Takvim 2013 Nisan – Aralik

List of all Calender Pages from April 2013 – December 2013 Takvim 2013  Nisan – Aralik

20-09-2018:

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

20

EYLÜL

September

 

Yüce Tanrı’nın kahini olan Salem Kralı Melkisedek ekmek ve şarap getirdi.

Yaratılış 14: 18

 

Und Melchisedek, König von Salem, brachte Brot und Wein heraus; und er war Priester Gottes, des Höchsten.

1. Mose 14, 18

 

der Höchste: Yüce

 

Melkisedek neden sadece İbrahim’e ekmekle şarap getirdi? Bana göre Melkisedek’in getirdiği ekmek ve şarapla İbrahim ve Melkisedek Rab’bin Sofrası’nı kutladılar. İsa Mesih şöyle dedi: “Babanız İbrahim günümü göreceği için sevinçle coşmuştu. Gördü ve sevindi!” (Yu.8:56).

Melkisedek’in babasının ve anasının kim olduğu bilinmediği için Aonun ne babası, ne anası, ne de soyu var” diye yazılır. Doğumu ve ölümüyle ilgili kayıtlar bulunmadığından “Tanrı Oğlu gibi, sürekli olarak kahin” kaldığı anlamında yorumlanır. Melkisedek tarih sahnesine tek bir kez “Ulu Tanrı’nın kahini” olarak yoktan çıkmasıyla Kutsal Yazıları okuyanların akıllarında sanki sonsuzlaşıp kalmıştır. Gerçi anası babası vardı. Doğdu, yaşadı ve öldü. Ama Kutsal Yazılar bunlardan söz etmeyince sonsuzca kahin kalan Tanrı’nın Oğlu’nun bir simgesi olmuştur. Bazı yorumcular Melkisedek’in yeryüzüne melek sıfatıyla gelen Mesih olduğuna da inanır. Öyle de olabilir, böyle de. Önemli olan ezeli ve sonsuz olan İsa Mesih’i simgelemesidir. Mesih sonsuz kahindir ve öyle de kalacaktır. (Yeş.9:6; 32:1,17; Yer.23:5; İbr.12:11).


19-09-2018:

 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

19

EYLÜL

September

 

İnayetle sadakat buluşacak, doğrulukla esenlik öpüşecek.

Mezmur 85: 10

 

Gnade und Wahrheit sind sich begegnet, Gerechtigkeit und Frieden haben sich geküsst.

Psalm 85, 11

 

die Gnade: inayet, kayra, lütuf

die Gerechtigkeit: doğruluk

der Friede: esenlik

 

İnayet, esenlik ve doğruluk Mesih’te birleşir. İsa’nın çarmıhında “salah (doğruluk) ve selamet (esenlik) öpüştüler” diyor okuduğumuz ayette.

Halen Melkisedek üzerinde duruyoruz. Kimdi bu kişi? Salem kralıdır ve Mesih’i simgelemektedir. Bazıları Salem’in Yeruşalim olduğunu düşünüyor. Bu mümkün olmakla birlikte Salem bir yer değildir. Çünkü salem sözcüğü, huzur, esenlik anlamına gelir. Melkisedek’in Yeruşalim kralı olduğunu söylemez. O barış kralıydı; o günlerde barış yapabilecek bir adamdı. Bir yerlerdeki bir kentin kralıydı. Ama bu onun Yeruşalim kralı olduğunu göstermez; herhangi bir yerin kralı olabilirdi. Yeruşalim’in kralı da olabilirdi. O barış kralıydı.

 Şimdi çok ilginç olan şey, Melkisedek, İbrahim’i karşılamak için geldiğinde ekmekle şarap getirmesiydi. Bu iki değerli insanın Rab’bin Sofrası’nı kutladıklarını söyleyebilirim. Mesih gelmeden iki bin yıl önce bu iki insan Mesih’in gelişini bekliyorlardı. Bugün Rab’bin sofrası yapıldığında Mesih’in iki bin yıl önce bizler için neler yaptığına dönüp bakıyoruz.


18-09-2018:

 

SALI

Dienstag

18

EYLÜL

September

 

Yüce Tanrı’nın kahini olan Salem Kralı Melkisedek ekmek ve şarap getirdi.

Yaratılış 14: 18

 

Und Melchisedek, König von Salem, brachte Brot und Wein heraus; und er war Priester Gottes, des Höchsten.

1. Mose 14, 18

 

der Priester: kahin

das Brot: ekmek

 

İbrahim’e Melkisedek adında bir kahin sadece ekmek ve şarap getiriyor ve İbrahim’i kutsuyor. Kimdir Melkisedek?

Önce o bir kahindi ve Salem kralıydı. O Doğruluk ve Esenlik kralıydı, diyor İbraniler’in yazarı (7:2). Melkisedek anlam olarak, “Kralım doğrudur” ya da “Doğruluk kralı” anlamına gelir. Melki ‘ kral demektir, ki “melekut” sözcüğü aynı kökten gelir. Süryanice’de Melki halen erkek adı olarak kullanılır. Sedek ise doğruluk anlamındadır. Arapça’dan Türkçe’ye geçen ve doğruluk anlamını taşıyan “sıdk” sözcüğü aynı köktendir.

Mezmur 110:4’te İsa Mesih’e ilişkin şu peygamberlik sözü veriliy ”Melkisedek düzeni uyarınca sen sonsuza dek kahinsin!

Melkisedek, Mesih’in bir tiplemesidir ve bizler Mesih’in kâhinliği zamanında yaşıyoruz. Bu da bize şunu gösteriyor ki, Mesih Tanrı’nın sağında bizlere aracılık etmekte ve bereketlemektedir. (Melkisedek’e ilişkin İbraniler’deki ayetler 5:10; 6:20; 7:1, 17).


17-09-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

17

EYLÜL

September

 

Sodom halkı çok kötüydü. Rab’be karşı büyük günah işliyordu!

Yaratılış 13: 13

 

Die Leute von Sodom aber waren sehr böse und sündig vor dem HERRN.

1. Mose 13, 13

 

die Sünde: günah

sündigen: günah işlemek

 

İbrahim, Sodom kralının önerdiği o zenginliğe evet deseydi ne olacaktı? İbrahim kendisini satmış olacaktı, başka deyişle o Sodom kralına gebe kalacaktı. Ama bu denenmeden İbrahim başarıyla çıkıyor, ona hayır, diyor. Ben senden beş para bile kabul etmem. Sodom aslında tanrısız dünyayı resmeder. Zaten bugünkü ayetimizde de bu halkın ne kadar günah içinde yaşadığını, Tanrı’ya karşı kötülük işlediklerini yazar.

Hezekiel’de de şöyle yazar: ASodom’un günahı şuydu: kendisi de kızları da gururluydu, ekmeğe doymuşlardı; umursamazlardı. Düşküne, yoksula yardım elini uzatmazlardı. Kendilerini beğenmişlerdi. Önümde iğrenç şeyler yaptılar! Bu nedenle onları önümden sürüp attım!”

İbrahim’in böyle bir topluluktan ya da kraldan gelen teklifine hayır demesi yerinde ve çok doğru bir karardı.

Kendisine sadece ekmek ve şarap getiren Melkisedek’e evet, diyor. Kimdir Melkisedek? Yanıtı yarın.


 

16-09-2018:

 

PAZAR

Sonntag

16

EYLÜL

September

 

Avram... kralları bozguna uğratıp dönünce Sodom kralı onu karşıladı.

Yaratılış 14: 17

 

Und als er zurückkehrte, nachdem er die Könige, die mit ihm gewesen, geschlagen hatte, zog der König von Sodom aus, ihm entgegen, in das Tal Schawe, das ist das Königstal.

1. Mose 14, 17

 

İbrahim büyük bir zafer kazandı. Sadece Lut’u kurtarmakla kalmadı, esir düşen Sodom kralını da kurtardı.  Şimdi İbrahim savaştan geriye dönüyor. Onu hem Sodom kralı, hem de Melkisedek karşılıyor. Kral İbrahim’e büyük mal mülk, yani büyük bir zenginlik sunuyor. Bunun yanında Melkisedek de İbrahim’e sadece ekmek ve şarap getiriyor.

 Şimdi İbrahim’in önünde büyük bir denenme vardır. O hangisini seçecektir? Bizler olsaydık büyük olasılıkla sunulan o ganimetleri alır Melkisedek’in sunduğunu da kabul ederdik.

Melkisedek kimdi? Salem kralıydı. Bu kişiye daha sonra biraz daha ayrıntılı bakacağım.

Sodom kralının sunduğu o büyük zenginlik güzel ve çok çekici bir öneriydi. Bu aslında büyük bir denemeydi. İbrahim savaş kazandı, şimdi de bu savaşta elde ettiği tüm ganimetlere, yani mallara mülklere sahip olabilirdi. İbrahim’in bu iki teklif arasında bir seçim yapması gerekir. Sizce İbrahim hangisini seçecek?


15-09-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

15

EYLÜL

September

 

Avram, yeğeni Lut’un tutsak alındığını duyunca, evinde doğup yetişmiş üç yüz on sekiz adamını yanına aldı... onları gruplara ayırdı, gece saldırıp onları bozguna uğrattı... Yeğeni Lut’la mallarını, kadınları ve halkı geri getirdi.

Yaratılış 14: 14-16

 

Und als Abram hörte, dass sein Bruder gefangen weggeführt war, ließ er seine bewährten Männer, seine Hausgeborenen, ausrücken ... Und er fiel über sie her und schlug sie. ... Lot, seinen Neffen, und dessen Habe brachte er zurück und auch die Frauen und das Volk.

1. Mose 14, 14‑16

 

Avram’ın o küçük askeri ordusu zafer kazandı. Neden? Birinci neden, bu askerlerin Avram’ın evinde doğmalarıydı. İkinci neden bu askerler yetişmiş ve silahlıydılar.

3. Bu askerler deneyimliydi. Yani silahlarını kullanmasını biliyorlardı. Cesur, atılgan olabilirsin, yeterince silahların da olabilir, ama bu silahları kullanamıyorsan, sana bir yarar getirmez.

4. İbrahim’in askerleri önderlerine inandılar.

5. Bu askerler arasında bir birlik vardı

6. Bu askerlerin hedefleri aynıydı

7. Onların performansı vardı

Tekrar edeyim: Mesih imanlılarının savaşı insanlar değil, şeytandır, silahları da Tanrı Sözü’dür.

Bizler Tanrı Sözü’nü ne kadar iyi biliyorsak, o kadar gelen saldırılara karşı dayanaklı oluruz (2 Tim. 3:16-17).

Bizi kurtaran Rab, bizi eğitmek ve her iyi iş için donatmak istiyor (İbr.13:20-21).


14-09-2018:

 

CUMA

Freitag

14

EYLÜL

September

 

Avram, yeğeni Lut’un tutsak alındığını duyunca, evinde doğup yetişmiş üç yüz on sekiz adamını yanına alarak dört kralı Dan’a kadar kovaladı.

Yaratılış 14: 14

 

Und als Abram hörte, dass sein Bruder gefangen weggeführt war, ließ er seine bewährten Männer, seine Hausgeborenen, ausrücken, 318 Mann, und jagte ihnen nach bis nach Dan.

1. Mose 14, 14

 

İbrahim’in kendisini koruması için küçük bir ordusu vardı ve bu küçük orduyla zafer kazandı. Bu zaferin kazanmasında 7 önemli nokta görüyoruz: 1. Asker olarak seçilen bu insanlar İbrahim’in evinde doğdular (14). Ruhsal kapsamda bakarsak, bizler de Tanrı’dan doğduk ve “Tanrı’dan doğan dünyaya üstün gelir” diye okuyoruz (1 Yu.5:4’te).

Bizim ilk doğumumuz Adem’dedir ve yenildik. İkinci doğumumuz ‑ yeni doğuş Tanrı’dandır ve bu bizi Tanrı çocukları yapar (Ef.2:19-23).

2. İbrahim’in adamları silahlandılar.

İstekli ve cesur olmakla bir savaş kazanılmaz. Askerlerin donanımlı olmaları da gereklidir. Yani silahları olmalıdır.

İmanlıların da ruhsal alanda savaşı kazanmaları için ruhsal silahları olmalıdır. Bu silahların ne olduğunu Ef.6:10-18 ayetler arasında veriyor. Unutmayalım, bizim silahlarımız fiziksel değil, ruhsaldır (2 Kor.10:3-5). Bu savaş sırasında her zaman Kutsal Ruh’un gücüne ihtiyacımız vardır. Tanrı’nın Sözü ve dua yaşamı bizim etkili silahımızdır (H.İ.6:4).


13-09-2018:

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

13

EYLÜL

September

 

Avram, yeğeni Lut’un tutsak alındığını duyunca, evinde doğup yetişmiş üç yüz on sekiz adamını yanına alarak dört kralı Dan’a kadar kovaladı.

Yaratılış 14: 14

 

Und als Abram hörte, dass sein Bruder gefangen weggeführt war, ließ er seine bewährten Männer, seine Hausgeborenen, ausrücken, 318 Mann, und jagte ihnen nach bis nach Dan.

1. Mose 14, 14

 

İbrahim her zaman Lut’a candan ve sevecen davrandı (13:9). Burada da Lut’u kurtarmakla aynı şeyi yaptı. Lut, İbrahim’e karşı hiç de samimi davranmadı. İbrahim haklı olarak, bana ne, kendi etti kendi buldu, şimdi cezasını çeksin diye düşünmedi. Lut onun yeğeniydi. Bu nedenle de İbrahim kötülüğe karşılık iyilikle davrandı (Rom.12:17-21; Gal.6:1-2).

Üçüncü aşamada, İbrahim her ne kadar bir barış adamı olsa da, onun küçük de olsa bir ordusunun olduğunu görüyoruz. Barış harikadır, ama dünyanın gerçekleri ortadadır. Biz imanlılar olarak kimseye düşmanlık edemeyiz. Bizim asla ‑ bir insan olsun, toplum ya da ülke olsun ‑ düşmanımız olamaz. Kimseyle fiziksel olarak savaşamayız. Rab’bin çocuklarıyız, ama bir ruhsal savaş içindeyiz. Bu nedenle de bizler ruhsal alanda donanımlı olmalıyız. Yani ruhsal alanda bir ordumuzun olması gerekir. Nedir bu ordu? Tanrı’nın Sözü! Tanrı Sözü aracılığıyla her tür güce, donanıma sahibiz. Bu nedenle imanlılar olarak Tanrı Sözü’nü iyi bilmeli ve günlük olarak da bu Söz’den beslenmeliyiz.


12-09-2018:

 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

12

EYLÜL

September

 

Sizler dünyanın ışığısınız... Işığınız insanlar önünde öyle parlasın ki, iyi işlerinizi görsünler ve göklerde bulunan Babanızı yüceltsinler.

Matta 5:14, 16

 

Ihr seid das Licht der Welt ... So soll euer Licht leuchten vor den Menschen, damit sie eure guten Werke sehen und euren Vater, der in den Himmeln ist, verherrlichen.

Matthäus 5, 14+16

 

İmanlılar olarak, asla imanımızın ilkeleri olan doğruluktan, barıştan, sevgiden taviz veremeyiz. Bizler her zaman doğruluk ve sevgi ilkesinde insanlarla yaşayacağız, yardıma muhtaç olanları gördüğümüzde, imkanlarımız dahilinde elimizden geleni de yapacağız (Luka 10:25S37; Gal.6:10). Bizler madem ki dünyanın tuzu ve ışığıyız, o zaman da dünyaya tadı ve ışığı bizim vermemiz gerekiyor. Bunu da hayatımızla, tutum ve davranışlarımızla göstermeliyiz. Bunun örneklerini Kutsal Kitap’ta fazlasıyla görüyoruz. Örneğin, Yusuf. Rab onu kullandı ve Mısır’da birçok ulusların kurtulmasına neden oldu. Nehemya, putperest bir krala hizmet etti, ama Rab bu kralı bile kendi amacı için kullandı ve Nehemya’nın Yeruşalim’e gidip oranın duvarlarını onarmasını sağladı. Ester, putperest bir kralla evlendi ve Rab Ester yoluyla kendi halkının yok olmasını engelledi. Daniel, Babil’de kendisine danışılan birisi oldu.

Bu nedenle bizler de çeşitli dönemlerde çeşitli insanlarla çalışabiliriz; ama her zaman kim olduğumuzu asla unutmamalıyız ve yaptıklarımız Rab’be onur getirmelidir.


 

11-09-2018:

 

SALI

Dienstag

11

EYLÜL

September

 

Avram’ın yeğeni Lut’la mallarını da götürdüler. Çünkü o da Sodom’da yaşıyordu. Oradan kaçıp kurtulan biri İbrani Avram’a durumu bildirdi.

Yaratılış 14:12S13

 

Und sie nahmen Lot mit, den Sohn von Abrams Bruder, und seine Habe und zogen davon; denn er wohnte in Sodom. Und es kam ein Entkommener und berichtete es Abram, dem Hebräer.

1. Mose 14, 12‑13

 

Yaratılış 14. bölümde kendimizi bir savaşın içinde buluyoruz. 1-12 ayetlerinde önce bir gözlemde bulunuyoruz. 13-16 ayetler arasında bir savaşın olduğunu okuyoruz ve 17-24 ayetler arasında da İbrahim’e sunulan armağanları görüyoruz.

İlk ayetlerde bazı krallar arasında bir savaşın olduğunu, sonra da yenilen ve esir alınan krallarla birlikte Lut ve adamlarının da esir alındığını, tüm malının mülkünün yağma edildiğini görüyoruz.

İkinci kesimde (14:13-16) İbrahim’in yeğeni Lut’a karşı nasıl bir tutum takındığını ve onu kurtarmak için plânlar yaptığını okuyoruz. Bu bölümde ilk kere İbrani sözünü okuyoruz ayet 13’te.

İbrahim sert yürekli biri değildi. O bir yolcu ve yabancıydı o diyarda. Yeğeni ona karşı saygısızca davrandı. Buna rağmen bir sorun anında İbrahim hiçbir bahaneye başvurmadan, Lut ve ailesini hayatı pahasına da olsa kurtarmak istiyor. Affetmesini bilen, yardıma hazır olan insan aslında büyük insandır.


10-09-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

10

EYLÜL

September

 

Avram çadırını söktü, gidip Hevron’daki Mamre meşeliğine yerleşti. Orada Rab’be bir sunak yaptı.

Yaratılış 13: 18

 

Und Abram schlug seine Zelte auf und ging hin und ließ sich nieder unter den Terebinthen von Mamre, die bei Hebron sind; und er baute dort dem HERRN einen Altar.

1. Mose 13, 18

 

İman okulunda yürüdüğünüzde, bir sonraki adımın ne olacağını, nelerle karşılaşacağınızı hiçbir zaman bilemezsiniz. İbrahim Yaratılış 13.bölümde doğru bir adım atarak Lut’tan ayrıldı. Bu ayrılmadan sonra Rab İbrahim’e tekrar konuşup vaadini tekrarladı. İbrahim de çadırını söküp Hevron’daki Mamre meşeliğine yerleşti, orada RAB’be bir sunak yaptı. Ama birden İbrahim kendisinden kaynaklanmayan bir savaşın ortasında buldu kendini. Neden böyle oldu?

Rab, yaşamın her alanında iman okulunda bizim büyümemizi, olgunlaşmamızı istemektedir. Önümüzde bizi tetikleyen, bize meydan okuyan bir şey olmadan büyüme de olmaz. Değişim olmadan tetikleme de olmaz.

Eğer ışıkta yürürsek (1 Yu.1:7) o zaman hayatımızda olan şeyleri görür ve gereken adımları da atarız. Karanlıkta her şey aynı gözükür. Ama iman okulunda bizim ileri doğru adım atmamızı teşvik eden, tetikleyen durumlar her zaman ortaya çıkar. İşte bu bizi geliştirir ve büyütür.


09-09-2018:

 

PAZAR

Sonntag

9

EYLÜL

September

 

Tanrım yücelerdeki zenginlikleriyle ihtiyaçlarımızı bollukla karşılayacaktır.

Filipililer 4: 19

 

Mein Gott aber wird alles, wessen ihr bedürft, erfüllen nach seinem Reichtum in Herrlichkeit in Christus Jesus.

Philipper 4, 19

 

das Bedürfnis: ihtiyaç

der Überfluss: bolluk

 

1 Petrus 1:3‑4’te şöyle yazar: AMesih bizleri diri umuda kavuşturdu... Bizi bozulmaz, yozlaşmaz, solmaz mirasa atadı. Bunu göklerde sizin için saklamaktadır!”

Mesih İsa’ya iman edenler, o göksel mirasa sahiptirler. Tanrı’nın Sözü aslında bir vasiyetnamedir. İman ise bu vasiyeti açan anahtardır.

İbrahim Rab’be şükretti ve yüceliği O’na verdi. Dışarıya çıkıp gözlerini gökyüzüne dikti, sonra da çadırını sökerek Hevron’a yerleşti. Evet, İbrahim yüreğini Rab’be yöneltti, O’nun inayeti için de şükretti.

İbrahim’in buraya kadar olan yaşam öyküsüne baktığımızda, iki deneyimde başarılı olamadı. Rab’be ve O’nun bilgeliğine bakacağı yerde, daha çok insani değerlere ve bilgeliğe baktı. Ama üçüncü deneyimde ‑ ki bu Lut ile ayrılmaları gerektiğinde, seçim hakkını Lut’a bıraktı ‑ Rab’bin kendisi için seçtiği yoldan yürümeye başladı. İşte bu dünyayı yenen iman adımıydı (1 Yu.5:4).


08-09-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

8

EYLÜL

September

 

Lut Avram’dan ayrıldıktan sonra Rab Avram’a ‘Bulunduğun yerden kuzeye, güneye, doğuya, batıya dikkatle bak’ dedi. ‘Gördüğün tüm toprakları senin soyuna vereceğim.’

Yaratılış 13: 14-15

 

Und der HERR sprach zu Abram, nachdem Lot sich von ihm getrennt hatte: Erheb doch deine Augen, und schaue von dem Ort, wo du bist, nach Norden und nach Süden, nach Osten und nach Westen! Denn das ganze Land, das du siehst, dir will ich es geben und deinen Nachkommen für ewig.

1. Mose 13, 14‑15

 

İbrahim’i iman atası yapan şey hatalarına, bazen de yanlış adım atmasına rağmen, Tanrı’ya dönmesi ve Tanrı’nın kendisi için seçimine evet demesiydi. Yani İbrahim seçimi Tanrı’ya bıraktı. Lut ile İbrahim arasındaki başka bir fark da şuydu: Lut, ben istiyorum, dedi, ama Tanrı İbrahim’e, ben vermek istiyorum, dedi. Lut’un dünya gözüyle iyi olanı seçmesi sonunda onun ailesinin yok olmasına neden oldu. Ama İbrahim’in ailesi ‑ soyu dünyayı doldurdu. Lut, her tür şeye açıktı, ama İbrahim Tanrı’ya güvendi ve imkansız olanı bekledi. Tanrı İbrahim’e, AKalk, sana vereceğim toprakları boydan boya dolaş” (Yar.13:17) dedi. Sana vereceğim mirası imanla al (Yeşu1:2‑3; Yasanın Tekrarı 11:24).

Onun imanı ve Tanrı’ya güven bağlamasının sonucu olarak Rab’bin bereketlerini almasına neden oldu.

İsa Mesih’e iman edenler de ruhsal olarak her tür berekete sahiptirler. Nitekim Pavlus da şöyle yazar: Rabbimiz İsa Mesih’in Babası ve Tanrısı kutlu olsun. Göksel yerlerde bizleri her tür kutlulukla Mesih’te kutlu kılan Tanrı O’dur (Ef.1:3).


07-09-2018:

 

CUMA

Freitag

7

EYLÜL

September

 

Lut Avram’dan ayrıldıktan sonra Rab Avram’a ‘Bulunduğun yerden kuzeye, güneye, doğuya, batıya dikkatle bak’ dedi. ‘Gördüğün tüm toprakları senin soyuna vereceğim.’

