Takvim 2013 Nisan – Aralik

List of all Calender Pages from April 2013 – December 2013 Takvim 2013  Nisan – Aralik

17-07-2018:

 

SALI

Dienstag

17

TEMMUZ

Juli

 

Kendimize bir kent kuralım, göklere erişecek bir kule dikip ün salalım. Böylece yeryüzüne dağılmayız.

Yaratılış 11: 4
 

Und sie sprachen: Wohlan, wir wollen uns eine Stadt und einen Turm bauen, und seine Spitze bis an den Himmel! So wollen wir uns einen Namen machen, damit wir uns nicht über die ganze Fläche der Erde zerstreuen!

1. Mose 11, 4
 

Kendi kişisel hayatımızda anıtlar, abideler dikiyor muyuz? Birey ya da toplum olsun, insanlar ruhsal alanda, düşüncelerinde putlaştırdıkları herhangi bir şeyin gerektirdiği inanç düzeyinden yukarı çıkamazlar. Oysa insanı yöneten, yönlendiren Tanrı’nın sevgisi olmalıdır. Sevginin içinde adalet, doğruluk, birlik, barış vardır.

Bazı insanlar bazen Babil kulesinin dini bir yer değil de bilimsel bir anıt olduğunu söylüyorlar. Fırat ve Dicle ırmakları arasına düşen verimli vadide Babil kulesi gibi birçok binaların kalıntıları vardır. Bunlara Azighurat” derler ve kesin olarak dini amaç için kullanılırlardı. Bazı zighuratlar daire şeklinde bir külah gibi yükselirdi. Bazıları da büyük kutu altta olmak üzere, birbirinden küçük kutucukların üst üste yerleştirilmiş şeklini ifade eder şekilde inşa edilirlerdi. Ortak yönleri, her zighuratın tepesine çıkan basamakları vardı. İnsanlar bu basamaklardan yukarı çıkıp çirkin kurbanlarını sunarlar, güneşe, aya ve yıldızlara tapınırlardı.


16-07-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

16

TEMMUZ

Juli

 

Başlangıçta dünyadaki bütün insanlar aynı dili konuşur, aynı sözleri kullanırlardı.

Yaratılış 11:1
 

Und die ganze Erde hatte ein und dieselbe Sprache und ein und dieselben Wörter.

1. Mose 11, 1
 

die Erde, die Welt: dünya
dieselbe: aynı

 

Yaratılış 11.bölümde gördüğümüz gibi, aynı dili konuşan insanların ‑ ki burada nasıl ve hangi dili konuştukları bize bildirilmiyor, bir araya gelip göklere erişecek bir kule inşa etmeye başlarlar. Ama ne yazık ki, onların bu istekleri, çabaları Tanrı’ya dönük bir adım değil, O’ndan ayrı yola giden ve Rab’be meydan okuyan bir adımdı.

Günahlı insan burada kendisini Tanrı yerine koyuyor. “Kendimize bir kent kuralım” dediler. Burada ne kötülük var, diyeceksiniz! Bakın daha sonraki sözde ne diyorlar: AGöklere erişecek bir kule dikip ün salalım!” Bu kısa ayette, insanı her çağda rahatsız etmiş olan hastalığı görüyoruz. Ortada kocaman bir BEN var. Demek ki bu kulenin kurulmasındaki tek amaç insanı yüceltmek, kendi benliğini beslemekti.

Babil sözcüğü, imparatorluğun içinde yaşayan halkın dilinde Atanrıların kapısı” anlamındadır. İbrani dilinde ise ‘babil’ sözcüğünün anlamı Akargaşalık” demektir. Tanrı’ya baş kaldırmak sonunda insan yaşamına kargaşalık getirir.


15-07-2018:

 

PAZAR

Sonntag

15

TEMMUZ

Juli

 

Başlangıçta dünyadaki bütün insanlar aynı dili konuşur, aynı sözleri kullanırlardı.

Yaratılış 11:1
 

Und die ganze Erde hatte ein und dieselbe Sprache und ein und dieselben Wörter.

1. Mose 11, 1
 

die Sprache: dil
das Wort: söz

 

Yaratılış 11’de “Kendimize bir isim yapalım” dediler. AÜn salalım!” İşte insanın o gün bu gün tutumu budur! Tanrı’dan bağımsız olarak ün salmak istiyor.

Babil kulesi, orta doğuda bulunan harabelerin bazılarında görülebilen basamaklı piramit şeklinde bir yapıydı. Fırat ve Dicle nehirleri arasındaki alanda buna benzer başka harabeler de var. Bunlar da tuğladan yapılmış. Harabe şeklinde ilk yapının nasıl bir şekilde inşa edildiğini göz önünde canlandırmaya kalkarsak diyebiliriz ki, çevresindeki basamaklar aracılığıyla tepesine çıkılabilen yüksek, ama yarıda kalmış bir binaydı. Bu gibi kulelerin tepesinde genelde bir sunak kurulurdu. Bu sunaklar putperest bir inancı besleyen çirkin tapınaklardı.

Daha sonra bu yöre, “Zighurat” adıyla bilinen, Babil kulesine benzeyen kuleciklerle dolacak ve insanlar bu kulelerin doruğunda insanları, hatta masum bebekleri diri diri yakarak, yakılmış kurban olarak sunacaklardı.

Bu günahın en doruk noktaya çıkmasıydı. Günah sınırı açtığında Rab buna göz yummaz, yargısını gönderir. Burada da böyle olacaktır.


 

14-07-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

14

TEMMUZ

Juli

 

RAB Nuh’un ardından kapıyı kapadı.

Yaratılış 7:16

 
Und der HERR schloss hinter ihm zu.

1. Mose 7, 16
 

hinter: ardında, ardından
die Tür: kapı
schließen: kapamak

 

Rab ile yürüyen Nuh ve ailesine bir gemi aracılığıyla kurtuluş geldi. Onlar bu yargıdan kurtuldular. Bu harika bir şekilde bizim kurtuluş gemimiz olan İsa Mesih’i göstermektedir. O’na iman eden herkes o sonsuz kurtuluşa kesin olarak sahiptir.

Nuh olayında beni her zaman teşvik eden, sevindiren şu sözler yazılıdır Yaratılış 7:16’da: “Nuh ve ailesi gemiye girdikten sonra, RAB Nuh’un ardından kapıyı kapadı!” Artık geri dönüş yok. İçeri çağıran Rab, içeri girildiğinde kapıyı kapayan Rab. Bu kurtuluş güvencesidir. Mesih’e iman eden bir kimseyi hiçbir kimse Rab’bin elinden alamaz.

Tanrı İbraniler’i Mısır diyarından çıkardıktan sonra onları Kızıl denizini yararak karşıya geçirdi ve sonra deniz tekrar birleşti. Musa bu halka şöyle dedi: AKorkmayın, bekleyin. Rab’bin sizi bugün nasıl kurtardığını göreceksiniz. Bugünden sonra Mısırlılar’ı bir daha asla, ebediyen görmeyeceksiniz” (Çıkış 14:13-14).

Rab’de geri dönüş yok. Kurtuluş garantidir.


13-07-2018:

 

CUMA

Freitag

13

TEMMUZ

Juli

 

Nuh doğru bir insandı... Tanrı yolunda yürüdü.

Yaratılış 6: 9
 

Noah war ein gerechter Mann, untadelig war er unter seinen Zeitgenossen; Noah lebte mit Gott.

1. Mose 6, 9

gerecht: doğruder Mensch: insan

Hanok Rab ile yürüdü. Rab ile yürümenin karşılığı olan yaşamı aldı. Hanok ölümü tatmadan yukarı alındı. Bu Mesih İsa aracılığıyla sonsuz yaşama kavuşanları göstermesi bakımından harikadır.

Rab ile yürüyen ikinci kişi Nuh’tur. Okuduğumuz gibi, “Nuh Tanrı yolunda yürüdü!” Rab onu da bir gemi aracılığıyla kurtardı.

Ama diğer insanlar öylesine günaha battılar ki, Rab insanlığı yeryüzünden yok etti tufan aracılığıyla. İşte burada bir sorun beliriyor, özellikle de ilahiyat okuyanlar için. Efendim, Sümerliler’de de Nuh tufanına ilişkin masal vardır. Sonra tufanın yeryüzünü birden kaplaması mümkün değildir, diyorlar. Bu doğrudur. Dünyamız düz olsaydı, bu mümkün olabilirdi. Ama yuvarlak olduğu için, bu mümkün değildir. Orta doğuyu su basarken, Amerika’yı, Avrupa’yı ya da Avustralya’yı su basması olanaksızdır. Oysa bunun yanıtı bence çok basittir. Tanrı neden tufanı yolladı? İnsanların günahları için. Bu tufan ile Rab insanlığı yok etti. O zaman insanın olmadığı Amerika kıtasına ya da başka kıtalara tufan göndermesine gerek yoktu!


12-07-2018:

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

12

TEMMUZ

Juli

 

anok 365 yıl yaşadı. Tanrı yolunda yürüdü... sonra Tanrı onu yanına aldı.

Yaratılış 5:23-24
 

Und alle Tage Henochs betrugen 365 Jahre. Und Henoch ging mit Gott; und er war nicht mehr da, denn Gott nahm ihn hinweg.

1. Mose 5, 23‑24
 

Ölüme mahkum olan insanlar arasında karşımıza Hanok adında ilginç birisi çıkıyor Yaratılış 5’te! Hanok 65 yaşındayken oğlu Metuşelah doğdu ve bundan sonra Hanok 300 yıl Rab ile yürüdü, diyor. Burada yargı gelmiyor, Rab ile yürümenin mükafatı ortaya koyuluyor: AHanok Rab ile yürüdü ve Rab onu ‑ ölümü tatmadan ‑ yanına aldı!” diyor (Yar.5:22,24).

AYürümek” sözünü ilk kez Yaratılış 3:8’de görüyoruz. Rab Aden bahçesinde yürüyor. Rab’bin yürüdüğünü duyan Adem ile Havva korktuklarından dolayı kaçıp saklandılar. Oysa daha önce Rab’den korkuları yoktu. Tam tersine, Rab ile sevinç veren ilişkileri vardı. Rab’bin aralarında olmasından büyük bir mutluluk duyuyorlardı. Ama şimdi Rab’den korkuyorlar ve kaçıp saklanıyorlar. Neden? Çünkü günahlı olduklarını biliyorlar. Günah bugün de insanları korku içerisine tutar, gerçeklerden kaçıp saklanır insanoğlu.


11-07-2018:

 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

11

TEMMUZ

Juli

 

Adem 130 yaşındayken kendi suretinde, kendisine benzer bir oğlu oldu. Adını  Şit koydu.

Yaratılış 5: 3

Und Adam lebte 130 Jahre und zeugte einen Sohn ihm ähnlich, nach seinem Bild, und gab ihm den Namen Set.

1. Mose 5,3
 

ähnlich: benzer
 

Yaratılış 5.bölümde ilginç bir gelişme oluyor. Tanrı Yaratılış 3:15’te kadının soyundan bir kurtarıcının geleceğini vaat etti. Peki bu nasıl olacaktı? Habil öldürüldü, Kayin lanet altına girdi. Bugünkü ayetimizde AAdem 130 yaşındayken  Şit adında kendisine benzer bir oğlu oldu!” diyor. Yaratılış 1:26’da Tanrı, kendi suretimizde, kendimize benzer insan yaratalım, dedi, diye yazar. İnsan önce Tanrı benzerliğinde yaratıldı. Burada ise, Adem kendi benzerliğinde bir oğla sahip oluyor. Yani günah kalıtım yoluyla anne babadan çocuklarına geçti.

5.bölümde artık ölüm yargısı da kendisini göstermeye başladı. Adem öldü,  Şit öldü, Enoş öldü ve ölüm ağzını açtı ve artık insanlar o günden bugüne dek ölüyorlar. Birçok insanın ANeden ölüyoruz” sorusunun yanıtı da buradadır. İnsan günah işleyerek ölümlü oldu. Ölümlü olmak demek, insanın cehenneme atılması demektir. Ama sevgi olan Tanrı, insanları bu sonsuz yargıdan kurtarmak için  Şit ve onun soyundan gelen bir kadın aracılığıyla bir kurtarıcının geleceği vaadini verdi.


10-07-2018:

 

SALI

Dienstag

10

TEMMUZ

Juli

 

Tanrı, kendi suretimizde, kendimize benzer insan yaratalım, dedi.

Yaratılış 1:26
 

Und Gott sprach: Lasst uns Menschen machen in unserm Bild, uns ähnlich!

1. Mose 1, 26
 

sich ähnlich sein: benzemek
die Form, die Gestalt, das Aussehen: suret

 

Dün de belirttiğim gibi, Tanrı tüm evreni yaratırken, insanı yaratılışın baş tacı olarak yarattı. Çünkü Tanrı sadece insanı kendi benzerliğinde yarattı. Bu nedenle de sadece insan konuşabilir, düşünebilir, karar verebilir, iyilikle kötülük arasında ayrım yapabilir, seçebilir, sevebilir, affedebilir, bağrına basabilir; yani tüm o tanrısal erdemlerin tümü insana verilmiştir. Ayrıca yine Tanrı’ya özgü olan o özgür iradeyi de Tanrı insana vermiştir. Bu nedenle insanın Tanrı’ya özgür iradesini kullanarak boyun eğmesi gerekiyordu. Ama insan bu özgür iradesini Tanrı’dan yana değil, kötülükten yana kullandı ve böylece Tanrı huzurundan kovuldu ve ölümlü oldu (Yar.3:23). Bu insanın başına gelen ilk yargıydı. Yaratılış kitabının ilk üç bölümünde bunlara tanık oluyoruz.

İkinci olarak, Adem’in oğullarından Kayin, kardeşi Habil’i öldürdü. Bu ilk kardeşin kardeşi öldürmesi, kanını akıtmasıydı. Neden bugün insan insanı öldürüyor? Yanıt buradadır. İnsanın günahı insanı kardeş katili yaptı. Bunun sonucu yine yargıydı. Kayin toprağın laneti altına girdi.


09-07-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

9

TEMMUZ

Juli

 

Tanrı Avram’a (İbrahim’e), ülkeni, akrabalarını, baba evini bırak, sana göstereceğim ülkeye git, dedi.

Yaratılış 12: 1
 

Und der HERR sprach zu Abram: Geh aus deinem Land und aus deiner Verwandtschaft und aus dem Haus deines Vaters in das Land, das ich dir zeigen werde!

1. Mose 12, 1
 

Okuduğumuz ayet bize, Tanrı’nın İbrahim’i çağırdığını göstermektedir. Peki Tanrı neden İbrahim’i seçti ve çağırdı? Tanrı’nın bunda amacı neydi? Neyi hedefledi? Bunun ile bizlere neyi öğretmek istiyor? Tüm bunları daha iyi anlamak için, Yaratılış 1-11 bölümleri arasında gelişen olaylara bakmamız gerekir. Tabii ayrıntılara girmeyeceğim, kısa bir kuş bakışı yapacağım.

Ama Nuh tufanı ve Babil kulesine ilişkin birkaç ayrıntıya bakmamız gerekecek. Sonra Yaratılış 12. bölümden başlayarak İbrahim’in çağrılması ve Tanrı’ya itaat ederek yola çıkması serüvenini izleyeceğiz. Burada da ayet ayet değil, ama önemli gördüğüm, kendimize de büyük dersler çıkarabileceğimiz noktalara bakacağız.

En başta şunu söyleyebilirim: Tanrı tüm evreni yaratırken, insanı yaratılışın baş tacı olarak yarattı. Bu da senin, benim ve her insanın Tanrı önünde çok değerli olduğunu göstermektedir. Bu aynı zamanda Tanrı tarafından çok sevildiğimizi de göstermektedir. Sen de değerlisin ve sevilmektesin.


08-07-2018:

 

PAZAR

Sonntag

8

TEMMUZ

Juli

 

Sen, sonsuza dek kralsın, ya RAB, egemenliğin kuşaktan kuşağa sürer. Niçin bizi büsbütün unutuyorsun, neden günler boyu bizi terk ediyorsun? Bizi kendine döndür, ya RAB, döneriz biz; eski günlerimizi geri ver.

Ağıtlar 5:19S21
 

Du aber, HERR, bleibst in Ewigkeit, dein Thron von Generation zu Generation. Warum willst du uns für immer vergessen, uns verlassen lebenslang? Bring uns zurück, HERR, zu dir, dass wir umkehren! Erneuere unsere Tage ‑ wie früher!

Klagelieder 5, 19S21
 

Bu, Ye­rem­ya’nın hal­kı için dua­sı­dır. Da­ha ön­ce Rab’bin ina­ye­ti­ne ve mer­ha­me­ti­ne de­ğin­di. O ina­yet ne­de­niy­le­dir ki, bi­zi yok et­me­din, di­yor­du.  Şim­diy­se, Rab’bin son­su­za dek ege­men ol­du­ğu­nu söy­ler ve ken­di­le­ri­ni ye­ni­den an­ma­sı­nı di­ler. Rab’be dö­ne­bil­me­le­ri için, Rab’bin yar­dı­mı­na ih­ti­yaç duy­duk­la­rı­nı be­lir­ti­yor. Yi­ne Ye­rem­ya bi­li­yor­du ki, o es­ki esen­lik, ba­rış ve be­re­ket do­lu gün­le­re ka­vuş­mak için, Rab’be dön­me­le­ri ge­re­kir. Da­vut pey­gam­ber de gü­na­hı ne­de­niy­le yi­tir­di­ği o hu­zu­ra, se­vin­ce ka­vuş­mak için şöy­le dua et­miş­ti: AEy Tan­rım, ina­ye­ti­ne gö­re ba­na acı, rah­me­ti­nin çok­lu­ğu uğ­ru­na sil is­yan­la­rı­mı... Arıt be­ni gü­na­hım­dan... ge­ri ver ba­na sağ­la­dı­ğın kur­tu­luş se­vin­ci­ni” (Mez­mur 51).

Bun­dan he­pi­miz ders al­ma­lı­yız: O yı­kım gü­nü gel­me­den, bir an ön­ce gü­nah­la­rı­nız­dan töv­be ede­rek Rab’be dön­me­niz ge­re­kir. O gün iş­te şim­di­dir, çün­kü ya­rı­nın ne ola­ca­ğı­nı bil­mi­yor­su­nuz.


07-07-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

7

TEMMUZ

Juli

 

Boş yere yardım beklemekten gözlerimizin feri sönüyor; yardım etmeyecek bir ulusu kulübelerimizde bekledikçe bekledik.

Ağıtlar 4:17
 

Noch vergehen unsere Augen auf der Suche nach Hilfe für uns ‑ umsonst. Auf unserer Warte warteten wir auf eine Nation, die doch nicht retten kann.

Klagelieder 4, 17
 

1948 yı­lın­da İs­rail dev­le­ti ku­rul­du­ğu za­man, bu­nu Tan­rı kur­ma­dı. Ya­hu­di hal­kı­nı dev­let­leş­ti­ren, İs­rail’e ge­ti­ren Bir­leş­miş Mil­let­ler­di. O za­man­dan be­ri de bir an bi­le hu­zur için­de ya­şa­ma­dı­lar. Sü­rek­li sa­vaş ha­lin­de­ler. Ora­da hiç­bir za­man ba­rış ve esen­lik ol­ma­ya­cak­tır. Ne­den bi­li­yor mu­su­nuz? Çün­kü bu in­san­lar Tan­rı’ya dön­me­di­ler ve Tan­rı on­la­rı di­yar­la­rı­na dön­dür­me­di. Rab, Ya­hu­da’nın so­ru­nu­nun, yar­dım için Mı­sır’a bak­mak­ta ol­du­ğu­nu söy­lü­yor. Ve Mı­sır on­la­ra yar­dım­cı ol­ma­dı. Ba­tı dün­ya­sı, İs­rail’e ver­me­si ge­re­ken şe­yin ma­ki­ne­ler, si­lah­lar ve ben­ze­ri şey­ler de­ğil, Tan­rı Sö­zü ol­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni kav­ra­ma­dı. Ye­ru­şa­lim an­lam ola­rak as­lın­da ABa­rış ken­ti!” de­mek­tir, ama ora­da ba­rış baş­ka­nı olan İsa Me­sih ka­bul edil­me­di­ği için ba­rış yok. Ba­rış, hu­zur ve esen­lik an­cak İsa Me­sih’e dön­dük­le­ri za­man ge­le­cek­tir.

İn­sa­nın yü­re­ğin­de de o ka­lı­cı esen­lik, ba­rış ve hu­zur yok­tur; ge­le­cek için bir umut yok­tur. Hem Ya­hu­di­ler için hem de biz­ler için tek çö­züm İsa Me­sih’e ge­lip iman et­mek­tir.

 
06-07-2018:

 

CUMA

Freitag

6

TEMMUZ

Juli

 

Altın nasıl donuklaştı, saf altın nasıl değişti? Kutsal taşlar sokak başlarına dağılmış. Değerleri saf altınla ölçülen Siyon çocukları nasıl çömlekçi işi, toprak testiler gibi sayılır oldu!

Ağıtlar 4:1-2
 

Wehe, wie dunkel ist das Gold geworden, wie entstellt das feine Gold! Wie liegen hingeschüttet die Steine des Heiligtums an allen Straßenecken! Die Söhne Zions, die kostbaren, einst aufgewogen mit gediegenem Gold, wehe, wie sind sie irdenen Krügen gleichgeachtet, dem Werk von Töpferhänden!

Klagelieder 4, 1-2
 

Ye­rem­ya al­tı­nı, Si­yon de­li­kan­lı­la­rıy­la kı­yas­lı­yor. Al­tın kap­lar gi­bi olan İs­rail’in en iyi de­li­kan­lı­la­rı şim­di top­rak tes­ti­ler gi­bi ol­muş­lar. Kı­rıl­mış­lar. Sa­va­şın kor­kunç ve deh­şet ve­ri­ci ya­nı, ulu­sun en iyi de­li­kan­lı­la­rı­nı yok eder. Ya­hu­da de­li­kan­lı­la­rı Tan­rı’ya hiz­met et­mi­yor­lar­dı ve şim­di sa­de­ce kı­rık tes­ti­ler gi­biy­di­ler. Bu çok t­ra­jik bir re­sim­dir.

Biz in­san­lar ge­nel­de gu­rur­lu­yuz. İn­san­la­ra son za­man­lar­da ken­di hak­la­rın­da iyi şey­ler dü­şün­me­le­ri söy­le­ni­yor. Her sa­bah kalk­tı­ğı­nız­da ay­na­ya ba­kın ve ASe­ni se­vi­yo­rum!” de­yin ken­di ken­di­ni­ze den­mek­te­dir. Ama Me­sih iman­lı­la­rı­nın bu­na ih­ti­ya­cı yok, çün­kü on­lar ken­di­le­ri­ni za­ten se­vi­yor­lar! Na­sıl mı? Tan­rı’nın on­la­ra de­ğer ver­di­ği­ni ve sev­di­ği­ni bi­li­yor­lar da on­dan.

El­çi Pav­lus, iman­lı­yı top­rak bir ka­ba ben­ze­tir. An­cak bu­ra­da ko­nu ka­bın ne­den ya­pıl­mış ol­du­ğu de­ğil, na­sıl kul­la­nıl­dı­ğı­dır. Biz­ler ne tür kap­la­rız? Rab için mi yok­sa ken­di­miz için mi kul­la­nı­lan kap­la­rız?


05-07-2018:

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

5

TEMMUZ

Juli

 

Rab’bin kayrasından dolayıdır ki, yok olmadık. Merhameti asla son bulmaz.

Ağıtlar 3:22
 

Ja, die Gnadenerweise des HERRN sind nicht zu Ende, ja, sein Erbarmen hört nicht auf,

Klagelieder 3, 22
 

das Erbarmen: merhamet
 

Ye­rem­ya geç­mi­şe ba­kı­yor. Ulu­su­nun ve Ye­ru­şa­lim ken­ti­nin üze­ri­ne ge­len yar­gı­yı ön­ce­den bil­dir­miş­ti ve Ye­rem­ya bu ağı­tı ya­zar­ken Ye­ru­şa­lim’in ha­ra­be­le­ri ve yı­kın­tı­la­rı için­de ağ­la­ya­rak otu­ru­yor. Ama Ye­rem­ya bir şey da­ha bi­li­yor­du. O, Tan­rı’nın sert yar­gı­sı­na kar­şın, O’nun ina­yet ve mer­ha­met eli­ni gö­re­bi­li­yor. Eğer Tan­rı’nın ina­ye­ti ve mer­ha­me­ti ol­ma­say­dı ta­ma­men yok ola­bi­lir­ler­di. Eğer hak et­tik­le­ri ce­za­yı al­sa­lar­dı ta­ma­men yok edi­lir­ler­di; yer­yü­zün­den ta­ma­men si­li­nir­ler­di.

Bu sa­de­ce Ye­rem­ya ve hal­kı için ge­çer­li de­ğil­dir, her çağ­da her in­san ve ulus için de ge­çer­li­dir. Bu se­nin ve be­nim için de ge­çer­li­dir. Gü­nah­lı­yız, ama bu­na rağ­men yok ol­mu­yo­ruz. Rab bi­zi he­men ce­hen­ne­me gön­der­mi­yor. Çün­kü Rab ina­yet­te öy­le­si­ne yü­ce ve ha­ri­ka­dır ki, bi­ze sab­re­di­yor, fır­sat­lar ve­ri­yor. Hat­ta bu ina­yet öy­le­si­ne bü­yük­tür ki, biz­ler ye­ni­den son­suz ya­şa­ma ka­vu­şa­lım di­ye Rab bi­ze İsa ara­cı­lı­ğıy­la kur­tu­luş yo­lu­nu aç­tı. Rab’bin mer­ha­me­ti, kay­ra­sı ha­len üze­ri­miz­de­dir.


04-07-2018:

 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

4

TEMMUZ

Juli

 

RAB’bin gazap değneği altında acı çeken insan benim.

Ağıtlar 3: 1
 

Ich bin der Mann, der Elend sah durch die Rute seines Grimmes.

Klagelieder 3, 1
 

die Rute, der Stock: değnek
 

“RAB’bin ga­zap değ­ne­ği al­tın­da acı çe­ken in­san be­nim. Be­ni güt­tü, ışık­ta de­ğil, ka­ran­lık­ta yü­rüt­tü. Evet, dö­nüp dö­nüp bü­tün gün ba­na eli­ni kal­dı­rı­yor. Eti­mi, de­ri­mi yıp­rat­tı, ke­mik­le­ri­mi kır­dı” (Ağıt­lar 3:1S4).

Ye­rem­ya pey­gam­ber gör­dü­ğü­müz gi­bi çok bü­yük sı­kın­tı­lar çek­ti. Ye­ru­şa­lim ken­ti­ni, o ken­tin ba­şı­na ge­le­cek­le­ri dü­şün­dük­çe sağ­lı­ğı bo­zul­du. Ye­rem­ya, ulu­sun ba­şı­na ge­len yı­kım­dan çok et­ki­len­miş­ti. Si­ze söy­le­miş­tim” di­ye­rek do­la­nıp dur­mu­yor­du. As­lın­da kal­bi pa­ram­par­çay­dı. Onun bu tep­ki­si as­lın­da biz­le­re Tan­rı’nın ne­ler his­set­ti­ği­ni gös­te­ri­yor. Tan­rı et­ki­len­me­miş de­ğil­dir; Ken­di­ne ait olan­lar­la git­mek­te­dir. Rab İsa, Si­zi as­la terk et­mem ve bı­rak­mam” de­miş­ti.  Şu an­da bir sü­rü der­di­niz, kay­gı­nız, sı­kın­tı­nız, acı­nız ya da kor­ku­la­rı­nız ola­bi­lir, ama dos­tum, Tan­rı’nın ya­nı­nız­da ol­du­ğun­dan emin ola­bi­lir­si­niz. Bu Rab’bin ver­di­ği vaa­di­dir. O’na ge­lin, yü­re­ği­niz­de olan­la­rı söy­le­yin ve da­ha da önem­li­si O’na gü­ve­nin.


03-07-2018:

 

SALI

Dienstag

3

TEMMUZ

Juli

 

Yoldan geçen herkes sana el çırpıyor; Yeruşalim kızına baş sallayıp ıslık çalıyorlar; “Bütün dünyanın sevinci, güzelliğin simgesi dedikleri kent bu mu?” diyorlar.

Ağıtlar 2:15
 

Alle, die des Weges ziehen, klatschen über dich in die Hände, sie zischen und schütteln ihren Kopf über die Tochter Jerusalem: “Ist das die Stadt, von der man sagte: Der Schönheit Vollendung, Wonne der ganzen Erde?”

Klagelieder 2,15
 

T. adın­da bir kız ta­nı­dım. İsa Me­sih’e il­gi du­yu­yor, hat­ta iman et­ti­ği­ni bi­le söy­lü­yor­du. Bi­zim yıl­da iki kez yap­tı­ğı­mız se­mi­ner­le­re de ka­tı­lı­yor­du. Ama T.’nin ya­şa­mı pek düz­gün de­ğil­di. Bir ta­raf­tan Rab’be iman et­ti­ği­ni söy­lü­yor, ama ha­ya­tı, ya­şa­yış şek­li tam ter­si­ni gös­te­ri­yor­du. Bir gün onu kar­şı­ma al­dım, uzun uza­dı­ya ken­di­siy­le ko­nuş­tum. Yap­tık­la­rı­nın doğ­ru ol­ma­dı­ğı­nı, gü­nah içe­ri­sin­de ya­şa­ma­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni söy­le­dim. Da­ha son­ra, ken­di­sin­den 4S5 yıl ka­dar hiç bir ha­ber ala­ma­dım. Bir gün bi­zim o se­mi­ner top­lan­tı­mız­da bir ba­ya­nın ba­na, AAli abi, mer­ha­ba, na­sıl­sın?” di­ye sor­du­ğun­da, Amer­ha­ba” di­ye­rek ce­vap ver­dim, ama Ase­ni ta­nı­ya­ma­dım”, de­dim. Bir­den hün­gür hün­gür ağ­la­ma­ya baş­la­dı. AAli abi, be­ni ta­nı­ma­dın mı? Ben T’yim”, de­yin­ce çok şa­şır­dım. Çün­kü çok çök­müş ve san­ki 20 yıl yaş­lan­mış­tı. Son­ra T. şöy­le de­di: ABe­nim gü­nah­la­rım be­ni bu du­ru­ma ge­tir­di!”

İş­te, İs­rail hal­kı­nı, o gü­ze­lim Ye­ru­şa­lim ken­ti­ni böy­le­si­ne ha­ra­be­ye çe­vi­ren, alay ko­nu­su du­ru­mu­na ge­ti­ren, on­la­rın gü­nah­la­rıy­dı.


02-07-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

2

TEMMUZ

Juli

 

Rab sunağını attı, tapınağını terk etti; Siyon saraylarını çeviren surları düşman eline bıraktı. Bayram gününde olduğu gibi, düşman RAB’bin Tapınağı’nda sevinç çığlıkları attı.

Ağıtlar 2: 7
 

Verstoßen hat der Herr seinen Altar, entweiht sein Heiligtum; er hat die Mauern ihrer Paläste der Hand des Feindes preisgegeben; Lärm erhob sich im Haus des HERRN wie an einem Festtag.

Klagelieder 2, 7
 

Bir za­man­lar, Tan­rı’nın ya­pı­lır­ken öl­çü­le­ri­ni ver­di­ği, hu­zu­ru­nun bu­lun­du­ğu ve be­re­ket­le­di­ği ta­pı­nak, şim­di Rab’bin nef­ret et­ti­ği bir du­ru­ma gel­di.

İnan­dı­ğı­nı söy­le­yen in­san­la­rın ken­di ya­şam­la­rı­nı araş­tır­ma­la­rı ge­rek­tir. Top­lan­tı­la­ra ka­tı­lır­ken, bu Tan­rı’nın hoş­lan­dı­ğı bir şey mi­dir? Yok­sa as­lın­da Tan­rı’nın ama­cı­na za­rar ve­ren bir şey mi­dir? Top­lu­lu­ğa gi­der­ken ka­fa­nız doğ­ru ko­num­da mı, yok­sa eleş­ti­ri­ler için­de mi­si­niz? Tan­rı’nın Ru­hu si­zi kul­la­na­bi­lir mi?

İsa’nın tu­tuk­lan­dı­ğı ge­ce en teh­li­ke­li ye­rin ne­re­si ol­du­ğu­nu bi­li­yor mu­su­nuz? O’nun ölü­mü­nü p­lan­la­yan o adam­la­rın ol­du­ğu yer miy­di? Ha­yır dos­tum, o ge­ce en teh­li­ke­li yer, İsa’nın bu­lun­du­ğu o üst kat­ta­ki oday­dı! Ne­den, bi­li­yor mu­su­nuz?  Şey­tan ora­day­dı ve Ya­hu­da İs­ka­ri­yot’un kal­bi­ne İsa’yı ele ver­me­yi koy­du. Ta­bii ki, bir top­lu­lu­ğa ka­tıl­mak iyi­dir, ama sa­de­ce bir ki­li­se­ye git­me­niz Tan­rı’yı hoş­nut et­ti­ği­ni­zi gös­ter­mez. Ha­ya­tı­nız, tu­tum ve dav­ra­nış­la­rı­nız Tan­rı’ya bağ­lı ol­du­ğu­nu­zu gös­ter­me­si ge­re­kir.


30-06-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

30

HAZİRAN

Juni

 

Ey sizler, yoldan geçenler. Sizin için önemi yok mu bunun?

Ağıtlar 1: 12
 

Ist es noch nicht zu euch gedrungen, alle, die ihr des Weges zieht?

Klagelieder 1, 12
 

der Weg: yol

Dos­tum, İsa Me­sih’e ne­den iman et­ti­niz? İsa’ya sa­de­ce ye­ni bir ki­şi­lik ka­zan­mak için mi gel­di­niz? Ru­hu­nu­za bi­raz hu­zur bul­mak, yü­re­ği­niz­de bi­raz­cık sev­gi ya­rat­mak için mi gel­di­niz? O’nun çar­mıh­ta öl­me­si­nin ne­de­ni bu mu­dur? Ba­kın, Me­sih çar­mıh­ta si­zi ce­hen­nemden kur­tar­mak için öl­dü. Tan­rı’nın Ru­hu dün­ya­ya Me­sih’i Kur­ta­rı­cı ola­rak gös­ter­mek ve dün­ya­yı gü­na­hı hak­kın­da ik­na et­me­ye gel­di. İsa, “Ba­na iman et­me­dik­le­ri için” gü­nah iş­le­di­ler (Yu.16:9) de­di. Tan­rı’nın hır­sız için, ka­til, üç­ka­ğıt­çı ve her tür gü­nah için bir ça­re­si var­dır. Ama İsa Me­sih’i red­de­den bi­ri­si için ça­re­si yok­tur. Bu iş­le­ne­bi­le­cek en bü­yük gü­nah­tır.

Me­sih’i red­de­der­se­niz O’nun si­zin için yap­mış ol­du­ğu o eş­siz kur­tu­lu­şun an­la­mı­nı yi­tir­di­ği bir ye­re ge­le­bi­lir­si­niz. Ye­ru­şa­lim, Tan­rı’nın Ye­rem­ya’ya, ASe­ni din­le­me­me­le­ri­ne üzül­me. Eğer Mu­sa, İl­yas ya da Sa­muel bu­ra­da olup on­lar için dua et­sey­di, on­la­rı da din­le­mez­dim. Ar­tık çok geç; çiz­gi­nin öbür ta­ra­fı­na geç­ti­ler!” di­ye yar­gı­la­dı­ğı kent­tir.



 

29-06-2018:

 

CUMA

Freitag

29

HAZİRAN

Juni

 

Orada bizi tutsak edenler bizden ezgiler, bize zulmedenler bizden şenlik istiyor, “Siyon ezgilerinden birini okuyun bize!” diyorlardı.

Mezmur 137:3
 

Denn die uns gefangen hielten, forderten dort von uns die Worte eines Liedes, und die uns wehklagen machten, forderten Freude: “Singt uns eins der Zionslieder!”

