ni­yo­ruz, ta­nı­yo­ruz O’nu. Ke­sin­lik­le bir kö­tü­lük gel­mez Rab’den.

El­çi Pav­lus şöy­le der: AMe­sih’in sev­gi­sin­den biz­le­ri kim ayı­ra­bi­lir? Acı mı, üzün­tü mü, bas­kı mı, aç­lık mı, çıp­lak­lık mı, teh­li­ke mi, kı­lıç mı? Ki­tap­ta ya­zı­lı ol­du­ğu gi­bi: ‘Gün bo­yun­ca Sen’in için öl­dü­rü­lü­yo­ruz, bo­ğaz­la­na­cak ko­yun gi­bi gö­rü­yor­lar bi­zi.’ Ama biz­le­ri se­ve­nin ara­cı­lı­ğıy­la bü­tün bun­lar­da ke­sin yen­gi bi­zim­dir” (Rom.8:35-37).


18-01-2018:
 

PER ŞEMBE

Donnerstag

18

OCAK

Januar

 

Öyle sanıyorum ki, içinde bulunduğumuz şu dönemin sıkıntıları bize açıklanacak olan yücelikle karşılaştırılamaz bile. Romalılar 8:18

Denn ich denke, dass die Leiden der jetzigen Zeit nicht ins Gewicht fallen gegenüber der zukünftigen Herrlichkeit, die an uns geoffenbart werden soll.

Römer 8, 18

Bu­gün ya­şa­dı­ğı­mız acı­lar, sı­kın­tı­lar bi­ze açık­la­na­cak yü­ce­lik­le kar­şı­laş­tı­rı­la­maz, di­yor Tan­rı Sö­zü. Ge­le­cek­te, son­suz­luk­ta­ki ha­ya­tı­mız­la bu­gün­kü kı­sa dö­nem içe­ri­sin­de çek­ti­ği­miz acı­lar kı­yas­lan­ma­ya bi­le değ­mez. Bu ne de­mek­tir? Bu ye­ni bir ba­kış açı­sı­na sa­hip ol­mak de­mek­tir. Son­suz­luk­tan bu dün­ya­da­ki sı­kın­tı­la­rı­mı­za bak­tı­ğı­mız­da, ya­ni Tan­rı’nın ba­kış açı­sın­dan bak­tı­ğı­mız­da bir hiç gi­bi ka­lı­yor bu dün­ya­da­ki has­ta­lık­lar, sı­kın­tı­lar, elem­ler ve acı­lar. Ama bu acı­la­rın için­de ol­du­ğu­muz za­man, el­bet­te dağ­lar gi­bi bi­zi kor­ku­tu­yor, ür­kü­tü­yor. Oy­sa Rab’bin ba­kış açı­sın­dan bu dün­ya­da­ki du­ru­mu­mu­za bak­ma­yı öğ­ren­me­li­yiz. Bu dün­ya­da ya­şa­dı­ğı­mız iyi ve kö­tü du­rum­la­rı son­suz­luk­tan bak­ma­ya ça­lı­şa­rak de­ğer­len­di­re­lim.

 Şu­nu da be­lirt­mem ge­re­kir ki, bu­ra­da­ki ra­ha­ta da sa­rı­lıp kal­ma­ya­lım, çün­kü ba­zen bi­ze o ka­dar hoş ge­li­yor ki bu ra­hat­lık, bir tür­lü bu­nu bı­ra­ka­mı­yo­ruz. Bu­ra­ya alış­mak, bu­ra­ya sa­rıl­mak is­ti­yo­ruz. Ama bı­rak­ma­sı­nı bil­me­li­yiz. Ayak­la­rı­mız yer­yü­zün­de, ama yü­re­ği­miz gök­ler­de, Rab’de ol­ma­lı. Bu ba­kış açı­sı­na sa­hip ol­ma­lı­yız.

 
17-01-2018:
 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

17

OCAK

Januar

 

Öyle sanıyorum ki, içinde bulunduğumuz şu dönemin sıkıntıları bize açıklanacak olan yücelikle karşılaştırılamaz bile. Romalılar 8:18  

Denn ich denke, dass die Leiden der jetzigen Zeit nicht ins Gewicht fallen gegenüber der zukünftigen Herrlichkeit, die an uns geoffenbart werden soll.