Yaratılış 13: 14-15

 

Und der HERR sprach zu Abram, nachdem Lot sich von ihm getrennt hatte: Erheb doch deine Augen, und schaue von dem Ort, wo du bist, nach Norden und nach Süden, nach Osten und nach Westen! Denn das ganze Land, das du siehst, dir will ich es geben und deinen Nachkommen für ewig.

1. Mose 13, 14‑15

 

Bu üçüncü kezdir ki, RAB İbrahim’e görünüyor ve onunla konuşuyor. İlginçtir ki, İbrahim ne zaman yaptığı hatadan dönüp doğru bir karar vererek doğru adım attığında Rab ona görünüyor ve konuşuyor. Ta başlangıçta Tanrı İbrahim’e, ailenden ve akrabalarından ayrıl, sana göstereceğim diyara git, demişti. İbrahim itaat edip yola koyuldu, ama Rab’bin tam ne dediğine uymadı. Ailesini, yeğeni Lut’u da beraberinde götürdü. Bu itaatsizlik İbrahim’i yavaşlattı, yanlış adımlar atmasına neden oldu. Ama Rab yine de inayetle davrandı ve onu korumaya, gütmeye devam etti. İbrahim hatasını gördüğünde, Rab ona seslendi ve vaatlerini yineledi, onu bereketleyeceğini, büyük bir ulus yapacağını söyledi.

İbrahim Rab’bin sesini duyduktan sonra hemen çadırını söküp Hevron’daki Mamre meşeliğine yerleşti. Orada Rab’be bir sunak yaptı. İbrahim ile Lut arasındaki fark işte buydu. Lut gözünü hep dünyasal şeylere çevirdi, ama İbrahim göksel değerlere önem verdi.


06-09-2018:

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

6

EYLÜL

September

 

Avram ile göçen Lut’un da davarları, sığırları, çadırları vardı. Malları öylesine çoktu...

Yaratılış 13:5S6

 

Und auch Lot, der mit Abram zog, hatte Schafe und Rinder und Zelte. Und das Land ertrug es nicht, dass sie zusammen wohnten; denn ihre Habe war groß, und sie konnten nicht zusammen wohnen.

1. Mose 13, 5‑6

 

Anladığım kadarıyla Lut, İbrahim ile yola koyulduğunda fazla bir şeyi yoktu; sadece bir çadırı vardı; İbrahim sayesinde mal mülk sahibi oldu, ama onun bir sunu sunacak bir sunağı yoktu. Bu şu anlama geliyor: Lut hiçbir zaman Rab’bi çağırmadı ve O’nun bilgeliğini aramadı (Yakup 1:5). O gözlerini dünyaya, dünyasal şeylere dikti ve böylece gidip Sodom kentinin yakınlarında bir çadır kurdu.

“Göz, yüreğin sevdiklerini görür!” Lut’u İbrahim Mısır’dan çıkardı, ama Mısır Lut’un yüreğinden çıkmadı. Oysa İbrahim’in gözleri göksel yurda, göksel vatana çevrilmiş, o göksel kenti görmek istiyordu (İbr.11:13-16). Böylece o Tanrı’nın bereketi altında yaşamayı seçti.

Lut’un İbrahim ile birlikte yaşadığı dönemde bir Tanrı adamı olması için eline yeterince imkanlar geçti. Ama onun bir tek kere bile bir sunak kurduğunu, sunu sunduğunu okumuyoruz. Tam tersine iyi ve verimli bir bölge seçtiğini düşünerek daha sonra kendi yıkımına neden olacak Sodom yakınlarında oturmaya başladı. Bu onun dünya bereketlerini aradığını göstermekteydi.


05-09-2018:

 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

5

EYLÜL

September

 

İbrahim yeğeni Lut’a, ‘gel ayrılalım. Sen sola gidersen ben sağa gideceğim. Sen sağa gidersen, ben sola gideceğim’ dedi.

Yaratılış 13: 9

 

Ist nicht das ganze Land vor dir? Trenne dich doch von mir! Willst du nach links, dann gehe ich nach rechts, und willst du nach rechts, dann gehe ich nach links.

1. Mose 13, 9

 

İbrahim görünenlere değil, görünmeyenlere baktı, yani iman ile hareket etti ve iman ile yaşadı. Bu nedenle de Lut’un iyi ve verimli bölgeyi seçmesi onu geleceğe yönelik kaygılandırmadı. Çünkü iman ile her şeyin Rab’bin elinde olduğunu biliyordu. İbrahim’in Mezmur 145:15’te yazılan şu sözleri okuma imkanı yoktu: “Herkesin umudu sende, onlara yiyeceklerini zamanında veren sensin!” Ya da Matta’da söylenen şu sözlerden de haberi yoktu İbrahim’in: “Ne yiyeceğiz, ne içeceğiz diyerek kaygılanmayın... Sizler önce Tanrı’nın egemenliğini ve doğruluğunu arayın, bunların tümü size verilecektir...Yarın için kaygılanmayın!” (Matta 6:31-34).

Bunlara rağmen İbrahim bunları kendi hayatında uygulamaya koydu ve her şey Tanrı denetiminde olduğunu eylem ve tutumuyla gösterdi.

Dostum, eğer Tanrı hayatımızda ilk yeri tutarsa, o zaman her şey zamanla rayına oturur.


04-09-2018:

 

SALI

Dienstag

4

EYLÜL

September

 

Yalnız kendi yararınızı değil, başkalarının yararını da gözetin!

Filipililer 2: 4

 

Ein jeder sehe nicht auf das Seine, sondern ein jeder auch auf das der anderen!

Philipper 2, 4

 

sehen nach, aufpassen: gözetmek

derİdieİdas andere: başka

der Nutzen, der Vorteil: yarar

 

Bu parçanın anahtarı, başkalarıdır. Başkaları sözcüğünü ilk önemli kılan Mesih inancı olmuştur. Mesih neden cennetin görkeminden bu dünyaya gelmiştir? Başkaları için. Mesih neden çarmıha çakılarak ölmeyi seçmiştir? Başkaları için. Bizler neden müjdeyi yaymalıyız? Başkaları için. Kendimiz yerine başkalarını düşünmek, Mesih’in düşüncesidir. Mesih de bizler için ‑ başkaları için yeryüzüne geldi ve başkaları için canını verdi. Bizler O’nun bağlılarıysak, başka türlü davranamayız. “Vermek almaktan daha üstün mutluluktur” dedi İsa Mesih (H.İ.20:35). Tanrı beni ve seni o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlunu verdi! (Yu.3:16). Burada aldı demiyor, verdi diyor. Kimin için? Başkaları için. Yani Tanrı senin ve benim için İsa Mesih’i yeryüzüne gönderdi. Mesih senin için de çarmıha çakıldı. Mesih şu anda diri ve Tanrı’nın sağında oturmaktadır. Ne için? Senin ve benim için. Çünkü Mesih bizim için Tanrı önünde şefaat etmektedir. Bu nedenle Mesih’e geldiğimizde Tanrı önünde kabul edilir ve sonsuz yaşama sahip oluruz.


03-09-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

3

EYLÜL

September

 

İbrahim yeğeni Lut’a, ‘gel ayrılalım. Sen sola gidersen ben sağa gideceğim. Sen sağa gidersen, ben sola gideceğim’ dedi.

Yaratılış 13: 9

 

Ist nicht das ganze Land vor dir? Trenne dich doch von mir! Willst du nach links, dann gehe ich nach rechts, und willst du nach rechts, dann gehe ich nach links.

1. Mose 13, 9

 

links: sol (tarafİyan)

 

İbrahim kavga etmeyi sevmeyen barışçı ve başkalarına yardım eden bir yapıya sahipti. Yani o sadece kendisi için değil, başkaları için de yaşadı. Daha önce kıtlık baş gösterince hemen kendisini düşünerek Mısır’a gitti (Yar.12:12S13). Kenan diyarına dönüp tekrar bir sunak kurduğunda insanları, olayları değil, tekrar Tanrı’yı yaşamının ilk sırasına koydu. Lut’u yanına alan, kendisi sayesinde zenginleşen Lut’a ayrılmaları gerektiğini söyledi ve kendisine seçme önceliğini verdi.

Romalılar 12:10’da şöyle yazar: “Kardeşlik sevgisinde birbirinize içtenlikle bağlanın. Birbirinizle yarışırcasına karşılıklı saygı gösterin!”

Mesih imanlısı kendi çıkarını değil, başkalarının çıkarını gözetir. Başkalarını düşünmek Mesih inancının temelini oluşturuyor.

Filipililer 2:4’te şöyle yazar: AYalnız kendi yararınızı değil, başkalarının yararını da gözetin!” Bu, önemli bir sözcüktür ve dediğim gibi Mesih inancının özünü oluşturur. Nasıl mı? Yanıtı yarın.


02-09-2018:

 

PAZAR

Sonntag

2

EYLÜL

September

 

Avram Lut’a, “biz akrabayız” dedi. “Bu nedenle aramızda kavga çıkmasın... Gel ayrılalım.”

Yaratılış 13: 8‑9

 

Da sprach Abram zu Lot: Lass doch keinen Streit sein zwischen mir und dir, wir sind doch Brüder! ... Trenne dich doch von mir!

1. Mose 13, 8‑9

 

zwischen uns: aramızda

 

Lut  Şeria (Ürdün) ovasında Sodom kentine yakın bir yerde çadır kurdu. Lut kendi aklınca kurnaz davranıp o yörenin en verimli bölgesini seçti. Ama o diyarda daha sonra büyük sorun ve yıkım yaşadı; çünkü onun yüreği dünyada ve dünya malındaydı. Biliyoruz ki, dünya malına tamah insanı tutsak eder.

İncil’de bize üç insan tipinin olduğunu öğretir. 1 Doğal insan, cansal insan ve ruhsal insan. Doğal insan kurtulmamış insandır. Cansal insan kurtulmuş ama, bedenin isteklerine boyun eğen insandır. Sonra da ruhsal insan geliyor. Ruhsal insan ruhsal hayat yaşamaktadır (1 Kor.2:14-3:3). Yaratılış 13.bölümde de bu üç insan tipine rastlarız. Lut cansal insandı. Elçi Petrus Lut’un doğru bir insan olduğunu yazar 2 Petrus 2:7S8’de. Ama o yaşamını tümden Tanrı’ya adayarak yaşamadı. Lut, Tanrı’nın dostu İbrahim ile yaşamak istemedi. Lut dünyanın dostluğunu seçti (Yak.4:4). İbrahim ise ruhsal insandı. O’nun hedefi Rab’be itaat etmek ve O’nun buyrukları doğrultusunda yaşamaktı. Biz hangi insan tipi konumundayız? Cansal mıyız, yoksa ruhsal mı?


01-09-2018:

CUMARTESİ

Samstag

1

EYLÜL

September

 

Ne iyi, ne güzeldir birlik içinde kardeşçe yaşamak.

Mezmur 133: 1

 

Ein Wallfahrtslied. Von David. Siehe, wie gut und wie lieblich ist es, wenn Brüder einträchtig beieinander wohnen.

Psalm 133, 1

 

die Gemeinschaft: paydaşlık, birlik

zusammen, beieinander: birlikte

 

Kardeşlerin birlikte olması sevgi, anlayış, hoşgörü içinde yaşaması harika bir koku yayar dünyaya. Ama arada kargaşa, kavga varsa, bir sürtüşme, çekişme varsa o güzel koku berbat bir kokuya dönüşür. Topluluk içinden bu kötü koku etrafa yayılar.

Yakup 3:13 ‑ 4:10 ayetler arasında hem Lut’un hem de topluluklar arasındaki barışı, esenliği bozan şeyin insan yüreği olduğunu belirtir. İnsanın yüreğinde bu sorunlar vardır. Yani sorunun kökeni insan yüreğidir.

Lut, tanrısal bilgeliğin ardınca gitmedi; aksine bu dünyanın bilgeliği ardınca gitti, tıpkı daha önce amcası İbrahim’in Mısır’a giderek yaptığı gibi. Lut kendisiyle barış içinde olmadığından dolayı İbrahim’le de barış içinde olamadı. Tanrı’yla barış içinde olamayan insan kendisiyle de barış içinde olamaz. Kendisiyle barış içerisinde olmayan insan başkalarıyla da barış içerisinde olamaz.


31-08-2018:

 

CUMA

Freitag

31

AĞUSTOS

August

 

Avram Lut’a, Abiz akrabayız” dedi. “Bu nedenle aramızda kavga çıkmasın... Gel ayrılalım.”

Yaratılış 13: 8‑9

 

Da sprach Abram zu Lot: Lass doch keinen Streit sein zwischen mir und dir, wir sind doch Brüder! ... Trenne dich doch von mir!

1. Mose 13, 8‑9

 

Der/die Verwandte: akraba

 

Hem İbrahim’in malı mülkü çoktu, hem de Lut’un. Sonra aralarında sorunlar çıkmaya başladı. İbrahim bunun doğru olmadığını ve artık ayrılmaları gerektiğini anladı. Seçim hakkını Lut’a bıraktı. Lut ise çok verimli bir alan olan  Şeria (Ürdün) ovasını seçti. İbrahim ise Kenan topraklarında kaldı. Bu bize İbrahim’in hatalarına rağmen, Rab’be güvendiğini göstermektedir.

Aslında insanlar arasındaki sorunun kaynağı insanın yüreğinde barınmaktadır. Lut’un yüreği malı mülkünde ve dünyadaydı. Ama İbrahim Tanrı’yı hoşnut etmek, O’na itaat ederek O’nunla birlikte yaşamak istiyordu. Amos peygamber, iki kişinin anlaşmadan birlikte yürümelerinin mümkün olmadığını yazar (Amos 3:3).

İki yakın akraba arasında olan çekişme yeterince kötüydü, ama daha da kötüsü putperest uluslara pek örnek bir durum değildi.

Mesih inanlıları arasında bir çekişme, kavga varsa, bu Rab’be tanıklıkta kötü bir örnektir. İsa Mesih’in ettiği son duayı okumanızı öneriyorum (Yuhanna 17:20-23).


30-08-2018:

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

30

AĞUSTOS

August

 

Avram, karısı ve sahip olduğu her şeyle birlikte Mısır’dan ayrılıp Negev’e doğru gitti.

Yaratılış 13:1

 

Und Abram zog aus Ägypten herauf, er und seine Frau und alles, was er hatte, und Lot mit ihm, nach dem Süden.

1. Mose 13, 1

 

die Ehefrau: eş, karı

 

Tanrı Mısır’da İbrahim ve Saray’ı korudu. Hatta Firavun İbrahim’e yalan konuştuğu için fırça attı. Sonra da İbrahim ve eşine bir sürü mal mülk verdi. İbrahim de Mısır’dan büyük bir varlıkla ayrıldı.

İlginçtir ki, daha önce Beytel ve Ay kenti arasında çadır kurmuştu ve şimdi yine oraya gitti, sonra Rab’bin adını çağırdı ve daha önce yapması gerekeni yaptı ve yiğeni Lut’tan ayrıldı. İbrahim daha önceki iki deneyimden başarıyla çıkamadı, ama şimdi üçüncü deneyimden başarıyla çıktı. Bu deneyim o kadar da kolay değildi. Çünkü yeğeni Lut’tan ayrılması gerekiyordu, hem de seçme hakkını Lut’a bırakarak.

Bundan sonra Rab yeniden İbrahim’e konuştu ve İbrahim’e şöyle dedi:

“Kuzeye, güneye, doğuya ve batıya dikkatle bak. Gördüğün tüm toprakları sonsuza dek senin soyuna vereceğim!” (Yaratılış 13:14-18).


29-08-2018:

 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

29

AĞUSTOS

August

 

İbrahim eşi Sara’ya şöyle diyor:... Lütfen onun kız kardeşiyim de ki, senin hatırın için bana iyi davransınlar, canıma dokunmasınlar.

Yaratılış 12:11‑13

 

Abraham sagte zu seiner Frau Sarai: ... Sage doch, du seist meine Schwester, damit es mir gut geht um deinetwillen und meine Seele deinetwegen am Leben bleibt!

1. Mose 12, 11‑13

 

İbrahim’in eşinden istediği şey yarım yalandı. Ne yazık ki Saray da bu oyuna ayak uydurdu. Unutmayalım ki, yalan yalanı, günah günahı doğurur. Yıllar sonra İbrahim ve Saray yine aynı yalana başvuracaklardır (Yar.20). Bu da insanın günahlı ve zayıf olduğunu gösterir. Ama inayet dolu olan Tanrı her zaman insanın kendisine dönme olanağı sağlamıştır. Yani insan günaha düşer ve Rab’be dönerek yeniden af bulur (1 Yu.1:9); ama işlenen günahın acı sonuçları bazen yıllarca sürer. Başkalarına bereket olmak istiyorsak, Rab’bin isteği doğrultusunda ve Rab’de yaşamalıyız.

Rab yine de İbrahim’e inayetle davranıyor, onu o kötü konumdan kurtarıyor. Çünkü Rab verdiği sözden vazgeçmez. Doğrudur, bazen imansızlık büyük bedellere mal olabilir. Ama Rab verdiği sözde, koyduğu hedefte devam eder. Eğer Tanrı’nın koruma eli İbrahim ile Saray üzerinde olmasaydı, Saray Firavunun eşi olabilirdi. Ama Rab buna izin vermedi. O İbrahim’in imansızlığını bile onun için bereket olarak kullandı. İşte Rab’bin inayeti budur.


28-08-2018:

 

SALI

Dienstag

28

AĞUSTOS

August

 

İbrahim eşi Sara’ya şöyle diyor:... Lütfen onun kız kardeşiyim de ki, senin hatırın için bana iyi davransınlar, canıma dokunmasınlar.

Yaratılış 12:11‑13

 

Abraham sagte zu seiner Frau Sarai: ... Sage doch, du seist meine Schwester, damit es mir gut geht um deinetwillen und meine Seele deinetwegen am Leben bleibt!

1. Mose 12, 11‑13

 

Bir eş olarak İbrahim’in görevi karısını canı pahasında da olsa korumaktı. Ama o önce kendi canını düşündü! Ne kadar acı! Bakın Kutsal Söz kocalara ilişkin ne diyor:

“Siz kocalar... daha zayıf varlıklar olan karılarınızla anlayış içerisinde yaşayın... onlara saygı gösterin” (1 Petrus 3:7).

“Ey kocalar, Mesih kiliseyi nasıl sevip onun uğruna kendini feda ettiyse, siz de karılarınızı öyle sevin... Kocalar karılarını kendi bedenleri gibi sevmelidir. Karısını seven kendisini sever” (Efes. 5:25,28).

Ama İbrahim bu sorumluluğunu yerine getirmiyor ve Rab’bin bu buyruğunu hiçe sayıyor. Bu da başkalarına bereket değil, yargı getirdi.

Oysa daha önce Tanrı İbrahim’in uluslara bereket getireceğini söylemişti, ama İbrahim’in itaatsizliği, firavun ve evine de yargıyı getirdi (Yar.12:17).

Bugün de bu kural değişmemiştir. İtaat etmede her zaman bereket vardır.


27-08-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

27

AĞUSTOS

August

 

RAB korkusu bilgeliğin başlangıcıdır.

Süleyman’ın Özdeyişleri 1: 7

 

Die Furcht des HERRN ist der Anfang der Erkenntnis. Weisheit und Zucht verachten nur die Narren.

Sprüche 1, 7

 

die Furcht: korku

der Anfang: başlangıç

 

Gerçekten de korku insanın güvenini, imanını sarsar. Korku ve iman aynı yürekte birlikte barınamaz. Yeşaya 12:2’de, “Tanrı kurtuluşumdur, O’na güvenecek, yılmayacağım!” der. Almanca çevrisinde (Elberfelder) “korkmayacağım” diyor. İsa Mesih bir keresinde öğrencilerinin korkuları nedeniyle onları şöyle azarladı: “Neden korkuyorsunuz?  Şu ana kadar imanınız yok mu?” (Markos 4:40).

Ancak yaşamda bir korku insan için çok yararlıdır. Bu da Rab korkusudur. Nitekim, 112. Mezmur’da şöyle der: ANe mutlu Rab’den korkan insana, O’nun buyruklarından zevk alana!”

Yeşaya peygamber de şöyle der: AHer şeye egemen Rab’bi kutsal sayın, korkunuz sadece O’ndan olsun!” (8:13).

İnsan korkusu bir tuzaktır diyor Süleyman peygamber Özdeyişler 29:25’te.

İşte İbrahim’in başına gelen de bu korkuydu ve bu korkusu ona tuzak oldu. Ama şükrolsun ki, Rab onu bırakmadı, bizleri de bırakmadığı gibi. Bunu Rab vaat etmişti.


26-08-2018:

 

PAZAR

Sonntag

26

AĞUSTOS

August

 

Bütün yüreğinle Rab’be güven, kendi aklına ‑ anlayışına dayanma. Bütün yollarında O’nu tanı, O senin yollarını doğrultur.

Süleyman’ın Özdeyişleri 3:5S6

 

Vertraue auf den HERRN mit deinem ganzen Herzen und stütze dich nicht auf deinen Verstand! Auf all deinen Wegen erkenne nur ihn, dann ebnet er selbst deine Pfade!

Sprüche 3, 5‑6

 

İbrahim’in kıtlık telaşına kapılarak Mısır’a gitmesi, onun başına çok büyük sorunlar açtı. Önce hayatı söz konusu olunca yalan konuştu; hem de bunu iki kere yaptı (Yar.20:13). İbrahim’in bu yalanı, yıllar sonra kendi oğluna da geçmiş olacaktır (Yar.26).

Görüyoruz ki, günah kalıtımlıdır. Özellikle günah yolunda yürümek eninde sonunda büyük sorunlar yaratacaktır. Birinci Mezmur’da mutlu insanın yapmaması gereken üç şeyden söz eder. Birincisi, mutlu insan kötülerin öğüdüyle yürümez. İkincisi, günahkarların yolunda durmaz, ve son olarak da alaycıların arasında oturmaz. Mutlu insan yine birinci Mezmur’a göre, Rab’bin Sözü’nden zevk alır ve gece gündüz o Söz’ün üzerinde derin derin düşünür. Ve bu sözler onun hayatında meyve verir.

İbrahim korktuğu için, yarım yalan attı, eşinin kız kardeşi olduğunu söyledi. Bu yalan sonucunda neredeyse İbrahim o vaat edilen o soydan olacaktı. Ama Rab buna engel oldu ve İbrahim’i korudu.


25-08-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

25

AĞUSTOS

August

 

Bu yüzden Egemen RAB diyor ki, İşte Siyon'a sağlam temel olarak bir taş, denenmiş bir taş, değerli bir köşe taşı yerleştiriyorum. Ona güvenen yenilmeyecek.

Yeşaya 28: 16

 

Darum, so spricht der Herr, HERR: Siehe, ich lege in Zion einen Grundstein, einen bewährten Stein, einen kostbaren Eckstein, felsenfest gegründet. Wer glaubt, wird nicht ängstlich eilen.

Jesaja 28, 16

 

Bugünkü ayet eski çevride şöyle belirtilir: “O’na iman eden acele etmez!” Ama orijinalinde şu anlam vardır: Aİman eden korkuya kapılarak acele etmez, telaşa düşmez!” Başka deyişle O’na iman eden yenilmeyecektir.

İman esenliğe, barışa ve umuda doğru hareket eder; imansızlık ise korkuya, huzursuzluğa, telaşa götürür.

İbrahim korku ve telaşa kapılarak Mısır’a gittikten sonra herhangi bir sunaktan, sunudan söz edilmiyor. Neden? Çünkü o korkularına yenik düşmüştü. Gerçekten bugün de durum aynıdır. İnsan Tanrı’ya ve O’nun sözüne güvenmeyi bıraktığında, insansal bilgelik, insani yardımlar peşinden koşar ki, bu da büyük sorunlara yol açar. Herhangi bir denenmeden kaçmak, kısa sürede ikinci denenmeyi beraberinde getirir.

Denenme döneminde önemli soru, bu durumdan nasıl çıkabilirim sorusu değil, bu denenmeden ne öğrenebilirim sorusudur. Tanrı’nın imanımızın gelişmesi, büyümesi için iş başında olduğunu unutmayalım.