Psalm 137, 3
 

Ba­bil hal­kı İs­rail­li­ler’in her za­man ha­ri­ka ez­gi­ler söy­le­dik­le­ri­ni bi­li­yor­lar­dı. Dün­ya­ca bi­li­nen bir şey­di bu. İs­rail ulu­su­nun yıl­lık bay­ram­la­rın­da halk tür­lü yer­ler­den Ye­ru­şa­lim’e ge­lip bir­lik­te ila­hi­ler söy­ler­ler ve özel­lik­le bu mez­mur­la­rı okur­lar­dı. Her­hal­de mez­mur­la­rın hep­si için de mü­zik bes­te­len­miş­ti. Da­vut pey­gam­ber yüz­ler­ce mü­zis­yen­ler­den olu­şan bir or­kest­ra ku­rup bir ko­ro dü­zen­le­miş­ti. Tah­min­le­re gö­re ba­zen yüz bi­ni aş­kın bir top­lu­luk ta­pı­na­ğın çev­re­sin­de top­la­nıp Rab’be ez­gi­ler yük­sel­tir­di. Bu ko­ro­nun se­si­ni duy­mak ha­ri­ka bir tec­rü­be ol­ma­lıy­dı.

Ta­bii in­san­lar Ye­ru­şa­lim’e gel­dik­le­ri za­man ora­da can­sız put­la­ra ta­pı­nan bir halk de­ğil, di­ri Tan­rı’ya ta­pı­nan in­san­lar gör­dü­ler. Bu in­san­lar bam­baş­ka şe­kil­de tek Tan­rı’ya yak­la­şı­yor­lar­dı. İle­ri­de gü­nah­lar için kur­ban ola­cak bi­ri­si­ni tem­sil eden kur­ban­la­rın ka­nıy­la bu di­ri Tan­rı’ya yak­la­şı­yor­lar, O’na ta­pı­nı­yor­lar­dı. Ama so­nun­da bu inanç­la­rın­dan dön­dü­ler, Rab’be sırt çe­vir­di­ler; so­nuç, yı­kım ve kö­le­lik. Tapınışları artık yürekten gelmedi, yüzeysel bir şeye dönüştü.


28-06-2018:

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

28

HAZİRAN

Juni

 

Çevredeki kavaklara lirlerimizi astık.

Mezmur 137:2

An die Pappeln dort hängten wir unsere Zithern.

Psalm 137, 2
 

(auf‑)hängen: asmak
 

Ya­hu­di hal­kı ila­hi söy­le­me­le­riy­le ün­lüy­dü. Ama şim­di ila­hi söy­le­mi­yor­lar, ez­gi­ler oku­mu­yor­lar. Ne ko­ro­la­rı var ne de ko­ro şef­le­ri. Ez­gi oku­ya­cak­la­rı­na ağıt ya­kı­yor­lar, fer­yat edi­yor­lar. Lir­le­ri­ni ka­vak­lar üze­ri­ne as­mış­lar­dır. Si­yon ez­gi­le­ri­ni Ba­bil ır­mak­la­rı ke­na­rın­da söy­le­ye­mez­ler­di! On­lar da­ha ön­ce Ye­ru­şa­lim’de, Rab’bin Ta­pı­na­ğın­da Rab’be ila­hi söy­ler­ler­di.  Şim­diy­se Ba­bil ır­mak­la­rı ke­na­rın­da bo­yun­la­rı eğik otu­ru­yor­lar.

Bugün de bu kap­sam­da bin­ler­ce Me­sih iman­lı­sı lir­le­ri­ni bir ye­re as­mış­lar, Rab’be öv­gü­ler yük­sel­te­mi­yor­lar. Du­dak­la­rın­da ez­gi yok, sa­de­ce şi­ka­yet var! Dos­tum, sen de yü­re­ğin­de­ki ve du­dak­la­rın­da­ki ez­gi­le­ri yi­tir­din mi? Bel­ki sen de bu İs­rail­li­ler gi­bi es­ki gün­le­re ba­kıp es­ki coş­ku­yu ha­tır­lı­yor­sun. Rab’be ilk iman et­ti­ğin gün­ler­de­ki se­vin­ci ve mut­lu­lu­ğu öz­lü­yor­sun. Sen de o se­vinç ila­hi­si­ni kay­bet­tin mi? Ha­ya­tı­na bak ve gör. Se­nin se­vin­ci­ni sen­den çal­mış olan bir gü­na­hın mı var? Var­sa töv­be et ve ge­ri Rab’be, O’nun hu­zu­ru­na dön.



 

27-06-2018:

 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

27

HAZİRAN

Juni

 

Orada bizi tutsak edenler bizden ezgiler, bize zulmedenler bizden şenlik istiyor, “Siyon ezgilerinden birini okuyun bize!” diyorlardı.

Mezmur 137: 3
 

Denn die uns gefangen hielten, forderten dort von uns die Worte eines Liedes, und die uns wehklagen machten, forderten Freude.

Psalm 137, 3

Mez­mur­lar Tan­rı’yı yü­celt­mek için ya­zı­lan ez­gi­ler­dir. Mez­mur­lar se­vin­ci ve öv­gü­yü di­le ge­ti­rir. İman­dan, umut­tan ve gü­ven­den söz eder. Ama 137. mez­mur böy­le de­ğil­dir. Bu mez­mur göz­yaş­la­rı­nı, ye­nil­miş­li­ği di­le ge­ti­rir.

Bu in­san­la­rın ne iş­le­ri var­dı Ba­bil’de? Ora­ya sür­gü­ne git­ti­ler, çün­kü gü­nah iş­le­di­ler ve gü­nah için­de ya­şa­ma­yı sür­dür­dü­ler. Ye­rem­ya pey­gam­ber on­la­ra Rab’bin Sö­zü’nü du­yur­du, ama on­lar din­le­me­di­ler. Bu ne­den­le de o göz­ya­şı dök­tü, ağ­la­dı. Tan­rı bu hal­ka töv­be et­me­le­ri için fır­sat­lar ver­di, ama on­lar Ye­rem­ya’yı din­le­me­di­ler, onun­la alay et­ti­ler. Tan­rı da Ye­rem­ya’nın ağ­zıy­la yar­gı­sı­nı bu sert en­se­li in­san­la­ra du­yur­du. Töv­be et­mez­ler­se Ye­ru­şa­lim’i, on­la­rın o gü­zel ken­ti­ni yok ede­cek­ti. Ay­nı za­man­da Ye­rem­ya on­la­ra, kö­le ola­cak­la­rı­nı da söy­le­di.

Dos­tum, bu­gün de du­rum ay­nı­dır. Gü­nah­la­rı­nız­dan töv­be et­mez­se­niz, bir gün yar­gı ge­le­cek­tir. Tan­rı si­zi de se­vi­yor ve kur­tar­mak is­ti­yor.



 

26-06-2018:

 

SALI

Dienstag

26

HAZİRAN

Juni

 

Babil ırmakları kıyısında oturup Siyon’u andıkça ağladık.

Mezmur 137:1
 

An den Strömen Babels, da saßen wir und weinten, wenn wir an Zion dachten.

Psalm 137, 1
 

das Ufer: kıyı

 

137. mez­mur, 70 yıl­lık kö­le­lik dö­ne­min­de Ya­hu­di hal­kı­nın ya­şa­mış ol­du­ğu t­ra­jik ve üzü­cü olay­lar­dan söz eder. Bu in­san­lar yurt­suz ol­ma­nın, red­de­dil­me­nin, ezil­me­nin ne ol­du­ğu­nu tec­rü­be et­miş­tir. Ya­ban­cı ül­ke­ler­de, ya­ban­cı­lar ara­sın­da ya­şa­ma­nın ne ka­dar üzü­cü ol­du­ğu­nu ya­şa­dı­lar.

"Ba­bil ır­mak­la­rı kı­yı­sın­da otu­rup Si­yon’u anım­sa­dık­ça ağ­la­dık!” Ne ka­dar acık­lı bir man­za­ra, de­ğil mi? Bu kı­sa cüm­le­de, ezil­miş­lik, terk edil­miş­lik ve umut­suz­luk var­dır.

Bu in­san­lar ken­di is­tek­le­riy­le Ba­bil’e git­me­di­ler, ora­ya gö­tü­rül­dü­ler, çün­kü otur­duk­la­rı ken­ti on­lar­dan da­ha güç­lü olan Ba­bil or­du­la­rı iş­gal et­miş­ler, bir­ço­ğu­nu esir alıp Ba­bil’e ta­şı­mış­lar­dı. On­la­rı hay­van sü­rü­sü gi­bi toz­lu yol­lar­da güt­tü­ler. İn­san­lık­tan çı­kar­dı­lar, her bi­ri­ne ha­şe­rey­miş gi­bi bak­tı­lar.  Şim­di otu­rup baş­la­rı­na ge­len bu yı­kım için ağ­lı­yor­lar. Eğer Ye­rem­ya pey­gam­be­rin ha­be­ri­ni öne­me al­sa­lar­dı, gü­nah­la­rın­dan töv­be et­se­ler­di, bun­lar baş­la­rı­na gel­me­ye­cek­ti. Bu biz­le­re de ders ol­ma­lı­dır.


25-06-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

25

HAZİRAN

Juni

 

Babil ırmakları kıyısında oturup Siyon’u andıkça ağladık.

Mezmur 137: 1
 

An den Strömen Babels, da saßen wir und weinten, wenn wir an Zion dachten.

Psalm 137, 1
 

der Fluss, der Strom: ırmak, nehir
 

De­ğer­li dost­lar, ço­ğu za­man in­san­la­rı­mız gü­na­hın ne ka­dar cid­di ol­du­ğu­nu pek gör­mez­ler. Gü­na­hın en baş­ta ge­tir­di­ği şey yı­kım­dır. Gü­nah in­sa­nı Tan­rı’dan ayı­rır, insan­dan ayı­rır, ai­le içe­ri­sin­de yı­kım­la­ra ne­den olur. İn­san gü­nah­la­rı içe­ri­sin­de de­vam eder­se, yı­kı­ma enin­de so­nun­da uğ­ra­ya­cak­tır. Ni­ce ulus­lar gü­nah­la­rın­dan do­la­yı yok olup git­ti­ler. İş­te Ye­rem­ya pey­gam­be­rin hal­kı da gü­nah ne­de­niy­le kö­le ola­rak Ba­bil’e sür­gü­ne gö­tü­rül­dü­ler. Ye­rem­ya pey­gam­ber bu­nun için çok ağ­la­dı. Da­ha son­ra Ba­bil’e kö­le ola­rak gö­tü­rü­len bu in­san­la­rın Si­yon’u anım­sa­yıp ağ­la­dık­la­rı­nı söy­ler Mez­mur 137. Ne­den Ba­bil’e kö­le ola­rak gö­tü­rül­dü­ler? Gü­nah­la­rın­dan do­la­yı. On­la­ra töv­be et­me­le­ri, Rab’be dön­me­le­ri için ke­re­ler­ce fır­sat­lar ve­ril­di, ama on­lar Rab’bin ver­di­ği ha­be­re pek ku­lak as­ma­dı­lar, gü­nah­lı ol­duk­la­rı­nı cid­di­ye al­ma­dı­lar. So­nun­da Ye­rem­ya pey­gam­be­rin söy­le­di­ği gi­bi, kö­le ola­rak Ba­bil’e gö­tü­rül­dü­ler. Ora­da 70 yıl sür­gün ha­ya­tı kö­le ola­rak ya­şa­dı­lar. İş­te, gü­na­hın ge­tir­di­ği so­nuç o dö­nem­de de ay­nıy­dı, gü­nü­müz­de de ay­nı­dı.



 

24-06-2018:

 

PAZAR

Sonntag

24

HAZİRAN

Juni

 

Ey sizler, yoldan geçenler, sizin için önemi yok mu bunun; bakın da görün başıma gelen dert gibisi var mı? Öyle bir dert ki, Rab öfkesinin alevlendiği gün başıma yağdırdı onu.

Ağıtlar 1: 12
 

Ist es noch nicht zu euch gedrungen, alle, die ihr des Weges zieht? Schaut und seht, ob es einen Schmerz gibt wie meinen Schmerz, der mir angetan worden ist, mit dem mich der HERR betrübt hat am Tag seiner Zornglut!

Klagelieder 1, 12
 

Ye­rem­ya ağ­la­dı; Tan­rı’nın ne­den bu fe­la­ke­te izin ver­di­ği­ni bil­mek is­ti­yor­du ve Tan­rı ona Ken­di­si­nin Ye­ru­şa­lim’de yap­tı­ğı şey­ler­de doğ­ru ve adil ol­du­ğu ko­nu­sun­da gü­ven­ce ver­di.

Ye­rem­ya’nın bir baş­ka so­ru­su da şuy­du: AEy siz­ler, yol­dan ge­çen­ler, si­zin için bir şey ifa­de et­mi­yor mu bu?” Ya­ni, Aİn­san­lar bu­nun­la ne ka­dar il­gi­le­ni­yor? Ger­çek­ten al­dı­rı­yor­lar mı?”

İn­san­lar, Tan­rı’nın gü­na­ha öf­ke duy­du­ğu ger­çe­ği­ni ka­bul et­mek is­te­mez­ler. Bu­nun ye­ri­ne, Tan­rı’nın sev­gi ol­du­ğu ger­çe­ği­ni faz­la­sıy­la vur­gu­lar­lar. Ta­bii ki Tan­rı sev­gi­dir. Ben, Tan­rı’nın sev­gi ol­du­ğu­nu ka­bul edi­yo­rum ve iman­lı­la­rın ya­şam­la­rın­da bu sev­gi­nin açık­ça gö­rül­me­si ge­rek­ti­ği­ne ina­nı­yo­rum. Sık sık bu­nu yap­ma­yı ih­mal et­tik; ama ça­ğı­mız­da sa­de­ce Tan­rı’nın sev­gi­si­ni vur­gu­la­yıp dur­mak­ta­yız. Tan­rı’nın kut­sal­lı­ğın­dan, gü­na­ha kar­şı olan öf­ke­sin­den, O’nun doğ­ru­lu­ğun­dan pek söz edil­mi­yor. Unut­ma­ya­lım, Tan­rı­mız sev­gi Tan­rı­sı’dır, ama ay­nı za­man­da da Tan­rı, doğ­ru­dur, Tan­rı kut­sal­dır ve Tan­rı bü­tün yap­tık­la­rın­da adil­dir.


23-06-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

23

HAZİRAN

Juni

 

Ağlıyorum, gözlerimden yaşlar boşanıyor. Çünkü beni avutan, canımı tazeleyen benden uzak.

Ağıtlar 1:16
 

Darüber muss ich weinen, mein Auge, mein Auge zerfließt von Wasser. Denn ein Tröster, der meine Seele erquicken könnte, ist fern von mir.

Klagelieder 1, 16
 

Hiç umut­suz bir du­ru­ma düş­tü­nüz mü? Ya da sev­di­ği­niz bi­ri­si­nin bir has­ta­lık­tan do­la­yı gün­den gü­ne eri­yip git­ti­ği­ni, ama eli­niz­den hiç­bir şe­yin gel­me­di­ği­ni ya­şa­dı­nız mı?

Mü­nir adın­da çok de­ğer­li bir dos­tu­mu kay­be­der­ken bu­nu ya­şa­dım di­ğer iki dos­tum­la bir­lik­te. Dört ar­ka­daş, dost ve kar­deş­tik. Dos­tu­muz Mü­nir’in kan­se­re ya­ka­lan­dı­ğı­nı duy­duk. Onu zi­ya­ret et­tik, onun her gün da­ha çok eri­di­ği­ni, ölü­me doğ­ru yak­laş­tı­ğı­nı gö­rü­yor­duk. Ona yar­dım et­mek, onu bu kan­ser mik­ro­bun­dan kur­tar­mak is­ti­yor­duk, ama bir şey ya­pa­mı­yor­duk. Gün­ler­ce acı çek­tik, dua et­tik. O za­man çok açık bir şe­kil­de gör­düm ki, ya­şam­da en zor olan du­rum­lar­dan bi­ri ça­re­siz­lik­tir! Sev­di­ği­niz bi­ri­si­ne yar­dım et­mek, onu kur­tar­mak is­ti­yor­su­nuz, ama eli­niz­den hiç­bir şey gel­mi­yor. Ne kor­kunç!

Ye­rem­ya da hal­kı­nın gü­nah ne­de­niy­le yok ol­ma­ya doğ­ru git­ti­ği­ni, on­la­rı kur­tar­mak is­ti­yor­du, ama hal­kı onu din­le­mi­yor­du, o da bir şey ya­pa­mı­yor­du; ça­re­siz­di. Bu ne­den­le de ağ­lı­yor, göz­ya­şı dö­kü­yor­du.


22-06-2018:

 

CUMA

Freitag

22

HAZİRAN

Juni

 

İsyanlarım boyunduruğa döndü, RAB’bin eliyle birbirine tutturulup boynuma geçirildi, gücüm tükendi. Rab karşı duramadığım insanların eline verdi beni.

Ağıtlar 1: 14
 

Schwer ist das Joch meiner Verbrechen, durch seine Hand zusammengeflochten. Sie kamen auf meinen Hals; das brach mir die Kraft. Der Herr lieferte mich solchen in die Hände, denen ich nicht standhalten kann.

Klagelieder 1, 14
 

De­ğer­li oku­yu­cu, Tan­rı’nın yü­re­ği si­ze doğ­ru sev­gi ve öz­lem­le uzan­mak­ta­dır. Ama O’na sır­tı­nı­zı çe­vi­rir­se­niz si­zi sev­di­ği hal­de si­zi ke­sin­lik­le yar­gı­la­ya­cak­tır.

Tan­rı sev­gi Tan­rı­sı ol­du­ğu ka­dar doğ­ru­luk ve kut­sal­lık Tan­rı­sı’dır. Tan­rı yap­tı­ğı şey­le­ri doğ­ru bir Tan­rı ol­du­ğu için ya­par. Göz­le­ri­ni kö­tü­lü­ğe ka­pa­ta­maz. Ken­di bağ­lı­la­rı O’na itaat­siz­lik et­tik­le­rin­de bu O’nun kal­bi­ni pa­ram­par­ça et­ti­ği hal­de on­la­rı di­sip­li­ne koy­ma­lı­dır. Ye­rem­ya biz­le­re Tan­rı’nın kal­bi­ni gös­te­rir; Ye­rem­ya ağ­la­dı­ğın­da Tan­rı ağ­la­mak­ta­dır; Ye­rem­ya üzün­tü çek­ti­ğin­de Tan­rı üzün­tü çek­mek­te­dir. Biz olup bi­ten­le­ri an­la­mı­yo­ruz; ama önem­li olan, Tan­rı’nın izin ver­di­ği her şey­de doğ­ru ol­du­ğu­nu bi­le­rek O’na gü­ven­mek­tir. Hal­kın ba­şı­na ge­le­cek­ler Rab’bin kal­bi­ni pa­ram­par­ça et­ti­ği hal­de Ye­ru­şa­lim’in yı­kıl­ma­sı­na ve hal­kın sür­gü­ne git­me­si­ne izin ver­mek­te hak­lıy­dı.


21-06-2018:

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

21

HAZİRAN

Juni

 

Rab öfkelenince Siyon kızını nasıl bulutla kapladı! İsrail’in görkemini gökten yere fırlattı, öfkelendiği gün ayağının taburesini anımsamadı.

Ağıtlar 2:1
 

Wehe, wie umwölkt in seinem Zorn der Herr die Tochter Zion! Er hat die Herrlichkeit Israels vom Himmel zur Erde geworfen und am Tag seines Zorns nicht gedacht an den Schemel seiner Füße.
Klagelieder 2, 1

 

Tan­rı’nın gü­na­ha kar­şı öf­ke duy­ma­sı as­lın­da, tüm dün­ya­nın ya­ra­rı için­dir. Ne de­mek­tir bu?  Şu­nu so­ra­yım o za­man: Ce­zaev­le­ri ne­den var­dır? Doğ­ru in­san­la­rı ko­ru­mak için var­dır. Kö­tü olan­la­rın doğ­ru olan­la­ra bir kö­tü­lük et­me­me­si için on­la­rı ce­zaev­le­ri­ne tı­kar­lar. De­mek ki, ce­zaev­le­ri doğ­ru olan in­san­la­rın ya­ra­rı için­dir. Ce­hen­nem, cen­net için bir ko­run­ma ted­bi­ri­dir, di­ye­bi­li­riz. Su­çu ce­za­lan­dı­ra­ma­yan bir dev­let yı­kı­ma mah­kum­dur ve kö­tü­lü­ğü, hak­sız­lı­ğı hoş gö­ren bir Tan­rı’ya gü­ve­ne­mem. Tan­rı’nın gü­na­ha kar­şı olan öf­ke­si ol­ma­say­dı, be­nim bu ev­ren­de gü­ven­li­ğim as­la ol­maz­dı. Ama Tan­rı’nın kö­tü­lü­ğe ödün ver­me­di­ği­ni, Rab’bin sev­gi ve ina­yet do­lu ol­du­ğu­nu, ama gü­na­hı da ce­za­lan­dı­ra­ca­ğı­nı bi­li­yo­rum; bu da ben­de Tan­rı’ya kar­şı bü­yük bir hay­ran­lık ve gü­ven oluş­tu­rur.

Dos­tum, Rab gü­na­hı ke­sin­lik­le yar­gı­la­ya­cak­tır. Kö­tü ve adil ol­ma­yan şey­le­re as­la ödün ver­me­ye­cek­tir. Çün­kü Tan­rı kut­sal bir Tan­rı’dır. O’nun bu kut­sal­lı­ğı ba­na gü­ven­ce ve­ri­yor.


20-06-2018:

 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

20

HAZİRAN

Juni

 

RAB haklıdır, çünkü buyruğuna karşı geldim; şimdi dinleyin, ey halklar, çektiğim acıyı görün; erden kızlarım, gençlerim sürgüne gitti.

Ağıtlar 1:18 

Gerecht ist er, der HERR, denn gegen seinen Befehl bin ich widerspenstig gewesen. Hört doch, alle ihr Völker, und seht meinen Schmerz! Meine Jungfrauen und meine jungen Männer sind in die Gefangenschaft gezogen.

Klagelieder 1, 18
 

Ye­rem­ya, Ye­ru­şa­lim’in yı­kıl­ma­sı­nın ya­sı­nı tek ba­şı­na tut­tu. Kül­le­rin ara­sın­da ağ­la­ya­rak dur­du. Bu kent ne­den yı­kıl­mış­tı? Ulus gü­nah iş­le­miş­ti. Rab’be sırt­la­rı­nı dön­müş ve gü­nah için­de ya­şa­mış­lar­dı. Bu ne­den­le yı­kıl­mış­tı. Pey­gam­ber Tan­rı’nın hak­lı ol­du­ğu­nu söy­lü­yor. Bu­nu Tan­rı yap­mış­tı ve Tan­rı yap­tı­ğı her şey­de doğ­ru ve hak­lı­dır. Tan­rı gü­na­hı enin­de so­nun­da yar­gı­la­ya­cak­tır. Ye­ru­şa­lim’in ba­şı­na ge­len de buy­du.

Ye­rem­ya bi­ze iki nok­ta­yı gös­ter­miş­tir; bun­lar­dan bi­ri acı, di­ğe­ri tat­lı­dır. Ye­ru­şa­lim gü­nah iş­le­miş­tir, bu­na kar­şın Tan­rı Ye­ru­şa­lim’i sev­mek­te­dir. “Ye­ru­şa­lim bü­yük gü­nah iş­le­di” ve “Rab hak­lı­dır.” Tan­rı on­la­rı, Ason­suz bir sev­giy­le sev­di­ği­ni” söy­le­miş­tir. Tan­rı bu yar­gı­yı on­la­rın ba­şı­na adil ol­du­ğu için ge­tir­miş­ti.

Tan­rı se­ni de se­vi­yor ve gü­nah­la­rın­dan töv­be edip ken­di­si­ne dön­me­ni bek­li­yor. Gü­nah için­de ya­şar­san, enin­de so­nun­da yar­gı ge­le­cek­tir. Bun­dan hiç kuş­kun ol­ma­sın! Bu­nun ya­nın­da Tan­rı’nın sev­gi­si ve ina­ye­ti ha­len se­nin üze­rin­de­dir. O se­nin de gü­nah­tan dön­me­ni bek­li­yor.


19-06-2018:

 

SALI

Dienstag

19

HAZİRAN

Juni

 

O kent ki, insan doluydu, nasıl da tek başına kaldı şimdi! Büyüktü uluslar arasında, dul kadına döndü! Soyluydu iller arasında, angarya altına düştü!

Ağıtlar 1: 1
 

Wehe, wie sitzt so einsam da die einst volkreiche Stadt! Sie ist einer Witwe gleich geworden, die Große unter den Nationen! Die Fürstin über die Provinzen ist zur Zwangsarbeit erniedrigt!

Klagelieder 1, 1
 

Ye­rem­ya’nın Ağıt­la­rı’n­da­ki ilk ağıt ke­der­li bir şe­kil­de baş­lar. Ye­rem­ya bü­yük bir hü­zün­le, acıy­la ağıt yak­mak­ta, ez­gi söy­le­mek­te­dir: AO kent ki, in­san do­luy­du, na­sıl da tek ba­şı­na kal­dı şim­di! Bü­yük­tü ulus­lar ara­sın­da, ama şim­di dul ka­dı­na dön­dü! Soy­luy­du il­ler ara­sın­da, an­gar­ya al­tı­na düş­tü!”

Bü­yük Ye­ru­şa­lim ken­ti düş­müş­tür. Bu du­rum na­sıl açık­la­na­bi­lir? Ye­rem­ya du­ru­mu an­la­ma­mı­za yar­dım eden iki ha­ri­ka cüm­le söy­lü­yor: AYe­ru­şa­lim bü­yük gü­nah iş­le­di, bu yüz­den kir­len­di; ona say­gı du­yan­la­rın hep­si şim­di onu hor gö­rü­yor, çün­kü ayı­bı­nı gör­dü­ler; o da in­le­yip öbür ya­na dö­nü­yor!” (Ağıt­lar 1:8).

“Ye­ru­şa­lim bü­yük gü­nah iş­le­di.” Bu, ken­tin ne­den düş­tü­ğü­nün ilk açık­la­ma­sı­dır. Çıp­lak­lı­ğı gö­rül­dü! Ne ka­dar can­lı bir re­sim!

Bu ku­ral her çağ için, her in­san ve top­lum için, gü­nü­müz için de ge­çer­li­dir. Gü­nah kir­li­li­ği, so­nun­da da dü­şü­şü ve yı­kı­mı, pe­şin­den de yar­gı­yı ge­ti­rir. Kur­tu­luş yok mu? Var­dır, de­ğer­li dos­tum. Bu, gü­nah­tan dön­mek ve Rab’be sı­ğın­mak­tır.



 

18-06-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

18

HAZİRAN

Juni

 

RAB haklıdır, çünkü buyruğuna karşı geldim; şimdi dinleyin, ey halklar, çektiğim acıyı görün; erden kızlarım, gençlerim sürgüne gitti.

Ağıtlar 1: 18
 

Gerecht ist er, der HERR, denn gegen seinen Befehl bin ich widerspenstig gewesen. Hört doch, alle ihr Völker, und seht meinen Schmerz! Meine Jungfrauen und meine jungen Männer sind in die Gefangenschaft gezogen.

Klagelieder 1, 18
 

Ye­rem­ya biz­le­re Ye­ru­şa­lim’e ağ­la­ya­rak ba­kan baş­ka bi­ri­ni, ya­ni İsa Me­sih’i ha­tır­la­tı­yor. Tek fark, Ye­rem­ya ken­tin ka­lın­tı­la­rı­na bak­tı­ğın­da Ye­ru­şa­lim ha­ra­be ol­muş­tu ve ta­pı­nak ya­kı­lıp yı­kıl­mış­tı. İsa Me­sih de Ye­rem­ya’dan al­tı yüz­yıl ka­dar son­ra Ye­ru­şa­lim ken­ti­nin ba­şı­na ge­le­cek­ler­den ötü­rü Ye­ru­şa­lim için ağ­la­mış­tı. Çün­kü bu hal­ka kur­ta­rı­cı gel­miş, ama on­lar bu kur­ta­rı­cı­yı red­det­miş­ler­di. Ye­rem­ya için Ye­ru­şa­lim’in ya­kı­lıp yı­kıl­ma­sı geç­miş­te ka­lan bir şey­di. İsa Me­sih için, Ye­ru­şa­lim’in ya­kı­lıp yı­kıl­ma­sı bir pey­gam­ber­lik­ti ve ile­ri­de ola­cak­tı.

Ağıt­lar 1:18, Yeruşalim’i itaatsiz bir kadına benzeterek ha­ra­be­ye dön­me­si­nin ne­de­ni­ni açık­lar: ARAB hak­lı­dır, çün­kü buy­ru­ğu­na kar­şı gel­dim; şim­di din­le­yin, ey halk­lar, çek­ti­ğim acı­ya gö­rün; er­den kız­la­rım, genç­le­rim sür­gü­ne git­ti”.

Rab dai­ma hak­lı­dır! O yar­gı­la­dı­ğı za­man da hak­lı­dır. Çün­kü Rab kur­tu­luş için her tür fe­da­kar­lı­ğı yap­mış, tüm ola­nak­la­rı­nı or­ta­ya koy­muş­tur. İn­sa­nın kur­tul­ma­sı için sa­de­ce Rab’bin Me­sih İsa ara­cı­lı­ğıy­la sun­du­ğu kur­tu­lu­şu ka­bul et­me­si ge­re­kir. Ka­bul eden kur­tu­la­cak­tır, red­de­den­se bir gün yar­gı­la­na­cak­tır.


17-06-2018:

 

PAZAR

Sonntag

17

HAZİRAN

Juni

 

Keşke başım bir pınar, gözlerim bir gözyaşı kaynağı olsa! Halkımın öldürülenleri için gece gündüz ağlasam.

Yeremya 9:1
 

O dass mein Haupt Wasser wäre und mein Auge eine Tränenquelle, dann wollte ich Tag und Nacht die Erschlagenen der Tochter meines Volkes beweinen!

Jeremia 9, 1
 

Ağıt­lar ki­ta­bı, bi­zi Ye­rem­ya’nın yü­re­ği­nin de­rin­lik­le­ri­ne gö­tü­rür. Tan­rı’dan ken­di kal­bi­ni ger­çek­ten kı­ran bir me­saj ge­tir­miş­ti. Çok üzü­cü ve za­val­lıy­dı ve o ağ­lı­yor­du. Ge­nel ola­rak göz­yaş­la­rı bir za­yıf­lık işa­re­ti ola­rak ka­bul edi­lir ya da ağ­la­mak er­kek­le­re ya­kış­maz; he­le he­le yük­sek ses­le ağ­la­mak be­bek­le­re öz­gü­dür, de­nir. Ama bu hiç de doğ­ru de­ğil!

Ye­rem­ya ad­lı bu ada­mın çok yu­mu­şak bir kal­bi var­dı. Has­sas­tı, iç­ten­di; mer­ha­met­liy­di. Bir an­ne ka­dar yu­mu­şak­tı. Bu­na kar­şın Kut­sal Ki­tap’ta­ki en sert ve en güç­lü me­sa­jı ver­miş­ti. Ye­ru­şa­lim’in ya­kı­lıp yı­kı­la­ca­ğı­nı, hal­kın da Ba­bil’e sür­gü­ne gö­tü­rü­le­ce­ği­ni bil­dir­miş­ti, yar­gı­nın ge­le­ce­ği­ni on­la­ra söy­le­miş­ti ve hal­ka Ne­bu­kad­nes­sar’a tes­lim ol­ma­la­rı­nı öğüt­le­miş­ti. Me­sa­jı, ba­şı­nı der­de sok­mak­tan baş­ka bir işi­ne ya­ra­ma­mış­tı.

Siz ol­say­dı­nız, böy­le­si­ne sert, ka­tı ve şid­det­li bir me­sa­jı ver­me­si için na­sıl bi­ri­ni se­çer­di­niz?  Şu­nu di­ye­bi­li­rim ki, hiç­bi­ri­miz böy­le bir me­saj ver­me­si için faz­la yu­mu­şak bi­ri­ni seç­mez­dik. Ama Tan­rı böy­le bi­ri­ni, yu­mu­şak kalp­li bi­ri­ni seç­ti.


16-06-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

16

HAZİRAN

Juni

 

Ağlıyorum bunlara. Gözlerimden yaşlar boşanıyor. Çünkü beni avutan, canımı tazeleyen benden uzak.

Ağıtlar 1: 16
 

Darüber muss ich weinen, mein Auge, mein Auge zerfließt von Wasser. Denn ein Tröster, der meine Seele erquicken könnte, ist fern von mir.

Klagelieder 1, 16
 

Ağıt­lar ki­ta­bı, Ye­rem­ya’nın pey­gam­ber­li­ği­nin ar­dın­dan nor­mal ve do­ğal bir şe­kil­de ge­lir. Bu kü­çük ki­tap­ta, onun iç ya­şa­mı açık bir şe­kil­de önü­mü­ze se­ril­mek­te­dir. Bun­lar Ye­rem­ya’nın ağıt­la­rı­dır. Bir yo­rum­cu “Dün­ya­da Ye­rem­ya’nın ağıt­la­rı gi­bi baş­ka bir şey yok­tur” de­miş­tir. “Her çağ­da, her ül­ke­de bol bol üzün­tü ve acı ol­muş­tur ama üzün­tü do­lu bir yü­re­ği olan böy­le­si bir vaiz ve pey­gam­ber, ya­zar bir da­ha as­la doğ­ma­mış­tır!” Pey­gam­ber Rab’bin bir yar­gı ha­be­ri­ni ile­ti­yor, ama bu ha­ber onun yü­re­ği­ne bü­yük bir üzün­tü ve­ri­yor; bu sert ha­be­re da­ya­na­mı­yor ve göz­ya­şı dö­kü­yor.

Ye­rem­ya’nın Ağıt­la­rı ki­ta­bı, beş bö­lüm­den oluş­muş­tur ve her bö­lüm bir ağıt­tır. Bu ağıt­lar an­la­tı­la­ma­ya­cak ka­dar üzün­tü do­lu­dur. Bun­lar­da, Ye­rem­ya’yı ağ­la­ya­rak Ye­ru­şa­lim’e ba­kar­ken gö­rü­yo­ruz. Bu ki­tap göz yaş­la­rı ve üzün­tüy­le do­lu­dur. Bir acı şar­kı­sı, bir üzün­tü şii­ri­dir ve mer­ha­met söz­le­riy­le do­lu­dur. Bu kı­rı­lan bir kal­bin ila­hi­si, bir üzün­tü mez­mu­ru, bir üzün­tü sen­fo­ni­si, bir kal­bur­dan geç­me öy­kü­sü­dür. Ye­rem­ya’nın Ağıt­la­rı, Kut­sal Ki­tap’ın ağ­la­ma du­va­rı­dır, di­ye­bi­li­riz.


15-06-2018:

 

CUMA

Freitag

15

HAZİRAN

Juni

 

Yahuda acı çekip ağır kölelik ettikten sonra, sürgün edildi.

Ağıtlar 1: 3
 

Gefangen ist Juda weggezogen aus Elend und aus schwerem Sklavendienst.

Klagelieder 1, 3
 

der Sklavendienst: kölelik
 

Ağıt­lar ki­ta­bı, İ.Ö. 586'da kral Ne­bu­kad­nes­sar ta­ra­fın­dan yı­kı­lan Ye­ru­şa­lim ko­nu­su ile il­gi­li beş ay­rı ağıt­tan olu­şur.

Si­yon ken­ti­nin vi­ra­ne­ye dö­nüş­me­si öy­le­si­ne can­lı bir şe­kil­de an­la­tı­lır ki, bu ki­ta­bın da Ye­ru­şa­lim ken­ti­nin yı­kıl­ma­sın­dan kı­sa bir sü­re son­ra ya­zıl­dı­ğı­nı gös­te­ri­yor (İ.Ö. yak­la­şık 586 ya da 585). Bu ta­rih­ler­de Ye­rem­ya he­nüz Mı­sır’a git­me­miş­tir.

Ye­ru­şa­lim’in dü­şü­şü, kor­kunç bir acı ve sı­kın­tı dö­ne­miy­di. Ağıt­lar Ki­ta­bı’nın ya­zıl­ma­sı­nın ne­de­ni iş­te bu fe­la­ket­ti. Bu ki­tap, Ye­rem­ya’nın ön bil­di­ri­le­ri­ne bir tür ek ola­rak gö­rü­le­bi­lir. Pey­gam­be­rin Ye­ru­şa­lim’in ve ta­pı­na­ğın yı­kı­mın­dan do­la­yı duy­du­ğu de­rin üzün­tü­yü ifa­de eder. Ön bil­di­ri­le­ri­nin ye­ri­ne gel­di­ği­ni gö­re­rek mut­lu ol­mak ye­ri­ne Ye­rem­ya, hal­kı­nın çek­ti­ği sı­kın­tı­lar ne­de­niy­le acı acı ağ­lar.