Römer 8, 18  

Bu dün­ya­da bu be­den­de acı­lar, has­ta­lık­lar, sı­kın­tı­lar çek­mek­te­yiz. Bu­nu da ka­bul et­me­li­yiz. Zor­luk­la­ra kat­lan­ma­yı öğ­ren­me­li­yiz. Her çe­şit so­run­lar­la kar­şı­la­şı­yo­ruz. Ai­le so­run­la­rı var, ev­li­lik so­run­la­rı var, ço­cuk­lar bü­yü­dük­çe so­run­lar ço­ğa­lı­yor; sağ­lık so­run­la­rı var. Mad­di ma­ne­vi so­run­lar var. So­run­lar bit­mi­yor. Ama Rab bun­la­rın için­de biz­le­re güç ver­mek, biz­le­ri ta­şı­mak is­ti­yor.

Rab İsa, Bu dün­ya­da sı­kın­tı­nız ola­cak­tır, ama kork­ma­yın, ben dün­ya­yı yen­dim!” de­di. Rab bi­ze bir za­fer ver­di ve bu­nu ya­şa­ma­mı­zı is­ti­yor.

Evet, dün­ya­da sı­kın­tı­la­rı­mız ola­cak. Ya­rın için kay­gı­lan­ma­yın, di­yor Rab; her gü­nün der­di o gü­ne ye­ter. De­mek ki, her gün bir dert, her gün bir sı­kın­tı var­dır.

Dün­ya­da bir­çok in­san hak­sız­lık ve ada­let­siz­lik yü­zün­den acı ve sı­kın­tı çek­mek­te­dir. Bi­li­yor mu­su­nuz, hak ve ada­let de Me­sih’te var. Bu dün­ya­da bu­la­maz­sın, ama Me­sih’te var. Hu­zur ve esen­lik se­nin için Me­sih’te ha­zır­dır kar­de­şim. Rab siz­le­re de ruh­sal be­re­ket, ruh­sal şi­fa ver­mek is­ti­yor.


16-01-2018:

SALI

Dienstag

16

OCAK

Januar

 

Gençler bile yorulup zayıf düşer, yiğitler tökezleyip düşerler. RAB’be umut bağlayanlarsa taze güce kavuşur, kanat açıp yükselirler kartallar gibi. Koşar ama zayıf düşmez, yürür ama yorulmazlar.

Gençler bile yorulup zayıf düşer, yiğitler tökezleyip düşerler. RAB’be umut bağlayanlarsa taze güce kavuşur, kanat açıp yükselirler kartallar gibi. Koşar ama zayıf düşmez, yürür ama yorulmazlar.
Yeşaya 40:30-31

 

Jünglinge ermüden und ermatten, und junge Männer straucheln und stürzen. Aber die auf den HERRN hoffen, gewinnen neue Kraft: sie heben die Schwingen empor wie die Adler, sie laufen und ermatten nicht, sie gehen und ermüden nicht.
Jesaja 40, 30-31

Genç­ler ve yi­ğit­ler yı­kı­lı­yor­lar, ama Rab’bi bek­le­yen­ler, O’na gü­ve­nen­ler güç alı­yor­lar. Kar­tal­lar gi­bi se­ğir­tir­ler ve yo­rul­mu­yor­lar. Hiç­bir za­man yo­rul­mu­yo­ruz ve ni­ce yaş­lı kar­deş­ler­le ta­nı­şı­yo­rum ki, bu güç on­lar­da gö­rü­nü­yor. Çün­kü yü­rek­le­ri ta­ze ve her gün ye­ni­den ta­ze­le­ni­yor. Ni­ce has­ta ki­şi­le­ri gör­düm, ya­ta­ğın­dan kal­ka­mı­yor­lar, ama yü­zün­den nur akı­yor. O de­re­ce se­vinç ve güç var, iç­ten ge­len, Rab’bin ver­di­ği bir güç.

Kar­de­şim, bu gü­cü ta­nı­yor mu­sun? Sen­de de bu güç var mı? Bu gü­cü ya­şı­yor mu­sun? Genç ya da yaş­lı ol, bu güç, bu se­vinç sen­de de ol­ma­lı; bu ruh­sal be­re­ket­ler se­nin de ha­ya­tın­da ger­çek­leş­me­li. O za­man sen de Rab’bi öv­me­ye, Rab’bi yü­celt­me­ye bir ne­den bu­la­cak­sın ve di­ye­cek­sin ki, a a, ben tüm ya­şa­mım bo­yun­ca bu yer­yü­züy­le uğ­ra­şa­rak bir şey­ler ka­zan­ma­ya ça­lış­mış­tım, ama gör­düm ki, son­suz bir de­ğer Rab’de! Bun­la­rı sen de ya­şa­ya­bi­lir­sin ve bun­lar se­nin için de ha­zı.