24-08-2018:

CUMA

Freitag

24

AĞUSTOS

August

 

Avram Mısır’a gitti. Mısır’a yaklaştıklarında karısı Saray’a, güzel bir kadınsın. Mısırlılar seni görüp bu onun karısı diyerek beni öldürürler. Lütfen soranlara kız kardeşim olduğunu söyle, dedi.

Yaratılış 12:11-13

 

Als er nahe daran war, nach Ägypten hineinzukommen, sagte er zu seiner Frau Sarai: ... du bist eine Frau von schönem Aussehen; und wenn die Ägypter dich sehen, werden sie sagen: Sie ist seine Frau. Dann werden sie mich erschlagen und dich leben lassen. Sage doch, du seist meine Schwester.

1. Mose 12, 11‑13

 

İbrahim kıtlık döneminde Rab’be bakacağına Mısır’a baktı ve oraya gitti. Mısır’a vardığında da eşi Saray yüzünden öldürülebileceği korkusuna kapıldı. Böylece Saray’ı kız kardeşi olarak tanıttı. Aslında eşini koruması gerekirken, insan korkusu ona bir tuzak oldu.

İbrahim ne yapıyor? Kendi canından korktuğu için karısını peşkeş çekiyor. Bunu düşünmek bile insanın kafasını karıştırıyor. Nasıl olur bu? Bunun nedeni İbrahim’in yüzünü Rab’den çevirmesidir. Bu büyük bir hataydı.

Peki neden Tanrı buna izin verdi? İman hayatının düşmanlarından birisi gururdur. İnsan Rab’be bağımlı olmak istemiyor. Buna gururu engel olur. Tanrı İbrahim’in ileride böyle bir gurura kapılmasını istemiyor. Onun imanının ateşten geçmesine izin veriyor. İmanda büyümenin tek yolu işte bu denenmedir.

İbrahim bu kıtlık sırasında Tanrı’ya güveneceğine, Mısır’a giderek ona güveniyor. Kutsal Kitap’ta Mısır dünyayı simgelemektedir. Bu sembole göre İbrahim bir an dünyaya dönüyor, Rab’be gideceğine. Peki, bir sorun karşısında biz nereye gidiyoruz?


23-08-2018:

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

23

AĞUSTOS

August

 

Ülkede şiddetli kıtlık yüzünden Avram geçici bir süre için Mısır’a gitti.

Yaratılış 12: 10

 

Es entstand aber eine Hungersnot im Land; da zog Abram nach Ägypten hinab, um dort als Fremder zu leben, denn die Hungersnot lag schwer auf dem Land.

1. Mose 12, 10

 

Evet, kıtlık İbrahim’in korkmasına ve yanlış adım atmasına neden oldu. İnsanın en büyük düşmanlarından biri korkudur. Sağlıklı korkudan söz etmiyorum. Sağlıklı korku bizi tedbir almaya, dikkatli olmaya iter. Ama sağlıksız korku ‑ ki bunun gerisinde kaygı da yatmaktadır ‑ insanın güvenini sarsar.

İnsan Tanrı isteğinin içinde olduğunu bilirse, yüreğinde korkuya fazla yer kalmaz. İman hayatında hem korku hem de iman aynı yürekte uzun süre barınamaz.

Tanrı’ya bağlılık her tür korkuyu insan yüreğinden yok eder (Mez.112; Yeşaya 8:13).

İnsandan korkmak aslında bir tuzaktır. Özdeyişlerde de şöyle der: İnsan korkusu tuzak kurar. Fakat Rab’be güvenen güvenlikte olur (Öz.29:25).


22-08-2018:
ÇAR ŞAMBA Mittwoch 22 AĞUSTOS August Ülkede şiddetli kıtlık yüzünden Avram geçici bir süre için Mısır’a gitti. Yaratılış 12:10 Es entstand aber eine Hungersnot im Land; da zog Abram nach Ägypten hinab, um dort als Fremder zu leben, denn die Hungersnot lag schwer auf dem Land. 1. Mose 12, 10 Kıtlık her zaman, her çağda, özellikle günümüzde Afrika ülkelerinde de büyük bir felaket ve deneyimdir. Şimdi de İbrahim bu felaketle karşı karşıya geldi. Bu dünyadaki hayatın gerçeklerinden asla kaçamayız. Bu modern çağımızda kim birçok ülkede açlık ve yokluktan dolayı her gün binlerce çocukların açlıktan öldüğünü düşünebilirdi? Neden böyle? Bunun nedeni aslında insanın günahı ve bunun sonucu olan insanın açgözlülüğü ve bencilliğidir. Ama insan yaşadıkları denenmelerle, tecrübelerle olgunlaşır, gelişir. İbrahim’e de Tanrı bu kıtlık yoluyla öğretiyordu; yani aslında İbrahim’in imanı denenmekteydi. Her zaman belirttiğim gibi, bir imanlının imanda gelişmesi, büyümesi denenmeler sonucunda gerçekleşir, Yakup 1:2S4 ayetleri arasında dendiği gibi. “... imanın denenmesi dayanma gücünü yaratır. Dayanma gücü de hiçbir eksiği olmayan, olgun, yetkin kişiler olmanız için tam bir etkinliğe erişsin!”
21-08-2018:

 

SALI

Dienstag

21

AĞUSTOS

August

 

Ülkede şiddetli kıtlık yüzünden Avram geçici bir süre için Mısır’a gitti.

Yaratılış 12:10

 

Es entstand aber eine Hungersnot im Land; da zog Abram nach Ägypten hinab, um dort als Fremder zu leben, denn die Hungersnot lag schwer auf dem Land.

1. Mose 12, 10

 

İbrahim bir kıtlık sorunuyla karşılaşıyor. Dün de belirttiğim gibi hemen korku ve kaygıya kapılıyor. İnsani duyguları ağır basıyor. Eyvah şimdi ne olacak! Kısa bir süre önce Rab ona görünüp konuşmadı mı? Ne oldu bu adamın imanına birden? Unutmayalım, İbrahim de bizler gibi bir insandı. Yeri geldiğinde kaygıya kapıldı, korktu, kendi gücüyle hareket etti. İbrahim bir iman adımı attı, ama büyük bir kıtlıkla karşılaşınca, Rab’be bakma, O’na güvenme yerine, Mısır’a baktı ve oraya gitti.

İman yolunda giden Avram, nereden bilecekti Mısır’ın kendi soyunu uzun yıllar köle edeceğini. Kim bilir, belki de birileri ona Mısır’da bol yiyecek var, en iyi yolun oraya gitmek olduğunu söyledi. İbrahim de Tanrı’nın kendisine yol göstermesini bir kenara bırakıp bu öğüdü dinleyerek oraya gitti. Buna rağmen, Rab İbrahim’i asla bırakmayacak ve onun bu türden deneyimlerini İbrahim’i imanda daha da olgunlaştırmak ve geliştirmek için kullanacaktır. İşte bu inayettir. Rab bugün de kendisine iman edenleri asla bırakmaz ve gelen denenmeleri iyilik için kullanır.


20-08-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

20

AĞUSTOS

August

 

Ülkede şiddetli kıtlık yüzünden Avram geçici bir süre için Mısır’a gitti.

Yaratılış 12:10

 

Es entstand aber eine Hungersnot im Land; da zog Abram nach Ägypten hinab, um dort als Fremder zu leben, denn die Hungersnot lag schwer auf dem Land.

1. Mose 12, 10

 

Avram, Beytel bölgesinde uzun süre kalmadı. Oradan  Şekem bölgesine gitti ve Rab ona tekrar görünerek o toprakları kendi soyuna vereceğini söyledi. Ama burada İbrahim büyük bir kıtlıkla karşılaştı. Tabii ki bu onu hem kaygılandırdı, hem de korkuttu. Çözüm aramaya başladı. Mısır’da ‑ Nil nehrini de hesaba kattığımızda ‑ bol yiyecek vardı. O zaman en iyi çözümün Mısır’a gitmek olduğunu düşündü İbrahim. Elbette bu, Tanrı’nın çözümü değildi, insani bir çözümdü. İnsani çözümler çoğu zaman yıkımla sonuçlanabilir. İnsanın aklına şu soru geliyor: Neden İbrahim o kıtlık döneminde Rab’be gitmedi, O’na sormadı? Önce o, bu kıtlık denenmesine hazırlıklı değildi. İkinci olarak korku ve kaygıya kapıldı. Korku ve kaygı kötü bir şey olacak beklentisidir ve bu insanı paniğe sürükler. Böyle bir durumda ise, hem mantıklı düşünemezsin, hareket edemezsin, hem de nereye ve kime gideceğini bilmezsin. Çünkü kaygı ve korku bir yerde insanı kör eder. İbrahim de böyle bir duruma düştü.

Bugün de Rab’be değil de, olumsuzluklara bakıldığında insan ister istemez korku ve kaygıya kapılır ve yanlış adımlar atar.


19-08-2018:

 

PAZAR

Sonntag

19

AĞUSTOS

August

 

Ülkede şiddetli kıtlık yüzünden Avram geçici bir süre için Mısır’a gitti.

Yaratılış 12:10

 

Es entstand aber eine Hungersnot im Land; da zog Abram nach Ägypten hinab, um dort als Fremder zu leben, denn die Hungersnot lag schwer auf dem Land.

1. Mose 12, 10

 

Ülkede şiddetli kıtlık var ve İbrahim ne yapıyor? Mısır’a gidiyor. Neden bunu yaptı? Çünkü sırtını Rab’be döndü.

Bu bana Rut kitabını anımsatıyor. Elimelek ve Naomi adında karı koca Yahuda Beytlehem’inde kıtlık çıkınca onlar da ülkeyi terk edip Moav diyarına gittiler.

Kutsal Kitap’ta isimlerin oldukça önemi vardır. Ya da bu isimlerle Rab bizlere ruhsal dersler öğretmektedir.

Yahuda hamt demektir. Beytlehem Ekmek Evi anlamına gelmektedir. Bu aile ne yapıyor? Hamt ve ekmek evini terk edip Moav ülkesine gidiyor. Moav ne anlama geliyor? Çöp tenekesi (Mez.60:8).

Bu isimlere ruhsal açıdan bakalım: Kişi hamt ve ekmek evini terk ediyor bir sorundan dolayı, gidip çöp tenekesinden karnını doyurmaya çalışıyor.

Bu aile Moav diyarında yıkıma uğradı ve sonunda sadece anne Naomi ve gelini Rut, Beytlehem’e dönebildi.


18-08-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

18

AĞUSTOS

August

 

Ülkede şiddetli kıtlık yüzünden Avram geçici bir süre için Mısır’a gitti.

Yaratılış 12:10

 

Es entstand aber eine Hungersnot im Land; da zog Abram nach Ägypten hinab, um dort als Fremder zu leben, denn die Hungersnot lag schwer auf dem Land.

1. Mose 12, 10

 

Hayatın bazen ne kadar zor olduğunu biliyoruz. Bazen üzerimize büyük bir tufan gibi gelir sorunlar. İşte böyle durumlarda imanımız denenmeden geçer. Denenmeden geçmeyen bir imana güven olmaz. Elçi Petrus imanlılara yazarken, onların büyük denenmelerden, sıkıntılardan geçtiğini görüyordu ve onlara iman deneyimini şöyle belirtti: “İçtenlikle kanıtlanan imanınız, İsa Mesih göründüğünde size övgü, yücelik, onur kazandıracak. İmanınız ateşle arıtıldığı halde yok olup giden altından daha değerlidir!” (1 Petrus 1:7).

Eyup’ta da aynı resmi görmekteyiz. “Rab tuttuğum yolu biliyor. Beni sınadığında altın gibi çıkacağım!” diyor Eyup 23:10’da.

Eğer Tanrı denenmeye izin veriyorsa, o imanımızı denemekten çok, imanımızı arıtmak ‑ paklamak, bozuk yerleri onarmak ve bizi olgunlaştırmak istediğindendir. Sadece Tanrı nasıl bir imana sahip olduğumuzu bilir. Denenmeler yoluyla ancak iman okulunda ilerleriz.


17-08-2018:

 

CUMA

Freitag

17

A-ĞUSTOS

August

 

İman ederek inayetle kurtulmuş bulunuyorsunuz. Bu kendi başarınız değil, Tanrı armağanıdır.

Efesoslular 2:8

 

Denn aus Gnade seid ihr errettet durch Glauben, und das nicht aus euch, Gottes Gabe ist es.

Epheser 2, 8

 

die Gnade: inayet, kayra, lütuf

der Glaube: iman

 

Dün de belirttiğim gibi iman kurtarır, ama kurtaran iman iyi işlerle de kendisini gösterir (Titus 2:14; 3:8,14). İbrahim de imanla kurtuldu (Rom.4:1-5), ama onun imanı itaat ile kendisini ortaya koydu (Yakup 2:21-24). Ben de Tanrı’ya iman ediyorum demek yeterli değildir. İmanını eylemlerinle, hayatınla da göstermen gerekir. Ben inanıyorum deyip dürüstlükten yoksunsan, o iman beş para etmez. İmanı bir masanın dört ayağına benzetebiliriz. İlki, akıldır, ikincisi yürektir, üçüncüsü hayattır, bundan sonra da başkalarına birdirmektir. Tanrı Sözü’nü okuyup anlayacaksın, anladığını yüreğine indireceksin, yüreğine aldığını hayatında uygulayacaksın, sonra da başkalarına iyi haberi vereceksin.

İbrahim, Tanrı’nın kendisini istediği yerde durdu ve o Rab’bin isteğine itaat ederek adım attı, böylece yola koyuldu. Bu itaat adımı bu öykünün bittiği anlamına gelmiyor, tam tersine imanın başladığı yerdir. İtaat edenler olsak bile, denenmelerden geçmemiz gerekir ki imanda büyüyebilelim, İbrahim gibi.


 

16-08-2018:

 

PERŞEMBE

Donnerstag

16

AĞUSTOS

August

 

İbrahim çadırını toplayıp çeşitli yerlerde konuklayarak Negev’e doğru ilerledi.

Yaratılış 12: 9

 

Dann brach Abram auf und zog immer weiter nach Süden.

1. Mose 12, 9

 

lagern: konuklamak

vorwärtskommen: ilerlemek

 

İman hayatında bizler de imandan imana gitmeliyiz (Rom.1:17). Başka deyişle, eğer güçten güce doğru gitmek istiyorsak (Mez.84:7-8) imana dayanan ve imana ulaştıran imanla yürümeliyiz, imanla yaşamalıyız.

İman, körü körüne bir yere atlamak değildir. İman, itaat etmek demektir. “İbrahim imanla itaat etti” diyor İbraniler’in yazarı (İbr.11:8). İtaat etmeyen bir iman ölü bir imandır diyor Yakup 2:14-26 ayetleri arasında. “İmana dayanmayan her tutum günahtır” diyor Pavlus Romalılar 14:23’te. İman ve itaat birbirinden ayrılmaz bir parça gibidir, tıpkı bir liranın iki yüzü gibi.

Ama bu, günahlı insanın iman ve işlerle kurtulacağı anlamına gelmez. Çünkü Tanrı Sözü çok açık ve net bir şekilde, imanlının sadece imanla kurtulabileceğini belirtir (Yu.3:16-18 ve Ef.2:8-9). İman kurtarır ve kurtaran iman iyi işlerle de kendisini gösterir (Ef.2:8-10; Titus 2:11‑12; 3:8,14).


15-08-2018:

 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

15

A-ĞUSTOS

August

 

İbrahim çadırını toplayıp çeşitli yerlerde konuklayarak Negev’e doğru ilerledi.

Yaratılış 12: 9

 

Dann brach Abram auf und zog immer weiter nach Süden.

1. Mose 12, 9

 

das Zelt: çadır

verschieden: çeşitli

der Ort: yer

 

İman insanı ileri doğru götürür. İman hayatında yerinde durmak yoktur. İmanda yürüdükçe, imanda büyümeye de başlarız.  Şu sözlere dikkat edin: Aİbrahim yola çıktı” (12:4), “ayrıldı” (12:4), “ülke boyunca ilerledi” (12:6), “hareket etti” (12:8), “göçe devam etti” (12:9).

Tanrı İbrahim’i hep hareket halinde tuttu. İnsanın yerinde durması, yerinde sayması tehlikeli bir durumdur. Aİnayet tahtına tam güvenle yaklaşalım. Öyle ki ihtiyaç duyduğumuz anda lütuf ve inayete kavuşalım” (İbr.4:16) diye okuyoruz İbraniler’de.

İbrahim nereye gideceğini ve ne yapacağını nereden biliyordu? Yanıtı bize yine Yaratılış 12:8 ayeti veriyor: Aİbrahim Rab’be bir sunak yaptı ve Rab’bi adıyla çağırdı!” İbrahim nereye gittiyse orada Rab’be bir sunak sundu. Tanrı’ya açıkça tapınmaktan, O’na ilişkin tanıklık etmekten utanmadı, putperest komşularından, insanlardan çekinmedi. Rab de ona her zaman yol gösterdi.


14-08-2018:

 

SALI

Dienstag

14

AĞUSTOS

August

 

RAB Avram’a görünerek, ABu toprakları senin soyuna vereceğim” dedi. Avram, kendisine görünen RAB’be orada bir sunak yaptı. Oradan Beytel’in doğusundaki dağlık bölgeye doğru gitti.

Yaratılış 12: 7-8

 

Und der HERR erschien dem Abram und sprach: Deinen Nachkommen will ich dieses Land geben. Und er baute dort dem HERRN, der ihm erschienen war, einen Altar. Und er brach von dort auf zu dem Gebirge östlich von Bethel.

1. Mose 12, 7‑8

 

Çoğu zaman Kutsal Kitap’ta geçen isimlerin derin anlamları vardır. Önce İbrahim’e Rab’bin göründüğü yerde İbrahim hemen bir sunak yeri yaptı ve Rab’be sunu sundu. Hatta ayetin devamında Rab’be sunak sunan İbrahim RAB’bi adıyla çağırdı, diyor. Yeruşalim’in kuzeyine düşen Beytel’in Tanrı halkının tarihinde önemli bir yeri vardır. Beytel, ATanrı’nın evi” anlamına gelmektedir (Yar.28:19). Ay kentinin anlamı da enkaz yığını, virane demektir. Bunlara resim olarak bakarsak, İbrahim, doğudan batıya, virane, yıkık bir kentten Tanrı evine doğru gitti, diyebiliriz.

Bugün dünyamız da yıkıntı, virane bir ortamdadır. Ama bizim göksel bir vatanımız vardır. Bizler bu sonsuz vatana doğru giden yoldayız.

Özdeyişler 4:18’de şöyle der: ADoğruların yolu şafak ışığı gibidir, giderek öğle güneşinin parlaklığına erişir!”

Rab’bin çocuğu musun? O zaman sevin, çünkü o vaat edilen diyara Rab seni kesinlikle eriştirecektir.


13-08-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

13

AĞUSTOS

August

 

RAB Avram’a görünerek, “Bu toprakl”rı senin soyun” vereceğim” dedi. Avram, kendisine görünen RAB’be orada bir sunak yaptı. Oradan Beytel’in doğusundaki dağlık bölgeye doğru gitti.

Yaratılış 12: 7-8
 

Und der HERR erschien dem Abram und sprach: Deinen Nachkommen will ich dieses Land geben. Und er baute dort dem HERRN, der ihm erschienen war, einen Altar. Und er brach von dort auf zu dem Gebirge östlich von Bethel.

1. Mose 12, 7‑8
 

İbrahim ne zaman çadırını ve sunağı terk ettiyse zorluklarla karşılaştı.

Avram (İbrahim) kendisine görünen RAB’be orada bir sunak yaptı ve oradan Beytel’in doğusundaki dağlık bölgeye doğru gitti. Çadırını batıdaki Beytel’le doğudaki Ay kentinin arasında kurdu. Orada RAB’be bir sunak yapıp RAB’bi adıyla çağırdı.

Tanrı’nın ilk kez Adem’e seslendiğini Yaratılış 2:15‑16’da görüyoruz. Sonra birçok yolla insana konuştuğunu, seslendiğini okuyoruz. Ama burada ilk kez Tanrı’nın insana göründüğünü okuyoruz. Sonra 18.bölümde Rab İbrahim’e gözüküyor. Tabii ki, insan bu günahlı bedende kutsal Tanrı’yı görmesi mümkün değildir, ama RAB bir melek görünümüne bürünerek kendisini göstermektedir. Ya da Rab’bin insanlar tarafında görünebilir bir biçime girmesidir, ki buna ATanrı’nın görünümü” denmektedir.

Kendisine görünen Rab’be İbrahim tekrar bir sunak yaptı. Elbette Tanrı’nın sonsuza dek verdiği sözü tutmasını duymak ve bilmek büyük bir tesellidir insana.


12-08-2018:

 

PAZAR

Sonntag

12

AĞUSTOS

August

 

RAB Avram’a görünerek, “Bu toprakları senin soyuna vereceğim” dedi. Avram, kendisine görünen RAB’be orada bir sunak yaptı.

Yaratılış 12: 7
 

Und der HERR erschien dem Abram und sprach: Deinen Nachkommen will ich dieses Land geben. Und er baute dort dem HERRN, der ihm erschienen war, einen Altar.
1. Mose 12, 7
 

Tehlikeli ve yabancı oldukları ülkede İbrahim ve Sara’ya büyük bir teselliydi Tanrı’nın onlara gözükmesi ve konuşması. İman ile yaşandığı zaman, korkuya fazla yer kalmaz (İbr.13:5S6, Hİ.18:9; 2 Tim.4:17).

İman hayatında belki tehlikeli bir yolculuğumuz olmaz, ama her zaman sorunlarla karşılaşmak mümkündür. Örneğin, bazen aile içerisinde sorunlar olur, bazen iş yerinde büyük bir sorun olur, hatta işten atılma korkusu da yaşanabilir. Tüm bu ve benzeri korku ve kaygılarda, sorunlarda gözlerimizi çevireceğimiz Rab vardır ve O bizlere gereken gücü ve desteği sağlar.

İbrahim Kenan diyarının neresine gittiyse çadırını kurduğunu ve orada bir sunak yeri yaptığını ve Rab’be sunak sunduğunu görüyoruz (Yar.12:7-8; 13:3-4).

Çadır sembol olarak, insanın bu dünyada bir yolcu, bir yabancı olduğunu göstermektedir (İbr.11:9-16; 1 Petrus 2:11). Sunak ise Tanrı’nın sunduğu göksel vatandaşlığı simgelemektedir.


11-08-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

11

AĞUSTOS

August

 

RAB Avram’a görünerek, “Bu toprakları senin soyuna vereceğim” dedi. Avram, kendisine görünen RAB’be orada bir sunak yaptı.

Yaratılış 12: 7
 

Und der HERR erschien dem Abram und sprach: Deinen Nachkommen will ich dieses Land geben. Und er baute dort dem HERRN, der ihm erschienen war, einen Altar.

1. Mose 12, 7
 

Rab Avram’a ikinci kez gözüküyor ve konuşuyor. Ne zaman? İbrahim tekrar itaat ettiğinde. Başka deyişle, İbrahim yeniden Rab’bin çizdiği yola geldiğinde, Rab ona gözüküyor ve konuşuyor. İbrahim’in hayatında hep böyle oldu. İbrahim yeğeni Lut’tan ayrıldıktan sonra Rab İbrahim’e üçüncü kez gözüküp konuşuyor (13:14). Bazı putperest krallar İbrahim’e büyük bir servet sundular. Ama İbrahim bunları kabul etmedi. Bundan sonra Rab ona gözükerek, “Korkma, senin kalkanın benim. Ödülün çok büyük olacak” dedi (15:1). Yaratılış 17.bölümde Tanrı bir kez daha İbrahim’e görünerek, Benim yolumda yürü, kusursuz ol. Seninle yaptığım antlaşmayı sürdüreceğim” dedi. Altıncı kez Rab’bin İbrahim’e gözükmesi, kendisine gelen üç yabancıyı ‑ aslında onlar melekti ‑ misafir ettiğinde gerçekleşti (18:1). Son olarak da uzun yıllar İbrahim’i iman okulunda büyütüp geliştirdikten sonra RAB ona konuştu (Yar.22). Bugün de, zorluklar, sıkıntılar olsa bile itaat etmek, Rab’bin yolunda yürümek Rab’bin bereketlerinin üzerimize gelmesini sağlar.