Yeruşalim kenti dul kalan kadına, içinde oturanlarsa çocuklarına benzetilir.


 

14-06-2018:

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

14

HAZİRAN

Juni

 

Benyamin topraklarında, Anatot Kenti’ndeki kâhinlerden Hilkiya oğlu Yeremya’nın sözleri.

Yeremya 1:1

Worte Jeremias, des Sohnes Hilkijas, von den Priestern in Anatot im Land Benjamin.

Jeremia 1, 1

das Land, der Boden: toprak

 

Ana­tot, Ye­rem­ya’nın do­ğup bü­yü­dü­ğü yer­di. Ye­ru­şa­lim’in ku­ze­yin­de, şe­hir­den bir­kaç ki­lo­met­re uzak­lık­tay­dı.

Bu­ra­da Ye­rem­ya’nın ba­ba­sı Hil­ki­ya’dan söz edil­mek­te­dir. Hil­ki­ya, kral Yo­şi­ya’nın hü­küm­ran­lı­ğı sı­ra­sın­da Ya­sa ki­ta­bı­nı bu­lan baş ka­hin­di. Yo­şi­ya za­ma­nın­da­ki uya­nı­şı kı­vıl­cım­lan­dı­ran şey, Rab’bin Mu­sa’ya ve­ri­len Ya­sa­sı’nın, ya­ni Tan­rı Sö­zü’nün or­ta­ya çı­ka­rı­lıp okun­ma­sı ve bu Sö­ze uyul­ma­sıy­dı. Uya­nış­la­rı ger­çek­leş­ti­ren in­san­lar de­ğil, Tan­rı Sö­zü’dür. On­la­rı ger­çek­leş­ti­ren hiç­bir za­man bir in­san de­ğil, Kut­sal Ki­tap’tır. Ki­li­se­de ger­çek­le­şen her uya­nı­şın so­rum­lu­su Tan­rı Sö­zü’dür. Tan­rı’nın in­san­la­rı kul­lan­dı­ğı doğ­ru­dur ama uya­nı­şı ge­ti­ren Tan­rı Sö­zü’dür. (Bu uya­nış ve et­ki­le­ri, 2 Krallar 22 ve 2. Ta­rih­ler 34'te bkz.).

Tan­rı bi­zim yü­rek­le­ri­miz­de, ya­şam­la­rı­mız­da da bir uya­nış sağ­la­mak is­ti­yor. Na­sıl mı? Sö­zü ara­cı­lı­ğıy­la. Bu ne­den­le, de­ğer­li oku­yu­cu­muz, Tan­rı Sö­zü’nü sü­rek­li ola­rak oku­ma­lı ve onun üze­rin­de dü­şün­me­li­si­niz. Eli­niz­de Kut­sal Ki­tap yok­sa, ad­re­si­miz­den ıs­mar­la­ya­bi­lir­si­niz.


13-06-2018:

 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

13

HAZİRAN

Juni

 

Rab, Yahuda kralı Yoşiya’nın krallığının on üçüncü yılında Yeremya’ya seslendi.

Yeremya 1: 2
 

Zu Jeremia geschah das Wort des HERRN in den Tagen Josias ... des Königs von Juda, im dreizehnten Jahr seiner Regierung.

Jeremia 1, 2
 

Ye­rem­ya pey­gam­ber bü­yük bir Tan­rı ada­mıy­dı. Ona ger­çek­ten de ‘Tan­rı’nın ağ­la­yan pey­gam­be­ri’ de­mek ye­rin­de­dir. Çün­kü Tan­rı, böy­le­si­ne yuf­ka yü­rek­li bi­ri olan Ye­rem­ya’yı ka­tı bir yar­gı me­sa­jı ver­mek üze­re seç­ti. Ye­rem­ya pey­gam­be­rin ilet­ti­ği ha­ber, onun ken­di yü­re­ği­ne ağır ge­li­yor­du.

Ye­rem­ya hiz­me­ti­ne Ye­şa­ya’dan yüz yıl ka­dar son­ra, kral Yo­şi­ya’nın hü­küm­ran­lı­ğı sı­ra­sın­da baş­la­mış­tı. Hem o, hem Yo­şi­ya genç­ti­ler ve bel­li ki ar­ka­daş­tı­lar. Ya­hu­da’da­ki son ruh­sal uya­nı­şı yö­ne­ten Yo­şi­ya’y­dı. Bu uya­nış­ta Rab bir­çok ki­şi­nin kal­bi­ne do­kun­muş­tu ama bir bü­tün ola­rak ge­nel­de yü­zey­sel bir ha­re­ket ol­du­ğu­nu ka­nıt­la­mış­tı. Yo­şi­ya, ka­tıl­ma­ma­sı ge­re­ken­ bir sa­va­şa ka­tıl­ıp bu sa­vaş­ta öl­dü­rül­dü. Ye­rem­ya da ona bir ağıt yak­tı.

Ye­rem­ya, bu hal­kın gü­nah­la­rın­dan do­la­yı Ba­bil’de sür­gün ola­rak yet­miş yıl ka­la­cak­la­rı­nı ön­ce­den bil­dir­di. Ay­rı­ca, sür­gü­nün ka­ran­lı­ğı­nın öte­sin­de­ki ışı­ğı da gör­dü.

Bu gün de Tan­rı’dan uzak­laş­ma­nın yar­gı, O’na gel­me­nin, Rab’de ya­şa­ma­nın esen­lik ve ba­rış ge­tir­di­ği­ni bil­me­li­yiz.


12-06-2018:
SALI Dienstag 12 HAZİRAN Juni Tüm bu diyar bir virane, şaşılacak bir şey olacak ve bu uluslar Babil kralına 70 yıl kulluk edecekler. Yeremya 25:11 Und dieses ganze Land wird zur Trümmerstätte, zur Wüste werden; und diese Nationen werden dem König von Babel dienen siebzig Jahre lang. Jeremia 25,11 Yeremya peygamber görevine, İsrail krallığının Asurlular tarafından ortadan kaldırılmasından sonra başladı. Yeremya 40 yıl peygamberlik etti. Süleyman peygamberin ölümünden sonra İsrail, Yahuda ve İsrail krallığı adıyla ikiye bölündü. İsrail krallığı İ.Ö.720 dolaylarında Asurlular tarafından ortadan kaldırıldı. İ.Ö.587 yılında ise Yeruşalim kuşatıldı, yakılıp yıkıldı, Yahuda krallığı da Babil’e sürgüne götürüldü. Yeremya da Yahudilerle birlikte Mısır’a gitti ve yaşamının sonuna kadar orada kaldı ve Mısır’da öldü. Yeremya, halkının günahları nedeniyle tutsak edilip Babil’e götürüleceklerini, 70 yıl orada sürgün hayatı yaşayacaklarını bildirdi. Bu nedenle de halkın Babillilere karşı gelmemelerini söylemesi, ona hain damgasını vurdu. Ama Yeremya’nın ettiği peygamberlik harfiyen yerine geldi. Babil tutsaklığını önceden bildiren Yeremya aynı zamanda yetmiş yılın sonunda bu imparatorluğun yıkılacağını ve Yahudiler’in ülkelerine geri döneceklerini de önceden görmüştü.
11-06-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

11

HAZİRAN

Juni

 

Benyamin topraklarında, Anatot kentindeki kahinlerden Hilkiya oğlu Yeremya’nın sözleri.

Yeremya 1:1
 

Worte Jeremias, des Sohnes Hilkijas, von den Priestern in Anatot im Land Benjamin.

Jeremia 1, 1
 

der Priester: kahin
 

Bu­gün­ler­de Kut­sal Ki­tap’tan ağıt­lar ki­ta­bı­na ba­ka­ca­ğız. Ye­rem­ya pey­gam­ber, Yerem­ya ve ağıt­lar ki­ta­bı­nı yak­la­şık İ.Ö. 650 yıl­la­rı do­la­yın­da ka­le­me al­mış­tır. Ye­rem­ya adı “Tan­rı Yü­ce­dir” an­la­mı­na ge­lir. Onun la­ka­bı ise, “Ağ­la­yan pey­gam­ber”dir.

Ye­rem­ya as­lın­da çok in­ce dü­şün­ce­li, has­sas bir in­san­dır; ay­nı za­man­da da çe­kin­gen­dir. Bu­na rağ­men Rab onu en zor dö­nem­de ça­ğı­rır ve Tan­rı’nın yar­gı­sı­nı İs­rail hal­kı­na bil­dir­mek­le gö­rev­len­di­rir. Ne­den Tan­rı’nın yar­gı­sı gel­mek üze­re­dir? Çün­kü da­ha ön­ce­le­ri de ol­du­ğu gi­bi, bu halk ye­ni­den put­pe­rest­li­ğe doğ­ru git­mek­te­dir. Bu olay­dan ön­ce Kral Yo­şi­ya dö­ne­min­de Rab’bin Sö­zü ta­pı­nak­tan çı­ka­rı­lır Ye­rem­ya’nın ba­ba­sı ka­hin Hil­ki­ya ta­ra­fın­dan hal­ka oku­nur. Kral Rab’bin buy­ruk­la­rı­na uyar ve ül­ke­de bir uya­nış olur. Be­lir­li bir sü­re son­ra ül­ke­de ye­ni­den bir ge­ri­le­me, yoz­laş­ma, Rab’den dö­nüp ye­ni­den put­la­ra yö­nel­me söz ko­nu­su­dur. Bu in­san­la­rın Tan­rı’dan uzak­laş­ma­la­rı, Rab’be itaat et­me­me­le­ri yar­gı­yı ge­tir­mek üze­re­dir ve Ye­rem­ya bu­nu hal­ka bil­dir­me­li­dir. Za­ten Ye­rem­ya ki­ta­bı­nın ana ko­nu­su da, Rab’bin yar­gı­sı­dır.


10-06-2018:

PAZAR

Sonntag

10

HAZİRAN

Juni

 

Günah işlemedik dersek Tanrı’yı yalancı çıkarırız ve O’nun sözü bizde barınmaz.

Yuhanna 1:10
 

Wenn wir sagen, dass wir nicht gesündigt haben, machen wir ihn zum Lügner, und sein Wort ist nicht in uns.

1. Johannes 1,10
 

sagen, meinen: demek
 

Ne­den Rab’be gi­dip yü­re­ği­ni­zi aç­mı­yor­su­nuz ve baş­ka­sı­na söy­le­ye­me­ye­cek­le­ri­ni­zi O’na an­lat­mı­yor­su­nuz? So­run­la­rı­nı­zı, gü­nah­la­rı­nı­zı an­la­tın Rab’be. Za­yıf­lık­la­rı­nı­zı an­la­tın, iti­raf­lar­da bu­lu­nun. Tan­rı’ya, ken­di­siy­le pay­daş­lık için­de olup O’nun il­ke­le­ri­ni ken­di ha­ya­tı­nız­da ya­şa­mak ve baş­ka­la­rı­na yan­sıt­mak is­te­di­ği­ni­zi söy­le­yin. Tan­rı’nın ken­di­si­ne ge­ri dö­nen yo­lu da Tan­rı’nın ha­zır­la­mış ol­ma­sı ha­ri­ka­dır!

 Şim­di­ye dek söy­le­dik­le­ri­mi­zi özet­ler­sek, Yu­han­na bi­ze, an­cak ışık­ta, ya­ni Tan­rı’nın önün­de yü­rü­ye­rek O’nun­la be­ra­ber­li­ği­miz ola­bi­lir, di­yor. Yap­ma­mız ge­re­ken ikin­ci nok­ta, gü­nah­la­rı­mı­zı O’na iti­raf et­mek­tir. Işık­ta yü­rü­dük­çe İsa Me­sih’in ka­nı­nın bi­zi arıt­ma­ya de­vam et­ti­ği­ni bi­li­yo­ruz. Ama şu­nu da bi­li­yo­ruz ki, da­ha ku­sur­suz de­ği­liz, ne ya­zık ki, her za­man gü­na­ha dü­şe­ce­ğiz. An­cak bu gü­nah­lı­lı­ğı­mı­zı O’na iti­raf­ta bu­lun­ma­mız ge­rek­ti­ği­ni de bil­me­li­yiz. Gün­be­gün, Rab’bin Sö­zü’n­den ge­re­ken be­si­ni, gı­da­yı ala­rak ya­şa­ma­mız, iman­da bü­yü­me­miz ge­re­kir. Rab’bin Sö­zü’ne de­ğer ver­dik­çe, o Söz’den bes­len­dik­çe o Söz bi­zi ge­liş­ti­re­cek ve ol­gun­laş­tı­ra­cak­tır.

09-06-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

9

HAZİRAN

Juni

 

Eğer günahlarımızı açıkça söylersek ‑ itiraf edersek ‑ güvenilir olan ve hakça davranandır; öyle ki, günahlarımızı bağışlar ve bizi her suçtan arıtır.

1 Yuhanna 1:9
 

Wenn wir unsere Sünden bekennen, ist er treu und gerecht, dass er uns die Sünden vergibt und uns reinigt von jeder Ungerechtigkeit.
1. Johannes 1,9
 

Bu­gün­kü aye­ti­miz, “Eğer” ile baş­lı­yor. “Eğer gü­nah­la­rı­mı­zı açık­ça söy­ler­sek!” “Eğer Tan­rı’y­la be­ra­ber­li­ği­miz var­dır der­sek!...” “Eğer ışık­ta yü­rür­sek...” İş­te gü­nah­lı in­san­la kut­sal Tan­rı’yı bir ara­ya ge­tir­me­nin yön­te­mi, gü­nah­la­rın iti­raf edil­me­si, açık­ça söy­len­me­si­dir. Aİti­raf” ay­nı şe­ye evet, ya­ni Tan­rı’nın söy­le­di­ği­nin ay­nı­sı­nı söy­le­mek­tir. Tan­rı, yap­tı­ğı­nı­zın gü­nah ol­du­ğu­nu söy­lü­yor­sa, siz de O’nun ta­ra­fı­na ge­çip, “Doğ­ru­dur Rab! Bu bir gü­nah­tır” di­yor­su­nuz. İti­raf edin­ce Tan­rı ne ya­par? Si­zi arı­tır! İn­cil’de İsa Me­sih kay­bo­lan bir oğul­dan söz eder. Oğul her tür pis­li­ğe gi­rip çı­kar, ba­ba­sın­dan al­dı­ğı mi­ra­sı har vu­rup har­man sa­vu­rur. So­nun­da piş­man ola­rak üs­tü ba­şı kir­li, pis bir şe­kil­de ge­ri dö­ner. Ba­ba­sı onu sev­giy­le ka­bul eder, ona ye­ni el­bi­se­ler giy­di­rir. Oğ­lu er­te­si gün, “Ba­ba ben yi­ne uzak­la­ra gi­dip do­muz ağıl­la­rın­da ça­lı­şa­ca­ğım!” de­me­di.

Gü­nah­la­rı­mı­zı iti­raf et­ti­ği­miz­de on­la­ra sırt çe­vir­dik, Tan­rı’nın söy­le­di­ği­nin ay­nı­sı­nı söy­le­dik, de­mek­tir. Tan­rı gü­nah­tan nef­ret eder ve şim­di de siz nef­ret edi­yor­su­nuz de­mek­tir. İti­raf si­zin­le Tan­rı ara­sın­da­ki bağ­lan­tı­yı, iliş­ki­yi dü­zel­tir.


08-06-2018:

 

CUMA

Freitag

8

HAZİRAN

Juni

 

Günahımız yoktur dersek kendi kendimizi aldatırız ve içimizde gerçek olmaz.

1 Yuhanna 1:8
 

Wenn wir sagen, dass wir keine Sünde haben, betrügen wir uns selbst, und die Wahrheit ist nicht in uns.

1. Johannes 1,8
 

die Sünde: günah
 

Ke­re­ler­ce şöy­le söy­le­yen in­san­lar duy­dum: Evet, bi­raz ha­ta­la­rım var, ama kal­bim te­miz­dir. Bu ger­çek­ten de in­sa­nın ken­di­si­ni gör­me­me­sin­den kay­nak­la­nı­yor. Yu­han­na’nın söy­le­di­ği bu söz­ler, ya­lan­cı ol­mak­tan da­ha da kö­tü­dür. Eğer ya­şa­mı­nız­da gü­na­hın ol­ma­dı­ğı­nı söy­le­me­ye baş­la­dıy­sa­nız, siz­de ke­sin­lik­le ger­çek yok de­mek­tir. Bu siz­de ger­çe­ğin ol­ma­dı­ğı an­la­mı­na da ge­lir. Ken­di­ni­zi al­da­tı­yor­su­nuz de­mek­tir, baş­ka­sı­nı de­ğil.

Eğer ku­sur­suz ol­du­ğu­nu dü­şü­nü­yor­san, vay se­nin eşi­nin ha­li­ne! Vay se­nin ço­cuk­la­rı­nın, dost­la­rı­nın ha­li­ne! Çün­kü se­nin gi­bi ken­di­si­ni ku­sur­suz sa­yan bi­riy­le ya­şa­mak çok zor­dur. Ama Yu­han­na bi­ze, AGü­na­hı­mız yok­tur der­sek ken­di ken­di­mi­zi al­da­tı­rız ve içi­miz­de ger­çek ol­maz” der. Dos­tum, bu ya­şam­da mü­kem­mel­li­ğe, ku­sur­suz­lu­ğa ulaş­mak ola­nak­sız­dır.

İn­san, be­nim gü­na­hım yok­tur ya da ben iyi bir in­sa­nım, ha­ta iş­le­mem de­yin­ce ki­mi al­da­tı­yor? Sa­de­ce ken­di­si­ni kan­dır­mış olur. Kim­se Tan­rı’yı al­da­ta­maz. Kom­şu­su­nu ya da ar­ka­da­şı­nı da de­ğil, yal­nız­ca ki­şi ken­di­si­ni al­da­tır.


 

07-06-2018:

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

7

HAZİRAN

Juni

 

Oğlu İsa’nın kanı bizi her günahtan arındırır!

1 Yuhanna 1: 7 b

Das Blut Jesu, seines Sohnes, reinigt uns von jeder Sünde.

1. Johannes 1,7 b
 

das Blut: kan

 

Eğer ger­çek­ten de bir Tan­rı ço­cu­ğuy­sa­nız, as­la gü­nah için­de ya­şa­ya­maz­sı­nız. Bu de­mek de­ğil ki, gü­na­ha düş­me­ye­cek­si­niz. Bu be­den­dey­ken, her za­man ruh­sal bir sa­vaş ha­lin­de ola­ca­ğız. Gü­na­ha ne ya­zık ki sü­rek­li ola­rak dü­şü­yo­ruz. Ta­bii, bir iman­lı ola­rak gü­na­ha düş­tü­ğü­müz­de, kur­tu­lu­şu­mu­zu yi­tir­mi­yo­ruz. Tan­rı’y­la be­ra­ber­li­ği­mi­zi yi­ti­ri­yo­ruz. Ne za­ma­na ka­dar? Rab’bin önün­de du­rup onu iti­raf edip af di­le­ye­ne ka­dar. O za­man Me­sih’in ka­nı bi­zi ye­ni­den arın­dı­rır. Arın­dı­rır söz­cü­ğü ge­niş za­man ol­du­ğun­dan Me­sih’in ka­nı sü­rek­li ola­rak bi­zi gü­nah­tan arın­dır­mak­ta­dır. Biz o gü­nah­tan ya da gü­nah­lar­dan arı­na­na ka­dar bu be­ra­ber­li­ği tek­rar­dan ka­za­na­ma­yız.

Eğer Me­sih’e iman ede­rek Tan­rı’nın ai­le­sin­dey­se­niz ve ya­şa­mı­nız­da gü­nah var­sa Tan­rı si­ze Me­sih’e inan­ma­yan bi­ri gi­bi dav­ran­ma­ya­cak­tır. O si­ze söz din­le­me­yen bir ço­cuk gi­bi dav­ra­na­cak­tır. Ya­ni, ba­zen bir ba­ba­nın ço­cu­ğu­nu bir oda­ya gö­tü­rüp ce­za­lan­dır­dı­ğı gi­bi, si­zi bir ke­na­ra çe­ke­cek­tir.

Gü­na­ha düş­tü­ğü­nüz an, he­men Me­sih’e gi­dip O’nun te­miz­le­yen ka­nı al­tı­na ge­lin. İş­te o za­man be­ra­ber­lik ye­ni­den ku­ru­lur.


06-06-2018:

 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

6

HAZİRAN

Juni

 

Kendisi ışıkta olduğu gibi biz de ışıkta yürürsek, birbirimizle beraberliğimiz, paydaşlığımız olur ve O’nun Oğlu İsa’nın kanı bizleri her günahtan arıtır.

1 Yuhanna 1:7
 

Wenn wir aber im Licht wandeln, wie er im Licht ist, haben wir Gemeinschaft miteinander, und das Blut Jesu, seines Sohnes, reinigt uns von jeder Sünde.

1. Johannes 1,7
 

“Biz de ışık­ta yü­rür­sek!” de­mek Tan­rı’nın Sö­zü’nün ışı­ğın­da yü­rür­sek, de­mek­tir. Dik­kat edin, bu­ra­da ışı­ğa gö­re yü­rü­mek­ten söz et­mi­yor, ışık­ta yü­rü­mek­ten söz edi­yor. Bu da bi­zim için şu an­la­ma ge­li­yor: Önem­li olan na­sıl yü­rü­dü­ğü­müz de­ğil, ne­re­de yü­rü­dü­ğü­müz­dür. Tan­rı’nın önü­ne ge­lip O’nun Sö­zü’nün gü­nah­lı yü­rek­le­ri­mi­zin üze­rin­de par­la­ma­sı­na izin ver­dik mi?

Gö­rül­dü­ğü gi­bi, ka­ran­lık­ta yü­rü­yüp iyi bir du­rum­da ol­du­ğu­nu­zu dü­şün­me­niz müm­kün­dür.

Dün­ya­nın her ta­ra­fın­da in­san­lar iba­det yer­le­ri­ne gi­dip din­sel iba­det­le­ri­ni yap­mak­ta­dır­lar. An­cak bu in­san­lar Tan­rı’nın Sö­zü’nü işit­mi­yor­lar. So­nuç­ta ka­ran­lık­ta otu­rup eko­no­mi, po­li­ti­ka, iyi ya­şam ya da iyi yap­tık­la­rı bir şey ile il­gi­li ko­nu­lar­dan söz edip teş­vik alır­lar. Ve ra­hat­la­rı ye­rin­de­dir. El­bet­te öy­le ola­cak! Eğer Tan­rı’nın Sö­zü’nün ışı­ğı al­tı­na gel­se­ler­di, gü­nah­lı ol­duk­la­rı­nı ve Tan­rı’yı ken­di dü­zey­le­ri­ne in­di­re­me­ye­cek­le­ri­ni an­lar­lar­dı. Yu­han­na, Tan­rı’y­la be­ra­ber­li­ği ol­du­ğu­nu id­dia edip gü­nah­ta ya­şa­yan bi­ri­nin ya­lan de­di­ği­ni, söy­ler.


05-06-2018:

 

SALI

Dienstag

5

HAZİRAN

Juni

 

O’nunla ruhsal paydaşlıktayız derken vaktimizi karanlıkta geçiriyorsak, yalan söylüyoruz ve gerçeği uygulamıyoruz demektir.

1 Yuhanna 1:6

Wenn wir sagen, dass wir Gemeinschaft mit ihm haben, und wandeln in der Finsternis, lügen wir und tun nicht die Wahrheit.

1. Johannes 1,6
 

“O’nun­la ruh­sal pay­daş­lık­ta­yız” ya da AEğer O’nun­la be­ra­ber­li­ği­miz var­dır der, ama vak­ti­mi­zi ka­ran­lık­ta ge­çi­ri­yor­sak ya­lan söy­lü­yo­ruz ve ger­çe­ği uy­gu­la­mı­yo­ruz de­mek­tir” der­ken, Yu­han­na, bi­zim ya­lan söy­le­di­ği­mi­zi öne sü­rü­yor. Bi­ri­ne ya­lan­cı de­mek hiç de hoş bir şey de­ğil­dir. Yu­han­na si­ze, A‘ben iman­lı­yım, Tan­rı’ya ina­nı­yo­rum’ di­yor, ama gü­nah­ta yü­rü­yor­sa­nız, o za­man ya­lan ko­nu­şu­yor­su­nuz”, di­yor; çün­kü Tan­rı ışık­tır ve kut­sal­dır! Çün­kü ışık­la ka­ran­lık hiç­bir za­man bağ­da­şa­maz.

Dos­tum, eğer Tan­rı’y­la yü­rü­ye­cek­sen, O’nun­la an­cak I ŞIKTA yü­rü­ye­bi­lir­sin. Eğer gü­nah­la­rın ba­ğış­lan­ma­mış­sa, iman et­miş­sin ama ya­şa­mın­da gü­nah var­sa, O’nun­la yü­rü­mü­yor­sun, de­mek­tir. Tan­rı’yı ken­di dü­ze­yi­ne in­di­re­mez­sin. ABe­nim Rab ile pay­daş­lı­ğım var” der­ken gü­nah ile de pay­daş­lı­ğın ola­maz. Bu müm­kün de­ğil. Çün­kü Rab’bin gü­nah­la as­la pay­daş­lı­ğı ola­maz.


04-06-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

4

HAZİRAN

Juni

 

Tanrı ışıktır ve O’nda karanlığın izi yoktur.

1 Yuhanna 1: 5 b

... dass Gott Licht ist und gar keine Finsternis in ihm ist.

1. Johannes 1,5 b
 

nicht vorhanden: yok
 

Işı­ğın önem­li bir özel­li­ği, ulaş­tı­ğı ye­ri ısıt­ma­sı­dır. Işık, ener­ji ta­şır. Dün­ya­mız için bu ener­ji­nin kay­na­ğı gü­neş­tir. Gü­neş sa­ni­ye­de 4 mil­yon ton do­la­yın­da atom yi­tir ve bu mad­de­ye eş de­ğer­de olan ener­ji­yi uza­ya fır­la­tır. Gü­neş­ten ya­yı­lan ışın­lar dün­ya­mı­za ula­şır, bi­zi ısı­tır ve dün­ya­mız­da ya­şa­ma­yı ola­nak­lı kı­lar. Eğer dün­ya­mız gü­neş­ten bi­raz uzak ya da ya­kın ol­say­dı bu­ra­da ya­şa­mak müm­kün ol­maz­dı. Ör­ne­ğin Mer­kür ge­ze­ge­ni gü­ne­şe en ya­kın ge­ze­gen­dir. Onun gü­ne­şe ba­kan yü­zü 400 de­re­ce­yi ge­çer, gü­ne­şe bak­ma­yan ta­ra­fı ka­ran­lık ve ek­si 170 de­re­ce do­la­yın­da so­ğuk­tur. Mer­kür’ün bir yü­zü fo­kur fo­kur kay­nar­ken, di­ğer ta­ra­fı aşı­rı oran­da so­ğuk­tur. Bu­na ben­zer­lik­te, ruh­sal alan­da biz­ler yü­zü­mü­zü Tan­rı’ya çe­vi­re­bi­li­riz. Yü­rek­le­ri­miz aşı­rı oran­da buz­laş­mış, ru­hu­muz ener­ji yok­lu­ğun­dan yıp­ran­mış ola­bi­lir. Ama yü­zü­mü­zü Tan­rı’nın ışı­ğı­na çe­vir­di­ği­miz­de, O’na yak­laş­tı­ğı­mız­da, O’n­dan ge­len o ışın­lar, o sı­cak­lık bi­zi ye­ni­den ısı­tır. Tan­rı ışı­ğı­nın, sı­cak­lı­ğı­nın yü­re­ği­mi­ze gir­me­si­ne izin ver­di­ği­miz­de, o buz­lar yü­re­ği­miz­den eri­yip gi­der. Böy­le­ce O’nun gü­cüy­le güç bu­lu­ruz.


03-06-2018:

 

PAZAR

Sonntag

3

HAZİRAN

Juni

 

Tanrı ışıktır ve O’nda karanlığın izi yoktur.

1 Yuhanna 1: 5 b

... dass Gott Licht ist und gar keine Finsternis in ihm ist.

1. Johannes 1,5 b
 

die Finsternis: karanlık
 

Işık in­sa­na reh­ber­lik eder, yo­lu gös­te­rir. Ufuk­ta­ki ışık in­sa­na ce­sa­ret ve­rir. De­vam ede­cek gü­cü sağ­lar. Tan­rı ışık­tır. Dos­tum, ka­ran­lık sa­de­ce ışı­ğı yok say­mak de­ğil­dir. Ba­sit­çe ışı­ğın kar­şı­tı da de­ğil­dir. Ka­ran­lık ışı­ğa düş­man­dır. Tan­rı’nın ışı­ğı ve kut­sal­lı­ğı dün­ya­nın ka­ran­lık ve kar­ma­şa­sı ile tam bir ça­tış­ma ha­lin­de­dir.

Biz­ler in­san ola­rak bu dün­ya­da gü­nah­la do­lu kü­çük bir ya­ra­tı­ğız. Ger­çek şu­dur ki, biz­ler gü­nah­lı ve bu ne­den­le de ta­ma­men bo­zu­ğuz. Kur­tu­luş için Tan­rı’nın sev­gi­si, mer­ha­me­ti ve kay­ra­sı ol­ma­say­dı, ce­hen­ne­me atıl­mak­tan baş­ka bir işe ya­ra­maz­dık. Ama Tan­rı bi­zi çöp­lü­ğe, bu­nun so­nun­da da ce­hen­ne­me at­ma­dı, ce­hen­ne­mi hakk­et­miş­ken. O bi­ze gön­der­di­ği kur­ta­rı­cı ara­cı­lı­ğıy­la ye­ni­den son­suz ya­şa­mı sağ­la­dı. Bu ya­şam­da ba­na reh­ber­lik et­me­si için Kut­sal Ru­hu’nu ve ken­di Sö­zü olan Kut­sal Ki­tap’ı ver­di. Bu­gün Me­sih’e iman eden her in­sa­nın yü­re­ğin­de olan Tan­rı’nın Kut­sal Ruh’u ve elin­de­ki Kut­sal Ki­tap ona reh­ber­lik eder, yol gös­te­rir.


02-06-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

2

HAZİRAN

Juni

 

Tanrı ışıktır ve O’nda karanlığın izi yoktur.

1 Yuhanna 1: 5

Gott ist Licht.

1. Johannes 1,5
 

Şu so­ru­yu tek­rar so­ra­yım: Tan­rı Işık­tır, de­di­ği­miz­de ne an­lı­yo­ruz? Işık ve özel­lik­le­ri ne­ler­dir? Işı­ğın bir özel­li­ği ken­di­si­ni bel­li et­me­si­dir. Işık gö­rü­le­bi­lir, hem de ken­di­si­ni ya­yar. Ka­ran­lı­ğı ay­dın­la­tır. Işık ol­du­ğun­da el­le­ri­mi gö­re­bi­li­rim ve kir­len­diy­se yı­ka­ya­bi­li­rim. Işık ol­ma­say­dı yer­yü­zü­nü gö­re­mez­dik, hiç­bir şey gö­re­mez­dik. Işık ku­sur­la­rı ve kir­li­li­ği or­ta­ya çı­ka­rır, ay­nı za­man­da ışık gü­zel­lik­le­ri de açı­ğa çı­ka­rır.

Işık ay­rı­ca Tan­rı’nın bem­be­yaz pak­lı­ğın­dan ve le­ke­siz kut­sal­lı­ğın­dan söz eder. Tan­rı göl­ge bı­rak­ma­dan iler­ler, çün­kü ken­di­si ışık­tır, pak­tır. As­lın­da gü­neş ışı­ğı dün­ya­nın var­lı­ğı­nın en önem­li par­ça­sı­dır. Yal­nız­ca ay­dın­lat­maz, te­miz­ler de. Ha­nım­la­rın ço­ğu el­bi­se­le­ri­nin ko­ku­la­rı­nı gi­der­mek için on­la­rı gü­neş­te bı­ra­kır­lar. Gü­neş ha­ri­ka bir te­miz­le­yi­ci­dir. Işık sö­züy­le de Tan­rı’nın pak­lı­ğı, kut­sal­lı­ğı an­la­tır.


01-06-2018:

 

CUMA

Freitag

1

HAZİRAN

Juni

 

Oğul’dan işittiğimiz ve size bildirdiğimiz haber şudur: Tanrı ışıktır ve O’nda karanlığın izi yoktur.

1 Yuhanna 1:5
 

Und dies ist die Botschaft, die wir von ihm gehört haben und euch verkündigen: dass Gott Licht ist und gar keine Finsternis in ihm ist.

1. Johannes 1,5
 

Yu­han­na bi­ze Tan­rı’nın ışık, sev­gi ve ya­şam ol­du­ğu­nu söy­ler. “Tan­rı Işık­tır!” Işık der­ken ne an­lı­yo­ruz? Gü­nü­mü­zün mo­dern bi­li­mi bi­le ışı­ğı tam ola­rak açık­la­ya­bil­miş de­ğil­dir. Işık ener­ji mi yok­sa mad­de mi? Işık ne­dir? Oda­nı­zın ışı­ğı­nı aç­tı­ğı­nız­da kö­şe­ye giz­len­miş ka­ran­lık ay­dın­la­nır. Kö­şe­ye gi­dip de ka­ran­lı­ğı yok eden şey ne­dir? Ya da ka­ran­lı­ğı yok et­miş mi­dir? Işık sön­dü­rü­lün­ce ka­ran­lık yi­ne o kö­şe­ye ge­ri dön­mez mi? Öy­ley­se ışık ne­dir?

Yu­han­na Tan­rı’nın ışık ol­du­ğu­nu söy­ler­ken, Tan­rı’nın ki­şi­li­ği­nin özel­lik­le­rin­den, öz ni­te­lik­le­rin­den bir kıs­mı­nı açık­la­mış olu­yor. Bu Tan­rı’nın öz ni­te­lik­le­ri­nin tü­mü­nü kap­sa­maz­sa da, O’nun hak­kın­da çok şey an­la­tır. Işık, gör­kem­den, par­lak­lık­tan, gü­zel­lik­ten ve Tan­rı’nın ha­ri­ka­la­rın­dan söz eder. Gü­neş ha­ri­ka bir alev to­pu gi­bi do­ğar­ken, onu hiç iz­le­di­niz mi? Gü­ne­şin do­ğu­şu­nu ya da ba­tı­şı­nı gör­dü­ğüm­de her za­man hay­ran kal­mı­şım­dır. Tan­rı’nın ya­rat­tı­ğı do­ğa­yı, gü­ne­şi, yıl­dız­la­rı iz­le­mek, gör­mek ne ha­ri­ka bir şey­dir! Tan­rı ışık­tır. Bu da Tan­rı’nın gü­zel­li­ği­ni, yü­ce­li­ği­ni gös­te­rir.


31-05-2018:

PERŞEMBE

Donnerstag

31

MAYIS

Mai

 

(Avrupa ülkelerinin bazısında dini bayramdır)

 

Oğul’dan işittiğimiz ve size bildirdiğimiz haber şudur: Tanrı ışıktır ve O’nda karanlığın izi yoktur.

1 Yuhanna 1:5
 

Und dies ist die Botschaft, die wir von ihm gehört haben und euch verkündigen: dass Gott Licht ist und gar keine Finsternis in ihm ist.