15-01-2018:
 

PAZARTESİ

Montag

15

OCAK

Januar

 

Ca­nı­nı ölüm çu­ku­run­dan kur­ta­ran, sa­na ina­yet ve mer­ha­met ta­cı­nı giy­di­ren.

Mez­mur 103:4

 

Der dein Leben erlöst aus der Grube, der dich krönt mit Gnade und Erbarmen.

Psalm 103, 4

 

retten, erlösen: kurtarmak

die Grube: çukur

 

Bir gün he­pi­miz öle­ce­ğiz. Hat­ta genç yaş­ta ölen­ler bi­le var­dır. En ta­ze gün­le­rin­de, en ak­tif ol­duk­la­rı gün­le­rin­de, be­re­ket­li bir iş yap­tık­la­rı gün­ler­de, hat­ta Rab’be hiz­met­le­ri­nin en ve­rim­li dö­nem­le­rin­de Rab bu ki­şi­le­ri ça­ğı­rı­yor, bu­ra­dan, top­lum­dan ayı­rı­yor. Bu dün­ya­da ya­şa­dı­ğı­mız sü­re­ce hep so­run­la­rı­mız ola­cak­tır. Ya­ni, o ka­dar çok ek­sik­lik­le­ri­miz var, çek­ti­ği­miz yok­sul­luk­lar var, sı­kın­tı­la­rı­mız var; her za­man her gün o bol­luk, be­re­ket için­de ya­şa­mı­yo­ruz. Genç­li­ği­miz kar­tal gi­bi ta­ze mi ka­lı­yor? Tey­ze­ler, am­ca­lar, ne ol­du o genç­lik gün­le­ri­mi­ze!

Bu­ra­da bir ha­ta, bir yan­lış­lık mı var? Ha­yır, çün­kü Rab ha­ta yap­maz, bir­çok şe­yi an­la­maz­sak bi­le. Bu­na rağ­men Rab’be hamt ol­sun, şük­rol­sun di­yo­ruz, çün­kü de­ği­şik bir göz­lü­ğe sa­hi­biz. Rab’bin ver­di­ği ba­kış­la bu­ra­da­ki ruh­sal be­re­ke­ti gö­rü­yo­ruz. Bu dün­ya­da ge­çi­ci bir sü­re ka­la­ca­ğız, fi­zik­sel ola­rak her gün bi­raz da­ha yıp­ra­nı­yo­ruz, es­ki­yo­ruz, ama Rab bi­ze es­ki­me­yen, çü­rü­me­yen, öl­me­yen bir be­den ve­re­cek­tir ve biz bu be­den­le son­su­za di­ri­le­cek, Rab ile birlikte cennette sonsuza dek kalacağız.


14-01-2018:
 

PAZAR

Sonntag

 

14

OCAK

Januar

 

Herkes günah işledi... günahın karşılığı ölümdür. Romalılar 3:23; 6:23 

Alle haben gesündigt ... der Lohn der Sünde ist der Tod.

Römer 3, 23; 6, 23  

die Sünde: güna sündigen: günah işlemek

 