10-08-2018:

 

CUMA

Freitag

10

AĞUSTOS

August

 

İmanla İbrahim miras alacağı yere gitmek üzere çağrıldığı zaman itaat etti ve nereye gittiğini bilmeden ülkesinden ayrıldı.

İbraniler 11: 8
 

Durch Glauben war Abraham, als er gerufen wurde, gehorsam, auszuziehen an den Ort, den er zum Erbteil empfangen sollte; und er zog aus, ohne zu wissen, wohin er komme.

Hebräer 11, 8
 

İbrahim ve Sara’nın itaatleri olmasaydı, acaba bugün dünyamız nerede olurdu? İlk imanlıların o dayanıklıkları, kendilerine yapılan o zulümlere katlanmaları, hayatlarını kaybetmeleri, buna rağmen imanlarının devam etmesi, itaatleri olmasaydı, bugün dünyamızın hali ne olurdu? Eğer bugün halen bereket alıyorsak, bunu o sadık imanlılara da borçluyuz.

İbrahim ve Sara’nın yıllarca süren o uzun yolculuklarının ayrıntıları hakkında fazla bir bilgimiz yoktur. Ama önemli olan onların hedefleriydi. Daha sonraki yüz yıllarda Tanrı vaat ettiği gibi, Kenan ülkesini İbrahim’in soyuna verdi.

Kenan ülkesi, aslında imanlıların imanla sahip oldukları vatanı simgelemektedir. Bu göksel vatana sahip olanların yaşamlarına her zaman denenmeler gelecektir. Ama Tanrı bunda da imanlılara yardım eder (Fil.1:6).

İman bizi ileriye götürür (Yar.12:6S8). İtaat insana, Tanrı’nın vaatlerine ilişkin güvence verir (Yar.12:7; Yu.7:17).


 

09-08-2018:

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

9

AĞUSTOS

August

 

Abram Rab’bin buyurduğu gibi yola çıktı. Lut da onunla birlikte gitti. Abram Haran’dan ayrıldığı zaman 75 yaşındaydı.

Yaratılış 12: 4
 

Und Abram ging hin, wie der HERR zu ihm geredet hatte, und Lot ging mit ihm. Abram aber war 75 Jahre alt, als er aus Haran zog.

1. Mose 12, 4
 

aufbrechen: yola çıkmak
 

İbrahim ve babası Terah Haran’da uzun süre kaldılar. Sonra Terah öldü. Bu olaydan sonra İbrahim tekrar harekete geçti. İbrahim’in babası vaat edilen o ülkeye giremedi. Lut da belirli bir noktaya kadar İbrahim’le birlikte gitti, ama sonunu getiremedi, çünkü o imanla hareket etmedi. İlginçtir ki, Tanrı İbrahim’in itaat edip doğru yolda attığı her adımdan sonra kendisine konuşuyor ve ona vaadini tekrarlıyor (Rom.4:18-21). Onlar yaptığı hatalara rağmen hayatlarını, geleceklerini Tanrı’nın ellerine bırakıp Rab’bin vaatlerine güvenerek yollarına devam ederler.

Bizi bulunduğumuz ortamdan çıkaran, Rab’be itaate götüren imandır. İbrahim’in yoluna devam edememesinin gerisinde belki de babasına olan sevgi ya da babasının kendisine olan sevgisiydi (Luka 9:59-62). Ama baba öldükten sonra bu karı koca Haran’dan ayrılıp yeniden itaat yoluna girerler. İman ve kararsızlık birlikte yürümez (Yakup 1:6-8) ve kimse iki efendiye kulluk edemez (Matta 6:24). İman sorumluluğu gerektirir.


08-08-2018:

 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

8

AĞUSTOS

August

 

İman etmeyenlerle aynı boyunduruğa girmeyin. Çünkü doğrulukla kötülüğün ne ortaklığı, ışıkla karanlığın ne paydaşlığı olabilir.

2 Korintoslular 6: 14
 

Geht nicht unter fremdartigem Joch mit Ungläubigen! Denn welche Verbindung haben Gerechtigkeit und Gesetzlosigkeit? Oder welche Gemeinschaft Licht mit Finsternis?

2. Korinther 6, 14
 

İman hayatı, her tür kötülük ve günahtan ayrılmayı gerektirir (2 Kor.6:14-7:1).

İbrahim’in hayatını incelediğimiz zaman, onun sıklıkla uzlaşma, anlaşma denenmesiyle karşılaştığını görüyoruz. Tanrı denenmelerden geçmemize izin verdiği zaman, O bizim imanımızı güçlendirmek ister. Ama imanımızı sarsmak, bizi şüpheye düşürmek isteyen ayartıcıyı da unutmamak gerekir.

İman ile yaşamak istediğimiz zaman, her şeyimizi Rab’bin eline, Sözü’ne, gücüne ve isteğine bırakıyoruz, demektir. Ailemizden, arkadaşlarımızdan ayrılmamıza gerek yoktur, ama hayatımızda önceliği, sevgiyi ne alıyor, buna bakmalıyız (Luka 14:25-27). Tanrı’ya olan bağlılığımız, sevgimiz her şeyin üstünde olmalıdır. O zaman kötü, yararsız olan şeylerle anlaşma yapmayız.

Yeşaya peygamber aracılığıyla Rab şöyle seslendi: “Doğruluğun ardından giden, RAB’be yönelen sizler beni dinleyin: ... Atanız İbrahim’e, sizi doğuran Sara’ya bakın. Çağırdığımda tek kişiydi İbrahim, ama ben onu kutsayıp çoğalttım” (Yeş.51:1‑2).


07-08-2018:

 

SALI

Dienstag

7

AĞUSTOS

August

 

Ne mutludur o insana ki, kötülerin öğüdüyle yürümez, günahkarların yolunda durmaz, alaycıların arasında oturmaz.

Mezmur 1: 1
 

Glücklich der Mann, der nicht folgt dem Rat der Gottlosen, den Weg der Sünder nicht betritt und nicht im Kreis der Spötter sitzt,

Psalm 1, 1
 

der Rat: öğüt
 

Mutlu insanın burada üç özelliğini görüyoruz: Yürümez, durmaz ve oturmaz. Nerede? Kötü olan yerlerde. O zaman böyle olan yerlerden ayrılması gerekir.

Bizler de iman edince ayrılıyoruz. Ayrılma olmadan iman ve imanda gelişme olmaz. Kilise ‑Eklesiya‑ DEN AYRILANLAR, demektir. Ne anlama geliyor bu? Dünyadan, eski hayattan, günahtan ayrılmak demektir. İbrahim ayrılmalıydı. Çünkü onun ailesi, oturduğu çevre puta tapan insanlardı. Eğer İbrahim o putperest ortamdan ayrılmasaydı büyük sorunlarla karşılaşacaktı. İbrahim’in babasını yanına alması onun Rab’bin buyruğuna uyarak yoluna devam etmesine engel oldu. Lut ise daha sonra İbrahim’e büyük sorun yarattı, hatta sonunda ayrılmak zorunda kaldılar. Sadece bu değil, Lut, sonunda her şeyini, eşini kaybetti ve kızları da ahlaksızca bir davranışta bulundular.

İbrahim ve Sara’nın bu insanları yanlarında taşımaları, aslında anlaşmazlık günahını da beraberlerinde taşıdılar (Yar.20:13). İtaatsizlik sorunları da beraberinde getirir (Yar.12:10S20; 20:1-18).


06-08-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

6

AĞUSTOS

August

 

RAB Avram’a, “Ülkeni, akrabalarını, baba evini bırak, sana göstereceğim ülkeye git” dedi. ASeni büyük bir ulus yapacağım, seni kutsayacak ve sana ün kazandıracağım.”

Yaratılış 12:1S2
 

Und der HERR sprach zu Abram: Geh aus deinem Land und aus deiner Verwandtschaft und aus dem Haus deines Vaters in das Land, das ich dir zeigen werde! Und ich will dich zu einer großen Nation machen, und ich will dich segnen, und ich will deinen Namen groß machen, und du sollst ein Segen sein!

1. Mose 12, 1‑2
 

İbrahim’in neden anne babasından, akrabalarından ayrılması gerekiyordu? İnsan nasıl anne babasını bırakabilir? Bu anne ve babayı atma, onlara saygısızlık değil mi? Özellikle de doğu kültüründe böyle yapan insanlara hayırsız evlat deniyor. Ben de şu soruyu sorayım: Tanrı insanı yaratırken ne dedi? “Adam annesini, babasını bırakıp karısına bağlanacak” (Yar.2:24). Ayrılma olmadan bağlanma olmaz.

Konuşarak, sevgiyle ayrılmak anne babayı atmak değil. Onlara saygısızlık, sevgisizlik de değil. Ayrılma olmadığı için aile içerisinde gelin kaynana arasında bu kadar sorunlar, öfke ve nefret vardır. Bugün bana bir tek gelin bile kaynanamla sorunum yoktur diyemez, en azından bugüne kadar ben duymadım.

Benim kız kardeşim çok iyi bir yol izledi. Üç çocuğu evlendiklerinde, onların kendi yuvalarını kurmasını, bu nedenle de ayrılmalarını söyledi. Bugüne kadar gelinleriyle ve damadıyla gerçekten çok iyi geçinmektedirler. Tekrar edeyim: Ayrılma olmadan bağlanma olmaz. Ayrıca bozuk ortamdan ayrılma olmadan gelişme de olmaz.


05-08-2018:

 

PAZAR

Sonntag

5

AĞUSTOS

August

 

RAB Avram’a, AÜlkeni, akrabalarını, baba evini bırak, sana göstereceğim ülkeye git” dedi. “Seni büyük bir ulus yapacağım, seni kutsayacak ve sana ün kazandıracağım.”

Yaratılış 12:1-2
 

Und der HERR sprach zu Abram: Geh aus deinem Land und aus deiner Verwandtschaft und aus dem Haus deines Vaters in das Land, das ich dir zeigen werde! Und ich will dich zu einer großen Nation machen, und ich will dich segnen, und ich will deinen Namen groß machen, und du sollst ein Segen sein!
 

1. Mose 12, 1‑2
 

Tanrı’nın İbrahim’i çağırması ve ona verdiği buyruk kesin ve açıktır. İbrahim’in atması gereken ilk adım kolay gibi gelebilir, ama atılması zor bir adımdı. Önce vatanını, yerini yurdunu, ailesini, anne babasını bırakması gerekiyordu. Ama İbrahim’in bu ilk adımda tam itaat etmediğini görüyoruz. İbrahim ne yapıyor? Babasını ve yeğeni Lut’u da alarak Ur kentinden ayrılıyor ve Haran’da babası ölene kadar kalıyor.

Bu döneme kadar Tanrı konuşmuyor. Rab suskun. Rab susuyorsa, orada doğru gitmeyen bir şey vardır, demektir. Başka önemli bir durum da şudur: Rab susarsa, yargı gelebilir, demektir.

1.Samuel 3.bölümde ilginç bir olay vardır. “Rab’bin Sözü seyrek geliyordu” diyor. Çünkü eğer halk Rab’be itaatsizlik ediyorsa, onların kulakları da tıkalı demektir. O zaman Rab konuşmuyor. Burada da Rab konuşmuyor. Çünkü İbrahim itaat edip harekete geçti, ama Tanrı’nın Sözü’ne tam olarak uymadı. İtaatsizlik her zaman Rab’bin bereketlerinin akmasına engel olmaya çalışır.


04-08-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

4

AĞUSTOS

August

 

Seni büyük bir ulus yapacağım, seni kutsayacağım.

Yaratılış 12: 2
 

Und ich will dich zu einer großen Nation machen, und ich will dich segnen, und ich will deinen Namen groß machen, und du sollst ein Segen sein!

1. Mose 12, 2
 

die Nation, das Volk: ulus
 

Tanrı İbrahim’e vaatte bulunurken, açıklamalarda bulunmaz, sadece ASeni büyük bir ulus yapacağım... seni bereketleyeceğim... senin adını büyük edeceğim ve seni bereketleyenleri bereketleyeceğim” dedi .

Yaratılış 11.bölümde insanlar Babil’de, Agelin kendimize başı göklere erişecek bir kule bina edelim, kendimize nam kazanalım” dediler. Ama İbrahim’in adını Tanrı büyük yaptı. İnsanlar Babil’de birlik olmak istediler, ama her şey kaosla sonuçlandı, ama İbrahim aracılığıyla Tanrı tüm dünyayı bereketledi.

Tanrı bizleri bereketliyor. Tanrı’dan bereket alan, kurtuluş bulan insan bu bereketi, kurtuluş sevincini kendisinde tutamaz; başkalarının da bu esenliğe, berekete ve kurtuluş sevincine katılmalarını yürekten ister. İşte bu nedenle ben Ali olarak Müjde’yi insanlara duyurmaya çalışıyorum.

Bereket Tanrı’nın İbrahim’e verdiği sözle başladı. Bizler başkalarına bereket olabilelim diye bereketlendik. Bugün de kendisine gelen herkese Rab bu bereketi sunuyor.


03-08-2018:

 

CUMA

Freitag

3

AĞUSTOS

August

 

İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.

İbraniler 11: 1
 

Der Glaube aber ist eine Verwirklichung dessen, was man hofft, ein Überführtsein von Dingen, die man nicht sieht.

Hebräer 11, 1
 

überzeugt sein: emin olmak

 

Kutsal Kitap imana değinirken, güvenmek ve emin olmaktan söz eder. İman duyguların kabarması değildir, ki duyguların da yeri vardır hayatımızda (İbr.11:17‑19). Gerçek iman Tanrı Sözü’ne dayanır (Rom.10:17). Tanrı İbrahim’e sesleniyor ve onun aracılığıyla ne yapmak istediğini belirtiyor ve İbrahim Tanrı’nın Sözü’ne güvenip itaat ediyor.

Bizler Tanrı’ya verdiğimiz herhangi bir sözle değil, Tanrı’nın verdiği vaat aracılığıyla kurtuluyoruz. İbrahim’e Tanrı seslendi, ona vaatte bulundu ve İbrahim buna imanla karşılık verip itaat etti (İbr.11:8S10).

Kutsal Kitap kurtuluşun ta başlangıçta Tanrı’nın verdiği vaade dayandığını gösteriyor (Yar.3:15). Bu vaadin en doruk noktası İsa Mesih’in çarmıhta ölmesidir ( Yar.22:2; Ef.2:16; İbr.8). Tanrı bir antlaşma yaptıysa, söz verdiyse, o sözünü kendisi yerine getirir ve Rab verdiği vaadini, sözünü kesinlikle tutar. Ve Rab bizim iman ile sahip olduğumuz kurtuluşu garanti eder.


02-08-2018:

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

2

AĞUSTOS

August

 

RAB Avram’a görünerek, "Bu toprakları senin soyuna vereceğim” dedi.

Yaratılış 12: 7
 

Und der HERR erschien dem Abram und sprach: Deinen Nachkommen will ich dieses Land geben. Und er baute dort dem HERRN, der ihm erschienen war, einen Altar.

1. Mose 12, 7
 

Tanrı neden çağırıyor? Tanrı’nın İbrahim’i çağırmasının en önemli nedenlerini şöyle sıralayabiliriz: İlkinde Tanrı’nın sevgisi ve inayeti kurtarmak istiyor ve vaat veriyor. Sonra, Tanrı bu karı kocayı kurtarıp onlar aracılığıyla, onların soyundan gelecek bir kurtarıcı yoluyla tüm dünyayı bereketlemek istiyor. Bu kurtarıcı İsa’dır. O tüm dünyanın günahları için çarmıha çakıldı (1 Yu.2:2; 4:14; Markos 16:15).

Son olarak da İbrahim’in yaşamı tüm imanlıların imanda yaşamaları için bir örnek ve resimdir.

İbrahim imanla kurtuldu ve doğru sayıldı (Yar.15:6; Rom.4:1S5; Gal.3:6-14) ve İbrahim imanla yaşadı (İbr.11:8-19). O imanını itaat ederek gösterdi (Yakup 2:14-26). İbrahim nereye gideceğini bilmemesine rağmen itaat etti (İbr.11:8-10).

Tabii ki İbrahim ve Sara kusursuz değillerdi. Kerelerce hata yaptılar, ama onlar yine de Rab’be döndüler ve iman ile yürüdükleri yolda devam ettiler.

İşte bu bizlere de itaat etmenin önemini gösteriyor.

01-08-2018:

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

1

AĞUSTOS

August

 

İman Haberi duymakla, Haberi duymak da Mesih’in Sözü aracılığıyla olur.

Romalılar 10: 17
 

Also ist der Glaube aus der Verkündigung, die Verkündigung aber durch das Wort Christi.

Römer 10, 17
 

durch: aracılığıyla
 

Tanrı’nın konuşması insan yüreğinde iman mucizesini oluşturur. Bugünkü ayetimizde de okuduğumuz gibi, “İman haberi duymakla, Haberi duymak da Mesih’in Sözü aracılığıyla olur.”

İbraniler’de şöyle yazar: “İbrahim çağrıldığında miras alacağı yere gitmek için imanla Tanrı buyruğuna uydu” (İbr.11:8). Yani İbrahim Rab’bin çağrısına imanla karşılık verdi.

Gerçek iman Tanrı Sözü üzerine kuruludur ve insanı itaate götürür.

Tanrı İbrahim ve Sara’yı ancak onlar itaat ettiklerinde kullanıp bereketleyebilirdi (2 Kor.6:14-7:1).

Bugün günahlı bir insanın günahlarından kurtulması için İbrahim ve Sara’da olduğu gibi bir deneyimden geçmesi gerekmiyor. Ama imanlıların hayatlarında Tanrı’nın yüceliğini gördükleri zaman, yani temiz, pak, dürüst hayatlarını gördüklerinde bu onları Tanrı’ya çeker (Matta 5:16), ve Tanrı’nın Sözlerini duyduklarında yüreklerinde iman oluşmaya başlar (H.İ.1:8).


31-07-2018:

 

SALI

Dienstag

31

TEMMUZ

Juli

 

RAB Avram’a, ülkeni ve akrabalarını, baba evini bırak, sana göstereceğim ülkeye git, dedi.

Yaratılış 12:1
 

Und der HERR sprach zu Abram: Geh aus deinem Land und aus deiner Verwandtschaft und aus dem Haus deines Vaters in das Land, das ich dir zeigen werde!

1. Mose 12, 1
 

Tanrı nasıl çağırdı? “Yüceliğin Tanrısı, atamız İbrahim’e göründü” diyor Elçilerin İşleri 7:2’de. Biliyoruz ki, Tanrı İbrahim’e 7 kez görünüp ona konuştu. İlk görünmesinde, putperest bir ülke olan Ur’da yücelik Tanrısı olarak göründü.

Tanrı İbrahimi çağırdığı zaman, o 75 yaşındaydı. İbrahim Rab’bin çağrısına iman ile uydu ve yüz yıl Rab’be iman ederek, güvenerek yaşadı (Yar.25:7). Rab İbrahim’e bu vaatleri verdiği zaman, onların bir tek çocukları bile yoktu.

Yüz yıllar sonra Tanrı Yeşaya peygamber aracılığıyla İbrahim’in soyu olan İbranilere şöyle dedi: “Atanız İbrahim’e, sizi doğuran Sara’ya bakın. Çağırdığımda İbrahim tek kişiydi, ama ben onu kutsayıp çoğalttım!” (Yeşaya 51:2).

Tanrı her zaman verdiği sözü kesinlikle tutar. Bu nedenle de ‑ her zaman söylediğim gibi ‑ Mesih İsa’ya iman edenlerin kurtuluşları yüzde yüz kesindir. Çünkü Tanrı şu kesin sözü vermiştir: “İsa’ya iman edenin sonsuz yaşamı vardır.”


30-07-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

30

TEMMUZ

Juli

 

RAB Avram’a, AÜlkeni, halkını, babanın evini bırak, sana göstereceğim topraklara git” dedi, “Seni büyük bir ulus yapacağım, Seni kutsayacak, sana ün kazandıracağım. Bereket kaynağı olacaksın.”

Yaratılış 12:1‑2
 

Und der HERR sprach zu Abram: Geh aus deinem Land und aus deiner Verwandtschaft und aus dem Haus deines Vaters in das Land, das ich dir zeigen werde! Und ich will dich zu einer großen Nation machen, und ich will dich segnen, und ich will deinen Namen groß machen, und du sollst ein Segen sein!

1. Mose 12, 1‑2
 

Bu iki ayette Rab’bin İbrahim’e verdiği üç yönlü vaat dile getiriliyor. Aslında bu ayetler tüm Kutsal Kitap’ın odak noktasını oluşturur. Tüm Kutsal Yazılar bu üç vaadin üzerine kuruludur. Vaatlerden birincisi toprak konusundadır. “Sana göstereceğim topraklara git” derken gideceği toprakları ona vereceğini vaat ediyordu. Üç yönlü vaadin ikincisi bir ulus konusundadır. “Seni büyük bir ulus yapacağım” diye ona belki de imkansız gözüken bir vaatte bulundu. ASeni kutsayacak, sana ün kazandıracağım. Bereket kaynağı olacaksın” diye üçüncü bir vaatte bulundu.

Ancak Rab İbrahim’e sadece kutsama vaadinde bulunmadı, aynı zamanda, “Seni kutsayanları kutsayacağım. Seni lanetleyeni lanetleyeceğim. Yeryüzündeki halkların hepsi senin aracılığınla kutsanacak” dedi.

Rab, İbrahim’e verdiği vaatleri yerine getirdi ve Rab İbrahim’den bir ulus yarattı. Bu ulus belki de yeryüzünde ulus olarak varlığını koruyanlar arasında en uzun olanlarından biridir.


29-07-2018:

 

PAZAR

Sonntag

29

TEMMUZ

Juli

 

İbrahim Rab’be iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı.

Yaratılış 15: 6
 

Und er glaubte dem HERRN; und er rechnete es ihm als Gerechtigkeit an.

1. Mose 15, 6
 

rechnen, anrechnen: saymak
die Gerechtigkeit: doğruluk

 

İbrahim Rab’be iman etti. Bu şu anlama da geliyor: İbrahim kendi doğruluğuna güvenmedi, İbrahim’in yüreğinde o iman tohumu vardı. Ama o tohumun yeşermesi, büyümesi ve ürün getirmesi gerekliydi. Rab onu o iman okulundan geçirerek büyüttü. İbrahim imanda öyle bir konuma geldi ki, hem Rab’be, hem de Rab’bin verdiği söze, vaade güvendi.

Rab’be ve O’nun Sözüne iman yoluyla bağlanıp itaat ettiğimizde biz de günlük yaşamımızda karşılaştığımız her tür iman denemesine ve sorunlarımıza katlanabilir ve bunların üstesinden gelebiliriz. Bu şekilde yaşamaya çalıştığımızda, Tanrı’nın bizim hayatımızda çalışmasına, bizi imanda büyütmesine izin vermiş oluruz; aynı zamanda da O’nun merhametini ve yüceliğini hayatımızda açıklamasına fırsat tanımış oluruz.


28-07-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

28

TEMMUZ

Juli

 

İbrahim Tanrı’ya iman etti ve bu ona doğruluk sayıldı.

Romalılar 4:3
 

Abraham aber glaubte Gott, und es wurde ihm zur Gerechtigkeit gerechnet.

Römer 4, 3
 

der Glaube: iman
glauben: iman etmek

 

Elçi Pavlus, Aİbrahim iman etti” derken, bu bir anlık olan bir iman değildi. Yılları kapsayan, süreklilik gösteren bir imandı. İbrahim iman eden bir insandı ve O sürekli olarak Tanrı’ya iman etti. Bu nedenle o doğrulukla donatıldı. Bu doğruluk, İbrahim uzun yıllar Kenan diyarında_ yaşadıktan sonra kendisine ilişkin söylendi. Ama bundan önce de İbrahim imanlı birisiydi. Bunu nereden biliyoruz? İncil’den İbraniler 11.bölümden. “İbrahim, iman sayesine miras alacağı yere gitmesi için çağrılınca, Tanrı'nın sözünü dinledi ve nereye gideceğini bilmeden yola çıktı” (11:8) diyor. ANereye gideceğini bilmeden” diyor. Demek ki o yola çıkarken zaten imanlıydı. Nereye gideceğini bilmiyordu ama imanı önceden başlamıştı.  Şunu da unutmamak gerekir ki, Tanrı İbrahim’i çağırdığı zaman, o kusursuz biri değildi. Kerelerce iman hayatında yenilgiye uğradı. Yine de Rab onu doğru saydı. Çünkü dediğim gibi, İbrahim’in yüreğinde iman vardı. Ve İbrahim iman yaşamında öğrenci olabilecek ve iman yaşamını pratik şekilde yaşayabilecek birisiydi.