1. Johannes 1,5
 

Tan­rı Işık­tır sö­zü, Tan­rı kut­sal ol­du­ğu­nu be­lir­tir. Ama in­san kut­sal de­ğil­dir. Ha­ri­ka kur­ta­rı­cı ile be­nim aram­da­ki bu uçu­rum na­sıl ka­pa­tı­la­bi­lir? Ara­da­ki va­di çok de­rin ve dik­tir. Tan­rı ve in­san na­sıl bir ara­ya ge­le­bi­lir? Eyup pey­gam­ber bir ke­re­sin­de şöy­le de­di: “Keş­ke ara­mız­da bir ha­kem ol­sa da, eli­ni iki­mi­zin üs­tü­ne koy­sa!” (Eyup 9:33). Eyup pey­gam­be­rin ya­kın­dı­ğı, ken­di­siy­le Tan­rı ara­sın­da bir ara­cı ol­ma­yı­şıy­dı. Ya­ka­rı­şı, “Ah, keş­ke bir eli­ni Tan­rı’nın eli­ne, di­ğe­ri­ni be­nim eli­me ko­ya­rak el­le­ri­mi­zi bir­leş­ti­re­cek bi­ri­si ol­say­dı. Eğer bu­nu ya­pa­bil­sey­di, o za­man bir ara­cım olur­du.” İn­cil, bu tek ara­cı­nın İsa Me­sih ol­du­ğu­nu söy­ler (1. Tim.2:5). Ya­ni ar­tık şük­rol­sun ki, bir ara­cı­mız var­dır. Bu ara­cı­yı yi­ne Yu­han­na şöy­le be­tim­ler: “Ço­cuk­la­rım, bun­la­rı siz­le­re yaz­ma­mın ne­de­ni gü­nah iş­le­me­me­niz için­dir. Ama bi­ri gü­nah iş­ler­se, Ba­ba ile bir­lik­te bir sa­vu­nu­cu­muz var­dır. (Bu sa­vu­nu­cu) Doğ­ru ki­şi İsa Me­sih’tir bu. O, gü­nah­la­rı­mı­zın gi­de­ril­me­si­ni sağ­la­yan ba­ğış­la­ma­lık­tır; yal­nız bi­zim gü­nah­la­rı­mız için de­ğil, tüm dün­ya­nın gü­nah­la­rı için”(1 Yu.2:1-2).


 

30-05-2018:

ÇARŞAMBA

Mittwoch

30

MAYIS

Mai

 

Bunları size yazmamızın nedeni, sevincimizin doruğa erişmesi içindir.

1 Yuhanna 1:4
 

Und dies schreiben wir, damit unsere Freude vollkommen sei.

1. Johannes 1,4
 

die Freude: sevinç
 

El­çi Yu­han­na, bu mek­tu­bu yaz­ma­sı­nın baş­ka bir ne­de­ni­ne da­ha de­ği­ni­yor: ASe­vin­ci­miz tam ol­sun, do­ru­ğa er­sin!” Kü­çük bir se­vinç de­ğil, an­cak pay­daş­lık­tan do­ğan bü­yük bir se­vin­ce sa­hip ol­mak ne ka­dar gü­zel bir şey­dir! Ki­li­se­de Rab’bin Sof­ra­sı­nın ya­pı­lı­şı bir ey­lem­dir; ver­mek bir ey­lem­dir, dua et­mek bir ey­lem­dir. An­cak bu bö­lüm­de Yu­han­na’nın bu­ra­da sö­zü­nü et­ti­ği, Pav­lus’un da şu ayet­te be­lirt­ti­ği be­ra­ber­lik (or­tak ol­ma) tec­rü­be­si­dir: “O’nu ta­nı­mak, di­ri­li­şi­nin gü­cü­nü bil­mek ve elem­le­ri­ne or­tak ol­ma­nın ne de­mek ol­du­ğu­nu bil­mek... is­ti­yo­rum” (Fil.3:10).

Eti­yop­ya­lı bir adam var­dı. Tan­rı’nın Ru­hu Fi­li­pus adın­da­ki öğ­ren­ci­yi ona yol­la­dı ve Fi­li­pus ona Rab’bin müj­de­si­ni açık­la­dı. Bu açık­la­may­la bu adam se­vinç­le do­la­rak yo­lu­na de­vam et­ti. Ne­den? Çün­kü Me­sih’i ta­nı­mış­tı.

Yu­han­na, be­ra­ber­li­ği­miz ol­sun ve se­vin­ci­miz tam ol­sun di­ye bun­la­rı yaz­dı­ğı­nı söy­le­miş­ti ve ger­çek­ten de eğer Tan­rı ile pay­daş­lı­ğı­mız, be­ra­ber­li­ği­miz var­sa, se­vin­ci­miz de do­ğal ola­rak tam olur.



 

29-05-2018:

SALI

Dienstag

29

MAYIS

Mai

 

Sizin de bizimle birlikte ruhsal paydaşlığınız, beraberliğiniz olsun diye, gördüğümüzü ve işittiğimizi size de müjdeliyoruz.

1 Yuhanna 1:3
 

Was wir gesehen und gehört haben, verkündigen wir auch euch, damit auch ihr mit uns Gemeinschaft habt.

1. Johannes 1,3
 

Pay­daş­lık, pay­la­şa­cak şe­yi ol­mak an­la­mı­na ge­lir. Me­sih iman­lı­la­rı­nın be­ra­ber­li­ği Me­sih’e ait şey­le­ri pay­laş­ma­yı an­la­tır. Bu­nu yap­mak için Rab İsa’yı bil­me­miz, O’nu ki­şi­sel kur­ta­rı­cı­mız ola­rak ta­nı­ma­mız, ka­bul et­me­miz ge­re­kir.

Gü­nü­müz­de pay­daş­lı­ğın an­la­mı­nı ve öne­mi­ni yi­tir­miş du­rum­da­yız. Pay­daş­lık de­di­ği­miz­de ge­nel­de ak­lı­mı­za bir­lik­te eğ­len­mek, ye­mek ye­mek ve hoş va­kit ge­çir­mek ge­li­yor. Ya da mer­ha­ba Ali, iş­ler na­sıl gi­di­yor, eşin na­sıl? gi­bi­sin­den şey­le­ri dü­şü­nü­yo­ruz pay­daş­lık­la. Bi­ri­le­riy­le şar­kı söy­le­mek, ka­fa­yı çek­mek de pay­daş­lık ola­rak bi­li­nir. Ne ya­zık ki, Me­sih iman­lı­la­rı­nın da ge­nel­de an­la­dı­ğı bu­dur. Ama bun­lar pay­daş­lık de­ğil. Öy­ley­se pay­daş­lık­tan kas­te­di­len ne­dir?

İman­lı için pay­daş­lık de­mek, bir ara­ya ge­lip Me­sih’e ait şey­le­ri pay­laş­mak de­mek­tir. Bir­lik­te Rab İsa ve O’nun Sö­zü ile il­gi­li şey­le­ri ko­nu­şu­ruz. O’nun söy­le­di­ği söz­le­ri, il­ke­le­ri, vaat­le­ri pay­la­şı­rız. Bir­lik­te Rab’be ila­hi­ler okur, O’nu yü­cel­ti­riz.


28-05-2018:

PAZARTESİ

Montag

28

MAYIS

Mai

 

Sizin de bizimle birlikte ruhsal paydaşlığınız, beraberliğiniz olsun diye, gördüğümüzü ve işittiğimizi size de müjdeliyoruz. Bizim paydaşlığımız ise Baba ile ve Oğlu İsa Mesih iledir.

1 Yuhanna 1:3
 

Was wir gesehen und gehört haben, verkündigen wir auch euch, damit auch ihr mit uns Gemeinschaft habt; und zwar ist unsere Gemeinschaft mit dem Vater und mit seinem Sohn Jesus Christus.

1. Johannes 1,3
 

“İşit­ti­ği­mi­zi ve gör­dü­ğü­mü­zü” söz­le­ri üçün­cü kez­dir ki söy­le­ni­yor. Ne­den üç kez tek­rar­la­nı­yor? Çün­kü ruh­sal pay­daş­lık çok önem­li­dir. Ama Tan­rı’y­la na­sıl be­ra­ber­li­ği­miz ola­cak? Bu müm­kün de­ğil. Çün­kü Tan­rı kut­sal­dır. Öy­ley­se Tan­rı’y­la in­sa­nı na­sıl bir ara­ya ge­ti­re­bi­lir­si­niz? Amos pey­gam­ber şöy­le de­di: Aİki adam an­laş­ma­dan bir­lik­te yü­rür­ler mi?” (Amos 3:3). Na­sıl be­ra­ber­li­ği­miz ola­cak? Tan­rı’y­la an­laş­tı­ğı­mız­da be­ra­ber­li­ği­miz ola­bi­lir. Tan­rı’ya şü­kür­ler ol­sun ki, O bu an­laş­ma yo­lu­nu ken­di­si aç­tı. İsa’ya Tan­rı’nın Sö­zü, özü den­mek­te­dir. Du­rup du­rur­ken Tan­rı ne­den Ken­di Sö­zü, özü olan İsa Me­sih’i in­san ola­rak yer­yü­zü­ne gön­der­sin! İş­te ne­de­ni bu. Bi­zim gü­nah­la­rı­mı­zı ken­di üze­ri­ne al­sın, bi­zi ba­ğış­la­sın ve böy­le­ce Tan­rı’y­la o be­ra­ber­li­ğe, pay­daş­lı­ğa ge­tir­sin. Bu ne­den­le Yu­han­na 5. bö­lüm­de şu­nu ke­sin ola­rak söy­le­ye­bil­di: ATa­nık­lık şu­dur: Tan­rı bi­ze son­suz ya­şam ver­di, bu ya­şam O’nun Oğ­lu’n­da­dır. Oğul’u var­lı­ğın­da bu­lun­du­ran ya­şa­ma sa­hip­tir. Tan­rı’nın Oğ­lu’nu var­lı­ğın­da bu­lun­dur­ma­yan ya­şa­ma sa­hip de­ğil­dir” (1 Yu.5:12).

Not: İn­cil’de İsa’ya iliş­kin söy­le­nen Oğul sö­zü ruh­sal an­lam­da­dır.


27-05-2018:

PAZAR

Sonntag

27

MAYIS

Mai

 

Yaşam belirgin oldu, bizler O’nu gördük ve tanıklık ediyoruz. Size sonsuz yaşamı müjdeliyoruz. Bu yaşam Baba ile birlikteydi ve bize belirgin oldu.

1 Yuhanna 1:2
 

Und das Leben ist geoffenbart worden, und wir haben gesehen und bezeugen und verkündigen euch das ewige Leben, das bei dem Vater war und uns geoffenbart worden ist.
1. Johannes 1,2
 

“Ya­şam be­lir­gin ol­du” ya da AYa­şa­mı açık­ça gö­rün­dü!” Bu, ya­şa­mın in­san­la­rın gö­re­bi­le­ce­ği açık bir ye­re ge­ti­ril­me­si de­mek­tir. Yu­han­na bir son­ra­ki ayet­te gö­re­ce­ği­miz gi­bi, ya­şam sö­zü olan Rab İsa Me­sih hak­kın­da ko­nuş­mak­ta­dır.

Yu­han­na’nın sö­zü­nü et­ti­ği Ason­suz ya­şam” İsa Me­sih’in ta ken­di­si­dir. Eğer bir ta­nım is­ter­se­niz, son­suz ya­şam bir ki­şi­dir ve bu ki­şi İsa Me­sih’tir. Öy­le ba­sit ki, bu­nu her in­san an­la­ya­bi­lir, hem de o ka­dar zor­dur. Ya Me­sih’te­sin ya da de­ğil­sin. Hep­si bu ka­dar! Ya Me­sih’e ina­nır­sın ya da inan­maz­sın. Eğer ina­nı­yor­san, son­suz ya­şa­ma sa­hip­sin, de­mek­tir. Eğer inan­mı­yor­san, son­suz ya­şa­ma sa­hip de­ğil­sin, de­mek­tir. Son­suz ya­şam bu ol­du­ğu­na gö­re, se­nin de son­suz bir ya­şa­mın var mı? Bu so­ru­ya na­sıl bir ya­nıt ve­re­cek­sin? Eğer ya­nı­tın Abil­mi­yo­rum” ise, ya da Aha­yır” ise, o za­man son­suz ya­şa­mın yok de­mek­tir. Oy­sa, İsa Me­sih’e iman eden bir kim­se, ke­sin ola­rak son­suz ya­şa­ma sa­hip ol­du­ğu­nu bi­li­yor. Ben Ali ola­rak son­suz bir ya­şa­ma sa­hip ol­du­ğum­dan emi­nim. Ne­den? Çün­kü Rab’bin Sö­zü açık ve ke­sin ola­rak bu­nu di­yor.


26-05-2018:

CUMARTESİ

Samstag

26

MAYIS

Mai

 

Başlangıçtan beri var olan yaşam sözü. İşittiğimiz, gözlerimizle gördüğümüz, baktığımız, ellerimizle dokunduğumuz yaşam sözüne ilişkin yazıyoruz!

1 Yuhanna 1:1
 

Was von Anfang an war, was wir gehört, was wir mit unseren Augen gesehen, was wir angeschaut und unsere Hände betastet haben vom Wort des Lebens ... verkündigen wir euch.

1. Johannes 1,1
 

İsa’yı sey­ret­tik, O’na bak­tık, di­yor. Bu­ra­da kul­la­nı­lan söz­cük di­li­mi­ze ti­yat­ro ola­rak geç­miş­tir. Ti­yat­ro sa­de­ce otu­rup bak­tı­ğı­nız bir yer de­ğil, dik­kat­le iz­le­di­ği­niz bir yer­dir. Yu­han­na üç yıl bo­yun­ca İsa’yı iz­le­dik­le­ri­ni, O’nu sey­ret­tik­le­ri­ni, O’na bak­tık­la­rı­nı söy­lü­yor. Son­ra Yu­han­na, Tıp­kı Mu­sa’nın çöl­de yı­la­nı yu­ka­rı kal­dır­dı­ğı gi­bi, in­sa­noğ­lu­nun da yu­ka­rı kal­dı­rıl­ma­sı ge­re­kir” (Yu.3:14) di­ye yaz­dı. İb­ra­ni hal­kı Mu­sa ön­der­li­ğin­de çöl­de iler­ler­ler­ken, itaat­siz­lik­le­ri yü­zün­den yı­lan­lar­ca ısı­rıl­dı­lar. Tan­rı’nın Mu­sa pey­gam­be­re sun­du­ğu çö­züm, tunç­tan bir yı­lan ya­pıp onu yu­ka­rı dik­mek­ti ve yı­lan­lar­ca ısı­rı­lan ki­şi­ler kur­tu­la­bil­mek için yu­ka­rı­ya kal­dı­rı­lan di­re­ğin üs­tün­de­ki tunç­tan yı­la­na bak­mak zo­run­day­dı­lar. Yu­han­na bu­nu İsa’ya uyar­lı­yor ve kur­tu­luş için iman­la O’na bak­ma­mız ge­rek­ti­ği­ni be­lir­ti­yor. Bu­nun ar­dın­dan da O’nu ha­ya­tı­mız­la iz­le­mek ge­re­ki­yor. Bak­mak kur­ta­rır, ha­ya­tı­mız­la iz­le­mek kut­sal­laş­tı­rır. Yu­han­na’nın İyi Ha­be­rin­de be­lir­til­di­ği gi­bi, Söz in­san olup ara­mız­da ya­şa­dı. Biz de O’nun yü­ce­li­ği­ni, Ba­ba’dan ge­len lü­tuf ve ger­çek­le do­lu olan bi­ri­cik Oğul’un yü­ce­li­ği ni­te­li­ğin­de gör­dük” (Yu.1:14).


25-05-2018:

CUMA

Freitag

25

MAYIS

Mai

 

Başlangıçtan bu yana var olan yaşam sözü!

1 Yuhanna 1: 1
 

Was von Anfang an war, ... (das) Wort des Lebens.

1. Johannes 1,1
 

der Anfang: başlangıç
 

“Baş­lan­gıç­tan bu ya­na var olan ya­şam sö­zü” as­lın­da İsa Me­sih’in Beyt­le­hem’de do­ğu­şu­na gön­der­me yap­mak­ta­dır. İsa Me­sih yak­la­şık otuz ya­şın­day­ken, Yu­han­na ve kar­de­şi Ya­kup O’nun­la Ye­ru­şa­lim ken­tin­de ta­nış­tı­lar. Da­ha son­ra İsa on­la­ra yak­la­şıp ken­di­si­ni iz­le­me­le­ri­ni is­te­di­ğin­de, bu iki kar­deş ba­ba­la­rıy­la bir­lik­te ağ­la­rı­nı ona­rı­yor­lar­dı. Çün­kü mes­lek­le­ri ba­lık­çı­lık­tı. On­lar da he­men ba­ba­la­rı­nı bı­ra­kıp İsa’yı iz­le­di­ler.  Şim­diy­se Yu­han­na O’n­dan söz ede­rek İsa’nın tüm ki­şi­li­ği­nin ger­çe­ği­ni or­ta­ya se­ri­yor.

Yu­han­na, Aİşit­ti­ği­miz, göz­le­ri­miz­le gör­dü­ğü­müz, bak­tı­ğı­mız, el­le­ri­miz­le do­kun­du­ğu­muz ya­şam sö­zü­ne iliş­kin ya­zı­yo­ruz” di­yor. Bu­na gö­re Yu­han­na bu­ra­da ku­lak ve göz yo­lu­nu kul­la­na­rak, işit­tik, gör­dük, bak­tık, el­le­ri­miz­le de do­kun­duk, di­yor. Yu­han­na el­bet­te, İsa’nın be­den al­ma­sın­dan ve yer­yü­zün­de bu­lun­du­ğu sü­re­de O’nun­la olan bir­lik­te­li­ğin­den söz et­mek­te­dir. Yu­han­na, Rab İsa’yı ger­çek­ten duy­du­ğu­nu, O’nun se­si­ni işit­ti­ği­ni ve O’nu din­le­yin­ce Tan­rı’yı din­le­miş ol­du­ğu­nu söy­lü­yor.


24-05-2018:

PERŞEMBE

Donnerstag

24

MAYIS

Mai

 

Başlangıçta söz vardı. Söz Tanrı’yla birlikteydi ve söz Tanrı’ydı!

Yuhanna 1:1
 

Im Anfang war das Wort, und das Wort war bei Gott, und das Wort war Gott.

Johannes 1,1
 

mit: ile
zusammen mit: ile birlikte

 

Bu­gün­kü ayet­te baş­lan­gıç­ta Söz’ün var ol­du­ğu, Söz’ün Tan­rı’y­la bir­lik­te ve Söz’ün Tan­rı ol­du­ğu söy­le­ni­yor.

14.a­yet­te “Söz be­den ol­du, kay­ra ve ger­çek­le do­lu ola­rak ara­mız­da ya­şa­dı”, 18.a­yet­te, “Hiç­bir va­kit, hiç kim­se Tan­rı’yı gör­me­di. An­cak Ba­ba’nın bağ­rın­da olan bi­ri­cik Oğul O’nu bil­dir­di” di­yor. Tüm bun­lar bi­ze şu ger­çe­ği gös­ter­mek­te­dir: Tan­rı’yı gö­re­mez­si­niz, çün­kü O Ruh’tur. Biz O’nu gö­rüp ta­nı­ya­bi­le­lim di­ye O in­san be­de­ni­ne bü­rün­mek zo­run­da kal­mış­tır. Biz­ler O’nun ya­nı­na gi­de­mez, O’nu gö­re­mez­dik. Bu ne­den­le O bi­zim ya­nı­mı­za gel­miş­tir, Tan­rı’yı bi­ze açık­la­mış­tır.

Baş­ka deyiş­le, son­suz, eze­li olan Tan­rı, biz­le­re ye­ni­den o son­suz kur­tu­lu­şu ver­mek için, yer­yü­zü­ne bir in­san ola­rak ge­li­yor. Bu bi­zim ak­lı­mı­zın ala­ma­ya­ca­ğı ka­dar bü­yük bir ina­yet­tir. Bu, ay­nı za­man­da Tan­rı’nın biz in­san­la­ra olan sev­gi­si­nin yü­ce­li­ği­ni gös­te­rir. Ben bu­na evet de­di­ğim­den be­ri yü­re­ğim­de o son­suz esen­li­ği, kur­tu­luş gü­ven­ce­si­ni ya­şa­mak­ta, ve Rab’be bu­nun için hamt et­mek­te­yim.



 

23-05-2018:

ÇARŞAMBA

Mittwoch

23

MAYIS

Mai

 

Başlangıçta söz vardı. Söz Tanrı’yla birlikteydi ve söz Tanrı’ydı!

Yuhanna 1:1
 

Im Anfang war das Wort, und das Wort war bei Gott, und das Wort war Gott.
Johannes 1,1
 

das Wort: söz, kelime
 

İn­cil’de Yu­han­na ke­si­mi­nin ilk aye­ti şöy­le­dir: “Baş­lan­gıç­ta söz var­dı. Söz Tan­rı’y­la bir­lik­tey­di ve söz Tan­rı’y­dı! Baş­lan­gıç­ta O Tan­rı’y­la bir­lik­tey­di”. Ar­dın­dan ya­rat­ma işi­ne ge­lir: “Her şey O’nun ara­cı­lı­ğıy­la var ol­du; var olan hiç­bir şey O’n­suz ol­ma­dı”.

Mil­yar ya da t­ril­yon­lar­ca yıl ge­ri­ye, ya­ra­tı­lı­şın da ge­ri­si­ne git, ora­da yi­ne Tan­rı ve O’nun Sö­zü olan İsa Me­sih var­dır. Yu­han­na’nın ne yaz­dı­ğı­na dik­kat edin: ABaş­lan­gıç­ta Söz var­dı” (var de­ğil). Baş­ka de­yiş­le bu, baş­lan­gı­cı ol­ma­yan bir baş­lan­gıç­tır; çün­kü O’nun baş­lan­gı­cı yok­tur. ABaş­lan­gıç­ta Söz var­dı” aye­ti­nin an­la­mı şu­dur: Geç­mi­şe doğ­ru is­te­di­ği­niz ka­dar yol­cu­luk edin ve is­te­di­ği­niz bir yer­de du­run ve ora­da da son­suz­luk­tan çı­kıp ge­len Me­sih si­zi kar­şı­lar. Bu akıl­la­ra dur­gun­luk ve­ren ve Yu­han­na 1:14'e ge­le­ne dek bu­nun yü­ce­li­ği­ni an­la­mak­ta aciz ka­lı­rız: ASöz be­den ol­du ‑ in­san ol­du ‑ ara­mız­da ya­şa­dı!” Bu da bi­zi, İsa’nın doğ­du­ğu yer olan Beyt­le­hem’e ge­ri gö­tü­rür ve ora­dan baş­la­ya­rak kav­ra­ma­ya baş­la­rız.


22-05-2018:

SALI

Dienstag

22

MAYIS

Mai

 

Başlangıçtan beri var olan yaşam sözü. İşittiğimiz, gözlerimizle gördüğümüz, baktığımız, ellerimizle dokunduğumuz yaşam sözüne ilişkin yazıyoruz!

1 Yuhanna 1:1
 

Was von Anfang an war, was wir gehört, was wir mit unseren Augen gesehen, was wir angeschaut und unsere Hände betastet haben vom Wort des Lebens ... verkündigen wir euch.

1. Johannes 1,1
 

“Baş­lan­gıç­tan be­ri var olan ya­şam sö­zü!” Yu­han­na han­gi baş­lan­gıç­tan söz edi­yor? Kut­sal Ki­tap’ın ilk aye­ti şöy­le­dir: “Baş­lan­gıç­ta Tan­rı gök­le­ri ve ye­ri ya­rat­tı!” Bu, ta­ri­hi ve­ri­le­me­yen bir baş­lan­gıç­tır. Tan­rı’nın gök­le­ri ve ye­ri ne za­man ya­rat­tı­ğı­nı bil­mi­yo­ruz.

Bir za­man­lar bi­lim adam­la­rı yer­yü­zü­nün ya­şı­nın 300 bin ile 700 bin yıl ara­sın­da ol­du­ğu­nu tah­min edi­yor­du. Son­ra 2,5 mil­yon yıl de­nil­di, şim­diy­se dün­ya­nın ya­şı mil­yar­lar­la ifa­de edil­mek­te­dir. Unut­ma­ya­lım ki, inan­dı­ğı­mız Tan­rı, eze­li ve son­suz­dur.

Bu ev­re­ni Tan­rı mı ya­rat­tı, yok­sa o bir te­sa­düf ese­ri mi­dir? Ev­re­nin ken­di­li­ğin­den olu­şu­ver­di­ği­ni dü­şün­mek saç­ma­dır. Ya­şa­mın bir pat­la­ma so­nu­cu te­sa­dü­fen or­ta­ya çık­tı­ğı­nı söy­le­mek, bir mat­baa­da pat­la­ma so­nu­cu bir söz­lü­ğün ken­di­li­ğin­den or­ta­ya çık­tı­ğı­nı söy­le­mek ka­dar akıl­sız­ca­dır.

Ya­şa­dı­ğı­mız bu ev­re­nin ge­ri­sin­de akıl­lı bir güç var­dır. Baş­lan­gı­cın ta­ri­hi­ni bil­mi­yo­ruz. Bir­kaç bin ya da mil­yar, fark et­mez, is­te­di­ği­niz gi­bi ka­bul ede­bi­lir­si­niz. Çün­kü bu­ra­da son­suz­lu­ğun Tan­rı­sı ile il­gi­le­ni­yo­ruz.


21-05-2018:

PAZARTESİ

Montag

21

MAYIS

Mai

 

PENTİKOST BAYRAMI İ PFINGSTMONTAG

(Avrupa ülkelerinin çoğunda kutlanır)

 

Başlangıçtan beri var olan yaşam sözü. İşittiğimiz, gözlerimizle gördüğümüz, baktığımız, ellerimizle dokunduğumuz yaşam sözüne ilişkin yazıyoruz.
1 Yuhanna 1:1
 

Was von Anfang an war, was wir gehört, was wir mit unseren Augen gesehen, was wir angeschaut und unsere Hände betastet haben vom Wort des Lebens ... verkündigen wir euch.

1. Johannes 1,1
 

Tan­rı Sö­zü olan İn­cil, “Ya­zıl­mış olan önem­li, bi­linç­li, be­re­ket­li, gör­kem­li ve en gü­zel Ki­tap”tır. İsa Me­sih’in ya­şa­mı­nı, öğ­re­ti­şi­ni dört ay­rı ya­zar ay­rı yön­ler­den Tan­rı’nın esi­niy­le ka­le­me al­dı­lar. Bu dört ya­zar, Mat­ta, Mar­kos, Lu­ka ve Yu­han­na’dır. Ba­zen şöy­le di­yor­lar: Efen­dim, ne­den 4 ay­rı ya­zar var? Bu dört İn­cil mi? Ha­yır, tek İn­cil var­dır, ama bir ger­çe­ğin dört ta­nık ta­ra­fın­dan or­ta­ya kon­ma­sı­dır. İn­cil’in Mat­ta ke­si­mi İsa’yı kral ola­rak, Mar­kos, mü­kem­mel bir hiz­met­çi ola­rak, Lu­ka mer­ha­met­li ve se­ve­cen in­sa­noğ­lu ola­rak ta­nı­tır; Yu­han­na ise, İsa Me­sih’i tüm gör­ke­miy­le Tan­rı’y­la ay­nı öz­ya­pı­ya sa­hip olan Kut­sal Tan­rı Oğ­lu ola­rak ta­nı­tır. Yu­han­na ay­nı za­man­da İn­cil’de 1., 2., 3. Yu­han­na mek­tup­la­rı­nın ve Va­hiy ki­ta­bı­nın da ya­za­rı­dır.

Önü­müz­de­ki gün­ler­de 1 Yu­han­na mek­tu­bu­nun 1.bö­lü­mü­ne ba­ka­ca­ğız. Bu mek­tup bi­ze Tan­rı’nın üç önem­li ta­nı­mı­nı ver­mek­te­dir. Tan­rı ya­şam­dır, ışık­tır ve sev­gi­dir. 1 Yu­han­na şu söz­ler­le baş­lar: “Baş­lan­gıç­tan be­ri var olan ya­şam sö­zü!” Ne de­mek­tir bu? Açık­la­ma­sı önü­müz­de­ki gün­ler­de.


20-05-2018:

PAZAR

Sonntag

20

MAYIS

Mai

 

PENTİKOST BAYRAMI İ PFINGSTEN

 

(İsa Mesih’in sözüne güvenerek cüzam hastalığından kurtulan adam) İsa’nın ayaklarına kapandı. O’na teşekkür etti.

Luka 17: 16
 

Und er (der vom Aussatz Geheilte) fiel aufs Angesicht zu seinen Füßen und dankte ihm.

Lukas 17, 16
 

Bi­li­yor mu­su­nuz, de­ğer­li dos­tum, şük­ret­mek­le Tan­rı’yı yü­celt­miş olu­yo­ruz. Ay­nı za­man­da te­şek­kür et­mek­le Tan­rı’nın İsa Me­sih ara­cı­lı­ğıy­la bi­ze sağ­la­mış ol­du­ğu ni­met­le­ri ken­di­mi­ze ka­bul et­miş olu­ruz. Öbür yan­da, te­şek­kür et­mez­sek, hamt et­mez­sek, Rab’bin bi­zim için sun­du­ğu iyi­lik­le­ri, ina­ye­ti kü­çük gör­dü­ğü­mü­zü gös­te­ri­riz. O za­man da Rab’bin bi­ze sun­du­ğu o be­re­ket­ler­den ge­rek­ti­ği gi­bi ya­rar­la­na­ma­yız.  Şü­kür do­lu bir ya­şa­mı ya­şa­ma­mak, as­lın­da ye­nil­gi­nin, se­vin­cin yi­ti­ril­miş ol­du­ğu­nu gös­te­ren bir işa­ret­tir. Rab’bin be­re­ket­le­ri­ni unu­tan ki­şi, sa­de­ce sı­kın­tı­la­rı­nı, ger­çek­leş­me­miş olan ha­yal­le­ri­ni, kor­ku­la­rı­nı, kay­gı­la­rı­nı, ek­sik­le­ri­ni dü­şü­nür ve ha­liy­le mut­suz olur.

“RAB’be öv­gü­ler sun, ey gön­lüm! O’nun kut­sal adı­na öv­gü­ler sun, ey bü­tün var­lı­ğım! RAB’be öv­gü­ler sun, ey ca­nım! İyi­lik­le­ri­nin hiç­bi­ri­ni unut­ma! Bü­tün suç­la­rı­nı ba­ğış­la­yan, bü­tün has­ta­lık­la­rı­nı iyi­leş­ti­ren, ca­nı­nı ölüm çu­ku­run­dan kur­ta­ran, sa­na sev­gi ve se­ve­cen­lik ta­cı giy­di­ren, ya­şam bo­yu se­ni iyi­lik­ler­le do­yu­ran O’dur” (Mez­mur 103:1S 5).


 

19-05-2018:

CUMARTESİ

Samstag

19

MAYIS

Mai

 

İsa (cüzamdan kurtulan) adama, kalk, yoluna koyul, imanın seni kurtardı, dedi.

Luka 17: 19
 

Und er sprach zu ihm (dem Geheilten): Steh auf und geh hin! Dein Glaube hat dich gerettet.

Lukas 17, 19
 

aufstehen: kalkmak
 

İsa’ya dö­nüp te­şek­kür eden ada­ma İsa Me­sih şöy­le de­di: “Aya­ğa kalk, git. İma­nın se­ni kur­tar­dı!” On ki­şi şi­fa bul­muş­tu. Ama sa­de­ce bi­ri­ne İsa, “İma­nın se­ni kur­tar­dı” de­di. De­mek ki, kur­tul­mak iyi­leş­mek­ten da­ha üs­tün bir şey­dir. Bir has­ta­lık­tan kur­tu­la­bi­lir­sin, ama be­lir­li bir sü­re son­ra yi­ne has­ta­la­na­cak­sın. Yaş­lan­ma­na, so­nun­da da bu dün­ya­dan gö­çüp git­me­ne kim­se en­gel ola­maz. Oy­sa iman ile kur­tu­luş, son­suz­lu­ğu kap­sar. Gü­nah­la­rın ba­ğış­lan­ma­sı­nı ve in­sa­nın son­suz ya­şa­ma ka­vuş­tu­ğu­nu gös­te­rir.

Sa­mi­ri­ye­li adam di­ğer­le­ri gi­bi be­de­nen şi­fa bul­muş­tu, ama bu ada­mın yü­re­ği de şi­fa bul­du ve Tan­rı’nın ai­le­si­ne ka­tı­la­rak son­suz ya­şa­ma sa­hip ol­du. İş­te asıl ha­ri­ka olan buy­du: ca­nın kur­tu­lu­şu! Sa­mi­ri­ye­li, Ya­hu­di­ler için de­ğe­ri ol­ma­yan bir ya­ban­cıy­dı. Ama İsa ona, “Aya­ğa kalk, git” de­mek­le onu çok de­ğer­li kı­lıp, özel­li­ği Tan­rı’ya bağ­lı­lık olan ye­ni bir ya­şa­ma gön­der­di.


18-05-2018:

CUMA

Freitag

18

MAYIS

Mai

 

İsa, iyileşenler on kişi değil miydi? diye sordu. Öbür dokuzu nerede? Bu yabancıdan başka Tanrı’yı yüceltmek için geri gelen olmadı mı?
Luka 17:17-18
 

Jesus aber antwortete und sprach: Sind nicht die Zehn gereinigt worden? Wo sind die Neun? Haben sich sonst keine gefunden, die zurückkehrten, um Gott Ehre zu geben, außer diesem Fremdling?

Lukas 17, 17-18
 

Cü­zam gi­bi kor­kunç bir has­ta­lık­tan iyi­leş­mek ha­ri­ka bir şey­dir. Ama Tan­rı’y­la dost­luk, Tan­rı’y­la ki­şi­sel ya­kın iliş­ki, da­ha da de­ğer­li ve önem­li­dir. İş­te, cü­zam­dan iyi­le­şen Sa­mi­ri­ye­li adam öbür do­kuz ar­ka­da­şın­dan fark­lı bir şe­kil­de dav­ran­dı. İyi­leş­ti­ği­nin far­kı­na var­dık­tan son­ra, kâ­hin­le­re git­mek, on­lar­dan Ate­miz­dir” ona­yı­nı alıp kö­yü­ne, ak­ra­ba­la­rı­nın ya­nı­na dön­mek her ne ka­dar ge­rek­li ve önem­li ol­sa da, ya­pı­la­cak ilk şey de­ğil­di. Bi­rin­ci şey, Tan­rı’yı öv­mek ve İsa Me­sih’i ara­yıp O’na te­şek­kür et­mek­ti.

Sa­mi­ri­ye­li adam, İsa’yı bul­duk­tan son­ra, yü­züs­tü O’nun ayak­la­rı­na ka­pa­nıp O’na te­şek­kür et­ti. Adam, her şe­yi için İsa’ya borç­lu ol­du­ğu­nu, ar­tık O’na ait, O’na bağ­lı ola­ca­ğı­nı gös­te­ri­yor­du.


17-05-2018:

PERŞEMBE

Donnerstag

17

MAYIS

Mai

 

İsa, iyileşenler on kişi değil miydi? diye sordu. Öbür dokuzu nerede? Bu yabancıdan başka Tanrı’yı yüceltmek için geri gelen olmadı mı?

Luka 17:17-18
 

Jesus aber antwortete und sprach: Sind nicht die Zehn gereinigt worden? Wo sind die Neun? Haben sich sonst keine gefunden, die zurückkehrten, um Gott Ehre zu geben, außer diesem Fremdling?

Lukas 17, 17-18
 

İsa Me­sih, iyi­le­şen on ki­şi­den sa­de­ce ya­ban­cı olan bu ki­şi­den baş­ka Tan­rı’yı yü­celt­mek için ge­ri dö­nen ol­ma­dı mı? di­ye sor­du. Bu söz­ler bi­ze, Tan­rı’nın çek­ti­ği de­rin yü­rek acı­sı­nı gös­te­rir. O, in­san­la­ra ne ka­dar iyi­lik gös­te­rir­se de, dua ve yal­va­rış­la­rı­na ne ka­dar ce­vap ve­rir­se de, bu in­san­la­rın ço­ğu, al­dık­la­rıy­la ye­ti­nir, on­la­rı se­ven Tan­rı’yı önem­se­me­yip unu­tur­lar. İyi dü­şün­me­ye, Tan­rı’ya ne ka­dar bü­yük bir gö­nül borç­la­rı ol­du­ğu­nu kav­ra­ma­ya va­kit­le­ri yok. Ne ya­zık!

Te­şek­kür et­me­yen öbür do­kuz ki­şi­ye so­ra­bil­sey­dik bel­ki şu ya­nıt­la­rı alır­dık: AKim bi­lir bu şi­fa sü­rek­li mi? Bel­ki bir iki ay son­ra cü­zam ye­ni­den or­ta­ya çı­kar. Bek­le­mem ge­rek.” Öbü­rü de “Ya­şa­mım bu ana dek kor­kunç­tu. Hep vaz­geç­tim. Ya­pa­ca­ğım çok şey­ler var.  Şim­di­lik te­şek­kür et­me­ye pek vak­tim yok.” Ya da “Evet, bir tek der­dim­den kur­tul­dum. Ama o ka­dar so­run­lar kal­dı ki! Çö­züm bu­la­na dek te­şek­kür et­me­ye me­yil­li de­ği­lim!”