Ne­den has­ta olu­yo­ruz? Ne­den yaş­la­nı­yo­ruz ve ne­den so­nun­da ölü­yo­ruz? Ne­de­ni ke­sin ve açık bir şe­kil­de be­lir­ti­li­yor Tan­rı Sö­zü’n­de: Gü­nah­lı­yız! İs­te­di­ğin ka­dar bu­nun ter­si­ni id­dia et, eğer has­ta­la­nı­yor, yaş­la­nı­yor ve so­nun­da da ölü­yor­san, bu se­nin de gü­nah­lı ol­du­ğu­nun ke­sin bir ka­nı­tı­dır. Ölüm sa­de­ce bu be­de­ni­mi­zi yi­tir­mek­le kal­mı­yor, gü­na­hı­mız bi­zi son­suz ölü­me, son­suz yar­gı­ya da gö­tü­rü­yor. İş­te kar­de­şim, İsa Me­sih’in dün­ya­mı­za gel­me­si bi­zi bu son­suz ölüm­den kur­tar­mak­tır. O’na iman edin­ce O bi­zi son­suz ölüm­den alıp son­suz ya­şa­ma gö­tü­rü­yor. Bu be­de­ni­miz ölüm­lü be­den­dir. Ne ya­par­sak ya­pa­lım bu be­de­ni­mi­zin yıp­ran­ma­sı­nı, es­ki­me­si­ni, ölü­me doğ­ru git­me­si­ni en­gel­le­ye­me­yiz. Bu ölüm­lü be­den­den bir gün ta­ma­men kur­tu­la­ca­ğız. Ne za­man? Bu dün­ya­dan göç­tük­ten son­ra. Ya da biz bu be­den­den ay­rıl­ma­dan ön­ce İsa Me­sih tek­rar ge­lir­se. Bu İyi ve Kur­tu­luş ha­beridir. Bu­na sa­rıl, bu­na gü­ven ve Rab’be hamt et!


13-01-2018:

CUMARTESİ

Samstag

13

OCAK

Januar

 

Güvenilir ve adil olan Tanrı.... günahlarımızı bağışlar ve bizi her suçtan arıtır.

Güvenilir ve adil olan Tanrı.... günahlarımızı bağışlar ve bizi her suçtan arıtır.
1 Yuhanna 1: 9

 

... ist er treu und gerecht, dass er uns die Sünden vergibt und uns reinigt von jeder Ungerechtigkeit.

1. Johannes 1, 9
 

treu: güvenilir
gerecht: adil

 
Tan­rı­mız ilk baş­ta suç­la­rı­mı­zın ba­ğış­lan­ma­sıy­la işe baş­lı­yor. On­dan son­ra Rab bi­ze ruh­sal şi­fa ve­ri­yor. Tüm has­ta­lık­la­rı­mız­dan bi­zi iyi­leş­ti­ri­yor; bu iyi­leş­me fi­zik­sel de­ğil, ruh­sal şi­fa­dır. İsa Me­sih’in sa­ye­sin­de biz­ler mü­kem­mel, ha­ri­ka bir şe­kil­de ye­ni­den doğ­muş bir be­bek gi­bi olu­yo­ruz. Bi­zi ölüm çu­ku­run­dan çı­ka­rı­yor. O’na iman eden, öl­se bi­le ya­şa­ya­cak­tır; hem de son­su­za dek! İna­yet ve mer­ha­met ta­cı ve­ri­yor bi­ze ve son­su­za dek biz­le­ri iyi­lik­le­riy­le do­yu­ru­yor; hiç­bir za­man bir ek­si­ği­miz ol­mu­yor. Mad­di ya da fi­zik­sel yön­den ek­sik­lik­le­ri­miz ola­bi­lir, ama ruh­sal yön­de hiç­bir ek­si­ği­miz yok. Tam ter­si­ne İsa Me­sih’e iman eden, O’na bağ­lı olan her şe­ye sa­hip­tir. Çün­kü İsa’da her şey mev­cut­tur, hiç­bir ek­sik­lik yok.

 Şu­nu si­ze ke­sin­lik­le söy­le­ye­bi­li­rim ki, ye­ni do­ğu­şun var­sa, İsa Me­sih’e iman edi­yor­san, her şe­ye sa­hip­sin. Rabbi­miz na­sıl mü­kem­mel­se, sen de ruh­sal alan­da İsa’da o mü­kem­mel­li­ğe ulaş­tın; O’nun doğ­ru­lu­ğu sa­na sa­yıl­mak­ta­dır. İş­te bu­na sa­rıl, bu­na da­yan ve gü­ven. Son­ra da Rab’be şü­kret. O’nun sun­du­ğu bu ha­ri­ka ina­ye­ti unut­ma!


12-01-2018:

CUMA

Freitag

12

OCAK

Januar

 

 

Bütün fesatlarını bağışlayan, hastalıklarını iyi eden!

Bütün fesatlarını bağışlayan, hastalıklarını iyi eden!

Mezmur 103: 3
 

Der da vergibt alle deine Sünde, der da heilt alle deine Krankheiten.