27-07-2018:

 

CUMA

Freitag

27

TEMMUZ

Juli

 

Terah, oğlu Avram’ı, Haran’ın oğlu olan torunu Lut’u ve Avram’ın karısı olan gelini Saray’ı yanına aldı. Kenan ülkesine gitmek üzere Kildaniler’in kenti Ur’dan ayrıldılar. Haran’a gidip oraya yerleştiler.

Yaratılış 11:31
 

Und Terach nahm seinen Sohn Abram und Lot, den Sohn Harans, seines Sohnes Sohn, und Sarai, seine Schwiegertochter, die Frau seines Sohnes Abram; und sie zogen miteinander aus Ur, der Stadt der Chaldäer, um in das Land Kanaan zu gehen; und sie kamen nach Haran und wohnten dort.

1. Mose 11, 31
 

Rab İbrahim’i seçtiği zaman, iman yaşamında öğrenci olabilecek ve iman yaşamını pratik şekilde yaşayabilecek birisini seçmişti. Tanrı’nın bir insanın yaşamına nasıl yenilik ve bereket getirdiğinin güzel bir örneğini İbrahim Peygamberin hayatında sergiledi. İbrahim, insanlara imanda önder olmaya çağrıldı. Daha sonra Tanrı İbrahim’e şu vaatte bulundu: “Yeryüzündeki halkların hepsi senin aracılığınla kutsanacak” (Yar.12:3). Tanrı’nın bereketinin gerçekleşmesi her zaman kolay yollardan olmayacaktı. Tanrı İbrahim’i birkaç kez zor durumlardan geçmesine izin verecek ve ona şaşırtıcı buyruklarda bulunacaktı. İbrahim’se Tanrı’ya itaat ettiğinden imanda örnek bir kişi olarak bize ışık tutmaktadır. Kutsal Yazılar’da İbrahim önümüzde parlak bir anıt gibi yükselir. Tanrı onu özel bir çağrıyla kendisine bağlı olmaya davet ettiği zaman, Tanrı’nın vaatlerine inandığı için onu ‘Tanrı’ya iman edenlerin Babası’ diye ilan etti. Ruhsal açıdan da İbrahim, gerçekten de Tanrı’ya iman edenlerin babası sayılmaktadır.


26-07-2018:

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

26

TEMMUZ

Juli

 

(Bir gün) RAB Avram’a, Aülkeni, akrabalarını, baba evini bırak, sana göstereceğim ülkeye git!” dedi.

Yaratılış 12: 1
 

Und der HERR sprach zu Abram: Geh aus deinem Land und aus deiner Verwandtschaft und aus dem Haus deines Vaters in das Land, das ich dir zeigen werde!

1. Mose 12, 1
 

Tanrı İbrahim’i putperest bir ortamdan çıkmaya çağırdı. Peki bunu nereden biliyoruz? Yeşu 24:2’de şöyle der: “İbrahim’in ve Nahor’un babası Terah... Fırat ırmağının ötesinde yaşar ve başka ilahlara kulluk ederlerdi.”

Demek ki, Tanrı İbrahim’i çağırırken, İbrahim putperest bir ortamda, yani Ur kentinde yaşıyordu (Yar.11:28,31; 15:7; Nehemya 9:7) ve Ur kenti antik Sümer kentiydi. Ur’da ay tanrısı Nanna’ya taparlardı. Tabii ki İbrahim gerçek, yaşayan Tanrı’yı tanımıyordu. Tanrı’nın onu çağırması için de İbrahim herhangi bir iş yapmadı. Hiç kuşku yok ki, İbrahim’in kafasında gerçekten de yaratıcı bir Tanrı var mı diye sorusu dolaşıyordu. Ancak Tanrı’nın İbrahim’i çağırmasının en önemli nedenlerinden biri, İbrahim ve onun soyu aracılığıyla bir ulus oluşturmak ve bu ulus aracılığıyla dünyaya hem tanıklık vermek, hem de bu ulustan gelecek bir kurtarıcı aracılığıyla tüm ulusları bereketlemekti. Tanrı da zaten İbrahim’i çağırdığı zaman şu vaatte bulundu: “Yeryüzünün bütün halkları senin aracılığınla kutsanacak” (Yar.12:3).

Tanrı onu inayeti yoluyla çağırdı.


25-07-2018:

 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

25

TEMMUZ

Juli

 

(Bir gün) RAB Avram’a, Aülkeni, akrabalarını, baba evini bırak, sana göstereceğim ülkeye git!” dedi.

Yaratılış 12: 1
 

Und der HERR sprach zu Abram: Geh aus deinem Land und aus deiner Verwandtschaft und aus dem Haus deines Vaters in das Land, das ich dir zeigen werde!

1. Mose 12, 1
 

Okuduğumuz ayette ilk kez Tanrı’nın İbrahim’e görünüp onu çağırdığını görüyoruz. Bu çağrı oldukça zor bir çağrıdır. İbrahim ailesini, yerini yurdunu bırakıp bilmediği bir diyarın yolunu tutması gerekiyor. Neden İbrahim yerini yurdunu ‑ akrabalarını bırakması gerekiyordu? Çünkü putperest bir ortamda, bir aile içinde İbrahim’in imanı gelişip büyüyemezdi. Günah ortamından çıkması gerekiyordu. Tanrı da bunu istedi ve İbrahim de o ilk ve zor adımı attı, yola koyuldu. İşte o andan sonra İbrahim’in hayatı değişti. Onun imanı Rab’be itaat ettikçe daha da büyüdü. Bu nedenle de Kutsal Kitap ona, Aiman babası” demektedir.

Bizim hayatımızda da nerede ve kimlerle yaşadığımız çok önemlidir. İnsanı iyi ya da kötü yolda etkileyen faktörlerin başında çevre gelmektedir. Mezmur yazarı da AKötülerle yürümeyen, günahkarların yolunda durmayan, alaycıların arasında oturmayan insan mutludur” der (Mezmur 1). Bilge Süleyman da şöyle der: “Öfkeli olan adamla arkadaşlık etme, kızıcı adamla gitme. Yoksa onun yollarına alışırsın ve canını tuzağa düşürürsün!” (Öz.22:24-25).

24-07-2018:
 

 

SALI

Dienstag

24

TEMMUZ

Juli

 

Terah oğlu Avram’ı, Haran'ın oğlu olan torunu Lut'u ve gelini Saray’ı yanına alarak Kenan ülkesine gitmek üzere Kildaniler’in Ur kentinden ayrıldılar. Haran’a gidip oraya yerleştiler.

Yaratılış 11:31  

Und Terach nahm seinen Sohn Abram und Lot, den Sohn Harans, seines Sohnes Sohn, und Sarai, seine Schwiegertochter, die Frau seines Sohnes Abram; und sie zogen miteinander aus Ur, der Stadt der Chaldäer, um in das Land Kanaan zu gehen; und sie kamen nach Haran und wohnten dort.

1. Mose 11, 31  

Avram ‑ ki bu İbrahim’dir, Terah adında varlıklı bir babanın oğluydu ve Ur kentinde yaşıyorlardı. Ur kenti güney Mezopotamya olan bir Sümer kentiydi. O dönemlerde uygarlığın beşiği sayılan Ur kenti, İ.Ö. 4. bin yıl içinde Kuzey Mezopotamya’dan geldiği sanılan ve Kalkolitik çağ kültürünü sürdüren çiftçiler tarafından kurulduğu düşünülmektedir.

Sümerliler, maden kullanan, yazı sanatını geliştiren ilerlemiş sayılabilecek bir yönetim biçimi kuran bir halktı. Sümerliler’den sonra Akkadlar ortaya çıkar. Akkadlar’ın tanınmış kralı Sargon 1 yeryüzünün ilk önemli egemeni sayılır. Adı AYeryüzünün Dört Köşesinin Kralı!” olarak geçer. Akkadlar’dan sonra, yeniden Sümerliler ortaya çıkar ve ‘Gudea’ adlı krallarının yönetiminde Ur’un 3’üncü hanedanını kurar. Bu hanedanın ardından eski Babil dönemi parlar. İşte İbrahim’in yetiştiği ve adını tarihe bıraktığı çağ budur. Bugün Irak toprakları içinde bulunan Ur kenti çöl ortasında kalmış bir yıkıntıdır. Ur kentinde doğan İbrahim’in tam olarak hangi tarihte doğduğu bilinmiyor, ama en azından İ.Ö. iki bin yıl kadar gerilere gitmektedir.


23-07-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

23

TEMMUZ

Juli

 

İbrahim çağrıldığında miras alacağı yere gitmek için imanla Tanrı buyruğuna uydu ve nereye gittiğini bilmeden ülkesinden ayrıldı.

İbraniler 11:8
 

Durch Glauben war Abraham, als er gerufen wurde, gehorsam, auszuziehen an den Ort, den er zum Erbteil empfangen sollte; und er zog aus, ohne zu wissen, wohin er komme.

Hebräer 11, 8
 

Şimdi geldik İbrahim’in çağrılmasına ve onun iman yolculuğuna. Tanrı İbrahim’i seçmekle bir iman adamını seçti. Yani, İbrahim’in yüreğinde iman tohumu vardı. Putperest bir ortamda yetişmesine rağmen, yüreğinde bir yaratıcının olması gerektiğini düşünüyordu kuşkusuz. Peki ama, iman deyince ne anlıyoruz? Kutsal Kitabın bize iman konusunda açıkladığı bazı ilkeler vardır. İman bizleri kendi yeteneklerimizin üzerine çıkartıp Tanrı’nın imkanlarına giriş sağlar. İbrahim oturup da imanın kurallarını yazmadı. O sadece iman hayatını yaşadı. Nasıl yaptı bunu? Görülmeyen iki gerçeğe dayandı. Birincisi Rab’be, ikincisi Rab’bin Sözü’ne. Rab’be ve O’nun Sözü’ne iman yoluyla bağlantıda kaldığımız ölçüde, biz de günlük hayatımızda karşılaştığımız her tür iman denemesine ve sorunlarımıza katlanabilir ve bunların üstesinden gelebiliriz. İman okulunda denenmeler bizi geliştirir ve bu yolla da Tanrı’nın merhametini ve yüceliğini bize açıklamasına hayatımızda fırsat vermiş oluruz.


22-07-2018:

 

PAZAR

Sonntag

22

TEMMUZ

Juli

 

“Gelin, aşağı inip dillerini karıştıralım ki birbirlerini anlamasınlar.” Böylece RAB onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu.

Yaratılış 11:7‑8
 

Wohlan, Lasst uns herabfahren und dort ihre Sprache verwirren, dass sie einer des anderen Sprache nicht mehr verstehen! Und der HERR zerstreute sie von dort über die ganze Erde; und sie hörten auf, die Stadt zu bauen.

1. Mose 11, 7‑8
 

İnsanlar Rab’be karşı isyan ettikleri zaman birlikteydiler, ama Rab şimdi onları dağıttı. Dil konusunda yabancı bir ülkede dil bilmeyen kişinin ne kadar zorluk çektiğini bizler iyi biliyoruz.

Dilin oluşturduğu engeller bazen yıkımlara neden olabilir. Bu dil karışıklığı Babil’de gerçekleşti. Hemen ardından kule inşaatı durdu, insanlar Babil’i terk etti ve çevreye dağıldı. Burada doğaüstü bir olay yer aldı, bir mucize oldu. İnsanlar birden çeşitli dillerle konuşmaya başladılar ve birbirlerini anlayamaz duruma geldiler. Bu aslında Rab’bin isyana karşı yargısıydı.

Tufan yargısı da tümüyle yozlaşmış olan insanlık ailesini günahtan temizlemek için gelmişti. Tufandan sonra Rab onları kutsadı. İnsan açısından bakılırsa bu olay insanlık üzerine düşen büyük bir lânetti. Babil olayında da Tanrı insanların tamamen yozlaşmasını, putperestliğinde en doruk noktaya çıkmasını engelledi. Unutmayalım ki, günah sınırını aştığında, yargı gelir.


21-07-2018:
CUMARTESİ Samstag 21 TEMMUZ Juli Rab, insanların yaptığı kentle kuleyi görmek için aşağıya indi. Yaratılış 11:5 Und der HERR fuhr herab, um die Stadt und den Turm anzusehen, die die Menschenkinder bauten. 1. Mose 11, 5 sehen: görmek herabkommen: (aşağıya) inmek Çıkış kitabında da Rab’bin aşağıya indiğini okuyoruz (3:8). Ama Çıkış kitabında Rab köle olan İbrahim soyunu kurtarmak için iniyor. Bu halk Rab’be yakarıyor. Çünkü onlar büyük sıkıntı ve eziyet çekmekteler. Rab’be yakardılar ve Rab aşağıya indi! O’nun aşağıya inmesi kurtuluş getirdi. Babil olayında Rab aşağıya aslında insanı o gurur tepesinden indirmek için indi. İnsan kendisini yüceltirse, orada bereket olmaz; sonunda kargaşalık gelir. Birçok insan tanıyorum ki, onlar Rab’be hizmet etmek istediler, ettiler de ama belirli bir süre. Sonra çöktüler, yıkıldılar, perişan bir şekilde çekip gittiler. Neden? Çünkü hizmet ettiler ve bunun karşılığında yüceltilmek, pohpohlanmak, övülmek istediler. Rab İsa Yuhanna 17’de biz imanlıların birlikte olmaları, bir olmaları için dua etti. Hayatımızda Rab yücelirse, başka deyişle yüceliği Rab’be verirsek, orada birlik olur. Ama yüceliği kendimiz ararsak, orada birlik olmaz.
20-07-2018:

 

CUMA

Freitag

20

TEMMUZ

Juli

 

Kendimize bir kent kuralım, göklere erişecek bir kule dikip ün salalım. Böylece yeryüzüne dağılmayız.

Yaratılış 11:4
 

Und sie sprachen: ... So wollen wir uns einen Namen machen, damit wir uns nicht über die ganze Fläche der Erde zerstreuen!

1. Mose 11, 4
 

Günahlı insan burada kendisini Tanrı yerine koyuyor. Aslında bu Tanrı’ya bir baş kaldırmaydı. Sorun da zaten buydu!

Daha önce de belirttiğim gibi, Babil sözcüğü, imparatorluğun içinde yaşayan halkın dilinde Atanrıların kapısı” anlamındadır. İbrani dilinde ise ‘babil’ sözcüğünün anlamı Akargaşalık” demektir.

Eğer insan kendisini yüceltirse, ki bu gururdur aynı zamanda, o zaman orada aşağılanma ve kargaşalık olacaktır. Bugün topluluklarda neden ayrılık vardır? Neden bu kadar çekişme, kavga dövüş vardır? Çünkü orada insanlar kendilerini öne koyuyorlar da ondan. Bir insan kendisini öne koyduğunda, ne aile içinde huzur olur, ne iş yerinde, ne de toplumda. İnsanın kendi yaşamında da bu yolla huzur ve esenlik olmaz.

Kendini olduğundan üstün gören insanın yolunu düzeltmek için Rab ne yaptı? Aşağıya indi! İşte bu inayettir aslında. Rab insanın yaptıklarına duyarsız değildir. O her bir insanla yakından ilgilenir ve insanı doğru bir yolda tutmak ister.


19-07-2018:

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

19

TEMMUZ

Juli

 

RAB insanların yaptığı kenti ve kuleyi görmek için aşağıya indi ve şöyle dedi: ATek bir halk olup aynı dili konuşarak bunu yapmaya başladıklarına göre düşündüklerini gerçekleştirecek, hiçbir engel tanımayacaklar.”

Yaratılış 11:5S6
 

Und der HERR fuhr herab, um die Stadt und den Turm anzusehen, die die Menschenkinder bauten. Und der HERR sprach: Siehe, ein Volk sind sie, und eine Sprache haben sie alle, und dies ist erst der Anfang ihres Tuns. Jetzt wird ihnen nichts unmöglich sein, was sie zu tun ersinnen.

1. Mose 11, 5‑6
 

Bugün teknoloji, insan hayatını kurtarmakta, umutsuzlara umut vermekte, ulaşım ve iletişim alanında akla gelmez kolaylıklar sağlamaktadır. Evet, bilim ve teknikte gelişmişiz, ama bu başarılı teknoloji bile insanın yalnızlığını gideremiyor. En başarılı bilimsel buluşlar huzurlu, barış dolu bir evliliği sağlayamıyor. En çağdaş yöntemler sevgiden yoksun yüreklere sevgi dökemiyor. İşte, Rab insanın kendi özüne yapacağı zararı görünce yapılan Babil kulesine müdahale etti. Yanlış anlamayalım. Tanrımız insanın en yüksek bilgiye ve gelişmeye sahip olmasını ister. Unutmayalım ki, Tanrı insanı kendi benzerliğinde yarattı. İnsanın her şeyde bilgiye sahip olmasını istedi. Bu nedenle de insana böylesine yüce ve harika bir beyin verdi. Ama insan yanlış yola gittiğinde, bir çocuğunun ateşe doğru ilerlemekte olduğunu gören bir baba gibi onun yanmaması için hemen müdahale etti.

Kendini olduğundan üstün gören insanın yolunu düzeltmek için Rab ne yaptı? Aşağı indi. Rab bizleri de günahtan kurtarmak için aşağıya indi, dünyamıza geldi.


18-07-2018:

 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

18

TEMMUZ

Juli

 

RAB insanların yaptığı kenti ve kuleyi görmek için aşağıya indi ve şöyle dedi: ATek bir halk olup aynı dili konuşarak bunu yapmaya başladıklarına göre düşündüklerini gerçekleştirecek, hiçbir engel tanımayacaklar.”

Yaratılış 11:5-6
 

Und der HERR fuhr herab, um die Stadt und den Turm anzusehen, die die Menschenkinder bauten. Und der HERR sprach: Siehe, ein Volk sind sie, und eine Sprache haben sie alle, und dies ist erst der Anfang ihres Tuns. Jetzt wird ihnen nichts unmöglich sein, was sie zu tun ersinnen.

1. Mose 11, 5‑6
 

Rab insanı yaratırken ona üstün yetenekler verdi. Bu yetenekler Rab’bi yüceltmek için kullanıldığı süre insana zarar vermez. Rab aynı zamanda insana vermiş olduğu yeteneklerin ne kadar etkili olduğunu da bilir. İnsan kafasına koyduğu şeyi bir yolunu bulup yapar. Tek dil konuşulması insan için büyük avantajlar sağlıyordu.

Babil kulesi olayında insanlar aynı dili, aynı lehçeyi konuşuyorlardı. Düşünce kavramları aynı sözlerle ifade edilirdi. Ancak bir eksikleri vardı. Yaşamlarının merkezi artık Rab değil, kendileriydi. Tanrısız insan bir hiçtir. Yani onların yaşamları bir hiç, uzay gibi bomboştur.

Dostum, dikkat edelim ki bizim hayatımız da bomboş olmasın.


17-07-2018:

 

SALI

Dienstag

17

TEMMUZ

Juli

 

Kendimize bir kent kuralım, göklere erişecek bir kule dikip ün salalım. Böylece yeryüzüne dağılmayız.

Yaratılış 11: 4
 

Und sie sprachen: Wohlan, wir wollen uns eine Stadt und einen Turm bauen, und seine Spitze bis an den Himmel! So wollen wir uns einen Namen machen, damit wir uns nicht über die ganze Fläche der Erde zerstreuen!

1. Mose 11, 4
 

Kendi kişisel hayatımızda anıtlar, abideler dikiyor muyuz? Birey ya da toplum olsun, insanlar ruhsal alanda, düşüncelerinde putlaştırdıkları herhangi bir şeyin gerektirdiği inanç düzeyinden yukarı çıkamazlar. Oysa insanı yöneten, yönlendiren Tanrı’nın sevgisi olmalıdır. Sevginin içinde adalet, doğruluk, birlik, barış vardır.

Bazı insanlar bazen Babil kulesinin dini bir yer değil de bilimsel bir anıt olduğunu söylüyorlar. Fırat ve Dicle ırmakları arasına düşen verimli vadide Babil kulesi gibi birçok binaların kalıntıları vardır. Bunlara Azighurat” derler ve kesin olarak dini amaç için kullanılırlardı. Bazı zighuratlar daire şeklinde bir külah gibi yükselirdi. Bazıları da büyük kutu altta olmak üzere, birbirinden küçük kutucukların üst üste yerleştirilmiş şeklini ifade eder şekilde inşa edilirlerdi. Ortak yönleri, her zighuratın tepesine çıkan basamakları vardı. İnsanlar bu basamaklardan yukarı çıkıp çirkin kurbanlarını sunarlar, güneşe, aya ve yıldızlara tapınırlardı.


16-07-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

16

TEMMUZ

Juli

 

Başlangıçta dünyadaki bütün insanlar aynı dili konuşur, aynı sözleri kullanırlardı.

Yaratılış 11:1
 

Und die ganze Erde hatte ein und dieselbe Sprache und ein und dieselben Wörter.

1. Mose 11, 1
 

die Erde, die Welt: dünya
dieselbe: aynı

 

Yaratılış 11.bölümde gördüğümüz gibi, aynı dili konuşan insanların ‑ ki burada nasıl ve hangi dili konuştukları bize bildirilmiyor, bir araya gelip göklere erişecek bir kule inşa etmeye başlarlar. Ama ne yazık ki, onların bu istekleri, çabaları Tanrı’ya dönük bir adım değil, O’ndan ayrı yola giden ve Rab’be meydan okuyan bir adımdı.

Günahlı insan burada kendisini Tanrı yerine koyuyor. “Kendimize bir kent kuralım” dediler. Burada ne kötülük var, diyeceksiniz! Bakın daha sonraki sözde ne diyorlar: AGöklere erişecek bir kule dikip ün salalım!” Bu kısa ayette, insanı her çağda rahatsız etmiş olan hastalığı görüyoruz. Ortada kocaman bir BEN var. Demek ki bu kulenin kurulmasındaki tek amaç insanı yüceltmek, kendi benliğini beslemekti.

Babil sözcüğü, imparatorluğun içinde yaşayan halkın dilinde Atanrıların kapısı” anlamındadır. İbrani dilinde ise ‘babil’ sözcüğünün anlamı Akargaşalık” demektir. Tanrı’ya baş kaldırmak sonunda insan yaşamına kargaşalık getirir.


15-07-2018:

 

PAZAR

Sonntag

15

TEMMUZ

Juli

 

Başlangıçta dünyadaki bütün insanlar aynı dili konuşur, aynı sözleri kullanırlardı.

Yaratılış 11:1
 

Und die ganze Erde hatte ein und dieselbe Sprache und ein und dieselben Wörter.

1. Mose 11, 1
 

die Sprache: dil
das Wort: söz

 

Yaratılış 11’de “Kendimize bir isim yapalım” dediler. AÜn salalım!” İşte insanın o gün bu gün tutumu budur! Tanrı’dan bağımsız olarak ün salmak istiyor.

Babil kulesi, orta doğuda bulunan harabelerin bazılarında görülebilen basamaklı piramit şeklinde bir yapıydı. Fırat ve Dicle nehirleri arasındaki alanda buna benzer başka harabeler de var. Bunlar da tuğladan yapılmış. Harabe şeklinde ilk yapının nasıl bir şekilde inşa edildiğini göz önünde canlandırmaya kalkarsak diyebiliriz ki, çevresindeki basamaklar aracılığıyla tepesine çıkılabilen yüksek, ama yarıda kalmış bir binaydı. Bu gibi kulelerin tepesinde genelde bir sunak kurulurdu. Bu sunaklar putperest bir inancı besleyen çirkin tapınaklardı.