Se­nin Rab’be yö­ne­len ya­nı­tın da bu­na ben­zi­yor mu?

 
16-05-2018:

ÇARŞAMBA

Mittwoch

16

MAYIS

Mai

 

İsa, iyileşenler on kişi değil miydi? diye sordu. Öbür dokuzu nerede?

Luka 17: 17
 

Jesus aber antwortete und sprach: Sind nicht die Zehn gereinigt worden? Wo sind die Neun?
Lukas 17, 17
 

gesund werden: iyileşmek
 

İsa’nın iyi­leş­tir­di­ği on cü­zam­lı­dan sa­de­ce bi­ri iyi­leş­ti­ği­ni gö­rün­ce ge­ri­ye dö­nüp ken­di­si­ni kur­ta­ran kur­ta­rı­cı­ya te­şek­kür et­ti. İyi­le­şen di­ğer do­kuz ki­şi or­ta­lar­da yok­tu. Ne­den sa­de­ce bi­ri dön­dü? Di­ğer do­kuz ki­şi ne­re­de kal­dı? On­lar iyi­leş­miş ol­duk­la­rı­nı gör­me­miş miy­di­ler? Kuş­ku yok ki, on­lar da iyi­leş­tik­le­ri­ni gör­dü­ler. Ama öy­le gö­zü­kü­yor ki, bi­ri­nin gör­me­si ile öbür do­ku­zun gör­me­le­ri ara­sın­da bir fark var­dı. Bi­ri, İsa’nın sa­ye­sin­de ye­ni bir ha­ya­ta ka­vuş­tu­ğu­nun, böy­le bir ya­şa­mı hak­ket­me­di­ği hal­de Tan­rı’nın ona bü­yük mer­ha­met gös­ter­di­ği­nin, O’nu ba­ğış­la­dı­ğı­nın far­kı­na var­dı. İsa bam­baş­ka bi­ri­siy­di; şim­di İsa’ya dön­me­li, O’na te­şek­kür et­me­liy­di. Emi­nim ki, ge­ri dö­ner­ken de yük­sek ses­le Tan­rı’yı yü­cel­ti­yor­du. Çün­kü bu kur­tu­lu­şu, ye­ni ya­şa­mı O’na borç­luy­du. Öbür do­kuz in­san da cü­zam­la­rın­dan kur­tul­duk­la­rın­da ke­sin­lik­le se­vin­di­ler. Ama İsa’ya dön­me­di­ler, es­ki köy­le­ri­ne, ya­kın­la­rı­na koş­tu­lar. Ka­hin­le­re gi­dip iyi­leş­tik­le­ri­ni gös­ter­di­ler. Ar­tık her­kes gi­bi, dün­ya­ya da­lıp git­ti­ler. On­lar­dan bir iz bi­le kal­ma­dı.

 
15-05-2018:

SALI

Dienstag

15

MAYIS

Mai

 

İsa (kendisinden yardım isteyen cüzamlılara), gidin kendinizi kahine gösterin, dedi. Cüzamlılar yolda giderken paklandılar.

Luka 17: 14
 

Und als er sie (die zehn Aussätzigen) sah, sprach er zu ihnen: Geht hin und zeigt euch den Priestern! Und es geschah, während sie hingingen, wurden sie gereinigt.

Lukas 17, 14
 

Ken­di­sin­den yar­dım is­te­yen bu cü­zam­lı­la­ra İsa Me­sih sa­de­ce bir söz söy­le­di: “Gi­din, kâ­hin­le­re gö­rü­nün!” An­cak bu ölüm­cül has­ta­lık­tan kur­tul­duk­tan son­ra kâ­hi­ne gö­rü­ne­bi­lir­ler­di. Ne var ki İsa Me­sih on­la­ra do­kun­ma­dı, el­le­ri­ni on­la­rın üze­ri­ne koy­ma­dı. Na­sıl iyi­le­şe­cek­ler­di? Bu emir­le İsa cü­zam­lı­lar­da bir umut uyan­dır­dı. On­la­rın ken­di­si­ne gü­ven­me­le­ri­ni, sö­zü­ne uy­ma­la­rı­nı is­te­di. Kur­tu­luş yo­lu buy­du.

Rab biz­le­re de iyi­lik­le­ri­ni gös­ter­mek is­ter. Ama ba­zen bi­zim ön­ce O’nun sö­zü­ne gö­re adım at­ma­mı­zı bek­ler. İsa Me­sih’e iman et­mek ve O’nun söz­le­ri­ne itaat et­mek her za­man bir­bi­ri­ne bağ­lı­dır. Cü­zam­lı­la­rın İsa’nın sö­zü­ne itaat et­me­le­ri on­la­rın İsa’ya iman et­miş ol­duk­la­rı­nı gös­te­re­cek­ti.

On cü­zam­lı adam İsa’nın söz­le­ri­ne gü­ve­ne­rek ha­re­ket et­ti­ler. İyi­leş­me yö­nün­de hiç­bir şey his­set­me­miş­ler­di! Bu şe­kil­de gi­dip ken­di­le­ri­ni kâ­hin­le­re gös­te­re­mez­ler­di. Yi­ne de yo­la ko­yul­du­lar. On­la­rın Rab’be itaat ede­rek ha­re­ke­te geç­tik­le­rin­de şi­fa bul­ma­la­rı ger­çek­ten ha­ri­ka­dı!


14-05-2018:

PAZARTESİ

Montag

14

MAYIS

Mai

 

eruşalim’e doğru yoluna devam eden İsa, Samiriye ile Galile arasındaki sınır bölgesinden geçiyordu. Bir kasabaya girdiğinde on cüzamlı adam uzakta durarak, “İsa, Efendimiz, halimize acı!” diye seslendiler.

Luka 17: 11S13
 

Und es geschah, als er nach Jerusalem reiste, dass er mitten durch Samaria und Galiläa ging. Und als er in ein Dorf einzog, begegneten ihm zehn aussätzige Männer, die von fern standen. Und sie erhoben ihre Stimme und sprachen: “Jesus, Meister, erbarme dich unser!”

Lukas 17, 11S13
 

Bir cü­zam ola­yı da İn­cil’de an­la­tıl­mak­ta­dır. Ye­ru­şa­lim’e doğ­ru yo­lu­na de­vam eden İsa, Sa­mi­ri­ye ile Ga­li­le ara­sın­da­ki sı­nır böl­ge­sin­den ge­çi­yor­du. Bir ka­sa­ba­ya gir­di­ğin­de on cü­zam­lı adam uzak­ta du­ra­rak, Aİsa, Efen­di­miz, ha­li­mi­ze acı!” di­ye ses­len­di­ler. İsa on­la­rı gö­rün­ce, “Gi­din, kâ­hin­le­re gö­rü­nün” de­di. Adam­lar yol­da gi­der­ken cü­zam­dan te­miz­len­di­ler. On­lar­dan bi­ri, iyi­leş­ti­ği­ni gö­rün­ce yük­sek ses­le Tan­rı’yı yü­cel­te­rek ge­ri dön­dü, yü­züs­tü İsa’nın ayak­la­rı­na ka­pa­nıp O’na te­şek­kür et­ti. Bu adam Sa­mi­ri­ye­li’y­di. İsa, “İyi­le­şen­ler on ki­şi de­ğil miy­di?” di­ye sor­du. “Öbür do­ku­zu ne­re­de? Tan­rı’yı yü­celt­mek için bu ya­ban­cı­dan baş­ka ge­ri dö­nen ol­ma­dı mı?” Son­ra ada­ma, “Aya­ğa kalk, git” de­di. Aİma­nın se­ni kur­tar­dı.”

Kor­kunç du­rum­la­rın­dan kur­tul­mak için hiç­bir ça­re­le­ri ol­ma­yan bu cü­zam­lı in­san­lar hak­lı ola­rak İsa Me­sih’e sı­ğın­dı­lar; çün­kü bü­yük ola­sı­lık­la İsa Me­sih’in baş­ka cü­zam­lı has­ta­la­ra şi­fa ver­miş ol­du­ğu­nu duy­muş­lar­dı. On­lar da İsa’nın o şi­fa ver­me gü­cü­ne, mer­ha­me­ti­ne ve kur­ta­rı­cı­lı­ğı­na gü­ven­di­ler.


13-05-2018:

PAZAR

Sonntag

13

MAYIS

Mai

 

Gehazi Naaman’ın peşine düştü.

 Krallar 5:21
 

So jagte Gehasi Naaman nach.

2. Könige 5, 21
 

hinterher: peşine
 

Cü­zam has­ta­lı­ğın­dan iyi­leş­ti­ği için de­rin bir min­net­tar­lık du­yan Naa­man, min­net­tar­lı­ğı­nın bir işa­re­ti ola­rak ge­tir­di­ği ar­ma­ğan­la­rı Eli­şa’nın al­ma­sı­nı is­ter. Ama Eli­şa, Tan­rı’nın yap­mış ol­du­ğu bu iş­ten do­la­yı ke­sin­lik­le bir üc­ret al­maz. Bu da bi­ze Kur­tu­lu­şun kar­şı­lık­sız ol­du­ğu­nu gös­te­rir. İnayet bu­dur.

Ne var ki, Eli­şa’nın Ge­ha­zi adın­da bir uşa­ğı var­dı. Bu adam, böy­le­si­ne gü­zel ar­ma­ğan­la­rın el­den git­me­si­ni is­te­me­di­ği için Naa­man’ın ar­dın­dan ko­şar ve Eli­şa’nın adı­nı da kul­la­na­rak bu ar­ma­ğan­lar­dan bir kıs­mı­nı ken­di­si için alıp sak­lar. Eli­şa bu­nu bi­lir ve Ge­ha­zi’ye şöy­le der: “Naa­man’ın cü­za­mı son­su­za dek se­nin ve so­yu­nun üze­rin­de ka­la­cak.” Böy­le­ce Ge­ha­zi Eli­şa’nın hu­zu­run­dan cü­zam­lı ola­rak ay­rı­lır.

Ge­ha­zi ne­den Naa­man’dan ar­ma­ğan­la­rı al­mış­tı? Aç­göz­lü­lü­ğün­den ötü­rü. Naa­man’ın bü­yük gü­na­hı gu­ru­ruy­du. Ge­ha­zi’nin bü­yük gü­na­hı aç­göz­lü­lük­tü. Sev­gi­li dos­tum, aç­göz­lü­lük ru­hun cü­zam has­ta­lı­ğı­dır. Rab biz­le­ri bu has­ta­lık­tan da kur­tar­mak is­ti­yor.


12-05-2018:
CUMARTESİ Samstag 12 MAYIS Mai Bunun üzerine Naaman Tanrı adamının sözü uyarınca gidip Şeria Irmağı’nda yedi kez suya daldı. Teni eski haline döndü, bebek teni gibi tertemiz oldu. 2 Krallar 5:14 Da stieg er hinab und tauchte im Jordan siebenmal unter nach dem Wort des Mannes Gottes. Da wurde sein Fleisch wieder wie das Fleisch eines jungen Knaben, und er wurde rein. 2. Könige 5, 14 Naa¬man, Şe¬ria Ir¬ma¬ğı’na gi¬dip Eli¬şa’nın ta¬li¬mat¬la¬rı¬na gö¬re su¬ya ye¬di kez dal¬dı. Ora¬da olup onu sey¬ret¬mek ha¬ri¬ka olur¬du. Sa¬nı¬yo¬rum su¬dan çık¬tı¬ğı her ke¬re¬sin¬de ya¬ra¬la¬rı¬nı mua¬ye¬ne edi¬yor¬du. Bü¬yük bir ola¬sı¬lık¬la için¬den, “Bu çok saç¬ma bir şey. Te¬miz¬len¬mi¬yo¬rum, cü¬za¬mım geç¬mi¬yor!” di-ye dü¬şü¬nü¬yor¬du. Son¬ra ye¬ni¬den su¬ya da-lı¬yor¬du. Ama Şe¬ria Ir¬ma¬ğı’na ye¬di kez dal¬dı ve iyi¬leş¬ti. Tüm bun¬lar bi¬ze ne¬yi öğ¬re¬ti¬yor? İn¬sa¬noğ¬lu gü¬nah¬lı¬dır. Gü¬na¬hın kar¬şı¬lı¬ğı ölüm¬dür. Her in¬san gü¬nah¬lı¬dır. İn¬sa¬nı gü¬nah¬la¬rın¬dan bir din kur¬ta¬ra¬maz, din¬dar¬lık, iyi¬lik, in¬sa¬ni yön-tem¬ler kur¬ta¬ra¬maz. Kur¬tu¬lu¬şun yo¬lu boş el-ler¬le Tan¬rı’nın kur¬ta¬rı¬cı ola¬rak yol¬la¬dı¬ğı İsa Me¬sih’e gel¬mek¬tir. İsa Me¬sih’e iman et¬mek, bir di¬ne gir¬mek de¬ğil, din de¬ğiş¬tir¬mek de¬ğil. Gü¬nah cü¬za-mın¬dan kur¬tul¬mak¬tır. İn¬sa¬nı kur¬ta¬ra¬bil¬mek için Tan¬rı’nın ta ken-di¬si in¬san ol¬du. İn¬san be¬de¬ni¬ne bü¬rün¬dü. Bu olay her yıl Do¬ğuş Bay¬ra¬mı’n¬da kut¬lan-mak¬ta¬dır Hı¬ris¬ti¬yan dün¬ya¬sın¬da.
11-05-2018:

CUMA

Freitag

11

MAYIS

Mai

 

Naaman’ın görevlileri yanına varıp, “Efendim, peygamber senden daha zor bir şey istemiş olsaydı, yapmaz mıydın?” dediler, “Oysa o sana sadece, ‘Yıkan, temizlen’ diyor!”

2 Krallar 5:13
 

Da traten seine Diener herzu und redeten zu ihm und sagten: “Mein Vater, hätte der Prophet eine große Sache zu dir geredet, hättest du es nicht getan? Wieviel mehr, da er nur zu dir gesagt hat: Bade, und du wirst rein sein!”

2. Könige 5, 13
 

Naa­man öf­key­le atı­na bi­nip ora­dan ay­rı­lır­ken, hiz­met­kâr­la­rı da­ha bil­ge­li dav­ra­na­rak ona ge­lip “Pey­gam­ber sen­den bü­yük bir şey yap­ma­nı is­te­sey­di, onu ya­par­dın. Öy­ley­se ne­den bu­nu yap­mı­yor­sun?” de­di­ler.

Gü­nü­müz­de ne ka­dar çok ki­şi kur­tu­lu­şa sa­hip ol­mak için bü­yük bir şey yap­ma­yı is­ter­ler? Yap­ma­nız ge­re­ken hiç­bir şey yok­tur; İsa Me­sih her şe­yi bi­zim için za­ten yap­mış­tır. Bü­tün yap­ma­nız ge­re­ken onu ka­bul et­mek­tir. Biz­ler boş el­ler­le ona ge­li­riz. Naa­man’ın da bu şe­kil­de gel­me­si ge­re­ki­yor­du.

İsa’ya gel­me­den, O’nun önün­de dur­ma­dan kur­tu­la­maz­sı­nız. Kur­tu­lu­şun tek yo­lu bu­dur.

Rab’be, “ol­du­ğum gi­bi ge­li­yo­rum, tek umu­dum Se­nin ka­nı­nın be­nim için dö­kül­müş ol­ma­sı” di­ye­rek ge­li­riz. Bu kan bi­zim için ol­du­ğu ka­dar bü­tün in­san­lar için de dö­kül­müş­tür. Bü­tün yap­ma­nız ge­re­ken, Me­sih’in çar­mıh­ta ger­çek­leş­tir­miş ol­du­ğu işi ka­bul et­mek­tir.


10-05-2018:

PER ŞEMBE

Donnerstag

10

MAYIS

Mai



(Avrupa ülkelerinin çoğunda dini bayramdır)

 

Şam’ın Avana ve Farpar ırmakları İsrail’in bütün ırmaklarından daha iyi değil mi? Oralarda yıkanıp paklanamaz mıydım sanki? Sonra öfkeyle dönüp gitti.

2 Krallar 5:12
 

Sind nicht Abana und Parpar, die Flüsse von Damaskus, besser als alle Wasser von Israel? Kann ich mich nicht darin baden und rein werden? Und er wandte sich um und ging im Zorn davon.
2. Könige 5, 12

 

Şe­ria Ir­ma­ğı, kü­çük bir ır­mak­tı, bel­ki de ça­mur­lu bir ır­mak­tı. Lüb­nan’da­ki ır­mak­lar­dan ba­zı­la­rı ka­dar gü­zel de­ğil­di. Bu ko­nu­da Naa­man hak­lıy­dı. “Ne­den gi­dip  Şe­ria’nın su­la­rı­na gi­re­yim? Ne­den te­miz su­yu olan bir ır­ma­ğa gir­me­ye­yim?” de­miş­ti. Eğer ır­ma­ğa gir­mek be­ni kur­ta­ra­cak­sa, o za­man bu­ra­la­ra gel­me­me ne ge­rek var­dı! Ora­da­ki da­ha iyi, da­ha gü­zel gö­zü­ken ır­mak­lar­da yı­ka­na­bi­lir­di. Ama Eli­şa pey­gam­ber kur­tul­ma­nın tek yo­lu bu­dur, di­yor:  Şe­ria ır­ma­ğı­na gi­dip ora­da ye­di ke­re yı­ka­na­cak­sın! Bü­yük ko­mu­tan gu­ru­ru­nu kı­ra­cak ve itaat ede­cek.

Bu­nun da bi­ze uy­gun bir der­si var­dır. Bir­çok in­san Me­sih’in çar­mı­hı­na gel­mek­ten nef­ret eder. Bu­ra­sı bir al­çal­ma ye­ri­dir. Bu­ra­sı bir utanç ye­ri­dir. İn­san­lar çar­mı­ha gel­mek is­te­mez­ler. Bu­nun ye­ri­ne bü­yük bir şey yap­ma­yı is­ter­ler.

Naa­man da böy­le yap­mak is­tedi. İş­te bu Naa­man’ın gu­ru­ru!  Şam’da­ki ır­mak­la­rın da­ha iyi ol­du­ğu­nu söy­le­di. Pey­gam­be­rin ona gi­dip  Şe­ria Ir­ma­ğı’n­da yı­kan­ma­sı­nı söy­le­mek­te­ki say­gı­sız­lı­ğa çok kız­mış­tı. Ama kur­tul­mak için Me­sih’e gel­me­niz ge­re­kir.


 

09-05-2018:

ÇARŞAMBA

Mittwoch

9

MAYIS

Mai

 

Kişi bir hiçken kendini bir şey sanıyorsa, kendini aldatmış olur.

Galatyalılar 6: 3
 

Denn wenn jemand meint, etwas zu sein, während er doch nichts ist, so betrügt er sich selbst.

Galater 6, 3
 

nichts: hiç
 

Naa­man, Eli­şa’nın onun ya­nı­na ge­le­ce­ği­ni, aya­ğa kal­kıp Tan­rı­sı Rab’bin is­min­de dua ede­ce­ği­ni, el­le­ri­ni ya­ra­la­rın ye­ri­ne ko­yup cü­za­mı iyi­leş­ti­re­ce­ği­ni dü­şün­müş­tü. Bi­li­yor mu­su­nuz de­ğer­li dos­tum, iş­te din bu­dur.

Naa­man, ABir iyi­leş­tir­me kuy­ru­ğu­na gi­rip eli­ni ya­ra­la­rı­mın üze­ri­ne koy­du­ra­bil­sey­dim ve Tan­rı­sı’nın is­min­de dua et­sey­di... üze­ri­me bi­raz­cık yağ sür­sey­di. Bu ha­ri­ka olur­du” di­ye dü­şün­müş­tü. Bu din­dir ve di­nin ku­ral­la­rı var­dır, o ka­dar. Tan­rı bi­ri­si­ni iyi­leş­tir­di­ğin­de bu iman­la olur. Gu­ru­ru­nu­zu bir ke­na­ra at­tı­rır. Her­han­gi bir has­ta­lık­ta in­sa­na de­ğil, Bü­yük Dok­tor olan Tan­rı’ya git­me­li­yiz. Gü­nah­tan kur­tul­ma­nın yo­lu bir in­sa­na, bir di­ne gir­mek de­ğil, Tan­rı’ya iman­la gel­mek­tir.

Ba­kın Naa­man na­sıl bir kar­şı­lık ve­ri­yor: A Şam’ın Ava­na ve Far­par ır­mak­la­rı İs­rail’in bü­tün ır­mak­la­rın­dan da­ha iyi de­ğil mi? Ora­lar­da yı­ka­nıp pak­la­na­maz mıy­dım san­ki?” Son­ra öf­key­le dö­nüp git­ti (2 Krallar 5:12).

07-05-2018:

PAZARTESİ

Montag

7

MAYIS

Mai

 

Rab, ... alçakgönüllüleri kurtarır, gururluların başını eğersin.

Mezmur 18: 27
 

Ja, du rettest das arme Volk und erniedrigst hochmütige Augen.

Psalm 18, 28
 

stolz, hochmütig: gururlu

 

Tan­rı ne­den gu­rur­dan nef­ret eder? Gu­ru­run ta­nı­mı, “ken­di­ni faz­la be­ğen­mek”tir. Sağ­lık­sız bir şe­kil­de ken­di­ni be­ğen­miş­lik­tir. Ki­şi­nin ko­nu­mu ve ba­şa­rı­la­rın­dan ötü­rü duy­du­ğu nor­mal mut­lu­luk­tan çok da­ha faz­la­sı­dır.

Pav­lus bu­nu şöy­le di­le ge­tir­miş­ti: ATan­rı’nın ba­na ba­ğış­la­dı­ğı lü­tuf­la he­pi­ni­ze söy­lü­yo­rum, kim­se ken­di­si­ne ge­re­ğin­den çok de­ğer ver­me­sin. Her­kes, Tan­rı’nın ken­di­si­ne ver­di­ği iman öl­çü­sü­ne gö­re dü­şün­ce­le­rin­de öl­çü­lü ol­sun” (Rom.12:3).

Gu­rur ken­di­ne aşı­rı de­ğer ver­mek­tir. Değ­di­ği­niz­den da­ha faz­la­sı­nı ta­lep et­mek­tir. “Keş­ke bir in­sa­nı ger­çek de­ğe­ri­ne gö­re sa­tın alıp ken­di­si­nin sa­hip ol­du­ğu­nu dü­şün­dü­ğü de­ğe­re gö­re sa­ta­bil­sey­dim” di­ye bir söz var­dır.

Gu­rur, kim ol­du­ğu­nuz­la kim ol­du­ğu­nu­zu san­dı­ğı­nız ara­sın­da­ki fark­tır.  Şey­tan’ın dü­şü­şü­ne ne­den olan gu­ru­ruy­du. Bu onun gü­na­hıy­dı.

Gu­rur, Edom’un da gü­na­hıy­dı. Tan­rı Edom hak­kın­da şöy­le de­miş­ti: “Kar­tal gi­bi yük­sel­sen de, yu­va­nı yıl­dız­lar ara­sın­da kur­san da, se­ni ora­dan in­di­re­ce­ğim” (Obad­ya 4).


06-05-2018:

PAZAR

Sonntag

6

MAYIS

Mai

 

RAB’bin nefret ettiği altı şey, iğrendiği yedi şey vardır: gururlu gözler, yalancı dil, suçsuz kanı döken eller, düzenbaz yürek, kötülüğe seğirten ayaklar, yalan soluyan yalancı tanık ve kardeşler arasında çekişme yaratan kişi.

Süleyman’ın Özdeyişleri 6:16-19
 

Sechs Dinge sind es, die dem HERRN verhasst sind, und sieben sind seiner Seele ein Gräuel: Stolze Augen, fal­sche Zunge ... und wer freien Lauf lässt dem Zank zwischen Brüdern.

Sprüche 6, 16-19
 

Bu­gün­kü ayet­te Tan­rı’nın nef­ret et­ti­ği ye­di şe­yi sı­ra­lar. İl­ki “Gu­rur­lu göz­ler”dir, son­ra, “ya­lan­cı dil, suç­suz ka­nı dö­ken el­ler”. Tan­rı’nın nef­ret et­tik­le­ri lis­te­si­nin ba­şın­da ne ol­du­ğu­nu gö­rü­yor mu­su­nuz? Gu­rur­lu göz­ler. Tan­rı bun­dan nef­ret et­ti­ği­ni söy­ler. Tan­rı bun­dan adam öl­dür­me­den nef­ret et­ti­ği ka­dar nef­ret eder.

Ya­kup 4:6, “Tan­rı ki­bir­li­le­re kar­şı­dır, ama al­çak­gö­nül­lü­le­re lüt­fe­der” der. Gu­rur in­sa­nın mah­vol­ma ne­de­ni­dir. Gu­rur ai­le­le­rin yı­kıl­ma­la­rı­na ne­den­dir. Gu­rur bü­yük bir gü­nah­tır.

Sü­ley­man’ın Öz­de­yiş­le­ri’n­de şun­la­rı da oku­yo­ruz:

“Gu­ru­run ar­dın­dan yı­kım, ki­bir­li ru­hun ar­dın­dan da dü­şüş ge­lir” (16:18).

“Küs­tah­lı­ğın ar­dın­dan utanç ge­lir, ama bil­ge­lik al­çak­gö­nül­lü­ler­de­dir” (11:2).

“Ki­bir in­sa­nı kü­çük dü­şü­rür, al­çak­gö­nül­lü­lük­se say­gı ka­zan­dı­rır” (29:23).


05-05-2018:

CUMARTESİ

Samstag

5

MAYIS

Mai

 

Gelgelelim Naaman oradan öfkeyle ayrıldı. “Sandım ki dışarı çıkıp yanıma gelecek, Tanrısı RAB’bin adını anarak elini cüzamlı yerlerimin üstüne tutacak ve beni cüzamdan kurtaracak” dedi.

2 Krallar 5:11
 

Da wurde Naaman zornig und ging weg. Und er sagte: “Siehe, ich hatte mir gesagt: Er wird nach draußen zu mir herauskommen und hintreten und den Namen des HERRN, seines Gottes, anrufen und wird seine Hand über die Stelle schwingen und so den Aussätzigen vom Aussatz befreien.”

2. Könige 5, 11
 

Naa­man ha­yal kı­rık­lı­ğı­na uğ­ra­mış ve kız­mış­tı; çün­kü çok gu­rur­lu bir adam­dı. Da­ha ön­ce kim­se ona böy­le dav­ran­ma­mış­tı.

Rab onun sa­de­ce cü­za­mı­nı de­ğil, gu­ru­ru­nu da iyi­leş­ti­re­cek­ti. Tan­rı si­zi kur­tar­dı­ğın­da, ge­nel­de ha­ya­tı­nız­dan Ken­di­si için ra­hat­sız edi­ci olan şe­yi de çı­kar­tır. Tan­rı gu­rur­dan nef­ret eder.

Biz­ler de gu­rur­lu­yuz, de­ğil mi? Pe­ki, ne­den özür di­le­mek­te o ka­dar zor­la­nı­yo­ruz? Af­fe­der­sin suç ben­de de­mek ne­den o ka­dar zor­dur? Ne­den kü­sü­yo­ruz ve hep kar­şı­da­ki­nin ge­lip özür di­le­me­si­ni bek­li­yo­ruz? Ne­den kı­rıl­mak­ta o ka­dar zor­la­nı­yo­ruz? Af­fet­mek­te ni­ye zor­la­nı­yo­ruz? Ge­ri­sin­de gu­ru­ru­muz ya­tı­yor!

Tan­rı’nın sev­gi ol­du­ğu hak­kın­da epey şey du­ya­rız ama Tan­rı ay­nı za­man­da nef­ret de eder. Nef­ret et­me­den se­ve­mez­si­niz. Ya­ni, kö­tü­den nef­ret et­me­den iyi­yi se­ve­mez­si­niz. Ço­cuk­la­rı­nı­zı se­vi­yor­sa­nız, ço­cuk­la­rı­nı­zı ısır­ma­ya ça­lı­şan bir kö­pek­ten nef­ret eder­si­niz. O sal­dır­gan kö­pe­ği öl­dür­mek is­ter­si­niz. Tan­rı in­sa­nı se­ver ve ga­yet açık bir şe­kil­de in­sa­nın yü­re­ğin­de­ki gu­rur­dan nef­ret et­ti­ği­ni bil­di­rir.


04-05-2018:

CUMA

Freitag

4

MAYIS

Mai

 

Naaman atları ve savaş arabalarıyla birlikte gidip Elişa’nın evinin kapısı önünde durdu. Elişa ona şu haberi gönderdi: AGit,  Şeria Irmağı’nda yedi kez yıkan. Tenin eski halini alacak, tertemiz olacaksın.”

2 Krallar 5:9-10
 

Da kam Naaman mit seinen Pferden und mit seinem Wagen und hielt am Eingang zu Elisas Haus. Und Elisa schickte einen Boten zu ihm und ließ ihm sagen: AGeh hin und bade dich siebenmal im Jordan! So wird dir dein Fleisch wiederhergestellt werden und rein sein.”

2. Könige 5, 9-10
 

Ne­den iyi­leş­mek için ır­mak­ta, su­da yı­kan­sın? Ne­den 7 ke­re?

Fi­zik­sel açı­dan bak­tı­ğı­mız­da za­ten su­yun te­miz­le­me özel­li­ği var­dır. Bu­ra­da da su­yun Tan­rı Sö­zü’nü sim­ge­le­di­ği­ni dü­şü­nü­yo­rum (Efes. 5:25-26).

Bu­gün Tan­rı Sö­zü’nün arıt­ma, doğ­ru­luk­la do­nat­ma, kur­tu­luş ver­me özel­li­ği var­dır (2 Tim.3:16; 1 Pet­ros 1:23). Ya­kup 1:18'de bu Söz ara­cı­lı­ğıy­la doğ­du­ğu­muz söy­le­nir. Yu­han­na 7:38-39'da su­yun Kut­sal Ruh’u da sim­ge­le­di­ği­ni söy­le­ye­bi­li­riz.

7 ra­ka­mı tam­lı­ğın sim­ge­si­dir. Tan­rı bi­zi İsa’ya iman­la kur­ta­rır. Bu­nu tam ya­par. Biz iman edin­ce Tan­rı bi­zi İsa’nın be­de­ni­ne vaf­tiz eder. Asıl vaf­ti­zin an­la­mı za­ten bu­dur. İsa’nın be­de­ni­ne gö­mül­mek, dal­mak. Bu ne za­man ger­çek­le­şir? İman eder et­mez.

Tan­rı hiç­bir za­man ya­rım bir iş yap­maz. O kur­tar­dı­ğı za­man tam kur­ta­rır ve biz­den de tam ola­rak ken­di­mi­zi O’na ver­me­mi­zi is­ter.

Eli­şa da Naa­man’ın  Şe­ria ır­ma­ğın­da 7 ke­re yı­kan­ma­sı­nı is­ter. Aca­ba Naa­man Eli­şa’nın öğü­dü­nü din­le­ye­cek mi?


03-05-2018:

PER ŞEMBE

Donnerstag

3

MAYIS

Mai

 

İsrail Kralı’nın üstünü başını yırttığını duyan Tanrı adamı Elişa ona şu haberi gönderdi: ANeden üstünü başını yırttın? Adam bana gelsin, İsrail’de bir peygamber olduğunu anlasın!”

2 Krallar 5:8
 

Und es geschah, als Elisa, der Mann Gottes, hörte, dass der König von Israel seine Kleider zerrissen hatte, da sandte er zu dem König und ließ ihm sagen: AWarum hast du deine Kleider zerrissen? Lass ihn doch zu mir kommen! Und er soll erkennen, dass ein Prophet in Israel ist.”

2. Könige 5, 8
 

Eli­şa, “Naa­man’ı ba­na yol­la” de­di. Böy­le­ce Naa­man at­la­rı ve sa­vaş ara­ba­la­rıy­la bir­lik­te gi­dip Eli­şa’nın evi­nin ka­pı­sı önün­de dur­du. Eli­şa ona şu ha­be­ri gön­der­di: “Git,  Şe­ria Ir­ma­ğı’n­da ye­di kez yı­kan. Te­nin es­ki ha­li­ni ala­cak, ter­te­miz ola­cak­sın” (2 Krallar 5:9-10).

Naa­man, ku­zey­de­ki bü­yük bir kral­lık­tan ge­li­yor­du. Hat­ta o sı­ra­da onun ulu­su İs­rail’den da­ha güç­lüy­dü. Aram, İs­rail üze­rin­de za­ten ba­zı za­fer­ler ka­zan­mış­tı ve Naa­man önün­de kır­mı­zı ha­lı­lar açıl­ma­sı­nı bek­li­yor­du. Bu­nun ye­ri­ne ne ol­muş­tu? Eli­şa ona gi­dip  Şe­ria Ir­ma­ğı’n­da ye­di kez yı­kan­ma­sı­nı söy­le­miş­ti! Bu du­rum ta­bii ki Naa­man’ın gu­ru­ru­nu in­cit­miş­ti.

Eli­şa as­lın­da bu ada­mı ka­ba bir şe­kil­de kar­şı­la­mış­tı. Hat­ta onu kar­şı­la­ma­mış­tı bi­le; onu kar­şı­la­mak için ka­pı­ya bi­le git­me­miş­ti. Eli­şa’nın Aram or­du­la­rı­nın bu bü­yük ko­mu­ta­nı kar­şı­sın­da yer­le­re eği­lip iz­zet ik­ram ede­ce­ği­ni dü­şü­nür­dü­nüz. Bu­nun ye­ri­ne Eli­şa, Naa­man’a hiz­met­kâ­rı­nı yol­la­yıp ye­di kez  Şe­ria Ir­ma­ğı’n­da yı­kan­ma­sı­nı söy­lü­yor.


02-05-2018:

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

2

MAYIS

Mai

 

İsrail Kralı mektubu okuyunca üstünü başını yırtıp şöyle haykırdı: ABen Tanrı mıyım, can alıp can vereyim? Nasıl bana bir adam gönderip onu cüzamından kurtar der?”

2 Krallar 5: 7
 

Und es geschah, als der König von Israel den Brief gelesen hatte, da zerriss er seine Kleider und sagte: Bin ich Gott, der die Macht hat, zu töten und lebendig zu machen, dass dieser zu mir sendet, einen Menschen von seinem Aussatz zu befreien?

2. Könige 5, 7
 

Aram kra­lı­nın, ko­mu­ta­nı­nın cü­zam­dan iyi­leş­ti­ril­me­si­ni is­te­yen mek­tu­bu İs­rail kra­lı­nı çok ra­hat­sız et­miş­ti. Mek­tup­ta şun­lar ya­zı­lıy­dı: “Bu mek­tup­la bir­lik­te sa­na ku­lum Naa­man’ı gön­de­ri­yo­rum. Onu cü­zam­dan kur­tar­ma­nı di­le­rim.” İs­rail kra­lı “Ben Tan­rı mı­yım, can alıp can ve­re­yim?” di­ye ba­ğır­mış­tı. Me­saj yan­lış ki­şi­ye yol­lan­mış­tı. İs­rail kra­lı me­sa­jı oku­muş­tu ama me­sa­jın kur­tu­lu­şu ge­ti­re­cek olan Eli­şa’ya git­me­si ge­rek­ti.

İn­san gü­nah­lı­dır. Ge­nel­de bu­nun bi­lin­cin­de­dir ve bun­dan da kur­tul­mak is­ti­yor. Ama şim­di­ye ka­dar da kur­tu­la­ma­dı. Ne­den? Çün­kü doğ­ru ye­re git­me­di. Bu ka­dar di­nin, ta­ri­ka­tın or­ta­ya çık­ma­sı­nın ne­de­ni de bu­dur. İn­san gü­nah cü­za­mı­na ya­ka­lan­dı­ğı­nı bi­li­yor. Ve bun­dan kur­tul­mak için de iyi­lik edi­yor, din­sel ku­ral­la­ra uyu­yor, sa­da­ka ve­ri­yor ki, bel­ki Rab mer­ha­met eder de onun gü­nah­la­rı­nı ba­ğış­lar.