Psalm 103, 3
 

die Krankheit: hastalık
krank: hasta

Tan­rı bi­zi son­suz bir ba­ğış­la ba­ğış­la­dı. Tan­rı Sö­zü’n­de gü­nah­la­rı­mı­zı bir da­ha an­ma­mak üze­re ba­ğış­la­dı, hat­ta de­ni­zin en de­rin dip­le­ri­ne at­tı, di­yor. Bu­rada Abü­tün has­ta­lık­la­rı­nı iyi eden” di­yor. Bu doğ­ru mu? Ger­çek­ten tüm has­ta­lık­la­rı­mız­dan iyi­le­şi­yor mu­yuz? Nor­mal şart­lar­da genç­ken bir ta­ra­fı­mız ağ­rı­maz, ko­lay ko­lay da has­ta ol­ma­yız. Ama yaş 40'la­ra gir­di mi, ya­vaş ya­vaş saç­la­rı­mız dö­kül­me­ye baş­lar, o es­ki güç aza­lı­ve­rir. 50'ler­de tan­siyon be­lir­ti­le­ri baş­lar, bel, diz ağ­rı­la­rı ken­di­si­ni gös­te­rir. Bir­çok in­san genç yaş­lar­da kan­ser olur, kalp has­ta­sı olur. Mü­nir adın­da de­ğer­li bir dos­tu­mun 42 ya­şın­da iken gö­zün­de kan­ser çık­tı. Mü­nir 51 ya­şın­da kan­se­rin ka­ra ci­ğe­re sıç­ra­ma­sıy­la bu dün­ya­dan göç et­ti. Her bir in­san ‑ sen de öy­le ‑ çe­şit­li has­ta­lık­lar çek­mek­te­dir. Bu dün­ya­da­yız ve has­ta­la­nı­yo­ruz. Her za­man iyi­leş­mi­yo­ruz, her za­man bu has­ta­lık­la­rı­mı­za bir ça­re bu­lun­mu­yor. Her za­man Rab fi­zik­sel has­ta­lık­la­rı­mı­za şi­fa ver­mi­yor. Aca­ba bir yan­lış­lık mı var bu­ra­da? Ha­yır, ama yan­lış an­la­ma var­dır. Bu­nu önü­müz­de­ki gün­ler­de gö­re­ce­ğiz.


11-01-2018:

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

11

OCAK

Januar

 

 

RAB’be övgüler sun, ey gönlüm! O’nun kutsal adına övgüler sun, ey bütün varlığım! RAB’be övgüler sun, ey canım! İyiliklerinin hiçbirini unutma!

Mezmur 103:1S2
 

Preise den HERRN, meine Seele, und all mein Inneres seinen heiligen Namen! Preise den HERRN, meine Seele, und vergiss nicht alle seine Wohltaten!

Psalm 103, 1-2
 

Da­vut pey­gam­ber, sa­de­ce Rab’bin iyi­lik­le­ri­ni anım­sa­mı­yor. O ay­nı za­man­da ba­kın ne di­yor: “Bü­tün suç­la­rı­nı ba­ğış­la­yan, bü­tün has­ta­lık­la­rı­nı iyi­leş­ti­ren, ca­nı­nı ölüm çu­ku­run­dan kur­ta­ran, sa­na ina­yet ve mer­ha­met ta­cı­nı giy­di­ren, ya­şam bo­yu se­ni iyi­lik­ler­le do­yu­ran O’dur; bu ne­den­le genç­li­ğin kar­ta­lın­ki gi­bi ta­ze­le­nir. RAB bü­tün düş­kün­le­re hak ve ada­let sağ­lar” (Mez.103:3S6).

Doğ­ru mu tüm bun­lar? Bun­la­rı ya­şı­yor mu­yuz? Evet, Rab tüm suç­la­rı­mı­zı ger­çek­ten ba­ğış­lı­yor; hat­ta o de­re­ce bü­yük ha­ri­ka­lar ya­pı­yor ki, in­sa­nı de­ğiş­ti­ri­yor; yep­ye­ni bir in­san, yep­ye­ni bir ya­ra­tık olu­yo­ruz; Tan­rı’nın ço­cu­ğu olu­yo­ruz; o de­re­ce suç­la­rı­mı­zı ba­ğış­lı­yor. “Do­ğu ba­tı­dan ne ka­dar uzak­sa, o ka­dar uzak­laş­tır­dı biz­den is­yan­la­rı­mı­zı” (Mez­mur 103:12).