Daha sonra bu yöre, “Zighurat” adıyla bilinen, Babil kulesine benzeyen kuleciklerle dolacak ve insanlar bu kulelerin doruğunda insanları, hatta masum bebekleri diri diri yakarak, yakılmış kurban olarak sunacaklardı.

Bu günahın en doruk noktaya çıkmasıydı. Günah sınırı açtığında Rab buna göz yummaz, yargısını gönderir. Burada da böyle olacaktır.


 

14-07-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

14

TEMMUZ

Juli

 

RAB Nuh’un ardından kapıyı kapadı.

Yaratılış 7:16

 
Und der HERR schloss hinter ihm zu.

1. Mose 7, 16
 

hinter: ardında, ardından
die Tür: kapı
schließen: kapamak

 

Rab ile yürüyen Nuh ve ailesine bir gemi aracılığıyla kurtuluş geldi. Onlar bu yargıdan kurtuldular. Bu harika bir şekilde bizim kurtuluş gemimiz olan İsa Mesih’i göstermektedir. O’na iman eden herkes o sonsuz kurtuluşa kesin olarak sahiptir.

Nuh olayında beni her zaman teşvik eden, sevindiren şu sözler yazılıdır Yaratılış 7:16’da: “Nuh ve ailesi gemiye girdikten sonra, RAB Nuh’un ardından kapıyı kapadı!” Artık geri dönüş yok. İçeri çağıran Rab, içeri girildiğinde kapıyı kapayan Rab. Bu kurtuluş güvencesidir. Mesih’e iman eden bir kimseyi hiçbir kimse Rab’bin elinden alamaz.

Tanrı İbraniler’i Mısır diyarından çıkardıktan sonra onları Kızıl denizini yararak karşıya geçirdi ve sonra deniz tekrar birleşti. Musa bu halka şöyle dedi: AKorkmayın, bekleyin. Rab’bin sizi bugün nasıl kurtardığını göreceksiniz. Bugünden sonra Mısırlılar’ı bir daha asla, ebediyen görmeyeceksiniz” (Çıkış 14:13-14).

Rab’de geri dönüş yok. Kurtuluş garantidir.


13-07-2018:

 

CUMA

Freitag

13

TEMMUZ

Juli

 

Nuh doğru bir insandı... Tanrı yolunda yürüdü.

Yaratılış 6: 9
 

Noah war ein gerechter Mann, untadelig war er unter seinen Zeitgenossen; Noah lebte mit Gott.

1. Mose 6, 9

gerecht: doğruder Mensch: insan

Hanok Rab ile yürüdü. Rab ile yürümenin karşılığı olan yaşamı aldı. Hanok ölümü tatmadan yukarı alındı. Bu Mesih İsa aracılığıyla sonsuz yaşama kavuşanları göstermesi bakımından harikadır.

Rab ile yürüyen ikinci kişi Nuh’tur. Okuduğumuz gibi, “Nuh Tanrı yolunda yürüdü!” Rab onu da bir gemi aracılığıyla kurtardı.

Ama diğer insanlar öylesine günaha battılar ki, Rab insanlığı yeryüzünden yok etti tufan aracılığıyla. İşte burada bir sorun beliriyor, özellikle de ilahiyat okuyanlar için. Efendim, Sümerliler’de de Nuh tufanına ilişkin masal vardır. Sonra tufanın yeryüzünü birden kaplaması mümkün değildir, diyorlar. Bu doğrudur. Dünyamız düz olsaydı, bu mümkün olabilirdi. Ama yuvarlak olduğu için, bu mümkün değildir. Orta doğuyu su basarken, Amerika’yı, Avrupa’yı ya da Avustralya’yı su basması olanaksızdır. Oysa bunun yanıtı bence çok basittir. Tanrı neden tufanı yolladı? İnsanların günahları için. Bu tufan ile Rab insanlığı yok etti. O zaman insanın olmadığı Amerika kıtasına ya da başka kıtalara tufan göndermesine gerek yoktu!


12-07-2018:

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

12

TEMMUZ

Juli

 

anok 365 yıl yaşadı. Tanrı yolunda yürüdü... sonra Tanrı onu yanına aldı.

Yaratılış 5:23-24
 

Und alle Tage Henochs betrugen 365 Jahre. Und Henoch ging mit Gott; und er war nicht mehr da, denn Gott nahm ihn hinweg.

1. Mose 5, 23‑24
 

Ölüme mahkum olan insanlar arasında karşımıza Hanok adında ilginç birisi çıkıyor Yaratılış 5’te! Hanok 65 yaşındayken oğlu Metuşelah doğdu ve bundan sonra Hanok 300 yıl Rab ile yürüdü, diyor. Burada yargı gelmiyor, Rab ile yürümenin mükafatı ortaya koyuluyor: AHanok Rab ile yürüdü ve Rab onu ‑ ölümü tatmadan ‑ yanına aldı!” diyor (Yar.5:22,24).

AYürümek” sözünü ilk kez Yaratılış 3:8’de görüyoruz. Rab Aden bahçesinde yürüyor. Rab’bin yürüdüğünü duyan Adem ile Havva korktuklarından dolayı kaçıp saklandılar. Oysa daha önce Rab’den korkuları yoktu. Tam tersine, Rab ile sevinç veren ilişkileri vardı. Rab’bin aralarında olmasından büyük bir mutluluk duyuyorlardı. Ama şimdi Rab’den korkuyorlar ve kaçıp saklanıyorlar. Neden? Çünkü günahlı olduklarını biliyorlar. Günah bugün de insanları korku içerisine tutar, gerçeklerden kaçıp saklanır insanoğlu.


11-07-2018:

 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

11

TEMMUZ

Juli

 

Adem 130 yaşındayken kendi suretinde, kendisine benzer bir oğlu oldu. Adını  Şit koydu.

Yaratılış 5: 3

Und Adam lebte 130 Jahre und zeugte einen Sohn ihm ähnlich, nach seinem Bild, und gab ihm den Namen Set.

1. Mose 5,3
 

ähnlich: benzer
 

Yaratılış 5.bölümde ilginç bir gelişme oluyor. Tanrı Yaratılış 3:15’te kadının soyundan bir kurtarıcının geleceğini vaat etti. Peki bu nasıl olacaktı? Habil öldürüldü, Kayin lanet altına girdi. Bugünkü ayetimizde AAdem 130 yaşındayken  Şit adında kendisine benzer bir oğlu oldu!” diyor. Yaratılış 1:26’da Tanrı, kendi suretimizde, kendimize benzer insan yaratalım, dedi, diye yazar. İnsan önce Tanrı benzerliğinde yaratıldı. Burada ise, Adem kendi benzerliğinde bir oğla sahip oluyor. Yani günah kalıtım yoluyla anne babadan çocuklarına geçti.

5.bölümde artık ölüm yargısı da kendisini göstermeye başladı. Adem öldü,  Şit öldü, Enoş öldü ve ölüm ağzını açtı ve artık insanlar o günden bugüne dek ölüyorlar. Birçok insanın ANeden ölüyoruz” sorusunun yanıtı da buradadır. İnsan günah işleyerek ölümlü oldu. Ölümlü olmak demek, insanın cehenneme atılması demektir. Ama sevgi olan Tanrı, insanları bu sonsuz yargıdan kurtarmak için  Şit ve onun soyundan gelen bir kadın aracılığıyla bir kurtarıcının geleceği vaadini verdi.


10-07-2018:

 

SALI

Dienstag

10

TEMMUZ

Juli

 

Tanrı, kendi suretimizde, kendimize benzer insan yaratalım, dedi.

Yaratılış 1:26
 

Und Gott sprach: Lasst uns Menschen machen in unserm Bild, uns ähnlich!

1. Mose 1, 26
 

sich ähnlich sein: benzemek
die Form, die Gestalt, das Aussehen: suret

 

Dün de belirttiğim gibi, Tanrı tüm evreni yaratırken, insanı yaratılışın baş tacı olarak yarattı. Çünkü Tanrı sadece insanı kendi benzerliğinde yarattı. Bu nedenle de sadece insan konuşabilir, düşünebilir, karar verebilir, iyilikle kötülük arasında ayrım yapabilir, seçebilir, sevebilir, affedebilir, bağrına basabilir; yani tüm o tanrısal erdemlerin tümü insana verilmiştir. Ayrıca yine Tanrı’ya özgü olan o özgür iradeyi de Tanrı insana vermiştir. Bu nedenle insanın Tanrı’ya özgür iradesini kullanarak boyun eğmesi gerekiyordu. Ama insan bu özgür iradesini Tanrı’dan yana değil, kötülükten yana kullandı ve böylece Tanrı huzurundan kovuldu ve ölümlü oldu (Yar.3:23). Bu insanın başına gelen ilk yargıydı. Yaratılış kitabının ilk üç bölümünde bunlara tanık oluyoruz.

İkinci olarak, Adem’in oğullarından Kayin, kardeşi Habil’i öldürdü. Bu ilk kardeşin kardeşi öldürmesi, kanını akıtmasıydı. Neden bugün insan insanı öldürüyor? Yanıt buradadır. İnsanın günahı insanı kardeş katili yaptı. Bunun sonucu yine yargıydı. Kayin toprağın laneti altına girdi.


09-07-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

9

TEMMUZ

Juli

 

Tanrı Avram’a (İbrahim’e), ülkeni, akrabalarını, baba evini bırak, sana göstereceğim ülkeye git, dedi.

Yaratılış 12: 1
 

Und der HERR sprach zu Abram: Geh aus deinem Land und aus deiner Verwandtschaft und aus dem Haus deines Vaters in das Land, das ich dir zeigen werde!

1. Mose 12, 1
 

Okuduğumuz ayet bize, Tanrı’nın İbrahim’i çağırdığını göstermektedir. Peki Tanrı neden İbrahim’i seçti ve çağırdı? Tanrı’nın bunda amacı neydi? Neyi hedefledi? Bunun ile bizlere neyi öğretmek istiyor? Tüm bunları daha iyi anlamak için, Yaratılış 1-11 bölümleri arasında gelişen olaylara bakmamız gerekir. Tabii ayrıntılara girmeyeceğim, kısa bir kuş bakışı yapacağım.

Ama Nuh tufanı ve Babil kulesine ilişkin birkaç ayrıntıya bakmamız gerekecek. Sonra Yaratılış 12. bölümden başlayarak İbrahim’in çağrılması ve Tanrı’ya itaat ederek yola çıkması serüvenini izleyeceğiz. Burada da ayet ayet değil, ama önemli gördüğüm, kendimize de büyük dersler çıkarabileceğimiz noktalara bakacağız.

En başta şunu söyleyebilirim: Tanrı tüm evreni yaratırken, insanı yaratılışın baş tacı olarak yarattı. Bu da senin, benim ve her insanın Tanrı önünde çok değerli olduğunu göstermektedir. Bu aynı zamanda Tanrı tarafından çok sevildiğimizi de göstermektedir. Sen de değerlisin ve sevilmektesin.


08-07-2018:

 

PAZAR

Sonntag

8

TEMMUZ

Juli

 

Sen, sonsuza dek kralsın, ya RAB, egemenliğin kuşaktan kuşağa sürer. Niçin bizi büsbütün unutuyorsun, neden günler boyu bizi terk ediyorsun? Bizi kendine döndür, ya RAB, döneriz biz; eski günlerimizi geri ver.

Ağıtlar 5:19S21
 

Du aber, HERR, bleibst in Ewigkeit, dein Thron von Generation zu Generation. Warum willst du uns für immer vergessen, uns verlassen lebenslang? Bring uns zurück, HERR, zu dir, dass wir umkehren! Erneuere unsere Tage ‑ wie früher!

Klagelieder 5, 19S21
 

Bu, Ye­rem­ya’nın hal­kı için dua­sı­dır. Da­ha ön­ce Rab’bin ina­ye­ti­ne ve mer­ha­me­ti­ne de­ğin­di. O ina­yet ne­de­niy­le­dir ki, bi­zi yok et­me­din, di­yor­du.  Şim­diy­se, Rab’bin son­su­za dek ege­men ol­du­ğu­nu söy­ler ve ken­di­le­ri­ni ye­ni­den an­ma­sı­nı di­ler. Rab’be dö­ne­bil­me­le­ri için, Rab’bin yar­dı­mı­na ih­ti­yaç duy­duk­la­rı­nı be­lir­ti­yor. Yi­ne Ye­rem­ya bi­li­yor­du ki, o es­ki esen­lik, ba­rış ve be­re­ket do­lu gün­le­re ka­vuş­mak için, Rab’be dön­me­le­ri ge­re­kir. Da­vut pey­gam­ber de gü­na­hı ne­de­niy­le yi­tir­di­ği o hu­zu­ra, se­vin­ce ka­vuş­mak için şöy­le dua et­miş­ti: AEy Tan­rım, ina­ye­ti­ne gö­re ba­na acı, rah­me­ti­nin çok­lu­ğu uğ­ru­na sil is­yan­la­rı­mı... Arıt be­ni gü­na­hım­dan... ge­ri ver ba­na sağ­la­dı­ğın kur­tu­luş se­vin­ci­ni” (Mez­mur 51).

Bun­dan he­pi­miz ders al­ma­lı­yız: O yı­kım gü­nü gel­me­den, bir an ön­ce gü­nah­la­rı­nız­dan töv­be ede­rek Rab’be dön­me­niz ge­re­kir. O gün iş­te şim­di­dir, çün­kü ya­rı­nın ne ola­ca­ğı­nı bil­mi­yor­su­nuz.


07-07-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

7

TEMMUZ

Juli

 

Boş yere yardım beklemekten gözlerimizin feri sönüyor; yardım etmeyecek bir ulusu kulübelerimizde bekledikçe bekledik.

Ağıtlar 4:17
 

Noch vergehen unsere Augen auf der Suche nach Hilfe für uns ‑ umsonst. Auf unserer Warte warteten wir auf eine Nation, die doch nicht retten kann.

Klagelieder 4, 17
 

1948 yı­lın­da İs­rail dev­le­ti ku­rul­du­ğu za­man, bu­nu Tan­rı kur­ma­dı. Ya­hu­di hal­kı­nı dev­let­leş­ti­ren, İs­rail’e ge­ti­ren Bir­leş­miş Mil­let­ler­di. O za­man­dan be­ri de bir an bi­le hu­zur için­de ya­şa­ma­dı­lar. Sü­rek­li sa­vaş ha­lin­de­ler. Ora­da hiç­bir za­man ba­rış ve esen­lik ol­ma­ya­cak­tır. Ne­den bi­li­yor mu­su­nuz? Çün­kü bu in­san­lar Tan­rı’ya dön­me­di­ler ve Tan­rı on­la­rı di­yar­la­rı­na dön­dür­me­di. Rab, Ya­hu­da’nın so­ru­nu­nun, yar­dım için Mı­sır’a bak­mak­ta ol­du­ğu­nu söy­lü­yor. Ve Mı­sır on­la­ra yar­dım­cı ol­ma­dı. Ba­tı dün­ya­sı, İs­rail’e ver­me­si ge­re­ken şe­yin ma­ki­ne­ler, si­lah­lar ve ben­ze­ri şey­ler de­ğil, Tan­rı Sö­zü ol­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni kav­ra­ma­dı. Ye­ru­şa­lim an­lam ola­rak as­lın­da ABa­rış ken­ti!” de­mek­tir, ama ora­da ba­rış baş­ka­nı olan İsa Me­sih ka­bul edil­me­di­ği için ba­rış yok. Ba­rış, hu­zur ve esen­lik an­cak İsa Me­sih’e dön­dük­le­ri za­man ge­le­cek­tir.

İn­sa­nın yü­re­ğin­de de o ka­lı­cı esen­lik, ba­rış ve hu­zur yok­tur; ge­le­cek için bir umut yok­tur. Hem Ya­hu­di­ler için hem de biz­ler için tek çö­züm İsa Me­sih’e ge­lip iman et­mek­tir.

 
06-07-2018:

 

CUMA

Freitag

6

TEMMUZ

Juli

 

Altın nasıl donuklaştı, saf altın nasıl değişti? Kutsal taşlar sokak başlarına dağılmış. Değerleri saf altınla ölçülen Siyon çocukları nasıl çömlekçi işi, toprak testiler gibi sayılır oldu!

Ağıtlar 4:1-2
 

Wehe, wie dunkel ist das Gold geworden, wie entstellt das feine Gold! Wie liegen hingeschüttet die Steine des Heiligtums an allen Straßenecken! Die Söhne Zions, die kostbaren, einst aufgewogen mit gediegenem Gold, wehe, wie sind sie irdenen Krügen gleichgeachtet, dem Werk von Töpferhänden!

Klagelieder 4, 1-2
 

Ye­rem­ya al­tı­nı, Si­yon de­li­kan­lı­la­rıy­la kı­yas­lı­yor. Al­tın kap­lar gi­bi olan İs­rail’in en iyi de­li­kan­lı­la­rı şim­di top­rak tes­ti­ler gi­bi ol­muş­lar. Kı­rıl­mış­lar. Sa­va­şın kor­kunç ve deh­şet ve­ri­ci ya­nı, ulu­sun en iyi de­li­kan­lı­la­rı­nı yok eder. Ya­hu­da de­li­kan­lı­la­rı Tan­rı’ya hiz­met et­mi­yor­lar­dı ve şim­di sa­de­ce kı­rık tes­ti­ler gi­biy­di­ler. Bu çok t­ra­jik bir re­sim­dir.

Biz in­san­lar ge­nel­de gu­rur­lu­yuz. İn­san­la­ra son za­man­lar­da ken­di hak­la­rın­da iyi şey­ler dü­şün­me­le­ri söy­le­ni­yor. Her sa­bah kalk­tı­ğı­nız­da ay­na­ya ba­kın ve ASe­ni se­vi­yo­rum!” de­yin ken­di ken­di­ni­ze den­mek­te­dir. Ama Me­sih iman­lı­la­rı­nın bu­na ih­ti­ya­cı yok, çün­kü on­lar ken­di­le­ri­ni za­ten se­vi­yor­lar! Na­sıl mı? Tan­rı’nın on­la­ra de­ğer ver­di­ği­ni ve sev­di­ği­ni bi­li­yor­lar da on­dan.

El­çi Pav­lus, iman­lı­yı top­rak bir ka­ba ben­ze­tir. An­cak bu­ra­da ko­nu ka­bın ne­den ya­pıl­mış ol­du­ğu de­ğil, na­sıl kul­la­nıl­dı­ğı­dır. Biz­ler ne tür kap­la­rız? Rab için mi yok­sa ken­di­miz için mi kul­la­nı­lan kap­la­rız?


05-07-2018:

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

5

TEMMUZ

Juli

 

Rab’bin kayrasından dolayıdır ki, yok olmadık. Merhameti asla son bulmaz.

Ağıtlar 3:22
 

Ja, die Gnadenerweise des HERRN sind nicht zu Ende, ja, sein Erbarmen hört nicht auf,

Klagelieder 3, 22
 

das Erbarmen: merhamet
 

Ye­rem­ya geç­mi­şe ba­kı­yor. Ulu­su­nun ve Ye­ru­şa­lim ken­ti­nin üze­ri­ne ge­len yar­gı­yı ön­ce­den bil­dir­miş­ti ve Ye­rem­ya bu ağı­tı ya­zar­ken Ye­ru­şa­lim’in ha­ra­be­le­ri ve yı­kın­tı­la­rı için­de ağ­la­ya­rak otu­ru­yor. Ama Ye­rem­ya bir şey da­ha bi­li­yor­du. O, Tan­rı’nın sert yar­gı­sı­na kar­şın, O’nun ina­yet ve mer­ha­met eli­ni gö­re­bi­li­yor. Eğer Tan­rı’nın ina­ye­ti ve mer­ha­me­ti ol­ma­say­dı ta­ma­men yok ola­bi­lir­ler­di. Eğer hak et­tik­le­ri ce­za­yı al­sa­lar­dı ta­ma­men yok edi­lir­ler­di; yer­yü­zün­den ta­ma­men si­li­nir­ler­di.

Bu sa­de­ce Ye­rem­ya ve hal­kı için ge­çer­li de­ğil­dir, her çağ­da her in­san ve ulus için de ge­çer­li­dir. Bu se­nin ve be­nim için de ge­çer­li­dir. Gü­nah­lı­yız, ama bu­na rağ­men yok ol­mu­yo­ruz. Rab bi­zi he­men ce­hen­ne­me gön­der­mi­yor. Çün­kü Rab ina­yet­te öy­le­si­ne yü­ce ve ha­ri­ka­dır ki, bi­ze sab­re­di­yor, fır­sat­lar ve­ri­yor. Hat­ta bu ina­yet öy­le­si­ne bü­yük­tür ki, biz­ler ye­ni­den son­suz ya­şa­ma ka­vu­şa­lım di­ye Rab bi­ze İsa ara­cı­lı­ğıy­la kur­tu­luş yo­lu­nu aç­tı. Rab’bin mer­ha­me­ti, kay­ra­sı ha­len üze­ri­miz­de­dir.


04-07-2018:

 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

4

TEMMUZ

Juli

 

RAB’bin gazap değneği altında acı çeken insan benim.

Ağıtlar 3: 1
 

Ich bin der Mann, der Elend sah durch die Rute seines Grimmes.

Klagelieder 3, 1
 

die Rute, der Stock: değnek
 

“RAB’bin ga­zap değ­ne­ği al­tın­da acı çe­ken in­san be­nim. Be­ni güt­tü, ışık­ta de­ğil, ka­ran­lık­ta yü­rüt­tü. Evet, dö­nüp dö­nüp bü­tün gün ba­na eli­ni kal­dı­rı­yor. Eti­mi, de­ri­mi yıp­rat­tı, ke­mik­le­ri­mi kır­dı” (Ağıt­lar 3:1S4).

Ye­rem­ya pey­gam­ber gör­dü­ğü­müz gi­bi çok bü­yük sı­kın­tı­lar çek­ti. Ye­ru­şa­lim ken­ti­ni, o ken­tin ba­şı­na ge­le­cek­le­ri dü­şün­dük­çe sağ­lı­ğı bo­zul­du. Ye­rem­ya, ulu­sun ba­şı­na ge­len yı­kım­dan çok et­ki­len­miş­ti. Si­ze söy­le­miş­tim” di­ye­rek do­la­nıp dur­mu­yor­du. As­lın­da kal­bi pa­ram­par­çay­dı. Onun bu tep­ki­si as­lın­da biz­le­re Tan­rı’nın ne­ler his­set­ti­ği­ni gös­te­ri­yor. Tan­rı et­ki­len­me­miş de­ğil­dir; Ken­di­ne ait olan­lar­la git­mek­te­dir. Rab İsa, Si­zi as­la terk et­mem ve bı­rak­mam” de­miş­ti.  Şu an­da bir sü­rü der­di­niz, kay­gı­nız, sı­kın­tı­nız, acı­nız ya da kor­ku­la­rı­nız ola­bi­lir, ama dos­tum, Tan­rı’nın ya­nı­nız­da ol­du­ğun­dan emin ola­bi­lir­si­niz. Bu Rab’bin ver­di­ği vaa­di­dir. O’na ge­lin, yü­re­ği­niz­de olan­la­rı söy­le­yin ve da­ha da önem­li­si O’na gü­ve­nin.


03-07-2018:

 

SALI

Dienstag

3

TEMMUZ

Juli

 

Yoldan geçen herkes sana el çırpıyor; Yeruşalim kızına baş sallayıp ıslık çalıyorlar; “Bütün dünyanın sevinci, güzelliğin simgesi dedikleri kent bu mu?” diyorlar.

Ağıtlar 2:15
 

Alle, die des Weges ziehen, klatschen über dich in die Hände, sie zischen und schütteln ihren Kopf über die Tochter Jerusalem: “Ist das die Stadt, von der man sagte: Der Schönheit Vollendung, Wonne der ganzen Erde?”