Bu bi­ze yi­ne, kim olur­sa ol­sun, kim­se­nin kim­se­yi gü­nah has­ta­lı­ğın­dan kur­ta­ra­ma­ya­ca­ğı­nı gös­te­ri­yor. Tek kur­tu­luş yo­lu, bü­yük dok­tor olan Tan­rı’nın ken­di­si­dir. İn­san di­ri Tan­rı’ya git­ti­ğin­de kur­tu­luş bu­lur.

30-04-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

30

NİSAN

April

 

Her insan günah işledi ve Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kaldı.

Romalılar 3:23
 

Denn alle haben gesündigt und erlangen nicht die Herrlichkeit Gottes

Römer 3, 23
 

die Herrlichkeit: yücelik

 

Kut­sal Ki­tap’ta cü­zam gü­na­hı sim­ge­ler. Çün­kü o dö­nem­ler­de cü­zam te­da­vi edi­le­me­yen bir has­ta­lık­tı. Gü­nah da hiç­bir şe­kil­de in­san­sal yol­lar­la te­da­vi edil­mez, iyi­leş­ti­ril­mez. Ve bi­li­yo­ruz ki, “Her in­san gü­nah­lı­dır!” (Rom.3:23). Her in­san gü­nah cü­za­mı­na ya­ka­lan­mış­tır ve ölü­me doğ­ru gi­di­yor.

Pe­ki gü­na­hın te­da­vi­si yok mu? İn­sa­ni yön­tem­ler­le yok­tur, ama sa­de­ce Tan­rı gü­na­hı te­da­vi ede­bi­lir ve gü­nah­kâ­rı kur­ta­ra­bi­lir. Naa­man’ın bir­çok iyi yö­nü var­dı ama o, bir gü­nah­kâr­dı. Cü­za­mı­nı sak­la­ma­ya ça­lı­şı­yor­du, ama te­da­vi ede­mi­yor­du. Gü­nü­müz­de de bir­çok in­san gü­na­hı­nı ört­bas et­me­ye, gü­na­hı­nın üze­ri­ne sı­va çek­me­ye ça­lı­şı­yor. Ta­ma­men yı­ka­nıp ter­te­miz ol­ma­la­rı ge­re­kir, yok­sa ölü­me doğ­ru git­mek­te­dir. İn­sa­nı gü­nah­tan te­miz­le­yen, kur­ta­ran tek ki­şi Tan­rı’nın gön­der­di­ği Kur­ta­rı­cı İsa Me­sih’tir. İn­sa­nın yap­ma­sı ge­re­ken tek ey­lem, bu Kur­ta­rı­cı­ya gi­dip tes­lim ol­mak­tır.


29-04-2018:

 

PAZAR

Sonntag

29

NİSAN

April

 

Günah fısıldar kötü insana, yüreğinin dibinden. Tanrı korkusu yoktur onda.

Mezmur 36: 1
 

Die Übertretung spricht zum Gottlosen im Innern seines Herzens. Es ist keine Furcht Gottes vor seinen Augen.

Psalm 36, 2
 

die Sünde, die Übertretung: günah
 

Gü­nah has­ta­lı­ğı ne­dir di­ye sor­muş­tum dün. Gü­nah has­ta­lı­ğı in­sa­nı kom­şu­sun­dan, kar­de­şin­den, hem de Tan­rı’dan ayı­rır. Na­sıl mı?

Da­vut pey­gam­ber gü­nah has­ta­lı­ğı­nı şöy­le açık­lar: “Ken­di­ni öy­le be­ğen­miş ki, su­çu­nu gör­mez, on­dan tik­sin­mez. Ağ­zın­dan kö­tü­lük ve ya­lan akar, akıl­lan­mak­tan, iyi­lik yap­mak­tan vaz­geç­miş. Ya­ta­ğın­da bi­le fe­sat dü­şü­nür, olum­suz yol­da di­re­nir, red­det­mez kö­tü­lü­ğü” (Mez­mur 36: 2-4).

El­çi Pav­lus, çok din­dar ol­mak­la be­ra­ber, ken­di du­ru­mu­nu şu söz­ler­le açık­la­dı: AKö­le gi­bi gü­na­ha sa­tıl­mı­şım. Ne yap­tı­ğı­mı an­la­mı­yo­rum. Çün­kü is­te­di­ği­mi yap­mı­yo­rum; nef­ret et­ti­ğim ne ise, onu ya­pı­yo­rum” (Ro­ma­lı­lar 7: 14-15). Tan­rı Sö­zü ay­nı za­man­da AGü­na­hın kar­şı­lı­ğı ölüm­dür” der (Rom.6:23).

Hiç­bir ilaç, hiç­bir dok­tor bi­zi gü­nah has­ta­lı­ğın­dan kur­ta­ra­maz. Ama İsa Me­sih cü­zam­lı­la­rı kor­kunç has­ta­lık­la­rın­dan kur­ta­ra­bil­di­ği gi­bi, O, in­san­la­rı gü­nah has­ta­lı­ğın­dan da kur­ta­rı­yor ken­di­si­ne ge­lin­di­ğin­de.


28-04-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

28

NİSAN

April

 

RAB Musa’ya şöyle dedi: Aİsrail halkına de ki, cüzam hastalığı olan herkesi... ordugahın dışına çıkarsınlar.”

Sayım 5: 2
 

Der HERR sprach zu Mose: ABefiehl den Söhnen Israel, dass sie alle Aussätzigen ... aus dem Lager hinausschicken!”
4. Mose 5, 2
 

O dö­nem­ler­de ger­çek­ten de cü­zam­lı­lar kor­kunç bir du­rum­day­dı­lar. Ama bun­dan da­ha da kö­tü bir yö­nü var­dı cü­zam has­ta­lı­ğı­nın. Hem hal­kın, hem de cü­zam has­ta­lı­ğı­na ya­ka­la­nan in­san­la­rın inanç ve gö­rüş­le­ri­ne gö­re, bu has­ta­lık Tan­rı’nın on­la­ra ver­di­ği bir ce­zay­dı. Cü­zam­lı ki­şi ço­cuk­sa, ço­cu­ğun ken­di­si de­ğil de, ya an­ne­si ya da ba­ba­sı­nın ağır bir gü­nah iş­le­di­ği­ni dü­şü­nü­yor­lar­dı. Ta­bii ki, bu yan­lış bir dü­şün­cey­di ve Kut­sal Ki­tap’ta bu­nun bir ye­ri yok­tur.

İsa Me­sih’in bu dün­ya­da ya­şa­dı­ğı dö­nem­de de ol­duk­ça çok cü­zam­lı in­san­lar var­dı ve on­la­rın du­ru­mu yi­ne çok kö­tü ve kor­kunç­tu. Ama İsa Me­sih on­la­ra mer­ha­met edip kar­şı­laş­tı­ğı bir­çok cü­zam­lı­ya do­kun­du, on­la­rı sağ­lık­la­rı­na ka­vuş­tur­du.

Es­ki­den şim­di­ye ka­dar din adam­la­rı gü­nah has­ta­lı­ğı­nı cü­zam has­ta­lı­ğı­na ben­zet­miş­ler­dir. Cü­zam gi­bi, gü­nah has­ta­lı­ğı da kor­kunç­tur, kü­çük­ten baş­lar ve ya­vaş ya­vaş in­sa­nın bü­tün var­lı­ğı­na ya­yı­lır; so­nun­da da in­sa­nı ya­şa­yan bir ölü ha­li­ne ge­ti­rir. Gü­nah has­ta­lı­ğı ne de­mek­tir? Ya­nıt önü­müz­de­ki gün­ler­de.


27-04-2018:

 

CUMA

Freitag

27

NİSAN

April

 

Naaman yiğit bir askerdi, ama cüzamlıydı.

2 Krallar 5: 1 b
 

Naaman war ein Kriegsheld, aber aussätzig.

2. Könige 5, 1 b
 

der Aussatz: cüzam
 

Put­pe­rest ulus­lar­da, özel­lik­le eğer ki­şi say­gın ve zen­gin­se cü­zam­lı­lar o ka­dar da top­lum dı­şı edil­mi­yor­lar­dı. Ama Tan­rı’nın İb­ra­ni ulu­su­na cü­zam­lı­la­rı uzak tut­mak ko­nu­sun­da bir ya­sa ver­me­si il­ginç­tir, çün­kü bu ya­sa yo­luy­la has­ta­lı­ğın ya­yıl­ma­sı­nı ön­lü­yor­du. Pe­ki ama, cü­zam ne­dir? Cü­zam, do­ku bo­zuk­luk­la­rıy­la ta­nım­la­nan kor­kunç ve bu­la­şı­cı bir has­ta­lık­tır. Cil­din üst kıs­mın­da kı­za­rık­lar­la baş­lar ve da­ha son­ra vü­cu­dun tü­mü­ne ya­yı­la­rak cilt­ten baş­ka, ke­mik­le­re ve on­la­ra bağ­lı olan tüm ek­lem­le­re de za­rar ve­rir. Ek­lem­le­rin yı­kı­ma uğ­ra­ma­sıy­la vü­cut ken­di­ni ta­şı­ya­maz olur ve has­ta ki­şi yü­rü­ye­mez bir du­ru­ma ge­lir. Cü­zam, da­ha ile­ri aşa­ma­sın­da si­nir­ler et­ki­len­miş ol­du­ğun­dan has­ta, ya­nık, ezik, ke­sik gi­bi ya­ra­la­rı duy­maz ve böy­le ya­ra­lan­ma­la­ra tep­ki gös­te­re­mez du­ru­ma ge­lir. Has­ta, ade­ta ya­şa­yan ölü du­ru­mun­da­dır.

Gü­nü­müz­de cü­zam­lı­lar ka­ran­ti­na­ya alı­nır ve top­lum­dan uzak tu­tu­lur. Tan­rı bu ta­li­mat­la­rı her­han­gi bir ulus bu­nun bi­lin­ci­ne var­ma­dan yüz­yıl­lar ön­ce Ki­ta­bı’na koy­muş­tu. Bu üze­rin­de dü­şün­me­niz ge­re­ken bir şey­dir.


26-04-2018:
 

PERŞEMBE

Donnerstag

26

NİSAN

April

 

Naaman yiğit bir askerdi, ama cüzamlıydı.

2 Krallar 5:1
 

Naaman war ein Kriegsheld, aber aussätzig.

2. Könige 5, 1
 

der Held: yiğit

 

Önü­müz­de yi­ğit bir as­ker var, ama o dö­nem­ler­de iyi­leş­me­si ola­nak­sız gi­bi gö­zü­ken cü­zam has­ta­lı­ğı­na ya­ka­lan­mış­tı. O dö­nem­ler­de, özel­lik­le Ya­hu­di top­lu­mu içe­ri­sin­de cü­zam­lı olan bi­ri, en ya­kın sev­dik­le­rin­den ay­rıl­mak zo­run­day­dı. 2. cü­zam­lı top­lum­dan uzak­laş­tı­rı­lır, top­lum dı­şı­na atı­lır­dı. 3. cü­zam­lı olan bi­ri ken­di­si­ne yak­la­şan bi­ri­ni gör­dü­ğü za­man, he­men ken­di­si­nin mur­dar, pis, kir­li ol­du­ğu­nu ba­ğı­ra­rak söy­le­me­si ge­re­kir­di. 4. cü­zam­lı olan bi­ri as­la bir kim­se­ye do­ku­na­maz­dı, kim­se­nin de ken­di­si­ne do­kun­ma­sı­na izin ve­ril­mez­di. 5. cü­zam­lı ta­pın­ma yer­le­ri­ne de gi­de­mez­di, çün­kü bu yer­ler on­lar için ya­sak­tı. Kı­sa­ca­sı, cü­zam­lı bi­ri her tür in­san iliş­ki­le­rin­den, te­mas­tan uzak­tı. Bu­gün p­si­ko­lo­jik te­da­vi­ler­de ku­cak­la­ma, do­kun­ma, te­mas et­me yön­tem­le­ri kul­la­nı­lı­yor. Bir ço­cu­ğun olum­lu ge­liş­me­si için an­ne ba­ba­nın ço­cuk­la fi­zik­sel te­ma­sı çok önem­li­dir. Ku­cak­la­mak, te­mas et­mek ger­çek­ten de önem­li­dir. Ama cü­zam­lı bi­ri bu tür ey­lem­ler­den ta­ma­men uzak­laş­tı­rı­lır, bel­ki de bir gün­de bir­kaç ke­re Ayak­laş­ma, ben kir­li, mur­dar, pis bi­ri­yim” di­ye ba­ğır­mak zo­run­da ka­lı­yor­du.


 

25-04-2018:

 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

25

NİSAN

April

 

Aram Kralı’nın ordu komutanı Naaman, efendisinin gözünde saygın, değerli bir adamdı. Çünkü RAB onun aracılığıyla Aramlılar’ı zafere ulaştırmıştı. Naaman yiğit bir askerdi, ama cüzamlıydı.

2 Krallar 5:1
 

Und Naaman, der Heeroberste des Königs von Aram, war ein bedeutender Mann vor seinem Herrn und angesehen; denn durch ihn hatte der HERR Sieg für Aram gegeben. Der Mann war ein Kriegsheld, aber aussätzig.

2. Könige 5, 1
 

Bu­gün­ler­de yi­ne Kut­sal Ki­tap’ta ge­çen Naa­man adın­da bir ada­mın ya­şam öy­kü­sü­ne ir­de­le­ye­cek ve bu­ra­da biz­le­re ve­ri­len ders­le­re ba­ka­ca­ğız. Naa­man ola­yı 2 Kral­lar ki­ta­bı­nın 5. bö­lü­mün­de geç­mek­te­dir. Bu­ra­da an­la­tı­lan öy­kü üç ki­şi ara­sın­da ge­çi­yor. Naa­man, kü­çük kö­le bir kız ve pey­gam­ber Eli­şa.

İlk ayet biz­le­re Naa­man hak­kın­da kı­sa­ca bir bil­gi ve­rir. Naa­man, Aram or­du­su­nun ko­mu­ta­nıy­dı. Put­pe­rest ol­du­ğu hal­de hem bü­yük, hem say­gın, hem de yi­ğit bir adam­dı. Da­ha son­ra­ki ayet­ler­den de an­la­dı­ğı­mız ka­da­rıy­la din­dar bir adam­dı.

İl­ginç­tir ki, bu put­pe­rest adam bir ara Tan­rı ta­ra­fın­dan İs­rail ulu­su­nun ce­za­lan­dı­rıl­ma­sı için kul­la­nıl­mış­tı: “Rab onun ara­cı­lı­ğıy­la Aram­lı­lar’ı za­fe­re ulaş­tır­mış­tı...” ama bu ada­mın çok bü­yük bir so­ru­nu var­dı. AAdam cü­zam­lıy­dı.”

O dö­nem­ler­de cü­zam çok kor­kunç bir has­ta­lık­tı. Hem fi­zik­sel, hem sos­yal ve hem de p­si­ko­lo­jik ola­rak kor­kunç­tu.


 

24-04-2018:

SALI

Dienstag

24

NİSAN

April

 

Önceden yazılan her söz bizi eğitmek için yazıldı!

Romalılar 15:4
 

Denn alles, was früher geschrieben ist, ist zu unserer Belehrung geschrieben.

Römer 15, 4

belehren, erziehen: eğitmek
 

Aca­ba Kut­sal Ki­tap, Tan­rı Sö­zü de­di­ği­miz­de ne an­lı­yo­ruz? Kı­sa­ca söy­le­mek ge­re­kir­se, Tan­rı, biz­le­re söy­le­mek is­te­dik­le­ri­ni bir ki­tap ha­li­ne ge­tir­di ve söy­le­nen­ler Kut­sal olan Tan­rı Söz­le­ri ol­du­ğu için, ona Kut­sal Ki­tap di­yo­ruz. Bu Ki­tap’ı oku­du­ğu­muz za­man, ora­da öy­kü­ler, il­ginç olay­lar, ba­zen de bi­zim in­sa­ni ak­lı­mız­la ka­bul ede­me­ye­ce­ği­miz du­rum­lar­la kar­şı­la­şı­rız. O za­man da ak­lı­mı­za şu so­ru ta­kı­lı­yor: ACa­nım bu ola­yın ya da du­ru­mun Kut­sal Ki­tap’ta ne işi var!” Bu­gün­kü aye­ti­miz­de de bi­ze bu­nu be­lir­ti­yor.

De­mek ki, Kut­sal Ki­tap’ta ge­çen her olay, bi­zi eğit­mek için­dir. Tan­rı hiç­bir ola­yı ört­bas et­me­di. Ör­ne­ğin, Tan­rı çok ev­li­li­ği ke­sin­lik­le onay­la­maz. Ama ba­zı pey­gam­ber­ler bu­nu yap­tı­lar. Bu­nu Tan­rı’nın ona­yı ola­rak de­ğil, ken­di itaat­siz­lik­le­ri yü­zün­den yap­tı­lar. Tan­rı bu ola­yı ol­du­ğu gi­bi Kut­sal Sö­zü’ne koy­dur­du. Ne­den mi? Biz­ler bun­dan ders ala­lım di­ye. Bu in­san­lar itaat­siz­lik et­tik­le­rin­de, çok ev­li­lik yap­tık­la­rın­da, Tan­rı bu­na sab­ret­ti, ama bu in­san­la­rın da bun­dan son­ra baş­la­rı bir tür­lü dert­ten, so­run­dan kur­tul­ma­dı.


23-04-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

23

NİSAN

April

 

Eğer yaşayanlar diyarında Rab’bin iyiliğini göreceğime inanmasaydım, bayılırdım.

Mezmur 27: 13
 

Ach, wenn ich mir nicht sicher wäre, das Gute des HERRN zu schauen im Land der Lebendigen ...!

Psalm 27, 13
 

das Land, das Gebiet: diyar
der Zweifel: kuşku


Ya­şam ül­ke­si ya da ya­şa­yan­lar di­ya­rı der­ken Da­vut ne­yi kas­te­di­yor­du? Ya­şa­yan­la­r di­ya­rı Rab’bin hu­zu­ru­dur, O’nun bu­lun­du­ğu yer­dir, di­ye dü­şü­nü­yo­rum. Çün­kü Rab­bi­miz’in ken­di­si “Ya­şam” ol­du­ğu­na gö­re Ya­şa­yan­lar di­ya­rı da O’nun ye­ri­dir.

Tanrı kendisini Musa’ya ‘İbrahim’in Tanrısı’ olarak tanıttı. O dönemde İbrahim bu dünyadan çoktan göç etmişti. Bu Tanrı’nın Sözü’ne değinerek İsa “Tanrı ölülerin değil, dirilerin Tanrısı’dır. Çünkü herkes O’nun için yaşar” dedi.

Eğer Rab ya­şam ol­ma­say­dı, O’nun ina­ye­ti ol­ma­say­dı, be­nim hiç bir umu­dum ol­maz­dı. Bu ya­şam­da ne hu­zu­rum olur­du ne de se­vin­cim! Ama şük­rol­sun ki, Rab­bim ba­na ken­di hu­zu­ru­nu aç­tı, ba­na ka­lı­cı, son­suz bir umut ver­di. Ha­ya­tım­da bu ya­şa­ma iliş­kin so­run­la­rım, kay­gı­la­rım ol­sa bi­le, o esen­li­ği ya­şa­ya­bil­mek­te­yim.

“RAB’bi bek­le, güç­lü ve yü­rek­li ol; evet, RAB’bi bek­le!” (Mez­mur 27:14) di­yor Da­vut pey­gam­ber.


 

22-04-2018:

 

PAZAR

Sonntag

22

NİSAN

April

 

Ya RAB, yolunu öğret bana, düşmanlarımdan ötürü düz yolda bana öncülük et.

Mezmur 27: 11
 

Lehre mich, HERR, deinen Weg, und leite mich auf ebenem Pfad um meiner Feinde willen!

Psalm 27, 11
 

eben, flach: düz
die Führung, das Vorausgehen: öncülük


Da­vut, “Düş­man­la­rı­mın önün­de utan­mak is­te­mi­yo­rum, iyi bir ta­nık­lık is­ti­yo­rum. Bu ta­nık­lık yok­sa düş­ma­nım be­nim­le alay ede­cek­tir. Lüt­fen be­ni göz­le ey Rab­bim ve düş­man­la­rı­mın önün­de sa­na utanç ge­ti­re­bi­le­cek bir şey yap­ma­ma izin ver­me” di­yor.

“Be­ni ha­sım­la­rı­mın eli­ne dü­şür­me, çün­kü ya­lan­cı ta­nık­lar di­ki­li­yor kar­şı­ma, ağız­la­rı şid­det sa­çı­yor” (Mez­mur 27:12).

Da­vut’un ya­şa­mı çi­le­li geç­ti di­ye­bi­li­riz. Bu ne­den­le Rab’den yar­dım is­ti­yor. Çi­le­le­ri­ne çi­le ek­len­me­si­ni ar­zu­la­mı­yor. Böy­le bir or­tam­da Da­vut Rab’bi yar­dı­mı­na ça­ğır­mak­tan baş­ka bir şey yap­mı­yor.

Da­vut’un mez­mur­la­rın­da ka­der­ci­li­ğe yer yok­tur. Rab’be gü­ve­nir­ken ki­me gü­ven­di­ği­ni iyi bi­li­yor. Ka­der­ci gü­ve­ni­ni be­lir­siz bir şe­ye, ka­de­re bağ­lar. Da­vut, “Be­ni ha­sım­la­rı­mın eli­ne dü­şür­me” di­ye dua eder­ken Rab’den yar­dım ala­ca­ğı­nı bi­li­yor. Dos­tum, sen de bu şe­kil­de Rab’be gü­ve­nip emin ko­nu­şa­bi­lir mi­sin?


21-04-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

21

NİSAN

April

 

Anamla babam beni terk etseler bile, RAB beni kabul eder.

Mezmur 27: 10
 

Sogar wenn mein Vater und meine Mutter mich verlassen, nimmt der HERR mich auf.
Psalm 27, 10
 

verlassen, aufgeben: terk etmek
annehmen, aufnehmen: kabul etmek


An­ne­miz ba­ba­mız bi­zi terk et­me­miş ola­bi­lir, ama ba­zı ki­şi­ler an­ne ba­ba ta­ra­fın­dan terk edil­miş du­rum­da­lar. Si­zin an­ne­niz ve ba­ba­nız si­zi terk et­se­ler bi­le Rab si­zi terk et­me­ye­cek­tir. Bir dos­tum di­yor ki, “Ben Me­sih’e iman et­ti­ğim­de an­ne ba­ba­ma söy­le­dim ve be­ni ev­den kov­du­lar. Dört yıl be­ni gör­mek is­te­me­di­ler, ama so­nun­da ra­zı ol­du­lar. Bu zor za­man için­de Rab’bin ba­na ne ka­dar da­ha ya­kın ol­du­ğu­nu, be­ni terk et­me­di­ği­ni tec­rü­be et­tim.”

Ge­nel­de an­ne ba­ba ço­cu­ğu­nun iyi­li­ği­ni is­ter. Ba­zen bir şe­yin ço­cuk için iyi ol­ma­ya­ca­ğı­nı sa­nır­lar ve ya­nıl­mış da ola­bi­lir­ler. Eği­tim­de ara sı­ra rast­la­dı­ğı­mız ak­sa­ma­lar­dır bun­lar. Ço­cuk eği­ti­min­de sağ­du­yu­mu­zu kul­lan­ma­lı­yız. An­cak sağ­du­yu­mu­zun da sağ­lam bir te­me­li ol­ma­lı­dır. Bu te­mel Tan­rı’nın ken­di­si­dir ve bu­nun yu­va için­de uy­gu­lan­ma­sı ge­rek­li­dir.


 

20-04-2018:

 

CUMA

Freitag

20

NİSAN

April

 

Yüzünü benden gizleme! Kulunu öfkeyle geri çevirme, bana yardımcı oldun; bırakma, terk etme beni, ey kurtuluşumun Tanrısı!

Mezmur 27: 9
 

Verbirg dein Angesicht nicht vor mir, weise deinen Knecht nicht ab im Zorn! Du bist meine Hilfe gewesen. Gib mich nicht auf und verlass mich nicht, Gott meines Heils!

Psalm 27, 9
 

Rab’bin yü­zü­nü giz­le­me­si ne de­mek­tir? Da­vut ne­den Rab’be, “Yü­zü­nü ben­den giz­le­me” di­ye ya­ka­rı­yor? Kut­sal olan Tan­rı, gü­nah kar­şı­sın­da yü­zü­nü giz­ler. Da­vut bu­ra­da ne de­di­ği­ni iyi bi­li­yor­du. Bir kez gü­nah iş­le­miş ve Rab yü­zü­nü on­dan giz­le­miş­ti. Da­vut’un güna­hı, Rab ile ara­sı­na ay­rı­lık koy­muş­tu. Tan­rı ile olan bağ­lan­tı­sı bo­zul­muş, pay­daş­lı­ğı yi­tir­miş­ti. Bun­la­rı tek­rar yi­tir­mek is­te­mi­yor­du. Gü­nah iş­le­di­ğin­de se­vin­ci­ni yi­tir­miş­ti, onu yi­ne yi­tir­mek­ten kor­ku­yor­du. Da­vut 51. Mez­murda şöy­le hay­kır­dı Rab’be: “Ey Tan­rım, ina­ye­ti­ne gö­re ba­na acı, rah­me­ti­nin çok­lu­ğu­na gö­re is­yan­la­rı­mı sil. Tü­müy­le yı­ka be­ni su­çum­dan, arıt be­ni gü­na­hım­dan; çün­kü bi­li­yo­rum is­yan­la­rı­mı, gü­na­hım sü­rek­li kar­şım­da­dır. Sa­na kar­şı, yal­nız sa­na kar­şı gü­nah iş­le­dim, se­nin gö­zün­de kö­tü ola­nı yap­tım... Be­ni hu­zu­run­dan at­ma. Kut­sal Ru­hu’nu ben­den al­ma. Ge­ri ver ba­na sağ­la­dı­ğın kur­tu­luş se­vin­ci­ni, ba­na des­tek ol, is­tek­li bir ruh ver!”

Da­vut, “Bı­rak­ma, terk et­me be­ni, ey kur­tu­lu­şu­mun Tan­rı­sı!” di­ye yal­va­rı­yor. Da­vut gü­nah­la­rın­dan töv­be et­ti­ği za­man ye­ni­den kur­tu­luş se­vin­ci­ne ka­vuş­tu.


19-04-2018:

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

19

NİSAN

April

 

Yü­zü­mü ara­yın, de­din; yü­re­ğim sa­na de­di: Yü­zü­nü arı­yo­rum, ya RAB!

Mez­mur 27: 8
 

Mein Herz erinnert dich: Sucht mein Angesicht! ‑ Dein Angesicht, HERR, suche ich.

Psalm 27, 8
 

die Stim­me: ses
hö­ren: duy­mak


 

Rab’bin Da­vut’a ses­le­nip be­nim yü­zü­mü ara, de­me­si ha­ri­ka bir da­vet­tir! Rab’bin yü­zü­nü ara­mak, as­lın­da O’nun gü­zel­li­ği­ni, biz­ler için ne ka­dar sev­gi do­lu ol­du­ğu­nu, O’nun ya­şam ol­du­ğu­nu ve bi­ze de bu ya­şa­mı ver­mek is­te­di­ği­ni gör­mek ve an­la­mak de­mek­tir. Böy­le bir da­ve­te Da­vut he­men ya­nıt ve­ri­yor: “Evet, yü­zü­nü arı­yo­rum ya RAB!” Da­vut, Rab’bin yü­zü­nü dua­la­rıy­la ara­dı. Rab sen­den Ken­di­si­ni ara­ma­nı bek­li­yor, ama sen O’nu ara­ma­ya ko­yul­ma­dan ön­ce O se­ni ara­ma­ya ko­yul­muş­tur. O se­ni bul­du, ama se­nin O’nun yü­zü­nü ara­ma­nı is­ter. Sen bu­na tep­ki gös­ter­din mi? Me­sih ile ya­şa­mak sev­gi do­lu bir ev­li­lik gi­bi, sev­gi iliş­ki­sin­de ya­şan­ma­lı­dır. Ev­li­lik ba­ğı sev­gi ve öz­ve­ri ba­ğı­dır. Rab ile olan iliş­ki­miz sev­gi bağ­la­rı üze­ri­ne kurulduğuna göre, sevdiğimiz için O’nu özlemle aramalıyız. Rab Davut’a, “Seni seviyorum” dediği zaman Davut’un yüreğinde doğal olarak bir tepki oldu: “Ben de seni seviyorum, Rab, senin yüzünü aramak istiyorum!” Tanrı ona, “benimle beraberliğin olsun” diyor. Davut diyor: “Evet Rab, ben seninle paydaşlıkta bulunmak istiyorum”. Rab seninle de bu paydaşlığı istiyor.


18-04-2018:

 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

18

NİSAN

April

 

Seni çağırıyorum, ya RAB, kulak ver sesime, bana acı ve bana yanıt ver!

Mezmur 27: 7
 

Höre, HERR, mit meiner Stimme rufe ich: sei mir gnädig und erhöre mich!

Psalm 27, 7



rufen: çağırmak

Da­vut pey­gam­ber baş­ta, RAB ışı­ğım, kur­tu­lu­şum, ya­şa­mı­mın sı­ğı­na­ğı­dır, de­dik­ten son­ra “ya RAB, ku­lak ver se­si­me, ba­na mer­ha­met et” di­yor. Baş­ta kur­tul­mak için Rab’bin ina­ye­ti­ne muh­ta­cız. İkin­ci ola­rak in­san Rab’bin ona­yı­na muh­taç­tır. So­ru şu: Ya­şa­mın Tan­rı ta­ra­fın­dan onay­la­nı­yor mu? Na­sıl bi­ri­sin? Tan­rı’nın sen­den hoş­nut ol­du­ğu­nu söy­le­ye­bi­lir mi­sin? Üçün­cü ola­rak in­san Tan­rı’nın yö­net­me­si­ni ara­ma­lı­dır. Tıp­kı Da­vut’un di­le­di­ği gi­bi: Ya RAB, yo­lu­nu ba­na öğ­ret! Düş­man­la­rım­dan ötü­rü ba­na düz yol­da reh­ber ol! (Mez. 27:11).

Gün­cel ya­şam­da in­sa­na öğüt ve­ren çok olur. Ama bir­çok in­san kö­tü ar­ka­daş­lık­la­rın kur­ba­nı ol­du! Za­ra­ra, yı­kı­ma uğ­ra­dı. İn­san öğü­dü ge­nel­de bu so­nuç­la­rı ge­ti­rir. El­bet­te ara sı­ra iyi bir öğüt ya­rar sağ­la­ya­bi­lir, ama ge­nel­lik­le in­san öğü­dü ku­sur­lu­dur, pek bil­ge­li de­ğil. Ama kut­sal RAB’bin öğüt­le­di­ği can, yol gös­ter­di­ği in­san hiç­bir du­rum­da piş­man ol­maz, za­rar gör­mez. Bu ne­den­le, in­sa­nın Rab’be dua et­me­si, O’nun se­si­ne ku­lak ver­me­si ya­şam­sal önem ta­şı­mak­ta­dır. Tan­rı’nın çiz­di­ği sağ­lık­lı yo­lu seç­mek, bu yol­da ba­ğım­lı­lık gös­ter­mek ke­sin gü­ven­lik ge­ti­rir.


17-04-2018:

 

SALI

Dienstag

17

NİSAN

April

 

Sevinçle haykırarak kurbanlar sunacağım O’nun çadırında, ezgiler sunacağım RAB’be, ilahilerle öveceğim O’nu.

Mezmur 27: 6
 

Opfer voller Jubel will ich opfern in seinem Zelt, ich will singen und spielen dem HERRN.

Psalm 27, 6
 

Bu ha­ri­ka re­s­mi gör­dü­ğü­müz ve Rab’bin biz­ler için tam ne yap­tı­ğı­nı an­la­dı­ğı­mız­da içi­miz­de şük­ran bor­cu yük­se­lir ve Rab’be ila­hi­ler söy­le­mek, O’nu yü­celt­mek is­te­riz. Da­vut pey­gam­ber de bu­nu dü­şü­ne­rek şöy­le dua et­ti:

Se­ni ça­ğı­rı­yo­rum, ya RAB, ku­lak ver se­si­me, lüt­fet, ya­nıt ver ba­na! (Mez­mur 27:7).

Ba­kın, o kut­sal ve emin yer­de Rab’bin mer­ha­me­ti­ni bu­lu­ruz. Bu­gün de Rab o kut­sal, emin ye­ri biz­ler için ha­zır­la­dı. Bu­gün biz de o ye­re dua­la­rı­mız­da gi­rip O’nun mer­ha­me­ti­ne sı­ğı­na­bi­li­riz.

Da­vut, “Ya RAB” di­yor, "yü­zü­mü ara­yın, de­din. Yü­re­ğim sa­na de­di: yü­zü­nü arı­yo­rum” (Mez­mur 27:8). Dos­tum, Rab sen­den ken­di­si­ni ara­ma­nı is­ti­yor. Rab’bi arı­yor mu­sun? Rab’bi ara­mak son­suz ya­şa­mı ara­mak de­mek­tir.


16-04-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

16

NİSAN

April

 

Çünkü O kötü günde beni çardağında gizleyecek, çadırının emin yerinde saklayacak, yüksek bir kaya üzerine çıkaracak beni.

Mezmur 27: 5
 

Denn er wird mich bergen in seiner Hütte am Tag des Unheils, er wird mich verbergen im Versteck seines Zeltes; auf einen Felsen wird er mich heben.

Psalm 27, 5
 

İb­ra­ni hal­kı Mı­sır’dan çı­kıp çöl­de iler­ler­ken Tan­rı’y­la bu­lu­şa­bi­le­cek­le­ri bir ça­dır kur­muş­lar­dı. Bu ‘Bu­luş­ma Ça­dı­rı’n­da giz­li ve çok kut­sal bir yer var­dı. Bu­na Kut­sal­la­rın Kut­sa­lı di­yor Tan­rı Sö­zü. Bu ye­re baş ka­hin­den baş­ka hiç kim­se gi­re­mez­di ve bu­nu da an­cak yıl­da bir kez ya­pa­bi­lir­di. Bu En Kut­sal Yer­de Tan­rı’nın san­dı­ğı var­dı ve bu san­dı­ğın içi dı­şı al­tın­la kap­lan­mış­tı. San­dı­ğın ka­pa­ğı­nı oluş­tu­ran üst kı­sım­da ise çok süs­lü bir yer var­dı. Bu­na Mer­ha­met Kür­sü­sü de­nir­di. Yıl­da bir kez ke­si­len kur­ba­nın ka­nı bu kür­sü üze­ri­ne ser­pi­lir­di. Kur­ban tüm İs­rail hal­kı­nın gü­nah­la­rı­nın ör­tül­me­si için­di. Gü­nü­müz­de ise Rab İsa bi­zim için kur­ban ol­du­ğu­na ve ka­nı­nı akıt­tı­ğı­na gö­re bi­zim de gi­de­bi­le­ce­ği­miz bir mer­ha­met kür­sü­sü var­dır. Es­ki Ant­laş­ma dö­ne­min­de yıl­da bir kez Tan­rı hu­zu­ru­na gi­ri­lir­ken şim­di İsa Me­sih’in ka­nı ara­cı­lı­ğıy­la her an O’nun hu­zu­ru­na gi­re­bi­li­riz. İş­te “ça­dı­rı­nın emin ye­ri” bu­ra­sı­dır. Bun­dan da­ha emin bir yer dü­şü­ne­me­yiz.


 

15-04-2018:

PAZAR

Sonntag

15

NİSAN

April

 

RAB’den bir şey diledim, O’nu ararım: RAB’bin güzelliğini seyretmek!