Do­ğu ve ba­tı bir­bi­rin­den ne ka­dar uzak­tır? On­lar hiç­bir za­man bir ara­ya ge­le­mez. Gü­neş do­ğu­yor, ba­tı­yor, yi­ne do­ğu­yor, ba­tı­yor, ama ay­nı yer­de ol­mu­yor. Do­ğu ve ba­tı bir­bi­rin­den son­su­za dek uzak­tır. Bi­zim gü­nah­la­rı­mı­zı, is­yan­la­rı­mı­zı da Rab ay­nı şe­kil­de biz­den uzak­laş­tır­mış­tır ve as­la an­mı­yor. İş­te Tan­rı­mız bu şe­kil­de bi­zi ba­ğış­lı­yor.


10-01-2018:
 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

10

OCAK

Januar

 

RAB’be övgüler sun, ey gönlüm!

Mezmur 104: 1

Preise den HERRN, meine Seele!

Psalm 104, 1

loben, preisen: övmek, övgüler sunmak

Da­vut pey­gam­ber şük­ret­me­yi öğ­re­nen ve ya­şa­mın­da uy­gu­la­yan bi­ri­dir. Ör­ne­ğin, 104, 105, 106, 107. mez­mur­la­rın ilk ayet­le­rin­de ba­kın ne di­yor: Ey ca­nım, Rab’be öv­gü­ler sun! Ya RAB Tan­rım, ne ulu­sun! Gör­kem ve yü­ce­lik ku­şan­mış­sın (104:1). RAB’be şük­re­din, O’na ya­ka­rın, halk­la­ra du­yu­run yap­tık­la­rı­nı! (Mez.105:1). Öv­gü­ler su­nun RAB’be! RAB’be şük­re­din, çün­kü O iyi­dir, ina­ye­ti son­suz­dur (Mez.106:1). RAB’be şük­re­din, çün­kü O iyi­dir, ina­ye­ti son­suz­dur (Mez.107:1).

Da­vut tüm bun­la­rı ya­şa­dı ve ken­di tec­rü­be­le­rin­den bun­la­rı yaz­dı. El­bet­te en bü­yük acı­yı çe­ken, acı­la­ra, elem­le­re kat­la­nan İsa Me­sih’tir. O’na, acı­la­rı tat­mış elem­ler ada­mı de­ni­yor Ye­şa­ya 53. bö­lüm­de. O den­li acı çe­ken, ha­ka­re­te uğ­ra­yan tek ki­şi İsa Me­sih’tir. İsa Me­sih’i iz­le­yen, O’nun ar­dın­dan gi­den biz­ler de bir­çok acı­lar­dan, de­nen­me­ler­den geç­mek­te­yiz. An­cak bun­la­ra şa­şır­ma­ya­lım, bu ya­şam­da bun­lar nor­mal­dir. Za­ten Kut­sal Ki­tap, bu de­nen­me­ler ola­cak, bu acı­lar­dan ge­çe­cek­si­niz, tec­rü­be sa­hi­bi ola­cak­sı­nız di­yor. An­cak bu şe­kil­de ol­gun­la­şı­yor, ge­li­ş i­yo­ruz.


09-01-2018:

SALI

Dienstag

9

OCAK

Januar

 

Geyik akar suları özlediği gibi, canım da seni öyle özler ey Tanrı!

Mezmur 42: 1
 

Wie eine Hirschkuh lechzt nach Wasserbächen, so lechzt meine Seele nach dir, o Gott!

Psalm 42, 2
 

der Hirsch: geyik

 

Da­vut pey­gam­ber, "Ca­nım Tan­rı’ya, ya­şa­yan Tan­rı’ya su­sa­dı; ne va­kit ge­le­ce­ğim ve Tan­rı’nın önün­de gö­rü­ne­ce­ğim?... Na­sıl top­lu­luk­la bir­lik­te yü­rür, Tan­rı’nın evi­ne ka­dar on­la­ra ön­cü­lük eder­dim, se­vinç ve şük­ran ses­le­ri ara­sın­da, bay­ram eden bir ka­la­ba­lık­la bir­lik­te!” (Mez­mur 42:1-4).