Klagelieder 2,15
 

T. adın­da bir kız ta­nı­dım. İsa Me­sih’e il­gi du­yu­yor, hat­ta iman et­ti­ği­ni bi­le söy­lü­yor­du. Bi­zim yıl­da iki kez yap­tı­ğı­mız se­mi­ner­le­re de ka­tı­lı­yor­du. Ama T.’nin ya­şa­mı pek düz­gün de­ğil­di. Bir ta­raf­tan Rab’be iman et­ti­ği­ni söy­lü­yor, ama ha­ya­tı, ya­şa­yış şek­li tam ter­si­ni gös­te­ri­yor­du. Bir gün onu kar­şı­ma al­dım, uzun uza­dı­ya ken­di­siy­le ko­nuş­tum. Yap­tık­la­rı­nın doğ­ru ol­ma­dı­ğı­nı, gü­nah içe­ri­sin­de ya­şa­ma­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni söy­le­dim. Da­ha son­ra, ken­di­sin­den 4S5 yıl ka­dar hiç bir ha­ber ala­ma­dım. Bir gün bi­zim o se­mi­ner top­lan­tı­mız­da bir ba­ya­nın ba­na, AAli abi, mer­ha­ba, na­sıl­sın?” di­ye sor­du­ğun­da, Amer­ha­ba” di­ye­rek ce­vap ver­dim, ama Ase­ni ta­nı­ya­ma­dım”, de­dim. Bir­den hün­gür hün­gür ağ­la­ma­ya baş­la­dı. AAli abi, be­ni ta­nı­ma­dın mı? Ben T’yim”, de­yin­ce çok şa­şır­dım. Çün­kü çok çök­müş ve san­ki 20 yıl yaş­lan­mış­tı. Son­ra T. şöy­le de­di: ABe­nim gü­nah­la­rım be­ni bu du­ru­ma ge­tir­di!”

İş­te, İs­rail hal­kı­nı, o gü­ze­lim Ye­ru­şa­lim ken­ti­ni böy­le­si­ne ha­ra­be­ye çe­vi­ren, alay ko­nu­su du­ru­mu­na ge­ti­ren, on­la­rın gü­nah­la­rıy­dı.


02-07-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

2

TEMMUZ

Juli

 

Rab sunağını attı, tapınağını terk etti; Siyon saraylarını çeviren surları düşman eline bıraktı. Bayram gününde olduğu gibi, düşman RAB’bin Tapınağı’nda sevinç çığlıkları attı.

Ağıtlar 2: 7
 

Verstoßen hat der Herr seinen Altar, entweiht sein Heiligtum; er hat die Mauern ihrer Paläste der Hand des Feindes preisgegeben; Lärm erhob sich im Haus des HERRN wie an einem Festtag.

Klagelieder 2, 7
 

Bir za­man­lar, Tan­rı’nın ya­pı­lır­ken öl­çü­le­ri­ni ver­di­ği, hu­zu­ru­nun bu­lun­du­ğu ve be­re­ket­le­di­ği ta­pı­nak, şim­di Rab’bin nef­ret et­ti­ği bir du­ru­ma gel­di.

İnan­dı­ğı­nı söy­le­yen in­san­la­rın ken­di ya­şam­la­rı­nı araş­tır­ma­la­rı ge­rek­tir. Top­lan­tı­la­ra ka­tı­lır­ken, bu Tan­rı’nın hoş­lan­dı­ğı bir şey mi­dir? Yok­sa as­lın­da Tan­rı’nın ama­cı­na za­rar ve­ren bir şey mi­dir? Top­lu­lu­ğa gi­der­ken ka­fa­nız doğ­ru ko­num­da mı, yok­sa eleş­ti­ri­ler için­de mi­si­niz? Tan­rı’nın Ru­hu si­zi kul­la­na­bi­lir mi?

İsa’nın tu­tuk­lan­dı­ğı ge­ce en teh­li­ke­li ye­rin ne­re­si ol­du­ğu­nu bi­li­yor mu­su­nuz? O’nun ölü­mü­nü p­lan­la­yan o adam­la­rın ol­du­ğu yer miy­di? Ha­yır dos­tum, o ge­ce en teh­li­ke­li yer, İsa’nın bu­lun­du­ğu o üst kat­ta­ki oday­dı! Ne­den, bi­li­yor mu­su­nuz?  Şey­tan ora­day­dı ve Ya­hu­da İs­ka­ri­yot’un kal­bi­ne İsa’yı ele ver­me­yi koy­du. Ta­bii ki, bir top­lu­lu­ğa ka­tıl­mak iyi­dir, ama sa­de­ce bir ki­li­se­ye git­me­niz Tan­rı’yı hoş­nut et­ti­ği­ni­zi gös­ter­mez. Ha­ya­tı­nız, tu­tum ve dav­ra­nış­la­rı­nız Tan­rı’ya bağ­lı ol­du­ğu­nu­zu gös­ter­me­si ge­re­kir.


30-06-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

30

HAZİRAN

Juni

 

Ey sizler, yoldan geçenler. Sizin için önemi yok mu bunun?

Ağıtlar 1: 12
 

Ist es noch nicht zu euch gedrungen, alle, die ihr des Weges zieht?

Klagelieder 1, 12
 

der Weg: yol

Dos­tum, İsa Me­sih’e ne­den iman et­ti­niz? İsa’ya sa­de­ce ye­ni bir ki­şi­lik ka­zan­mak için mi gel­di­niz? Ru­hu­nu­za bi­raz hu­zur bul­mak, yü­re­ği­niz­de bi­raz­cık sev­gi ya­rat­mak için mi gel­di­niz? O’nun çar­mıh­ta öl­me­si­nin ne­de­ni bu mu­dur? Ba­kın, Me­sih çar­mıh­ta si­zi ce­hen­nemden kur­tar­mak için öl­dü. Tan­rı’nın Ru­hu dün­ya­ya Me­sih’i Kur­ta­rı­cı ola­rak gös­ter­mek ve dün­ya­yı gü­na­hı hak­kın­da ik­na et­me­ye gel­di. İsa, “Ba­na iman et­me­dik­le­ri için” gü­nah iş­le­di­ler (Yu.16:9) de­di. Tan­rı’nın hır­sız için, ka­til, üç­ka­ğıt­çı ve her tür gü­nah için bir ça­re­si var­dır. Ama İsa Me­sih’i red­de­den bi­ri­si için ça­re­si yok­tur. Bu iş­le­ne­bi­le­cek en bü­yük gü­nah­tır.

Me­sih’i red­de­der­se­niz O’nun si­zin için yap­mış ol­du­ğu o eş­siz kur­tu­lu­şun an­la­mı­nı yi­tir­di­ği bir ye­re ge­le­bi­lir­si­niz. Ye­ru­şa­lim, Tan­rı’nın Ye­rem­ya’ya, ASe­ni din­le­me­me­le­ri­ne üzül­me. Eğer Mu­sa, İl­yas ya da Sa­muel bu­ra­da olup on­lar için dua et­sey­di, on­la­rı da din­le­mez­dim. Ar­tık çok geç; çiz­gi­nin öbür ta­ra­fı­na geç­ti­ler!” di­ye yar­gı­la­dı­ğı kent­tir.



 

29-06-2018:

 

CUMA

Freitag

29

HAZİRAN

Juni

 

Orada bizi tutsak edenler bizden ezgiler, bize zulmedenler bizden şenlik istiyor, “Siyon ezgilerinden birini okuyun bize!” diyorlardı.

Mezmur 137:3
 

Denn die uns gefangen hielten, forderten dort von uns die Worte eines Liedes, und die uns wehklagen machten, forderten Freude: “Singt uns eins der Zionslieder!”

Psalm 137, 3
 

Ba­bil hal­kı İs­rail­li­ler’in her za­man ha­ri­ka ez­gi­ler söy­le­dik­le­ri­ni bi­li­yor­lar­dı. Dün­ya­ca bi­li­nen bir şey­di bu. İs­rail ulu­su­nun yıl­lık bay­ram­la­rın­da halk tür­lü yer­ler­den Ye­ru­şa­lim’e ge­lip bir­lik­te ila­hi­ler söy­ler­ler ve özel­lik­le bu mez­mur­la­rı okur­lar­dı. Her­hal­de mez­mur­la­rın hep­si için de mü­zik bes­te­len­miş­ti. Da­vut pey­gam­ber yüz­ler­ce mü­zis­yen­ler­den olu­şan bir or­kest­ra ku­rup bir ko­ro dü­zen­le­miş­ti. Tah­min­le­re gö­re ba­zen yüz bi­ni aş­kın bir top­lu­luk ta­pı­na­ğın çev­re­sin­de top­la­nıp Rab’be ez­gi­ler yük­sel­tir­di. Bu ko­ro­nun se­si­ni duy­mak ha­ri­ka bir tec­rü­be ol­ma­lıy­dı.

Ta­bii in­san­lar Ye­ru­şa­lim’e gel­dik­le­ri za­man ora­da can­sız put­la­ra ta­pı­nan bir halk de­ğil, di­ri Tan­rı’ya ta­pı­nan in­san­lar gör­dü­ler. Bu in­san­lar bam­baş­ka şe­kil­de tek Tan­rı’ya yak­la­şı­yor­lar­dı. İle­ri­de gü­nah­lar için kur­ban ola­cak bi­ri­si­ni tem­sil eden kur­ban­la­rın ka­nıy­la bu di­ri Tan­rı’ya yak­la­şı­yor­lar, O’na ta­pı­nı­yor­lar­dı. Ama so­nun­da bu inanç­la­rın­dan dön­dü­ler, Rab’be sırt çe­vir­di­ler; so­nuç, yı­kım ve kö­le­lik. Tapınışları artık yürekten gelmedi, yüzeysel bir şeye dönüştü.


28-06-2018:

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

28

HAZİRAN

Juni

 

Çevredeki kavaklara lirlerimizi astık.

Mezmur 137:2

An die Pappeln dort hängten wir unsere Zithern.

Psalm 137, 2
 

(auf‑)hängen: asmak
 

Ya­hu­di hal­kı ila­hi söy­le­me­le­riy­le ün­lüy­dü. Ama şim­di ila­hi söy­le­mi­yor­lar, ez­gi­ler oku­mu­yor­lar. Ne ko­ro­la­rı var ne de ko­ro şef­le­ri. Ez­gi oku­ya­cak­la­rı­na ağıt ya­kı­yor­lar, fer­yat edi­yor­lar. Lir­le­ri­ni ka­vak­lar üze­ri­ne as­mış­lar­dır. Si­yon ez­gi­le­ri­ni Ba­bil ır­mak­la­rı ke­na­rın­da söy­le­ye­mez­ler­di! On­lar da­ha ön­ce Ye­ru­şa­lim’de, Rab’bin Ta­pı­na­ğın­da Rab’be ila­hi söy­ler­ler­di.  Şim­diy­se Ba­bil ır­mak­la­rı ke­na­rın­da bo­yun­la­rı eğik otu­ru­yor­lar.

Bugün de bu kap­sam­da bin­ler­ce Me­sih iman­lı­sı lir­le­ri­ni bir ye­re as­mış­lar, Rab’be öv­gü­ler yük­sel­te­mi­yor­lar. Du­dak­la­rın­da ez­gi yok, sa­de­ce şi­ka­yet var! Dos­tum, sen de yü­re­ğin­de­ki ve du­dak­la­rın­da­ki ez­gi­le­ri yi­tir­din mi? Bel­ki sen de bu İs­rail­li­ler gi­bi es­ki gün­le­re ba­kıp es­ki coş­ku­yu ha­tır­lı­yor­sun. Rab’be ilk iman et­ti­ğin gün­ler­de­ki se­vin­ci ve mut­lu­lu­ğu öz­lü­yor­sun. Sen de o se­vinç ila­hi­si­ni kay­bet­tin mi? Ha­ya­tı­na bak ve gör. Se­nin se­vin­ci­ni sen­den çal­mış olan bir gü­na­hın mı var? Var­sa töv­be et ve ge­ri Rab’be, O’nun hu­zu­ru­na dön.



 

27-06-2018:

 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

27

HAZİRAN

Juni

 

Orada bizi tutsak edenler bizden ezgiler, bize zulmedenler bizden şenlik istiyor, “Siyon ezgilerinden birini okuyun bize!” diyorlardı.

Mezmur 137: 3
 

Denn die uns gefangen hielten, forderten dort von uns die Worte eines Liedes, und die uns wehklagen machten, forderten Freude.

Psalm 137, 3

Mez­mur­lar Tan­rı’yı yü­celt­mek için ya­zı­lan ez­gi­ler­dir. Mez­mur­lar se­vin­ci ve öv­gü­yü di­le ge­ti­rir. İman­dan, umut­tan ve gü­ven­den söz eder. Ama 137. mez­mur böy­le de­ğil­dir. Bu mez­mur göz­yaş­la­rı­nı, ye­nil­miş­li­ği di­le ge­ti­rir.

Bu in­san­la­rın ne iş­le­ri var­dı Ba­bil’de? Ora­ya sür­gü­ne git­ti­ler, çün­kü gü­nah iş­le­di­ler ve gü­nah için­de ya­şa­ma­yı sür­dür­dü­ler. Ye­rem­ya pey­gam­ber on­la­ra Rab’bin Sö­zü’nü du­yur­du, ama on­lar din­le­me­di­ler. Bu ne­den­le de o göz­ya­şı dök­tü, ağ­la­dı. Tan­rı bu hal­ka töv­be et­me­le­ri için fır­sat­lar ver­di, ama on­lar Ye­rem­ya’yı din­le­me­di­ler, onun­la alay et­ti­ler. Tan­rı da Ye­rem­ya’nın ağ­zıy­la yar­gı­sı­nı bu sert en­se­li in­san­la­ra du­yur­du. Töv­be et­mez­ler­se Ye­ru­şa­lim’i, on­la­rın o gü­zel ken­ti­ni yok ede­cek­ti. Ay­nı za­man­da Ye­rem­ya on­la­ra, kö­le ola­cak­la­rı­nı da söy­le­di.

Dos­tum, bu­gün de du­rum ay­nı­dır. Gü­nah­la­rı­nız­dan töv­be et­mez­se­niz, bir gün yar­gı ge­le­cek­tir. Tan­rı si­zi de se­vi­yor ve kur­tar­mak is­ti­yor.



 

26-06-2018:

 

SALI

Dienstag

26

HAZİRAN

Juni

 

Babil ırmakları kıyısında oturup Siyon’u andıkça ağladık.

Mezmur 137:1
 

An den Strömen Babels, da saßen wir und weinten, wenn wir an Zion dachten.

Psalm 137, 1
 

das Ufer: kıyı

 

137. mez­mur, 70 yıl­lık kö­le­lik dö­ne­min­de Ya­hu­di hal­kı­nın ya­şa­mış ol­du­ğu t­ra­jik ve üzü­cü olay­lar­dan söz eder. Bu in­san­lar yurt­suz ol­ma­nın, red­de­dil­me­nin, ezil­me­nin ne ol­du­ğu­nu tec­rü­be et­miş­tir. Ya­ban­cı ül­ke­ler­de, ya­ban­cı­lar ara­sın­da ya­şa­ma­nın ne ka­dar üzü­cü ol­du­ğu­nu ya­şa­dı­lar.

"Ba­bil ır­mak­la­rı kı­yı­sın­da otu­rup Si­yon’u anım­sa­dık­ça ağ­la­dık!” Ne ka­dar acık­lı bir man­za­ra, de­ğil mi? Bu kı­sa cüm­le­de, ezil­miş­lik, terk edil­miş­lik ve umut­suz­luk var­dır.

Bu in­san­lar ken­di is­tek­le­riy­le Ba­bil’e git­me­di­ler, ora­ya gö­tü­rül­dü­ler, çün­kü otur­duk­la­rı ken­ti on­lar­dan da­ha güç­lü olan Ba­bil or­du­la­rı iş­gal et­miş­ler, bir­ço­ğu­nu esir alıp Ba­bil’e ta­şı­mış­lar­dı. On­la­rı hay­van sü­rü­sü gi­bi toz­lu yol­lar­da güt­tü­ler. İn­san­lık­tan çı­kar­dı­lar, her bi­ri­ne ha­şe­rey­miş gi­bi bak­tı­lar.  Şim­di otu­rup baş­la­rı­na ge­len bu yı­kım için ağ­lı­yor­lar. Eğer Ye­rem­ya pey­gam­be­rin ha­be­ri­ni öne­me al­sa­lar­dı, gü­nah­la­rın­dan töv­be et­se­ler­di, bun­lar baş­la­rı­na gel­me­ye­cek­ti. Bu biz­le­re de ders ol­ma­lı­dır.


25-06-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

25

HAZİRAN

Juni

 

Babil ırmakları kıyısında oturup Siyon’u andıkça ağladık.

Mezmur 137: 1
 

An den Strömen Babels, da saßen wir und weinten, wenn wir an Zion dachten.

Psalm 137, 1
 

der Fluss, der Strom: ırmak, nehir
 

De­ğer­li dost­lar, ço­ğu za­man in­san­la­rı­mız gü­na­hın ne ka­dar cid­di ol­du­ğu­nu pek gör­mez­ler. Gü­na­hın en baş­ta ge­tir­di­ği şey yı­kım­dır. Gü­nah in­sa­nı Tan­rı’dan ayı­rır, insan­dan ayı­rır, ai­le içe­ri­sin­de yı­kım­la­ra ne­den olur. İn­san gü­nah­la­rı içe­ri­sin­de de­vam eder­se, yı­kı­ma enin­de so­nun­da uğ­ra­ya­cak­tır. Ni­ce ulus­lar gü­nah­la­rın­dan do­la­yı yok olup git­ti­ler. İş­te Ye­rem­ya pey­gam­be­rin hal­kı da gü­nah ne­de­niy­le kö­le ola­rak Ba­bil’e sür­gü­ne gö­tü­rül­dü­ler. Ye­rem­ya pey­gam­ber bu­nun için çok ağ­la­dı. Da­ha son­ra Ba­bil’e kö­le ola­rak gö­tü­rü­len bu in­san­la­rın Si­yon’u anım­sa­yıp ağ­la­dık­la­rı­nı söy­ler Mez­mur 137. Ne­den Ba­bil’e kö­le ola­rak gö­tü­rül­dü­ler? Gü­nah­la­rın­dan do­la­yı. On­la­ra töv­be et­me­le­ri, Rab’be dön­me­le­ri için ke­re­ler­ce fır­sat­lar ve­ril­di, ama on­lar Rab’bin ver­di­ği ha­be­re pek ku­lak as­ma­dı­lar, gü­nah­lı ol­duk­la­rı­nı cid­di­ye al­ma­dı­lar. So­nun­da Ye­rem­ya pey­gam­be­rin söy­le­di­ği gi­bi, kö­le ola­rak Ba­bil’e gö­tü­rül­dü­ler. Ora­da 70 yıl sür­gün ha­ya­tı kö­le ola­rak ya­şa­dı­lar. İş­te, gü­na­hın ge­tir­di­ği so­nuç o dö­nem­de de ay­nıy­dı, gü­nü­müz­de de ay­nı­dı.



 

24-06-2018:

 

PAZAR

Sonntag

24

HAZİRAN

Juni

 

Ey sizler, yoldan geçenler, sizin için önemi yok mu bunun; bakın da görün başıma gelen dert gibisi var mı? Öyle bir dert ki, Rab öfkesinin alevlendiği gün başıma yağdırdı onu.

Ağıtlar 1: 12
 

Ist es noch nicht zu euch gedrungen, alle, die ihr des Weges zieht? Schaut und seht, ob es einen Schmerz gibt wie meinen Schmerz, der mir angetan worden ist, mit dem mich der HERR betrübt hat am Tag seiner Zornglut!

Klagelieder 1, 12
 

Ye­rem­ya ağ­la­dı; Tan­rı’nın ne­den bu fe­la­ke­te izin ver­di­ği­ni bil­mek is­ti­yor­du ve Tan­rı ona Ken­di­si­nin Ye­ru­şa­lim’de yap­tı­ğı şey­ler­de doğ­ru ve adil ol­du­ğu ko­nu­sun­da gü­ven­ce ver­di.

Ye­rem­ya’nın bir baş­ka so­ru­su da şuy­du: AEy siz­ler, yol­dan ge­çen­ler, si­zin için bir şey ifa­de et­mi­yor mu bu?” Ya­ni, Aİn­san­lar bu­nun­la ne ka­dar il­gi­le­ni­yor? Ger­çek­ten al­dı­rı­yor­lar mı?”

İn­san­lar, Tan­rı’nın gü­na­ha öf­ke duy­du­ğu ger­çe­ği­ni ka­bul et­mek is­te­mez­ler. Bu­nun ye­ri­ne, Tan­rı’nın sev­gi ol­du­ğu ger­çe­ği­ni faz­la­sıy­la vur­gu­lar­lar. Ta­bii ki Tan­rı sev­gi­dir. Ben, Tan­rı’nın sev­gi ol­du­ğu­nu ka­bul edi­yo­rum ve iman­lı­la­rın ya­şam­la­rın­da bu sev­gi­nin açık­ça gö­rül­me­si ge­rek­ti­ği­ne ina­nı­yo­rum. Sık sık bu­nu yap­ma­yı ih­mal et­tik; ama ça­ğı­mız­da sa­de­ce Tan­rı’nın sev­gi­si­ni vur­gu­la­yıp dur­mak­ta­yız. Tan­rı’nın kut­sal­lı­ğın­dan, gü­na­ha kar­şı olan öf­ke­sin­den, O’nun doğ­ru­lu­ğun­dan pek söz edil­mi­yor. Unut­ma­ya­lım, Tan­rı­mız sev­gi Tan­rı­sı’dır, ama ay­nı za­man­da da Tan­rı, doğ­ru­dur, Tan­rı kut­sal­dır ve Tan­rı bü­tün yap­tık­la­rın­da adil­dir.


23-06-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

23

HAZİRAN

Juni

 

Ağlıyorum, gözlerimden yaşlar boşanıyor. Çünkü beni avutan, canımı tazeleyen benden uzak.

Ağıtlar 1:16
 

Darüber muss ich weinen, mein Auge, mein Auge zerfließt von Wasser. Denn ein Tröster, der meine Seele erquicken könnte, ist fern von mir.

Klagelieder 1, 16
 

Hiç umut­suz bir du­ru­ma düş­tü­nüz mü? Ya da sev­di­ği­niz bi­ri­si­nin bir has­ta­lık­tan do­la­yı gün­den gü­ne eri­yip git­ti­ği­ni, ama eli­niz­den hiç­bir şe­yin gel­me­di­ği­ni ya­şa­dı­nız mı?

Mü­nir adın­da çok de­ğer­li bir dos­tu­mu kay­be­der­ken bu­nu ya­şa­dım di­ğer iki dos­tum­la bir­lik­te. Dört ar­ka­daş, dost ve kar­deş­tik. Dos­tu­muz Mü­nir’in kan­se­re ya­ka­lan­dı­ğı­nı duy­duk. Onu zi­ya­ret et­tik, onun her gün da­ha çok eri­di­ği­ni, ölü­me doğ­ru yak­laş­tı­ğı­nı gö­rü­yor­duk. Ona yar­dım et­mek, onu bu kan­ser mik­ro­bun­dan kur­tar­mak is­ti­yor­duk, ama bir şey ya­pa­mı­yor­duk. Gün­ler­ce acı çek­tik, dua et­tik. O za­man çok açık bir şe­kil­de gör­düm ki, ya­şam­da en zor olan du­rum­lar­dan bi­ri ça­re­siz­lik­tir! Sev­di­ği­niz bi­ri­si­ne yar­dım et­mek, onu kur­tar­mak is­ti­yor­su­nuz, ama eli­niz­den hiç­bir şey gel­mi­yor. Ne kor­kunç!

Ye­rem­ya da hal­kı­nın gü­nah ne­de­niy­le yok ol­ma­ya doğ­ru git­ti­ği­ni, on­la­rı kur­tar­mak is­ti­yor­du, ama hal­kı onu din­le­mi­yor­du, o da bir şey ya­pa­mı­yor­du; ça­re­siz­di. Bu ne­den­le de ağ­lı­yor, göz­ya­şı dö­kü­yor­du.


22-06-2018:

 

CUMA

Freitag

22

HAZİRAN

Juni

 

İsyanlarım boyunduruğa döndü, RAB’bin eliyle birbirine tutturulup boynuma geçirildi, gücüm tükendi. Rab karşı duramadığım insanların eline verdi beni.