Mezmur 27: 4
 

Eins habe ich vom HERRN erbeten, danach trachte ich: ... anzuschauen die Freundlichkeit des HERRN!
Psalm 27, 4
 

anschauen, betrachten: bakmak, seyretmek

Da­vut pey­gam­be­rin ha­ya­tın­da is­te­di­ği tek şey, “RAB’bin gü­zel­li­ği­ni sey­ret­mek, ta­pı­na­ğın­da O’na da­nış­mak, bü­tün gün­le­ri­ni Rab’bin evin­de ge­çir­mek­ti!” Rab’bin evin­de, kut­sal­la­rın kut­sa­lın­da mer­ha­met kür­sü­sü var­dı. Da­vut’un mer­ha­me­te ih­ti­ya­cı var­dı. Bi­zim de Tan­rı’nın mer­ha­me­ti­ne ih­ti­ya­cı­mız var­dır. Ay­nı za­man­da Tan­rı’nın evin­de Me­sih’in ka­nı­nı, O’nun çar­mı­hı­nı di­le ge­ti­ren bir su­nak var­dı. Tan­rı’nın hu­zu­ru­na gi­re­bil­me­si için Da­vut kur­ban kes­me­liy­di. Bi­zim ise kur­ba­nı­mız İsa Me­sih’tir. Son­su­za dek ge­çer­li kur­ba­nı, O ken­di ha­ya­tı­nı ve­re­rek sun­du. Sen ve ben bu­gün Tan­rı’nın hu­zu­ru­na an­cak İsa ara­cı­lı­ğıy­la gi­re­bi­li­riz; baş­ka bir yol yok­tur. Es­ki Ant­laş­ma dö­ne­min­de de kur­ban­lar İsa Me­sih’e işa­ret edi­yor­du. Ay­rı­ca­lık­lı in­san­la­rız ve ay­rı­ca­lık­lı bir dö­nem­de, ina­yet dö­ne­min­de ya­şa­mak­ta­yız.

Sen de ay­rı­ca­lık­lı bir dö­nem­de ya­şı­yor­sun dos­tum. Tan­rı’nın sa­na da ye­te­cek ka­dar bol mer­ha­me­ti var­dır. O’nun kur­tu­luş ve­ren kay­ra­sı sa­na da uzan­mak­ta­dır.


14-04-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

14

NİSAN

April

 

RAB’den bir şey diledim, O’nu ararım: RAB’bin güzelliğini seyretmek, tapınağında hayran olmak için, hayatımın bütün günleri RAB’bin evinde oturmaktır.

Mezmur 27: 4
 

Eins habe ich vom HERRN erbeten, danach trachte ich: zu wohnen im Haus des HERRN alle Tage meines Lebens, um anzuschauen die Freundlichkeit des HERRN und nachzudenken in seinem Tempel.

Psalm 27, 4
 

Da­vut pey­gam­ber tek is­te­ği­nin ne ol­du­ğu­nu ya­zar­ken uy­ku tu­lu­mu­nu alıp da Rab’bin ta­pı­na­ğı­na yer­le­şe­ce­ği­ni söy­le­mi­yor­du. O’nun is­te­ği Rab ile sü­rek­li bu­luş­mak, O’nun­la ko­nuş­mak ve O’na ta­pın­mak­tı. Rab’bin san­dı­ğı, Rab’bin in­san­lar­la bu­luş­tu­ğu yer­di, çün­kü bu san­dık Bu­luş­ma Ça­dı­rı­nın en kut­sal ye­rin­dey­di. Da­vut pey­gam­ber, düş­man­la­rı­nın elin­den al­dı­ğı san­dı­ğı tek­rar Ye­ru­şa­lim’e ge­tir­miş­ti. O’nun için özel bir ça­dır yap­tır­mış ve Ta­pı­nak ku­ru­lun­ca­ya ka­dar Rab’bin san­dı­ğı ora­da kal­mış­tı. Da­vut her za­man Rab ile bir­lik­te ol­mak is­ti­yor­du. O’nun­la an­cak Bu­luş­ma Ça­dı­rın­da bu­lu­şa­bi­le­ce­ği­ne gö­re ha­ya­tı­nın ama­cı bu ol­muş­tu.

Bi­zim de Rab’be yak­la­şa­bi­le­ce­ği­miz bir ye­ri­miz var bugün. Bun­dan do­la­yı se­vin­me­li­yiz. Bi­zim ha­ya­tı­mız­da­ki ekst­ra­la­rı yon­tup tek bir amaç­ta, tek bir nok­ta­da siv­ri­le­bil­me­miz için bi­ze yar­dım­cı olan bi­ri­si var­dır. İsa Me­sih ara­cı­lı­ğıy­la bu­gün Rab’bin hu­zu­ru­na gi­re­bi­lir, O’nun­la bu­lu­şa­bi­lir; RAB’bi ki­şi­sel kur­ta­rı­cı­mız ola­rak ha­ya­tı­mı­za da­vet ede­bi­li­riz.


13-04-2018:

 

CUMA

Freitag

13

NİSAN

April

 

RAB’den bir şey diledim, O’nu ararım: RAB’bin güzelliğini seyretmek, tapınağında hayran olmak için, hayatımın bütün günleri RAB’bin evinde oturmaktır.

Mezmur 27: 4
 

Eins habe ich vom HERRN erbeten, danach trachte ich: zu wohnen im Haus des HERRN alle Tage meines Lebens, um anzuschauen die Freundlichkeit des HERRN und nachzudenken in seinem Tempel.

Psalm 27, 4
 

İki kız kar­deş­ten bi­ri olan Mar­ta mut­fak­ta ora­ya bu­ra­ya ko­şu­yor, mi­sa­fir­le­rin sa­yı­sı­nı he­sap­lı­yor, “Aca­ba ne ka­dar pi­lav ya­pa­yım, ye­te­ri ka­dar bul­gur var mı” di­ye te­laş­la­nı­yor­du. Her şe­yi ay­nı za­man­da yap­mak için te­laş­la­nı­yor­du. Ba­zen ya­şa­mın kar­ma­ka­rı­şık ol­du­ğu­nu sa­nı­rız. Yir­mi bi­rin­ci yüz­yı­lın il­le­ti ola­rak gö­rü­rüz bu te­la­şı, ama Da­vut’un za­ma­nın­da da var­dı, İsa Me­sih’in za­ma­nın­da da. Ço­ğu za­man ken­di ken­di­mi­zi te­la­şa so­ka­rız. Za­ma­nın ken­di ya­pı­sın­da te­laş yok­tur. Za­ma­nı biz ken­di­mi­ze iş­ken­ce­ci ya­pa­rız.  Şu­nu şu za­man­da yap­maz­sam kı­ya­met ko­pa­cak­mış san­ki. Da­vut ya­şa­mın tüm ekst­ra olay­la­rı­nı ke­sip atı­yor ve tek bir nok­ta­da siv­ri­li­yor: “RAB’den tek di­le­ğim, tek ar­zum şu” di­yor.

İn­san­dan in­sa­na en önem­li ve tek olan şey de­ği­şir. Ama Da­vut için tek şey şuy­du: “RAB’bin gü­zel­li­ği­ni sey­ret­mek, ta­pı­na­ğın­da O’na da­nış­mak için bü­tün gün­le­ri­ni O’nun evin­de ge­çir­mek”.


12-04-2018:

PER ŞEMBE

Donnerstag

12

NİSAN

April

 

RAB’den bir şey diledim, O’nu ararım: RAB’bin güzelliğini seyretmek, tapınağında hayran olmak için, hayatımın bütün günleri RAB’bin evinde oturmaktır.

Mezmur 27: 4
 

Eins habe ich vom HERRN erbeten, danach trachte ich: zu wohnen im Haus des HERRN alle Tage meines Lebens, um anzuschauen die Freundlichkeit des HERRN und nachzudenken in seinem Tempel.

Psalm 27, 4
 

Bu söz­ler­de Da­vut pey­gam­be­rin ha­ya­tı­nın öze­ti­ni gö­re­bi­li­riz. ARAB’den tek di­le­ğim, tek ar­zum şu”. Sen bu­nu söy­le­ye­bi­lir mi­sin? Ha­yat­ta en çok is­te­di­ğin şey ne­dir? El­çi Pav­lus da Da­vut gi­bi bir ta­lep­te bu­lun­du: “An­cak yap­tı­ğım tek şey şu: Ge­ri­de­ki­le­re al­dı­rış et­me­ye­rek ile­ri­de­ki­le­re uza­nı­yo­rum. Yü­ce­lik çağ­rı­sıy­la il­gi­li ödü­lün ar­dın­dan dos­doğ­ru ama­ca ko­şu­yo­rum. Me­sih İsa’da Tan­rı’nın çağ­rı­sı­dır bu” (Fil.3:13‑14).

Dos­tum, ya­şa­mı­na bak­ma­lı­sın! Ora­da ekst­ra şey­le­ri yon­tup esas­la­ra dön­me­li­sin. Bir ka­le­mi yon­tar­ca­sı­na ha­ya­tı­nın ya­rar­sız yön­le­ri­ni öy­le yon­ta­cak­sın ki, so­nun­da siv­ri­len ucu ile kay­da de­ğer bir şey­ler ya­za­bi­le­sin. He­pi­mi­zin ha­ya­tı kar­ma­şık­tır. Kar­ma­şık­lı­ğı kes­me­li­yiz. Ba­zen ha­ya­tı­mız mut­fak­ta te­laş­la­nan Mar­ta’nın ha­ya­tı­na ben­ze­ye­bi­lir. Kut­sal Söz Mar­ta’ya iliş­kin şöy­le di­yor: Ne var ki, Mar­ta ba­şın­dan aş­kın hiz­met yü­zün­den si­nir­len­di, Rab’be kar­de­şi­ni şi­ka­yet et­ti. Rab, AMar­ta, Mar­ta” de­di, “Bir sü­rü iş için kay­gı­la­nı­yor, ya­kı­nı­yor­sun. Ama ge­rek­li olan tek şey var­dır. Mer­yem de ya­rar­lı pa­yı ‑ken­di­sin­den hiç alın­ma­ya­cak olan pa­yı‑ seç­miş bu­lu­nu­yor” (Lu­ka 10:40‑42).


11-04-2018:

 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

11

NİSAN

April

 

Karşıma bir ordu konak kursa, yüreğim korkmaz, karşıma savaş bile çıksa, ben onda da emin olurum.

Mezmur 27: 3
 

Wenn sich ein Heer gegen mich lagert, so fürchtet sich mein Herz nicht; wenn sich auch Krieg gegen mich erhebt, trotzdem bin ich vertrauensvoll.

Psalm 27, 3
 

Da­vut pey­gam­ber ne­den bir ka­ba­da­yı gi­bi ko­nu­şu­yor? As­lın­da öy­le de­ğil, Da­vut, Rab’be gü­ven­di­ği için kork­mu­yor ve gü­ve­ni­ni yi­tir­mi­yor. Tan­rı biz­ler için ay­nı sağ­la­yı­şı ver­mek­te­dir. O’na gü­ve­ne­bi­li­riz. Kar­şı­mız­da kim olur­sa ol­sun bi­zim­le bir­lik­te olan en güç­lü Ki­şi var­dır. Rab be­nim­ley­se ben kim­den kor­ka­rım ki! Rab İsa ölüm­den di­ril­dik­ten son­ra ken­di öğ­ren­ci­le­ri­ne ke­re­ler­ce gö­rün­dü. On­la­ra ko­nuş­tu, ama ko­nuş­ma­ya baş­la­ma­dan ön­ce ge­nel­de “Kork­ma” sö­zü­nü kul­lan­dı. Sen de Rab İsa’ya iman et­tiy­sen, se­nin de di­ri Rab’bin, di­ri kur­ta­rı­cın var­dır. Kor­ku çe­şit­li kı­lık­ta ve çe­şit­li yön­ler­den bi­ze sal­dır­mak is­ter, ama Rab İsa bi­ze Akork­ma” di­yor. Kut­sal Ki­tap’ta yı­lın her gü­nü için bir kork­ma sö­zü var­dır. Her­kes gi­bi be­nim de do­ğal kor­ku­la­rım var­dır. İğ­ne­den kor­ka­rım. Uçak­tan kor­ka­rım ve yük­sek bir ye­re çık­tı­ğım za­man kor­ku­la­rı­mı ken­di ba­şı­ma ye­ne­me­di­ği­mi bil­di­ğim için Rab’be dua ede­rim.

Pe­ki dos­tum, se­nin kor­ku­la­rın­da, kay­gı­la­rın­da gü­ve­ne­bi­le­ce­ğin bi­ri var mı­dır? Da­vut pey­gam­be­rin var­dı, be­nim de var­dır. Bu se­ven Tan­rı’dır.


10-04-2018:

SALI

Dienstag

10

NİSAN

April

 

Hasımlarım, düşmanlarım olan kötülük yapanlar, beni yutmak için üzerime gelirken tökezleyip düşerler.

Mezmur 27: 2
 

Wenn Übeltäter mir nahen, mein Fleisch zu fressen, meine Bedränger und meine Feinde, so sind sie es, die straucheln und fallen.

Psalm 27, 2
 

Bel­ki de Da­vut pey­gam­ber bu nok­ta­da ge­ri­ye ha­ya­tı­nın teh­li­ke­li gün­le­ri­ne ba­kıp ba­zı olay­la­rı anım­sı­yor­du. Ço­ban­lık gün­le­rin­de ko­yun­la­rı, ku­zu­la­rı kurt­lar­dan, as­lan­lar­dan ve ayı­lar­dan ko­ru­mak için ken­di ha­ya­tı­nı teh­li­ke­ye at­mış­tı. Bu­gün dün­ya­nın her ye­rin­de böy­le teh­li­ke­ler­le kar­şı­la­şıl­mı­yor. Ba­zı yer­ler­de ha­len ay­nı teh­li­ke var­dır ço­ban­lar için, ama ge­nel­de ba­tı dün­ya­sın­da ço­ban­lık teh­li­ke­li de­ğil­dir. As­lan­la­rı, kurt­la­rı ya da ayı­la­rı an­cak hay­va­nat bah­çe­sin­de de­mir par­mak­lık­lar ar­ka­sın­da gör­me­ye alış­mı­şız. So­kak­ta yü­rür­ken bir­den önü­mü­ze bir as­lan, bir ayı çı­ka­ca­ğı­nı bek­le­me­yiz! An­cak me­ca­zi an­la­mın­da so­kak­la­rı do­la­şan ba­zı in­san­lar var ki, yır­tı­cı hay­van­lar gi­bi vah­şi iş­ler ya­pa­bi­lir­ler.  Şey­ta­nın ken­di­si kük­re­yen bir as­lan gi­bi yu­ta­cak bi­ri­si­ni ara­mak­ta­dır. AAyık ve uya­nık olun” di­yor Kut­sal Söz, “Düş­ma­nı­nız İb­lis, yu­ta­cak bi­ri­ni ara­ya­rak kük­re­yen as­lan gi­bi do­la­şı­yor” (1 Pet.5:8).

Da­vut pey­gam­ber, Rab’be gü­ven­me­yi öğ­ren­miş­ti. Ben de Rab’be gü­ven­me­yi öğ­ren­me­ye de­vam edi­yo­rum. Ya sen, dos­tum?


09-04-2018:

PAZARTESİ

Montag

9

NİSAN

April

 

RAB be­nim ışı­ğım, kur­tu­lu­şum­dur, kim­den kork­ayım, RAB ya­şa­mı­mın ka­le­si­dir, kim­den yıl­ayım?

Mez­mur 27: 1
 

Der HERR ist mein Licht und mein Heil, vor wem sollte ich mich fürchten, der HERR ist mei­nes Le­bens Zuflucht, vor wem sollte ich ersch­rec­ken?

Psalm 27, 1
 

Da­vut pey­gam­ber Tan­rı’nın ken­di kur­tu­lu­şu ol­du­ğu­nu söy­le­mek­te­dir. Ben de ay­nı şe­yi söy­lü­yo­rum: Tan­rı be­nim de kur­tu­lu­şum­dur! Bu­ra­da ki­şi­sel iliş­ki vur­gu­la­nır. Rab’bin ken­di­si, özü kur­tu­luş­tur. Bu ne­den­le O’nun sun­du­ğu kur­tu­luş son­suz­dur. Onu alan kim­se de son­suz kur­tu­lu­şa sa­hip olur.

“RAB ya­şa­mı­mın ka­le­si­dir, kim­se­den yıl­mam”. Tan­rı bi­ze ya­şam ver­mek­le ye­tin­mez, ay­nı za­man­da bi­ze ver­di­ği ya­şa­mı yer­yü­zün­de tam do­lu­lu­ğuy­la ya­şa­ya­bil­me­mi­zi de sağ­lar. Bit­ki­le­re, in­san­la­ra ha­yat ve­ren un­sur­lar­dan bi­ri ışık­tır. Ruh­sal açı­dan da ruh­sal ışık ruh­sal ya­şam için ge­rek­li­dir. Rab se­nin ha­ya­tı­nın ışı­ğı mı? Se­ni se­ven, sa­na ya­şam gü­cü­nü ve­ren O mu?

“Kim­se­den kork­mam” di­yor Da­vut pey­gam­ber. Mar­tin Lut­her bir ke­re­sin­de şöy­le de­di: “Tan­rı ile olan tek bir ki­şi bi­le ço­ğun­luk­ta­dır”. Bir iman­lı­ya sor­muş­lar: ANe­den hiç kim­se­den kork­mu­yor­sun?” İman­lı şöy­le ya­nıt ver­miş: “Öğ­ren­di­ğim bir şey var, Tan­rı’dan kor­kar­san baş­ka hiç kim­se­den kork­ma­na ge­rek kal­maz!”


08-04-2018:

 

PAZAR

Sonntag

8

NİSAN

April

 

RAB be­nim ışı­ğım, kur­tu­lu­şum­dur, kim­den kork­ayım, RAB ya­şa­mı­mın ka­le­si­dir, kim­den yıl­ayım?

Mez­mur 27: 1
 

Der HERR ist mein Licht und mein Heil, vor wem sollte ich mich fürchten, der HERR ist mei­nes Le­bens Zuflucht, vor wem sollte ich ersch­rec­ken?

Psalm 27, 1
 

27. Mez­mur’un ilk aye­ti AIşı­ğım ve kur­tu­lu­şum RAB’dir, kim­den kor­ka­yım” di­yor. Bu­ra­da he­men “sen ve ben” iliş­ki­si­ni gö­rü­yo­ruz. Tan­rı ve ben! RAB ışık­tır, RAB kur­tu­luş­tur de­mi­yor. Ta­bii bu da doğ­ru­dur, ama bu­ra­da “be­nim ışı­ğım, be­nim kur­tu­lu­şum RAB’dir”, di­yor. Bu da, Rab ile ki­şi­sel bir iliş­ki­nin ol­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni gös­te­rir. Tan­rı­mız ışık­tır. İl­kin ışık ol­sun di­yen ve bir hiç­ten ışık ya­ra­tan bu Tan­rı­mız ay­nı za­man­da be­ni, bu­gün ayak­la­rı­ma ışık olan ken­di Sö­zü’y­le yön­len­di­rir. Ni­te­kim mez­mur ya­za­rı da, ASe­nin Sö­zün be­nim ayak­la­rı­ma ışık sa­çar ve yo­lu­mu ay­dın­la­tır” (Mez. 119:105) de­di.

“Rab be­nim Kur­tu­lu­şum­dur” sö­zü Tan­rı’nın sevgisini, kayrasını dile getirir. Çünkü bize kurtuluş sağlanabilmesi için Tanrı kendi biricik varlığı olan İsa Mesih’i çarmıh üzerinde sundu, O’nu feda etti. Dostum, kurtuluş sadece İsa Mesih aracılığıyla insanlara sunulmaktadır. “Çünkü Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlunu verdi. Öyle ki, O’na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, ama hepsi sonsuz yaşama kavuşsun” (Yu.3:16).


07-04-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

7

NİSAN

April

 

Işığım ve kurtuluşum RAB’dir.

Mezmur 27: 1

Der HERR ist mein Licht und mein Heil.

Psalm 27, 1

das Licht: ışık

 

RAB kur­tu­lu­şum­dur den­di­ğin­de, ne an­lı­yo­ruz? Her şey­den ön­ce be­ni gü­nah­tan, gü­na­hın yar­gı­sın­dan, son­suz ce­hen­nem aza­bın­dan kur­ta­ran, son­suz ya­şa­mı sağ­la­yan­dır. Bun­dan baş­ka, gün­cel ya­şam­da be­ni her tür teh­li­ke­den, kö­tü­lük­ten, yı­kım­dan kur­ta­ran ve ko­ru­yan­dır. O’nun kur­ta­rış gü­cü ne sı­nır bi­lir ne de kı­sıt­la­ma! Ve RAB, ya­şa­mı­mın sı­ğı­na­ğı­dır. İn­sa­nın ha­ya­tı teh­li­ke­ler­le do­lu­dur. Göz­le gö­rü­le­bi­lir, fi­zik­sel teh­li­ke­le­re kar­şı ken­di­mi­zi sa­vun­ma­ya ça­lı­şı­rız; ama ço­ğu kez bu­nu ba­şa­ra­ma­yız. Ama RAB ya­şa­mı­mın sağ­lam sı­ğı­na­ğı­dır.  Şey­ta­nın sal­dı­rı­la­rı, gü­na­ha kış­kır­tı­la­rı ba­na sal­dı­rın­ca he­men O’na sı­ğı­nır, ya RAB be­ni gü­na­ha sü­rük­len­mek­ten ko­ru di­ye dua ede­rim. O, gü­nah bas­kı­sı­nı üze­rim­den kal­dı­rır, ca­nı­ma can ka­tar ve be­ni ye­ni­den hu­zu­ra ka­vuş­tu­rur, se­ven kol­la­rıy­la ba­na sı­ğı­nak olur.

Ben Rab’be dün gü­ven­dim, bu­gün gü­ve­ni­yo­rum, son­su­za dek de gü­ve­ne­bi­li­rim. RAB’be gü­ve­nen hiç kim­se ha­yal kı­rık­lı­ğı­na uğ­ra­ma­mış­tır. Her tür sal­dı­rı­la­ra uğ­ra­sam yi­ne kork­mam. Çün­kü gü­ven­li­ğim RAB’dir.


06-04-2018:

CUMA

Freitag

6

NİSAN

April

 

Işığım ve kurtuluşum RAB’dir, kimden korkayım?

Mezmur 27: 1 

Der HERR ist mein Licht und mein Heil, vor wem sollte ich mich fürchten?

Psalm 27, 1
 

die Rettung, das Heil: kurtuluş

 

Da­vut pey­gam­be­rin yaz­dı­ğı 27. Mez­mur iki önem­li ger­çe­ğe par­mak bas­mak­ta­dır: İl­ki iman, ikin­ci­si de kor­ku­dur. İman, ya­ra­tı­lı­şı­mız­la var­lı­ğı­mı­za ko­nan gök­sel bir er­dem­dir. Kor­ku ise, yer­yü­zün­de­ki kar­ga­şa­lık­lar­dan, so­run­lar­dan, in­sa­nın ge­le­ce­ğin­den emin ol­ma­ma­sın­dan kay­nak­lan­mak­ta­dır. İn­sa­nın sağ­lık­lı bir şe­kil­de Tan­rı’ya olan ima­nı, onun ya­şa­mı­nı an­lam­lı ve amaç­lı kı­lar; çün­kü o ya­şa­mı iman yön­len­dir­mek­te­dir. Ama in­sa­nın ha­ya­tı­nı kor­ku yö­ne­ti­yor­sa, ta­bii ki o ya­şam­da esen­lik, hu­zur ve ba­rış ol­maz. Böy­le kor­ku­lu an­lar­da in­san ne yap­ma­lı? O kor­ku­la­rı­nı iman­la Tan­rı’ya ge­tir­me­li­dir. Tan­rı’nın Sö­zü’y­le bes­len­me­li­dir. Tan­rı’ya bı­ra­kı­lan kor­ku­lar, O’nun Sö­zü’n­den alı­nan vaat­ler, des­tek ki­şi­ye ye­ni­den gü­ven ve­rir. Ger­çek iman yo­luy­la ki­şi kor­ku­la­rın­dan öz­gür­lük bu­lur.

Dos­tum, in­san ya­şa­mı­na hü­cum eden sal­dı­rı­lar an­cak RAB’bin gü­cüy­le alt edi­lir. Eğer Rab bir kim­se­nin ışı­ğı ve kur­tu­lu­şuy­sa, o kim­se­nin kor­ku­la­rı da alt edi­lir. Bu öy­le­si­ne bir gü­ven­lik­tir ki, geç­mi­şi, şim­di­yi ve tüm son­suz­lu­ğu kap­sar. RAB ışığımdır. Her an yü­re­ği­mi ay­dın­la­tır, adım­la­rı­mı esen­li­ğe, doğ­ru­lu­ğa yö­nel­tir.


05-04-2018:

PER ŞEMBE

Donnerstag

5

NİSAN

April

 

Bizim Passah kuzumuz olan Mesih kurban edildi.

1 Korintoslular 5: 7
 

Denn auch unser Passahlamm, Christus, ist geschlachtet.

1. Korinther 5, 7
 

das Lamm: kuzu
schlachten: kurban etmek

 

Passah’ın bizim için anlamı nedir? Mesih’in bizim için kurban olmasıdır. İsa ne zaman çarmıha çakılıp öldürüldü? Nisan ayında! Yani Passah Bayramının kutlandığı ayda. Yeruşalim’de Passah bayramı kutlanırken o günlerde İsa çarmıha çakıldı; başka deyişle kurban edildi. Yine simgesel açıdan O’nun kanı yüreklerimizin kapısına sürüldü O’na iman ettiğimizde. Bu, sonsuza dek süren bir olaydır (Çıkış 12:14). Burada bizim zayıflığımız, yetersizliğimiz ya da gücümüz değil, Mesih’te olmamız önemlidir.

Mesih’e iman ettin mi? O zaman O’nun kanı senin de yüreğinin kapısına silinmemek üzere sürülmüştür. Bu kurtuluş güvencesidir. Her tür zorlukta, sıkıntıda, acıda, hatta zayıflıkta Rab’bin kanının yüreklerimizin kapısına sürüldüğünü unutmayalım. Seni, beni kimse Rab’bin elinden çekip alamaz. Bakın İsa Mesih ne diyor: “Onlara sonsuz yaşam veririm. Onlar sonsuza dek yok olmayacaklar. Hiç kimse onları elimden kapamayacak” (Yuhanna 10:28).


04-04-2018:

 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

4

NİSAN

April

 

Mesih İsa’daki kutsallara... Babamız Tanrı’dan ve Rab İsa Mesih’ten sizlere inayet ve esenlik olsun.

Filipililer 1: 1‑2
 

Allen Heiligen in Christus Jesus: Gnade euch und Friede von Gott, unserem Vater, und dem Herrn Jesus Christus!

Philipper 1, 1‑2
 

heilig: kutsal

 

Mesih imanlılarına ilişkin Tanrı Sözü, Mesih İsa’da kutsallar, diyor. İşte işin püf noktası buradadır. İsa’da olmak bizi kutsal kılar. Bu kutsallar Mesih’teydiler; ama aynı zamanda da Filipi kentindeydiler. Görüldüğü gibi nerede ya da hangi kentte olmanız önemli değildir. Önemli olan Mesih İsa’da olmaktır. Nasıl Mesih’te olunur? Mesih’i Kurtarıcınız olarak kabul ettiğinizde Mesih’te olursunuz.

Filipililer 3:1'de Mesih İsa’da olmanın verdiği sevinçten söz ediliyor. Mesih’te ve O’nun huzurunda yaşamak, kuşun havada, ağacın toprakta, balığın da denizde yaşaması gibidir.

Bizler Mesih’teyiz. Mesih’in kanı simgesel açıdan yüreğimizin kapı sövelerine sürülmüştür. Bu nedenle Pavlus, Mesih İsa’da olanlara asla yargılanma olmayacaktır, dedi. Bunu gördüğüm için sürekli olarak Mesih İsa’ya iman edenlerin kurtuluşları yüzde yüz kesindir, diyorum.

Evet, bizi yargıdan kurtaran, kurtuluşumuzu garanti eden İsa’nın kanıdır.


03-04-2018:

 

SALI

Dienstag

3

NİSAN

April

 

Mesih İsa’da olanlara artık hiçbir mahkûmiyet (yargılanma) yoktur.

Romalılar 8: 1
 

Also gibt es jetzt keine Verdammnis für die, die in Christus Jesus sind.

Römer 8, 1
 

die Verdammnis: mahkumiyet, yargılanma
kein: hiçbir


 

Mesih İsa’da olmak, kurtuluşun en büyük garantisidir. İncil’de Mesih’te ya da İsa’da sözü, 100 kereden fazla kullanılır. Mesih İsa’nın kendisi ASiz bende ve ben de sizde” diye bu gerçeği dile getirdi. İman edince biz Mesih’teyiz. Bunu biraz olsun açıklayabilmek için şu benzetmeyi vereyim:

Kuş havadadır, hava kuştadır.

Balık sudadır, su balıktadır.

Demir ateştedir, ateş demirdedir.

Yani kuş havadadır, ama aynı zamanda hava kuşun içinde, ciğerlerindedir. Balık su içinde yaşar ama yine de su balığın içindedir. Demir ateşin içerisinde erir, ateş de demiri eritir.

Bizler de İsa’ya gelip O’na iman edince, Mesih’e konuluyor ve Mesih’te oluyoruz. Mesih’te olunce, O da bizdedir.

Evet, imanlı Mesih’te, Mesih de imanlıdadır. Bu nedenle Mesih İsa’da olanlara artık hiçbir yargılanma yoktur!


02-04-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

2

NİSAN

April

DİRİLİ Ş BAYRAMI İ OSTERMONTAG

(Avrupa ülkelerinin çoğunda tatildir)


 

O gece Mısır’dan geçeceğim... bulunduğunuz evlerin üzerindeki kan sizin için belirti olacak. Kanı görünce üzerinizden geçeceğim... ölüm meleği size hiçbir zarar vermeyecek.

Çıkış 12:12‑13

 

Und ich werde in dieser Nacht durch das Land Ägypten gehen und ... das Blut soll für euch zum Zeichen an den Häusern werden, in denen ihr seid. Und wenn ich das Blut sehe, dann werde ich an euch vorübergehen: so wird keine Plage, die Verderben bringt, unter euch sein...

2. Mose 12, 12‑13

 

İbrani halkı ölüm meleğinden kurtulmak için kurban kesip kanını kapılarına sürmeleri gerekliydi. Sürdüler ve kurtuldular. Kanı sürmeyen her evde ölüm vardı.

İsa Mesih’e iman edenler de simgesel açıdan O’nun kanını yüreklerinin kapılarına sürdü ve böylece Rab’bin bedenine konuldu. Bu nedenle imanlılar da gelecek olan yargıdan kurtuldu; hem de yüzde yüz. Neden? Çünkü imanlılar İsa’dadır ve O’nda korunmaktadırlar. Tıpkı bu halkın evin içinde kapılarına sürdükleri kan aracılığıyla kurtulup korundukları gibi.

İsa’da olmak, kurtuluşun garantisidir. İncil’deki en önemli sözlerden biri, Mesih İsa’da olmak! sözüdür. Nasıl kurtuluyoruz? Mesih’e konularak. Yani kurtulmak Mesih’te olmak demektir. Bir insan İsa’ya iman eder etmez, Kutsal Ruh’un vaftizi aracılığıyla Mesih’in bedenine konulur, O’nunla birleşir (1.Kor.12:12‑13). Bizlere, "Rab’le birleşen kişi, O’nunla tek bir ruh olur” denilmiştir (1.Kor.6:17). Bu nedenle Mesih’e iman eden sonsuza dek O’na ait olur.

 
01-04-2018:

PAZAR

Sonntag

 

1

NİSAN

April

DİRİLİ Ş BAYRAMI İ OSTERN


 

Size önemle belirtiyorum: Benim sözümü dinleyenin ve beni gönderene iman edenin sonsuz yaşamı vardır. O yargılanmayacaktır; ölümden yaşama geçmiştir.
Yuhanna 5: 24

 

Wahrlich, wahrlich, ich sage euch: Wer mein Wort hört und glaubt dem, der mich gesandt hat, der hat ewiges Leben und kommt nicht ins Gericht, sondern er ist aus dem Tod in das Leben übergegangen.
Johannes 5, 24

 

Naaman adında büyük bir komutan vardı, ama o cüzamlıydı. Bir gün kendisine söylenen bir öneriyi değerlendirip Elişa adında bir peygambere gitti. Peygamber ona, AGit  Şeria ırmağında yedi kere yıkan” dedi (2 Kral.5). Naaman buna çok bozuldu ve kızdı. ABen, peygamberin gelip elini üzerime koyacağını düşündüm, ama o bana ‘git ırmağa gir’ diyor”, diyerek öfkeyle geri dönmek isterken, görevlilerden biri çok bilgece bir söz dedi: AEfendim, bu peygamber sana çok zor bir şey söyleseydi yapmaz mıydın?  Şimdi basit bir şey diyor. Sen de itaat et, git yıkan, ne kaybedersin!” Naaman bu sözü akıllıca bularak gidip  Şeria ırmağında yedi kez suya daldı. Sonuç ne oldu? Adam cüzamından tamamen kurtuldu. Onu kurtaran, paklayan ırmaktaki su değildi, onu sağlığına kavuşturan itaat etmesiydi.

Burada da görüyoruz ki, Tanrı’nın çözümü açık ve basit, ama imanı, itaati gerektirmektedir. İsa Mesih, Abana iman eden kurtulacaktır”, diyor. Kurtuluş yolu basittir, ama iman ve itaati gerektirir. Gitmedikçe, adım atmadıkça ve itaat etmedikçe kurtuluş da gelmez.


31-03-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

31

MART

März

 

Musa imanla Passah kurbanının kesilmesini ve kanının kapılara sürülmesini sağladı, öyle ki ilk doğanları öldüren melek kendilerine dokunmasın.

İbraniler 11:28
 

Durch Glauben hat er das Passah gefeiert und die Blutbestreichung ausgeführt, damit der Verderber der Erstgeburt sie nicht antastete.

Hebräer 11, 28
 

Yargılanmamak, ilk doğanların ölmemesi için Mısır’da köle durumunda olan İbrahim’in soyu olan Yahudiler ne yapmalıydı?

Bir kurban kesip onun kanını kapı sövelerine sürmeleri ve içeri girip kapıları kapatmaları gerekirdi. Öyle de yaptılar ve ölüm meleği o evin içinde olanlara dokunmadı. Buna rağmen, evin içinde olanlar hiç kuşku yok ki, korkuya kapıldılar; şüphelendiler, acaba dediler. Ama önemli olan içeride olmaktı. İçeride istedikleri kadar korksunlar, şüphelensinler! Kimin imanı daha güçlüdür, kiminki daha azdır tartışmasını bile belki yaptılar. Ama onların bu türden düşünmeleri onları korumadı, onları koruyan evin içinde olmalarıydı. Çünkü bir şey olmayacaktı, ki olmadı da. Neden? Çünkü kapı üzerinde kan vardı. Yargıdan kurtaran, kurtuluşu getiren de bu kandı.

Tanrı’nın getirdiği çözüm basitti, ama imanı gerektirmekteydi.

Ölüm meleğinin onlara dokunmaması için sadece bir kurban kesip kanını kapı sövelerine sürmeliydiler. O kadar. Bu gün de sonsuz yargıdan kurtulmak basit, ama iman adımını atmayı gerektirir.


30-03-2018:

 

CUMA

Freitag

30

MART

März

 

 

 

 

 

 

İSA’NIN ÖLÜM GÜNÜ İ KARFREITAG

(Avrupa ülkelerinin çoğunda tatildir)
 

Bu RAB’bin Fısıh kurbanıdır.

Çıkış 12:11
 

Ein Passah für den HERRN ist es.

2. Mose 12, 11
 

Passah (Fısıh), İbrahim’in soyunun Mısır köleliğinden kurtarılma bayramıdır. Çıkış 12:2'de şöyle diyor: “Bu ay sizin için ilk ay, yılın ilk ayı olacak!” Bu da Aviv ‑ Nisan ayına denk geliyor. Bu bayramı kuşaklar boyu tutmaları gerektiğini belirtir Tanrı. Çünkü bu bayram her kutlandığında halk olarak kölelikten kurtulduklarını anımsayacaklardı.

Passah kurbanının gerisinde yatan gerçek, Tanrı’nın kurtarıcı olduğudur. Passah bayramı anlam olarak, Aüzerinden geçmek, atlamak, dokunmadan yanından geçip gitmek” demektir. Bu bayram ileride gerçekleşecek ve insanları sonsuza dek günah köleliğinden kurtaracak olan İsa Mesih’i simgelemektedir. Bu nedenle de elçi Pavlus şöyle yazdı: “Mesih İsa’da olanlara (yani İsa’ya iman edenlere) artık hiç bir yargılanma (yani gelecekte, sonsuzlukta mahkumiyet) yoktur” (Rom.8:1).

Eğer sen de günah köleliğinden kurtulup yargılanmak istemiyorsan, yol basittir: İsa Mesih’e gel ve O’na iman et
29-03-2018:

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

29

MART

März

 

Bu RAB’bin Fısıh kurbanıdır!

Çıkış 12:11

Ein Passah für den HERRN ist es.