Da­vut o se­vinç­li gün­le­ri­ni anım­sı­yor, ama bu­ra­da sı­kın­tı içe­ri­sin­de şöy­le di­yor: AEy ca­nım, ne­den çök­müş­sün ve ne­den içim­de in­li­yor­sun? Tan­rı’ya umut bağ­la, çün­kü yü­zü­nün kur­ta­rı­şı için yi­ne O’na hamt ede­rim...Bü­tün gün ha­sım­la­rım, ‘Ne­re­de se­nin Tan­rın?’ de­dik­çe, ke­mik­le­ri­mi ezer gi­bi ba­na ha­ka­ret eder­ler. Ey ca­nım, ne­den çök­müş­sün? Ve ne­den içim­de in­li­yor­sun? Tan­rı’ya umut bağ­la, çün­kü O’na yi­ne öv­gü­ler su­na­ca­ğım; O be­nim kur­ta­rı­cım ve Tan­rım’dır” (42:5,10S11).

İş­te bu­ra­da yi­ne RAB’den ya­nıt ge­li­yor. Ne gü­zel! Umut ke­sil­mi­yor hiç­bir za­man. Son bul­ma­yan bir umu­du­muz var. Her sı­kın­tı­nın so­nu­cun­da, her ka­ran­lık tü­ne­lin so­nun­da bir ay­dın­lık bi­zi bek­li­yor. O da Rab­bi­miz’in ken­di­si­dir!


08-01-2018:

PAZARTESİ

Montag

8

OCAK

Januar

 

Çölün saka kuşuna benziyorum; viranelerin baykuşu gibi oldum. Gözüme uyku girmiyor ve dam üstünde yalnız kalan serçe gibiyim.

Çölün saka kuşuna benziyorum; viranelerin baykuşu gibi oldum. Gözüme uyku girmiyor ve dam üstünde yalnız kalan serçe gibiyim.

Çölün saka kuşuna benziyorum; viranelerin baykuşu gibi oldum. Gözüme uyku girmiyor ve dam üstünde yalnız kalan serçe gibiyim.

Çölün saka kuşuna benziyorum; viranelerin baykuşu gibi oldum. Gözüme uyku girmiyor ve dam üstünde yalnız kalan serçe gibiyim.

Mezmur 102: 6-
 

Ich gleiche der Eule der Wüste, ich bin wie das Käuzchen in den Ruinen. Ich wache und bin wie ein einsamer Vogel auf dem Dach.
Psalm 102, 7-8

Ser­çe­ler ge­nel­lik­le g­rup­lar ha­lin­de bir ara­da olur­lar. Tek bir ser­çe, ufa­cık bir kuş terk edil­miş, vi­ra­ne bir yer­de bu­lu­nu­yor. Da­vut da ken­di­ni vi­ra­ne bir yer­de bu­lu­nan kuş gi­bi gö­rü­yor, ça­re­siz ve ya­pa­yal­nız!

Vi­ra­ne­le­rin bay­ku­şun­dan söz edi­yor. Bay­ku­şun ba­kış­la­rı­nı hiç sey­ret­ti­niz mi? Bay­ku­şun ba­kış­lar o ka­dar üzü­cü­dür ki, in­sa­nın yü­re­ği­ne do­ku­nur. Da­vut, „ben bu du­rum­da­yım. O de­re­ce üz­gün ve acı­nı­la­cak bir şe­kil­de­yim”, di­yor. Ay­nı mez­murun 12. aye­tin­de tüm bu olum­suz­luk­la­ra rağ­men ko­ca­man bir AMA sö­zü var. Kut­sal Ki­tap’ın bir­çok ye­rin­de ne­re­de sı­kın­tı­lar­dan, dert­ler­den, elem­ler­den, acı­lar­dan söz edi­li­yor­sa, ar­ka­sın­dan mut­la­ka bir AMA sö­zü ge­li­yor. AAMA sen ya Rab, ebe­di­yen tah­tın­da otu­rur­sun!” Sen her şe­yin üze­rin­de kral­sın. Tüm yö­ne­tim se­nin elin­de­dir. Her şey se­nin ege­men­li­ğin al­tın­da­dır. Bu ne­den­le di­ye­bi­li­riz ki, Da­vut bir ya­nıt ola­rak bul­du­ğu yar­dı­mı 103. mez­murda di­le ge­tir­miş­tir: AEy ca­nım, Rab’be öv­gü­ler sun, iyi­lik­le­ri­nin hiç bi­ri­ni unut­ma!”

Schreiben Sie einen Kommentar

Ihre E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.

four × 2 =