2. Mose 12, 11
 

das Passahfest: Fısıh bayramı
das Passahopfer: Fısıh kurbanı

 

Tanrı İbrahim, İshak ve Yakup’un soyunu dört yüz yıldan fazla süren Mısır esaretinden kurtarmaya karar verip Musa’yı çağırdı ve onu kölelikten kurtarmada halkına önderlik etmesi için görevlendirdi. Ancak buna firavun izin vermedi. Tanrı, Mısır ülkesinin üzerine hem insanların, hem de hayvanların ilk doğanlarını öldürmek üzere ölüm meleğini gönderdi. Rab İbrahim’in soyuna ise şu buyruğu verdi: Her aile bir yaşında kusursuz bir erkek kuzu alacak, onu kurban edip kanını oturdukları evlerin kapılarının yan ve üst sövelerine süreceklerdi. Onlar bu buyruğa uydu ve böylece hem ölümden kurtuldular, daha sonra da kölelikten. Bu olay aslında İsa Mesih’i göstermektedir. Elçi Pavlus şöyle yazdı: AFısıh kuzumuz, Mesih kurban edildi” (1 Kor.5:7). Mesih’in kurban edilmesi ve sonra da ölümü yenerek dirilmesi bizleri hem günahtan, hem de günahın sonucu olan sonsuz ölümden kurtardı. İsa Mesih’e iman edenler bugünlerde kutlanan Ostern, yani Diriliş Bayramı’nı kutlarlar.

Evet, bu bayram İsa Mesih’in ölüp üç gün sonra da ölümü yenerek dirildiği bayramdır.


28-03-2018:

 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

28

MART

März

 

Kendilerinde barış yokken onlar barış barış diye halkın yarasını üstten iyi ettiler.

Yeremya 6: 14
 

Und sie heilen den Bruch der Tochter meines Volkes oberflächlich und sagen: Friede, Friede! ‑ und da ist doch kein Friede.
Jeremia 6, 14

 

Uluslar ve insanlar arasında bir uyum, güven ve barış olduğunu bir düşünün! Herkesle kardeşçesine, barış ortamında yaşasaydık ne kadar harika olurdu, değil mi? Aslında gönlümüz bunu istiyor; yani huzura, güvene, bir özlem duyuyor ve bu erdemleri arıyoruz. Özgüvene hasretiz; esenliğe susamışız ve bunları arzuluyoruz. Ne yazık ki, her zaman hayal kırıklığı yaşıyoruz. Çünkü insanlar arasında ne barış var, ne uyum, ne güven, ne de huzur! Tam tersine, insanlar arasında bir çekişme, sen ben kavgası, nefret, sevgisizlik en yüksek düzeye çıkmıştır. Birbirimizle dostça yaşayacağımıza birbirimizi yiyoruz, birbirimizi ısırıyoruz. Her tarafta savaş, kavga, çatışma sesleri geliyor. Kin, nefret baş alıp gidiyor. Barış barış diye haykıran insan, yine barışı kendisi bozuyor. Neden istediğimiz ve özlediğimiz bu barışa kavuşamıyoruz?

Yanıtı Tanrı Sözü veriyor. İnsanın yüreğinde barış yoktur, ama barış barış diye haykırmaktadır; ancak getirebildikleri yüzeysel bir barıştır; üstünkörü bir barıştır. Asıl barış insanın yüreğinde başlamalıdır. Bu da önce Tanrı ile barışmakla mümkündür.


27-03-2018:

 

SALI

Dienstag

27

MART

März

 

Ey iki yüzlü! Önce kendi gözünden merteği çıkar.
Matta 7: 5 

Heuchler, zieh zuerst den Balken aus deinem Auge!

Matthäus 7, 5
 

zuerst: önce
 

Ge­nel­lik­le biz­ler şöy­le dü­şü­nü­yo­ruz ken­di­mi­ze iliş­kin: Ca­nım, benim gü­na­hım hiç de onun­ki ka­dar fe­na de­ğil; bak, o da­ha gü­na­hı­nı açık­la­ma­dı ve töv­be et­me­di bi­le! Ama biz­ler Rab’bin önü­ne git­ti­ği­miz za­man gü­nah­la­rı­mı­zın ne de­mek ol­du­ğu­nu öğ­re­ni­yo­ruz. G­ü­na­hı­mı­zın ne de­mek ol­du­ğu­nu ora­da gör­dü­ğü­müz­den, ar­tık ken­di gü­na­hı­mı­zı bir başka­sı­nın gü­na­hıy­la kar­şı­laş­tı­ra­ma­yız. Töv­be­nin bu ba­sa­mak­la­rı­nı çıkar­ken, baş­ka­sı­nın gö­zün­de­ki çö­pü çı­kar­mak için da­ha iyi gö­rü­rüz. Çün­kü ken­di gö­zü­müz­de­ki mer­tek çık­mış­tır. Mer­tek yok olun­ca Tan­rı, hem o ki­şi­yi hem de bi­zi o ana ka­dar tec­rü­be et­me­di­ği­miz bir ışı­ğa getire­cek­tir. Tan­rı, o ki­şi­nin du­ru­mu­nu hem ona hem de bi­ze ışık­ta açıkça gös­te­re­cek­tir. O za­man bel­ki biz da­ha ön­ce emin ol­duğumuz­ çö­pün ger­çek­te var ol­ma­dı­ğı­nı gö­re­ce­ğiz ve as­lın­da bu­nun sev­gi­siz­li­ğin oluş­tur­du­ğu bir ku­run­tu ol­du­ğu­nu an­la­ya­ca­ğız. Bu­nu an­la­dı­ğı­mız­da ve töv­be et­ti­ği­miz­de, emin olun ki, o ha­ri­ka esen­li­ği, hu­zu­ru, ba­rı­şı ve bere­ke­ti ya­şa­ya­ca­ğız.


26-03-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

26

MART

März

 

Ey iki yüzlü! Önce kendi gözünden merteği çıkar.

Matta 7: 5
 

Heuchler, zieh zuerst den Balken aus deinem Auge!

Matthäus 7, 5
 

der Heuchler: iki yüzlü
 

Mer­tek, ko­ca­man bir sı­rık, bir ka­las­tır, demiştim. Tan­rı Sö­zü, bu sırı­ğın bir an ön­ce gö­zü­nüz­den çık­ma­sı ge­re­kir di­yor. Ya­ni, zo­run­lu olarak ilk yap­ma­mız ge­re­ken şey, ken­di gö­zü­müz­de­ki mer­te­ği çı­kar­mak ol­ma­lı­dır. Bir ki­şi­ye kar­şı içi­miz­de ta­şı­mış ol­du­ğu­muz sev­gi­siz­li­ğin bir gü­nah ol­du­ğu­nu bil­me­miz şart­tır. O mer­te­ği, bi­zim gü­nah­la­rı­mız için ca­nı­nı ve­ren İsa Me­sih’e gö­tür­me­miz gerekir. İsa’yı ora­da gör­me­miz ve o gü­na­hı­mı­zın İsa’ya ne ka­dar pa­ha­lı­ya mal ol­du­ğu­nu bil­me­miz ge­re­kir. İsa’nın ayak­la­rı di­bin­de bo­yun eğ­me­miz, töv­be et­me­miz ve O’nun güna­hı­mı­zı yı­ka­ma­sı­nı is­te­me­li­yiz. Bu­nu yap­tık­tan son­ra da İsa’nın bi­zi bağışladığına­ gü­ven­me­li­yiz. Eğer bu­nu sa­mi­mi­yet­le ya­par­sak, emin olun ki o kim­se­ye kar­şı da yü­re­ği­miz­de bir sev­gi olu­şa­cak­tır; kendimiz de esenliğe kavuşacağız.

Bun­la­rı yap­tık­tan son­ra bel­ki töv­be­ye ya­kı­şan bir tu­tum ile o kim­se­ye git­me­miz, yü­re­ği­miz­de olu­şan gü­na­hı ona açık­la­ma­mız ge­re­kir. Ay­nı za­man­da o gü­na­hı Rab’bin na­sıl ba­ğış­la­dı­ğı­nı açık­la­yıp o kim­se­nin de bi­zi ba­ğış­la­ma­sı­nı ri­ca et­me­miz ge­re­ke­cek­tir.


25-03-2018:

 

PAZAR

Sonntag

25

MART

März

 

Kendi gözünde mertek varken kardeşine nasıl, “izin ver, gözündeki çöpü çıkarayım” dersin?

Matta 7: 4

Oder wie wirst du zu deinem Bruder sagen: “Erlaube, ich will den Splitter aus deinem Auge ziehen”, während der Balken in deinem Auge ist?

Matthäus 7, 4
 

Han­gi tu­tum ve dav­ra­nış­la­rı­mız gö­zü­müz­de mer­tek ya da çöp olur? Biz­de­ki tep­ki­nin mer­tek ya da çöp ol­ma­sı için olay­la­rın bü­yük ve şiddet­li ol­ma­sı­na ge­rek yok­tur. Kin güt­me­nin baş­lan­gı­cı bir mer­tek­tir. Kö­tü bir dü­şün­ce­nin ak­lı­mız­da uya­nı­şı bir mer­tek­tir. Sev­gi­siz eleş­ti­ri­nin ilk be­lir­ti­si de mer­tek­tir. Mer­tek or­ta­ya çı­kın­ca gö­rü­şü­mü­zü bo­zar ve kar­deş­le­ri­mi­zi ol­duk­la­rı gi­bi ka­bul et­me­mi­zi en­gel­ler. Ya­ni Tan­rı’nın on­la­ra ver­di­ği de­ğe­ri gö­re­me­yiz; Tan­rı’nın on­la­rı da bi­zi sev­di­ği oran­da sev­di­ği­ni gö­re­me­yiz. Bu mer­tek yü­re­ği­miz­de olduğu sürece kardeşimizle ko­nuş­tu­ğu­muz­da onu bize karşı kış­kır­tı­rız­. Çün­kü in­san­lar ara­sın­da­ki iliş­ki­le­rin ya­sa­sı şöy­le­dir: "Nasıl yargılarsanız öyle yargılanacaksınız. Hangi ölçekle verirseniz, aynı ölçekle alacaksınız” (Matta 7:2).

Ken­di gö­zü­müz­de mer­tek var­ken kar­de­şi­mi­ze, ‘i­zin ver, gö­zün­de­ki çöpü çı­ka­ra­yım’ de­me­miz, utanç verici bir durumdur. Kardeşim, bir an ön­ce bu trajediden­ kur­tul­ma­lı­yız!


24-03-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

24

MART

März

 

Kendi gözünde mertek varken kardeşine nasıl, “izin ver, gözündeki çöpü çıkarayım” dersin?

Matta 7: 4
 

Oder wie wirst du zu deinem Bruder sagen: “Erlaube, ich will den Splitter aus deinem Auge ziehen”, während der Balken in deinem Auge ist?

Matthäus 7, 4
 

Mer­tek ko­ca­man bir sı­rık­tır. Ama bu­ra­da­ki an­la­mıy­la mer­tek, bir kim­se­nin gö­zün­de­ki çö­pe kar­şı­lık bi­zim gös­ter­di­ği­miz yanlış, sev­gi­siz tu­tum­dur. Kar­şı­da­ki el­bet­te ku­sur­suz de­ğil, ama bi­zim o ha­ta­ya kar­şı gös­ter­di­ği­miz tep­ki yan­lış­tır. Kar­şı­mız­da­ki kim­se­nin olum­suz tu­tu­mu biz­de sev­gi­siz bir tu­tu­mu, ki­ni, eleş­ti­ri­ci­li­ği, acı­lı­ğı ve kö­tü dü­şün­ce­yi oluş­tur­muş­tur. Bun­la­rın tü­mü sev­gi­siz­li­ğin çe­şit­li bo­yut­la­rı­dır. İş­te İsa Me­sih, bu ha­ta­nın ba­zen bi­linç­siz ola­rak iş­le­nen o ufak ha­ta­lar­dan çok da­ha kö­tü ol­du­ğu­nu söy­le­mek­te­dir.

Unutmayın! Bir baş­ka­sı­nı işa­ret par­ma­ğı­mız­la gös­te­rip de bu se­nin suçun­dur de­di­ği­mizde­, eli­miz­de­ki üç ay­rı par­mak ken­di­mi­ze yö­ne­lir. San­ki bir baş­ka­sı­nı tek par­ma­ğı­mız­la suç­lar­ken, üç par­ma­ğı­mız bir­den bi­ze ‘sen üç kat da­ha suç­lu­sun’ di­yor. Tan­rı biz­le­re mer­ha­met et­sin! Çün­kü ni­ce ke­re­ler böy­le­si­ne suç iş­le­dik. Kaç ke­re iki­yüz­lü­lü­ğü­müz­le bir baş­ka­sın­da­ki ha­ta­yı dü­zelt­me­ye gi­riş­tik! Bun­la­rı gör­me­li ve Rab’bin yar­dı­mıy­la bir an ön­ce bu ön yar­gı­lar­dan kur­tul­malıyız!


23-03-2018:

CUMA

Freitag

23

MART

März

 

Kendi gözünde mertek varken kardeşine nasıl, “izin ver, gözündeki çöpü çıkarayım” dersin?

Matta 7: 4
 

Oder wie wirst du zu deinem Bruder sagen: “Erlaube, ich will den Splitter aus deinem Auge ziehen”, während der Balken in deinem Auge ist?

Matthäus 7, 4
 

İsa Me­sih bi­ze ken­di gö­zü­müz­de ko­ca­man bir mer­tek ‑­ ko­ca­man bir sı­rık var­ken baş­ka­sı­nın gö­zün­de olan kü­çü­cük bir çö­pü çı­kar­ma­nın ola­nak­sız ol­du­ğu­nu çok açık bir şe­kil­de be­lir­ti­yor. Böy­le bir du­rum­da, baş­ka­sı­nın gö­zün­de­ki çö­pü çı­kar­ma­mı­za im­kan yok­tur. Çün­kü doğ­ru dü­rüst gör­me­miz za­ten ola­nak­lı de­ğil­dir. Bu ha­li­miz­le çö­pü çı­kar­ma­ya yel­ten­mek sa­de­ce al­dat­ma­ca ve iki­yüz­lü­lük olur. Böy­le­ce baş­ka­sı­nın gö­zün­de­ki kıy­mık ya da çö­pe ait­ İsa’nın ne de­mek is­te­diği­ni öğ­re­ni­yo­ruz. Bu çöp, bir baş­ka­sı­nın bi­ze kar­şı ta­kın­dı­ğı bir du­rum ola­bi­lir. Mer­tek ay­nı za­man­da, di­ğer bir kim­se­nin gö­zün­de­ki çö­pe kar­şı­lık bi­zim gösterdi­ği­miz sev­gi­siz tu­tum­dur. Di­ğer bir ki­şi­de de kesinlikle ha­ta vardır­. Ama o ha­ta­ya kar­şı bi­zim gös­ter­di­ği­miz tep­ki yi­ne ha­ta­dır. Neden? Çünkü on­da olan çöp biz­de kin ya­rat­mış ve bi­zi buz ka­lıp­la­rı­na dö­nüş­tür­müş­tür. Biz­de eleş­ti­ri­ci­li­ği, acı­lı­ğı ve kö­tü dü­şün­ce­yi oluşturmuş­tur. Bun­la­rın tü­mü sev­gi­siz­li­ğin çe­şit­li şe­kil­le­ri­dir. Yargılamada en büyük zararı kendimize verdiğimizi de unutmayalım!


22-03-2018:
 

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

22

MART

März

 

Kendi gözünde mertek dururken kardeşine nasıl, "Bırak gözünden çöpü çıkarayım” dersin? Ey ikiyüzlü! Önce kendi gözünden merteği çıkar, o vakit kardeşinin gözünden çöpü çıkarmak için açık‑seçik görürsün.

Matta 7:4‑5  

 

Oder wie wirst du zu deinem Bruder sagen: "Erlaube, ich will den Splitter aus deinem Auge ziehen”; und siehe, der Balken ist in deinem Auge? Heuchler, zieh zuerst den Balken aus deinem Auge! Und dann wirst du klar sehen, um den Splitter aus deines Bruders Auge zu ziehen.

Matthäus 7, 4-5  

Başkalarını sert bir şekilde eleştirme olayına gerçekten dikkat etmeliyiz. Bir yanda İsa Mesih, diğer insanları aceleyle ve sert bir şekilde eleştirmeyin, derken, öbür yandan da, insanları hayatlarında verdikleri meyvelerden tanıyacaksınız, diyor. Bunu yapabilmek için değer yargılarımızı kullanmamız gerekecektir. Yani söz konusu, kişisel olarak ürün verip vermediği konusunda yargılamış olacağız. Ünlü bir Mesih imanlısı şöyle dedi: “Ben bir yargıç değilim, ama meyve müfettişiyim”. Bir Mesih imanlısının hayatında meyve verip vermediği konusunda değer yargılarımızı kullanabiliriz.

 Şimdi tüm bunları söylerken, her şeyi sineye çekeceğiz demek değildir bu. Elbette yanlış olduğundan emin olduğumuz konularda ödün vermeksizin karşı durmamız gerekir. Yanlışa, yanlış öğretiye, günaha asla taviz vermemeliyiz. Hatta günah konusunda sert bile olmalıyız. Yani günahtan nefret etmeliyiz ve bunu da açıkça göstermeliyiz. Ama kardeşlerimizi yargılama konusunda asla acele etmemeli ve sert olmamalıyız.

 
21-03-2018:

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

21

MART

März

 

Kardeşlerim, iyilikle dolu, her bilgiyle donanmış olduğunuzdan eminim. Ayrıca birbirinize öğüt verecek durumdasınız.

Romalılar 15: 14
 

Meine Brüder, ich bin überzeugt, dass ihr mit Güte und aller Erkenntnis erfüllt seid, fähig, einander zu ermahnen.

Römer 15, 14
 

erfüllt, geschmückt: donanmış
 

Tan­rı Sö­zü’n­de baş­ka­la­rı için son de­re­ce an­la­yış­lı ve on­la­ra sev­gi gös­ter­me­miz is­te­ni­yor. O ki­şi­nin gö­zün­de du­ran ve gö­rü­şü­ne engel olan­ çö­pü çı­ka­ra­bil­me­miz için eli­miz­den ge­le­ni yap­ma­lı­yız. İn­cil’in İbra­ni­ler mek­tu­bunda­ şöy­le ya­zar: ABir­bi­ri­ni­zi her gün yü­rek­len­di­rin. Öy­le ki, hiç­bi­ri­ni­zin yü­re­ği na­sır­laş­ma­sın!” (İbr.3:13) ve ABir­bi­ri­mi­zi sev­gi ve iyi işler için na­sıl gay­re­te ge­ti­re­bi­le­ce­ği­mi­zi dü­şü­ne­lim... Gü­nün yak­laş­tı­ğı­nı gör­dük­çe bir­bi­ri­mi­zi da­ha çok yü­rek­len­di­re­lim” (İbr.10:24S25). Yu­han­na 13:14'te de şun­lar ya­zı­lı­dır: A Şim­di ben, Rab ve Öğ­ret­men iken ayak­la­rı­nı­zı yı­ka­dı­ğı­ma gö­re siz­ler de bir­bir­le­ri­ni­zin ayak­la­rı­nı yıka­ma­lı­sı­nız.” Me­sih İsa’dan ge­len ve bi­zim yü­rek­le­ri­mi­ze dö­kü­len sev­gi an­cak kar­deş­le­ri­mi­ze bu şe­kil­de yar­dım et­me­mi­zi gö­nül­lü ve istek­li kı­la­cak­tır. İmanlılar olarak sevgi ve al­çak­gö­nül­lü­lük­le bir­bi­ri­mize­ des­tek ol­ma­mız baş­ka­la­rı­na ör­nek ola­cak­tır. On­la­ra iyi bir ta­nık­lık ola­cak­tır bu; hem de Tan­rı’nın be­re­ke­ti­ni ya­şa­ya­cak ve bu be­re­ket bu yol­la biz­den on­la­ra uza­na­cak­tır.

20-03-2018:

SALI

Dienstag

20

MART

März

 

Neden kardeşinin gözündeki çöpü görürsün de, kendi gözündeki merteği görmezlikten gelirsin?

Matta 7: 3 

Was aber siehst du den Splitter, der in deines Bruders Auge ist, den Balken aber in deinem Auge nimmst du nicht wahr?
Matthäus 7, 3
 

der Balken: mertek
 

Kar­de­şi­min ya da ar­ka­da­şı­mın gö­zü­ne bir şey kaç­tı! Tan­rı Sözü’nün çöp de­di­ği çok kü­çük bir kıy­mık ol­ma­sı­na kar­şın, in­sa­nın gözü­ne kaç­tı­ğı za­man, çok bü­yük acı ve­rir. An­cak o kü­çü­cük çöp çık­tı­ğı za­man acı di­ner. Gö­zü­ne çöp ka­çan bir kim­se­ye el­bet­te ki yar­dım etmek gerekir­. Bu kar­şı­lık­lı olan da­ya­nış­ma­dır. Bu açı­dan bak­tı­ğı­mız za­man, Mat­ta 7:3S5'te sö­zü edi­len çöp ve mer­tek hak­kın­da­ki öğreneceğimiz ders, kar­şı­mız­da­ki­nin gö­zün­de ola­nı gör­mek de­ğil, ken­di gö­zü­müz­de ola­nı gör­mek­tir. Ken­di gö­zü­müz­de­ki mer­te­ği gör­me­den kar­şı­mız­da­ki kim­se­ye yar­dım ede­me­yiz. Ne var ki, ken­di gö­zü­müz­de­ki mer­te­ği gördü­ğü­müz za­man an­cak bir­bi­ri­mi­ze yar­dım ede­bi­li­riz. Mat­ta 7'de suçla­ma, yar­gı­la­ma ke­sin ola­rak ya­sak­la­nı­yor. Suç­la­ma ve yar­gı­la­ma yü­re­ği­miz­den sö­kü­lüp atıl­dı­ğı za­man ayet şöy­le de­vam eder: “İş­te o zaman kar­de­şi­nin gö­zün­de­ki çö­pü çı­kar­mak için gö­rür­sün.”

19-03-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

19

MART

März

 

Neden kardeşinin gözündeki çöpü görürsün de, kendi gözündeki merteği görmezlikten gelirsin?

Matta 7: 3
 

Was aber siehst du den Splitter, der in deines Bruders Auge ist, den Balken aber in deinem Auge nimmst du nicht wahr?

Matthäus 7, 3
 

der Splitter, der Span, der Abfall: çöp
 

As­lın­da bu­ra­da “çöp” di­yor, ama bi­zim bil­di­ği­miz çöp­ten söz etmiyor. Kü­çü­cük bir toz par­ça­sı­nı di­le ge­ti­ri­yor. Peki ama mertek nedir? Mer­tek, ya­pı­lar­da kul­la­nı­lan dört kö­şe veya yu­var­lak, ka­lın­ca bir sı­rık­tır. Çöp, kıy­mık el­le tu­tu­la­ma­ya­cak ka­dar kü­çü­cük bir şey­dir.  Şim­di kos­ko­ca­man bir sı­rık ile ufa­cık bir kıy­mık par­ça­sı kar­şı­laş­tı­rı­lı­yor. Kendi gö­züm­de koskocaman bir sı­rık ağa­cı var­ken, bu­nu gör­me­mek, ama kar­şım­da­ki­nin gö­zün­de­ki ufa­cık bir çö­pü gör­mek as­lın­da ne ka­dar kör ol­du­ğu­mu­zun bir gös­ter­ge­si­dir. Ne ya­zık ki, biz­ler yar­gı­la­ma konusun­da ge­nel­de böy­le­yiz. Ko­ca­man bir mer­tek ka­dar bü­yük olan ken­di ha­ta­mı­zı gö­re­mi­yo­ruz, ama kar­de­şi­mi­zin en kü­çük ha­ta­sı­nı he­men fark ediyoruz. Bu mer­tek as­lın­da eleş­ti­ri ve ön­yar­gı mer­te­ği­dir. Önyargı­la­rı­mız ger­çek­le­ri gö­re­bil­me­mi­ze en­gel olu­yor. Gö­zü­müz­de bir mer­tek var­ken kar­de­şi­mi­zin gö­zün­de­ki toz par­ça­cı­ğı­nı na­sıl gö­re­bi­li­riz? Ken­di ha­ta­la­rı­mız o ka­dar bü­yük olu­yor ki, bu ha­ta­mız­dan do­la­yı kardeşi­mi­zin en kü­çük ha­ta­sı­nı doğ­ru dü­rüst yar­gı­la­ya­mı­yo­ruz. Bu aslın­da bi­zi utan­dır­ma­lı­dır.


18-03-2018:

 

PAZAR

Sonntag

18

MART

März

 

İnsanların size nasıl davranmasını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın.

Matta 7: 12
 

Wie ihr wollt, dass die Menschen euch behandeln, so behandelt auch ihr sie.

Matthäus 7, 12
 

wollen: istemek
 

Ai­le içe­ri­sin­de, in­san­lar ara­sın­da, gün­lük ya­şa­mım­da ne is­ti­yo­rum, ne­le­ri bek­li­yo­rum? Eşim, ai­le fert­le­rim, kar­deş­ler, in­san­lar, kom­şu­la­rım ba­na ve de­dik­le­ri­me say­gı gös­ter­sin­ler. Be­nim­le alay et­me­sin­ler. Ba­na kar­şı sa­bır­lı, hoş­gö­rü­lü ol­sun­lar. Be­ni teş­vik et­sin­ler, işi­mi öv­sün­ler. Hak­kım­da kö­tü de­ğil, iyi ko­nuş­sun­lar, ih­ti­ya­cım ol­du­ğu za­man be­ni des­tek­le­sin­ler, ba­na yar­dım et­sin­ler vb. Bun­la­rı bek­li­yor ve is­ti­yor­sam, bun­la­rın doğ­ru ve iyi ol­du­ğu­na da ina­nı­yo­rum de­mek­tir. Öy­ley­se ba­na ya­pıl­ma­sı­nı is­te­dik­le­ri­mi ben de eşi­me, ai­le fert­le­ri­me, kar­deş­le­ri­me, kom­şu­la­rı­ma ve in­san­la­ra gös­ter­me­li­yim. Bu aynı zamanda iman ilkesidir.

Tan­rı da bi­ze za­ten şöy­le di­yor: “İn­san­la­rın si­ze na­sıl dav­ran­ma­sı­nı istiyor­sa­nız, siz de on­la­ra öy­le dav­ra­nın.”


17-03-2018:

CUMARTESİ

Samstag

17

MART

März

 

İnsanların size nasıl davranmalarını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın.

Matta 7: 12

Wie ihr wollt, dass die Menschen euch behandeln, so behandelt auch ihr sie.

Matthäus 7, 12
 

sich verhalten, handeln: davranmak
so: öyle

 

Biz dai­ma baş­ka­la­rı­nın bi­ze yap­tık­la­rın­dan, bi­zi kır­dık­la­rın­dan, yara­la­dık­la­rın­dan, bi­ze hak­sız­lık et­tik­le­rin­den, bi­zi say­ma­dık­la­rın­dan, bi­zim hak­kı­mı­zı ye­dik­le­rin­den şi­ka­yet ede­riz!­ Ba­şı­mı­za ne gel­diy­se hep onun bu­nun yü­zün­den gel­di di­ye dü­şü­nü­rüz. Ne­den­se, hep haksızlı­ğa uğ­ra­yan bi­ziz, hep bi­zim hak­kı­mı­zı yi­yor­lar! Ama bi­zim de baş­ka­la­rı­na ne ka­dar acı, ıs­tı­rap ver­di­ği­mi­zi, hak­sız­lık et­ti­ği­mi­zi, kar­deş­le­ri­mi­zi yara­la­dı­ğı­mı­zı, kır­dı­ğı­mı­zı, in­cit­ti­ği­mi­zi ak­lı­mı­za bi­le ge­tir­me­yiz ko­lay ko­lay. İn­san­la­rın bi­ze say­gı gös­ter­me­le­ri­ni, biz­le­ri sev­me­le­ri­ni, biz­le­ri din­le­me­le­ri­ni, bi­ze kar­şı sa­bır­lı, hoş­gö­rü­lü, an­la­yış­lı ol­ma­la­rı­nı bek­le­riz. Ya biz! İs­ter ai­le içe­ri­sin­de, is­ter kar­deş­le­ri­miz ara­sın­da, is­ter in­san­lar ara­sın­da ol­sun, on­la­ra kar­şı ge­re­ken sev­gi­yi, say­gı­yı, hoş­gö­rü­yü göstermiyoruz!­ Tan­rı,­ “İn­san­la­rın si­ze na­sıl dav­ran­ma­sı­nı is­ti­yorsa­nız, siz de on­la­ra öy­le dav­ra­nın” diyor (Mat­ta 7: 12). Pe­ki biz­ler böy­le davra­nı­yor mu­yuz? Eğer dav­ran­mı­yor­sak, o za­man baş­ka­la­rın­dan ne hak­la say­gı ve sev­gi bek­le­ye­bi­li­riz? Öy­le yağ­ma yok!­ Ne eker­sen, onu bi­çer­sin!

16-03-2018:

 

CUMA

Freitag

16

MART

März

 

Yargılamayın ki yargılanmayasınız. Çünkü hangi yargıyla yargılarsanız onunla yargılanacaksınız. Hangi ölçüyle ölçerseniz aynı ölçü sizlere de uygulanacaktır.

Matta 7: 1-2
 

Richtet nicht, damit ihr nicht gerichtet werdet! Denn mit welchem Gericht ihr richtet, werdet ihr gerichtet werden, und mit welchem Maß ihr messt, wird euch zugemessen werden.

Matthäus 7, 1-2
 

Ba­zen ken­di­mi­zi baş­ka­la­rıy­la kar­şı­laş­tı­rı­rız. Sev­me­di­ği­miz bi­ri­ne olum­suz ba­kar, ‘ca­nım, be­nim gü­na­hım onun­ki ka­dar da fe­na de­ğil; hem o da­ha gü­na­hı­nı açık­la­yıp töv­be et­me­di!’ di­ye söy­le­ni­riz. Oy­sa biz her za­man ön­ce ken­di yü­re­ği­mi­ze, ken­di gü­na­hı­mı­za bak­ma­lı­yız. Eğer güna­hın cid­di­ye­ti­ni, yı­kı­cı­lı­ğı­nı an­lar­sak, ar­tık ken­di gü­na­hı­mı­zı bir baş­ka­sı­nın gü­na­hıy­la kar­şı­laş­tır­ma­ya­ca­ğız. Eğer ken­di gü­na­hı­mı­zın çirkinliği­ni gö­rüp de bun­dan töv­be edersek, o zaman kar­de­şi­mi­ze, insan­la­ra sevgi­siz­ce yak­laş­ma­ya­ca­ğız. İşa­ret par­ma­ğı­mız­la bi­ri­si­ni göster­di­ği­miz za­man, üç par­ma­ğı­mı­zın bi­zi gös­ter­di­ği­ni unut­ma­ya­lım!

Ba­zen yük­sek ses­le hay­kı­ra­rak bir gü­na­hı eleş­ti­ren ki­şi, as­lın­da ay­nı güna­hı ken­di ya­şa­mın­da giz­li­ce sür­dü­rü­yor. Ne de­di Kut­sal Ki­tap? “Baş­ka­sı­nı yar­gı­la­ma­yın ki, siz de yar­gı­lan­ma­ya­sı­nız. Baş­ka­sı­nı na­sıl yar­gı­lar­sa­nız, siz de ay­nı şe­kil­de yar­gı­la­na­cak­sı­nız. Han­gi öl­çüy­le ölçerse­niz, ay­nı öl­çü siz­le­re de uy­gu­la­na­cak­tır.”


15-03-2018:

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

15

MART

März

 

Başkalarını yargılamayın ki, Tanrı da sizi yargılamasın. Çünkü hangi yargıyla yargılarsanız onunla yargılanacaksınız. Hangi ölçüyle ölçerseniz aynı ölçüyle ölçüleceksiniz.

Matta 7:1‑2
 

Richtet nicht, damit ihr nicht gerichtet werdet! Denn mit welchem Gericht ihr richtet, werdet ihr gerichtet werden, und mit welchem Maß ihr messt, wird euch zugemessen werden.

Matthäus 7, 1-2
 

Bugün okuduğumuz ayetlerde, Ayargılamayın” derken bunun anlamı oldukça geniştir. AKarar vermek, iki şey arasında ayırım yapmak, birisini yargılamak, birisinden öç almak, birisini lanetlemek” gibi anlamlara gelmektedir. Bu ayetler, Tanrı çocuğunun yargı değerlerini kullanıp bir durum ya da bir kişinin davranışları konusunda karar vermesini yasaklamıyor. Yasakladığı şey, karşıdakinin niyet ve düşüncesinin ne olduğunu bilmeden, onları yargılamaktır. Bizler genelde karşımızdaki insanın neden öyle ya da böyle davrandığını bilmiyoruz. Biz sadece dışa yansıyan bazı hareketleri, sözleri ve tavırları görebiliyoruz. Tanrı bizim kötülüğe karşı durmamızı, kötü davranışları yargılamamızı yasaklamıyor. Ancak bizler diğer insanları, kardeşlerimizi yargılamakta acele edersek, sert ve haksız bir şekilde yargılayıcı bir duruma düşeriz. Böyle bir kişi, başkalarını yargıladığı için kendisi yargılanmış duruma düşüyor. İşte Rabbimiz bu ayetlerde bu düşünceyi dile getirmektedir.


14-03-2018:

 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

14

MART

März

 

Tanrı’nın sevgisi, bizlere verilen Kutsal Ruh aracılığıyla yüreklerimize dökülmüştür.

Romalılar 5: 5
 

Gottes Liebe ist ausgegossen in unsere Herzen durch den Heiligen Geist, der uns gegeben ist.

Römer 5, 5
 

das Herz: yürek
gießen, ausgießen: dökmek


 

İn­san hem ai­le içe­ri­sin­de, hem de in­san­lar ara­sın­da na­sıl ba­rış, uyum ve hu­zur içe­ri­sin­de ya­şa­ya­bi­lir? Me­sih İsa’dan ge­len ve ken­di­si­ne iman eden­le­rin yü­rek­le­ri­ne ge­len Kut­sal Ruh ara­cı­lı­ğıy­la. Ya­ni, İsa Mesih’e iman eden bir in­san Kut­sal Ruh’a sa­hip olur. Tan­rı Ru­hu olan Kut­sal Ruh, o kim­se­nin yü­re­ğin­de ko­nut ku­rar. Kut­sal Ruh’un ilk ürü­nü sev­gi­dir. Kut­sal Ruh’un in­san yü­re­ğin­de oluş­tur­du­ğu sev­gi sa­ye­sin­de yar­dım et­me­ye, al­çak­gö­nül­lü ol­ma­ya, kı­rıl­ma­ya gö­nül­lü ve is­tek­li oluruz. Ger­çek­ten de Tan­rı’nın ön­der­li­ğin­de is­tek­li ve al­çak­gö­nül­lü olup bir­bi­ri­mi­zi is­tek­len­dir­di­ği­miz ve bir­bi­ri­mi­ze des­tek ol­du­ğu­muz zaman baş­ka­la­rı­na ör­nek ola­ca­ğız. Böy­le­ce hem baş­ka­la­rı­na iyi bir tanık­lık ola­cak, hem de Tan­rı’nın be­re­ke­ti bu yol­la on­la­ra da eri­şe­cek­tir.

As­lın­da gu­ru­ru­muz, inat­çı­lı­ğı­mız, kısacası günahımız ya­şa­ma­mız­da Tan­rı Ru­hu’nun iş­le­me­si­ni en­gel­ler. Kut­sal Ruh, iti­raf edil­me­miş gü­nah ne­de­niy­le üzü­lür. Kut­sal Ruh’a sa­hip olan iman­lı­nın yap­ma­sı ge­re­ken, Ruh’un ken­di­si­ni de­net­le­me­si­ne, onu yön­len­dir­me­si­ne izin ver­me­si­dir.


13-03-2018:

 

SALI

Dienstag

13

MART

März

 

Şimdi ben, Rab ve Öğretmen olduğum halde ayaklarınızı yıkadığıma göre, sizler de birbirinizin ayaklarını yıkamakla yükümlüsünüz.

Yuhanna 13: 14
 

Wie nun ich, der ich Herr und Lehrer bin, eure Füße gewaschen habe, so seid auch ihr schuldig, einander die Füße zu waschen.

Johannes 13, 14
 <