Ağıtlar 1: 14
 

Schwer ist das Joch meiner Verbrechen, durch seine Hand zusammengeflochten. Sie kamen auf meinen Hals; das brach mir die Kraft. Der Herr lieferte mich solchen in die Hände, denen ich nicht standhalten kann.

Klagelieder 1, 14
 

De­ğer­li oku­yu­cu, Tan­rı’nın yü­re­ği si­ze doğ­ru sev­gi ve öz­lem­le uzan­mak­ta­dır. Ama O’na sır­tı­nı­zı çe­vi­rir­se­niz si­zi sev­di­ği hal­de si­zi ke­sin­lik­le yar­gı­la­ya­cak­tır.

Tan­rı sev­gi Tan­rı­sı ol­du­ğu ka­dar doğ­ru­luk ve kut­sal­lık Tan­rı­sı’dır. Tan­rı yap­tı­ğı şey­le­ri doğ­ru bir Tan­rı ol­du­ğu için ya­par. Göz­le­ri­ni kö­tü­lü­ğe ka­pa­ta­maz. Ken­di bağ­lı­la­rı O’na itaat­siz­lik et­tik­le­rin­de bu O’nun kal­bi­ni pa­ram­par­ça et­ti­ği hal­de on­la­rı di­sip­li­ne koy­ma­lı­dır. Ye­rem­ya biz­le­re Tan­rı’nın kal­bi­ni gös­te­rir; Ye­rem­ya ağ­la­dı­ğın­da Tan­rı ağ­la­mak­ta­dır; Ye­rem­ya üzün­tü çek­ti­ğin­de Tan­rı üzün­tü çek­mek­te­dir. Biz olup bi­ten­le­ri an­la­mı­yo­ruz; ama önem­li olan, Tan­rı’nın izin ver­di­ği her şey­de doğ­ru ol­du­ğu­nu bi­le­rek O’na gü­ven­mek­tir. Hal­kın ba­şı­na ge­le­cek­ler Rab’bin kal­bi­ni pa­ram­par­ça et­ti­ği hal­de Ye­ru­şa­lim’in yı­kıl­ma­sı­na ve hal­kın sür­gü­ne git­me­si­ne izin ver­mek­te hak­lıy­dı.


21-06-2018:

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

21

HAZİRAN

Juni

 

Rab öfkelenince Siyon kızını nasıl bulutla kapladı! İsrail’in görkemini gökten yere fırlattı, öfkelendiği gün ayağının taburesini anımsamadı.

Ağıtlar 2:1
 

Wehe, wie umwölkt in seinem Zorn der Herr die Tochter Zion! Er hat die Herrlichkeit Israels vom Himmel zur Erde geworfen und am Tag seines Zorns nicht gedacht an den Schemel seiner Füße.
Klagelieder 2, 1

 

Tan­rı’nın gü­na­ha kar­şı öf­ke duy­ma­sı as­lın­da, tüm dün­ya­nın ya­ra­rı için­dir. Ne de­mek­tir bu?  Şu­nu so­ra­yım o za­man: Ce­zaev­le­ri ne­den var­dır? Doğ­ru in­san­la­rı ko­ru­mak için var­dır. Kö­tü olan­la­rın doğ­ru olan­la­ra bir kö­tü­lük et­me­me­si için on­la­rı ce­zaev­le­ri­ne tı­kar­lar. De­mek ki, ce­zaev­le­ri doğ­ru olan in­san­la­rın ya­ra­rı için­dir. Ce­hen­nem, cen­net için bir ko­run­ma ted­bi­ri­dir, di­ye­bi­li­riz. Su­çu ce­za­lan­dı­ra­ma­yan bir dev­let yı­kı­ma mah­kum­dur ve kö­tü­lü­ğü, hak­sız­lı­ğı hoş gö­ren bir Tan­rı’ya gü­ve­ne­mem. Tan­rı’nın gü­na­ha kar­şı olan öf­ke­si ol­ma­say­dı, be­nim bu ev­ren­de gü­ven­li­ğim as­la ol­maz­dı. Ama Tan­rı’nın kö­tü­lü­ğe ödün ver­me­di­ği­ni, Rab’bin sev­gi ve ina­yet do­lu ol­du­ğu­nu, ama gü­na­hı da ce­za­lan­dı­ra­ca­ğı­nı bi­li­yo­rum; bu da ben­de Tan­rı’ya kar­şı bü­yük bir hay­ran­lık ve gü­ven oluş­tu­rur.

Dos­tum, Rab gü­na­hı ke­sin­lik­le yar­gı­la­ya­cak­tır. Kö­tü ve adil ol­ma­yan şey­le­re as­la ödün ver­me­ye­cek­tir. Çün­kü Tan­rı kut­sal bir Tan­rı’dır. O’nun bu kut­sal­lı­ğı ba­na gü­ven­ce ve­ri­yor.


20-06-2018:

 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

20

HAZİRAN

Juni

 

RAB haklıdır, çünkü buyruğuna karşı geldim; şimdi dinleyin, ey halklar, çektiğim acıyı görün; erden kızlarım, gençlerim sürgüne gitti.

Ağıtlar 1:18 

Gerecht ist er, der HERR, denn gegen seinen Befehl bin ich widerspenstig gewesen. Hört doch, alle ihr Völker, und seht meinen Schmerz! Meine Jungfrauen und meine jungen Männer sind in die Gefangenschaft gezogen.

Klagelieder 1, 18
 

Ye­rem­ya, Ye­ru­şa­lim’in yı­kıl­ma­sı­nın ya­sı­nı tek ba­şı­na tut­tu. Kül­le­rin ara­sın­da ağ­la­ya­rak dur­du. Bu kent ne­den yı­kıl­mış­tı? Ulus gü­nah iş­le­miş­ti. Rab’be sırt­la­rı­nı dön­müş ve gü­nah için­de ya­şa­mış­lar­dı. Bu ne­den­le yı­kıl­mış­tı. Pey­gam­ber Tan­rı’nın hak­lı ol­du­ğu­nu söy­lü­yor. Bu­nu Tan­rı yap­mış­tı ve Tan­rı yap­tı­ğı her şey­de doğ­ru ve hak­lı­dır. Tan­rı gü­na­hı enin­de so­nun­da yar­gı­la­ya­cak­tır. Ye­ru­şa­lim’in ba­şı­na ge­len de buy­du.

Ye­rem­ya bi­ze iki nok­ta­yı gös­ter­miş­tir; bun­lar­dan bi­ri acı, di­ğe­ri tat­lı­dır. Ye­ru­şa­lim gü­nah iş­le­miş­tir, bu­na kar­şın Tan­rı Ye­ru­şa­lim’i sev­mek­te­dir. “Ye­ru­şa­lim bü­yük gü­nah iş­le­di” ve “Rab hak­lı­dır.” Tan­rı on­la­rı, Ason­suz bir sev­giy­le sev­di­ği­ni” söy­le­miş­tir. Tan­rı bu yar­gı­yı on­la­rın ba­şı­na adil ol­du­ğu için ge­tir­miş­ti.

Tan­rı se­ni de se­vi­yor ve gü­nah­la­rın­dan töv­be edip ken­di­si­ne dön­me­ni bek­li­yor. Gü­nah için­de ya­şar­san, enin­de so­nun­da yar­gı ge­le­cek­tir. Bun­dan hiç kuş­kun ol­ma­sın! Bu­nun ya­nın­da Tan­rı’nın sev­gi­si ve ina­ye­ti ha­len se­nin üze­rin­de­dir. O se­nin de gü­nah­tan dön­me­ni bek­li­yor.


19-06-2018:

 

SALI

Dienstag

19

HAZİRAN

Juni

 

O kent ki, insan doluydu, nasıl da tek başına kaldı şimdi! Büyüktü uluslar arasında, dul kadına döndü! Soyluydu iller arasında, angarya altına düştü!

Ağıtlar 1: 1
 

Wehe, wie sitzt so einsam da die einst volkreiche Stadt! Sie ist einer Witwe gleich geworden, die Große unter den Nationen! Die Fürstin über die Provinzen ist zur Zwangsarbeit erniedrigt!

Klagelieder 1, 1
 

Ye­rem­ya’nın Ağıt­la­rı’n­da­ki ilk ağıt ke­der­li bir şe­kil­de baş­lar. Ye­rem­ya bü­yük bir hü­zün­le, acıy­la ağıt yak­mak­ta, ez­gi söy­le­mek­te­dir: AO kent ki, in­san do­luy­du, na­sıl da tek ba­şı­na kal­dı şim­di! Bü­yük­tü ulus­lar ara­sın­da, ama şim­di dul ka­dı­na dön­dü! Soy­luy­du il­ler ara­sın­da, an­gar­ya al­tı­na düş­tü!”

Bü­yük Ye­ru­şa­lim ken­ti düş­müş­tür. Bu du­rum na­sıl açık­la­na­bi­lir? Ye­rem­ya du­ru­mu an­la­ma­mı­za yar­dım eden iki ha­ri­ka cüm­le söy­lü­yor: AYe­ru­şa­lim bü­yük gü­nah iş­le­di, bu yüz­den kir­len­di; ona say­gı du­yan­la­rın hep­si şim­di onu hor gö­rü­yor, çün­kü ayı­bı­nı gör­dü­ler; o da in­le­yip öbür ya­na dö­nü­yor!” (Ağıt­lar 1:8).

“Ye­ru­şa­lim bü­yük gü­nah iş­le­di.” Bu, ken­tin ne­den düş­tü­ğü­nün ilk açık­la­ma­sı­dır. Çıp­lak­lı­ğı gö­rül­dü! Ne ka­dar can­lı bir re­sim!

Bu ku­ral her çağ için, her in­san ve top­lum için, gü­nü­müz için de ge­çer­li­dir. Gü­nah kir­li­li­ği, so­nun­da da dü­şü­şü ve yı­kı­mı, pe­şin­den de yar­gı­yı ge­ti­rir. Kur­tu­luş yok mu? Var­dır, de­ğer­li dos­tum. Bu, gü­nah­tan dön­mek ve Rab’be sı­ğın­mak­tır.



 

18-06-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

18

HAZİRAN

Juni

 

RAB haklıdır, çünkü buyruğuna karşı geldim; şimdi dinleyin, ey halklar, çektiğim acıyı görün; erden kızlarım, gençlerim sürgüne gitti.

Ağıtlar 1: 18
 

Gerecht ist er, der HERR, denn gegen seinen Befehl bin ich widerspenstig gewesen. Hört doch, alle ihr Völker, und seht meinen Schmerz! Meine Jungfrauen und meine jungen Männer sind in die Gefangenschaft gezogen.

Klagelieder 1, 18
 

Ye­rem­ya biz­le­re Ye­ru­şa­lim’e ağ­la­ya­rak ba­kan baş­ka bi­ri­ni, ya­ni İsa Me­sih’i ha­tır­la­tı­yor. Tek fark, Ye­rem­ya ken­tin ka­lın­tı­la­rı­na bak­tı­ğın­da Ye­ru­şa­lim ha­ra­be ol­muş­tu ve ta­pı­nak ya­kı­lıp yı­kıl­mış­tı. İsa Me­sih de Ye­rem­ya’dan al­tı yüz­yıl ka­dar son­ra Ye­ru­şa­lim ken­ti­nin ba­şı­na ge­le­cek­ler­den ötü­rü Ye­ru­şa­lim için ağ­la­mış­tı. Çün­kü bu hal­ka kur­ta­rı­cı gel­miş, ama on­lar bu kur­ta­rı­cı­yı red­det­miş­ler­di. Ye­rem­ya için Ye­ru­şa­lim’in ya­kı­lıp yı­kıl­ma­sı geç­miş­te ka­lan bir şey­di. İsa Me­sih için, Ye­ru­şa­lim’in ya­kı­lıp yı­kıl­ma­sı bir pey­gam­ber­lik­ti ve ile­ri­de ola­cak­tı.

Ağıt­lar 1:18, Yeruşalim’i itaatsiz bir kadına benzeterek ha­ra­be­ye dön­me­si­nin ne­de­ni­ni açık­lar: ARAB hak­lı­dır, çün­kü buy­ru­ğu­na kar­şı gel­dim; şim­di din­le­yin, ey halk­lar, çek­ti­ğim acı­ya gö­rün; er­den kız­la­rım, genç­le­rim sür­gü­ne git­ti”.

Rab dai­ma hak­lı­dır! O yar­gı­la­dı­ğı za­man da hak­lı­dır. Çün­kü Rab kur­tu­luş için her tür fe­da­kar­lı­ğı yap­mış, tüm ola­nak­la­rı­nı or­ta­ya koy­muş­tur. İn­sa­nın kur­tul­ma­sı için sa­de­ce Rab’bin Me­sih İsa ara­cı­lı­ğıy­la sun­du­ğu kur­tu­lu­şu ka­bul et­me­si ge­re­kir. Ka­bul eden kur­tu­la­cak­tır, red­de­den­se bir gün yar­gı­la­na­cak­tır.


17-06-2018:

 

PAZAR

Sonntag

17

HAZİRAN

Juni

 

Keşke başım bir pınar, gözlerim bir gözyaşı kaynağı olsa! Halkımın öldürülenleri için gece gündüz ağlasam.

Yeremya 9:1
 

O dass mein Haupt Wasser wäre und mein Auge eine Tränenquelle, dann wollte ich Tag und Nacht die Erschlagenen der Tochter meines Volkes beweinen!

Jeremia 9, 1
 

Ağıt­lar ki­ta­bı, bi­zi Ye­rem­ya’nın yü­re­ği­nin de­rin­lik­le­ri­ne gö­tü­rür. Tan­rı’dan ken­di kal­bi­ni ger­çek­ten kı­ran bir me­saj ge­tir­miş­ti. Çok üzü­cü ve za­val­lıy­dı ve o ağ­lı­yor­du. Ge­nel ola­rak göz­yaş­la­rı bir za­yıf­lık işa­re­ti ola­rak ka­bul edi­lir ya da ağ­la­mak er­kek­le­re ya­kış­maz; he­le he­le yük­sek ses­le ağ­la­mak be­bek­le­re öz­gü­dür, de­nir. Ama bu hiç de doğ­ru de­ğil!

Ye­rem­ya ad­lı bu ada­mın çok yu­mu­şak bir kal­bi var­dı. Has­sas­tı, iç­ten­di; mer­ha­met­liy­di. Bir an­ne ka­dar yu­mu­şak­tı. Bu­na kar­şın Kut­sal Ki­tap’ta­ki en sert ve en güç­lü me­sa­jı ver­miş­ti. Ye­ru­şa­lim’in ya­kı­lıp yı­kı­la­ca­ğı­nı, hal­kın da Ba­bil’e sür­gü­ne gö­tü­rü­le­ce­ği­ni bil­dir­miş­ti, yar­gı­nın ge­le­ce­ği­ni on­la­ra söy­le­miş­ti ve hal­ka Ne­bu­kad­nes­sar’a tes­lim ol­ma­la­rı­nı öğüt­le­miş­ti. Me­sa­jı, ba­şı­nı der­de sok­mak­tan baş­ka bir işi­ne ya­ra­ma­mış­tı.

Siz ol­say­dı­nız, böy­le­si­ne sert, ka­tı ve şid­det­li bir me­sa­jı ver­me­si için na­sıl bi­ri­ni se­çer­di­niz?  Şu­nu di­ye­bi­li­rim ki, hiç­bi­ri­miz böy­le bir me­saj ver­me­si için faz­la yu­mu­şak bi­ri­ni seç­mez­dik. Ama Tan­rı böy­le bi­ri­ni, yu­mu­şak kalp­li bi­ri­ni seç­ti.


16-06-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

16

HAZİRAN

Juni

 

Ağlıyorum bunlara. Gözlerimden yaşlar boşanıyor. Çünkü beni avutan, canımı tazeleyen benden uzak.

Ağıtlar 1: 16
 

Darüber muss ich weinen, mein Auge, mein Auge zerfließt von Wasser. Denn ein Tröster, der meine Seele erquicken könnte, ist fern von mir.

Klagelieder 1, 16
 

Ağıt­lar ki­ta­bı, Ye­rem­ya’nın pey­gam­ber­li­ği­nin ar­dın­dan nor­mal ve do­ğal bir şe­kil­de ge­lir. Bu kü­çük ki­tap­ta, onun iç ya­şa­mı açık bir şe­kil­de önü­mü­ze se­ril­mek­te­dir. Bun­lar Ye­rem­ya’nın ağıt­la­rı­dır. Bir yo­rum­cu “Dün­ya­da Ye­rem­ya’nın ağıt­la­rı gi­bi baş­ka bir şey yok­tur” de­miş­tir. “Her çağ­da, her ül­ke­de bol bol üzün­tü ve acı ol­muş­tur ama üzün­tü do­lu bir yü­re­ği olan böy­le­si bir vaiz ve pey­gam­ber, ya­zar bir da­ha as­la doğ­ma­mış­tır!” Pey­gam­ber Rab’bin bir yar­gı ha­be­ri­ni ile­ti­yor, ama bu ha­ber onun yü­re­ği­ne bü­yük bir üzün­tü ve­ri­yor; bu sert ha­be­re da­ya­na­mı­yor ve göz­ya­şı dö­kü­yor.

Ye­rem­ya’nın Ağıt­la­rı ki­ta­bı, beş bö­lüm­den oluş­muş­tur ve her bö­lüm bir ağıt­tır. Bu ağıt­lar an­la­tı­la­ma­ya­cak ka­dar üzün­tü do­lu­dur. Bun­lar­da, Ye­rem­ya’yı ağ­la­ya­rak Ye­ru­şa­lim’e ba­kar­ken gö­rü­yo­ruz. Bu ki­tap göz yaş­la­rı ve üzün­tüy­le do­lu­dur. Bir acı şar­kı­sı, bir üzün­tü şii­ri­dir ve mer­ha­met söz­le­riy­le do­lu­dur. Bu kı­rı­lan bir kal­bin ila­hi­si, bir üzün­tü mez­mu­ru, bir üzün­tü sen­fo­ni­si, bir kal­bur­dan geç­me öy­kü­sü­dür. Ye­rem­ya’nın Ağıt­la­rı, Kut­sal Ki­tap’ın ağ­la­ma du­va­rı­dır, di­ye­bi­li­riz.


15-06-2018:

 

CUMA

Freitag

15

HAZİRAN

Juni

 

Yahuda acı çekip ağır kölelik ettikten sonra, sürgün edildi.

Ağıtlar 1: 3
 

Gefangen ist Juda weggezogen aus Elend und aus schwerem Sklavendienst.

Klagelieder 1, 3
 

der Sklavendienst: kölelik
 

Ağıt­lar ki­ta­bı, İ.Ö. 586'da kral Ne­bu­kad­nes­sar ta­ra­fın­dan yı­kı­lan Ye­ru­şa­lim ko­nu­su ile il­gi­li beş ay­rı ağıt­tan olu­şur.

Si­yon ken­ti­nin vi­ra­ne­ye dö­nüş­me­si öy­le­si­ne can­lı bir şe­kil­de an­la­tı­lır ki, bu ki­ta­bın da Ye­ru­şa­lim ken­ti­nin yı­kıl­ma­sın­dan kı­sa bir sü­re son­ra ya­zıl­dı­ğı­nı gös­te­ri­yor (İ.Ö. yak­la­şık 586 ya da 585). Bu ta­rih­ler­de Ye­rem­ya he­nüz Mı­sır’a git­me­miş­tir.

Ye­ru­şa­lim’in dü­şü­şü, kor­kunç bir acı ve sı­kın­tı dö­ne­miy­di. Ağıt­lar Ki­ta­bı’nın ya­zıl­ma­sı­nın ne­de­ni iş­te bu fe­la­ket­ti. Bu ki­tap, Ye­rem­ya’nın ön bil­di­ri­le­ri­ne bir tür ek ola­rak gö­rü­le­bi­lir. Pey­gam­be­rin Ye­ru­şa­lim’in ve ta­pı­na­ğın yı­kı­mın­dan do­la­yı duy­du­ğu de­rin üzün­tü­yü ifa­de eder. Ön bil­di­ri­le­ri­nin ye­ri­ne gel­di­ği­ni gö­re­rek mut­lu ol­mak ye­ri­ne Ye­rem­ya, hal­kı­nın çek­ti­ği sı­kın­tı­lar ne­de­niy­le acı acı ağ­lar.

Yeruşalim kenti dul kalan kadına, içinde oturanlarsa çocuklarına benzetilir.


 

14-06-2018:

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

14

HAZİRAN

Juni

 

Benyamin topraklarında, Anatot Kenti’ndeki kâhinlerden Hilkiya oğlu Yeremya’nın sözleri.

Yeremya 1:1

Worte Jeremias, des Sohnes Hilkijas, von den Priestern in Anatot im Land Benjamin.

Jeremia 1, 1

das Land, der Boden: toprak

 

Ana­tot, Ye­rem­ya’nın do­ğup bü­yü­dü­ğü yer­di. Ye­ru­şa­lim’in ku­ze­yin­de, şe­hir­den bir­kaç ki­lo­met­re uzak­lık­tay­dı.

Bu­ra­da Ye­rem­ya’nın ba­ba­sı Hil­ki­ya’dan söz edil­mek­te­dir. Hil­ki­ya, kral Yo­şi­ya’nın hü­küm­ran­lı­ğı sı­ra­sın­da Ya­sa ki­ta­bı­nı bu­lan baş ka­hin­di. Yo­şi­ya za­ma­nın­da­ki uya­nı­şı kı­vıl­cım­lan­dı­ran şey, Rab’bin Mu­sa’ya ve­ri­len Ya­sa­sı’nın, ya­ni Tan­rı Sö­zü’nün or­ta­ya çı­ka­rı­lıp okun­ma­sı ve bu Sö­ze uyul­ma­sıy­dı. Uya­nış­la­rı ger­çek­leş­ti­ren in­san­lar de­ğil, Tan­rı Sö­zü’dür. On­la­rı ger­çek­leş­ti­ren hiç­bir za­man bir in­san de­ğil, Kut­sal Ki­tap’tır. Ki­li­se­de ger­çek­le­şen her uya­nı­şın so­rum­lu­su Tan­rı Sö­zü’dür. Tan­rı’nın in­san­la­rı kul­lan­dı­ğı doğ­ru­dur ama uya­nı­şı ge­ti­ren Tan­rı Sö­zü’dür. (Bu uya­nış ve et­ki­le­ri, 2 Krallar 22 ve 2. Ta­rih­ler 34'te bkz.).

Tan­rı bi­zim yü­rek­le­ri­miz­de, ya­şam­la­rı­mız­da da bir uya­nış sağ­la­mak is­ti­yor. Na­sıl mı? Sö­zü ara­cı­lı­ğıy­la. Bu ne­den­le, de­ğer­li oku­yu­cu­muz, Tan­rı Sö­zü’nü sü­rek­li ola­rak oku­ma­lı ve onun üze­rin­de dü­şün­me­li­si­niz. Eli­niz­de Kut­sal Ki­tap yok­sa, ad­re­si­miz­den ıs­mar­la­ya­bi­lir­si­niz.


13-06-2018:

 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

13

HAZİRAN

Juni

 

Rab, Yahuda kralı Yoşiya’nın krallığının on üçüncü yılında Yeremya’ya seslendi.

Yeremya 1: 2
 

Zu Jeremia geschah das Wort des HERRN in den Tagen Josias ... des Königs von Juda, im dreizehnten Jahr seiner Regierung.

Jeremia 1, 2
 

Ye­rem­ya pey­gam­ber bü­yük bir Tan­rı ada­mıy­dı. Ona ger­çek­ten de ‘Tan­rı’nın ağ­la­yan pey­gam­be­ri’ de­mek ye­rin­de­dir. Çün­kü Tan­rı, böy­le­si­ne yuf­ka yü­rek­li bi­ri olan Ye­rem­ya’yı ka­tı bir yar­gı me­sa­jı ver­mek üze­re seç­ti. Ye­rem­ya pey­gam­be­rin ilet­ti­ği ha­ber, onun ken­di yü­re­ği­ne ağır ge­li­yor­du.

Ye­rem­ya hiz­me­ti­ne Ye­şa­ya’dan yüz yıl ka­dar son­ra, kral Yo­şi­ya’nın hü­küm­ran­lı­ğı sı­ra­sın­da baş­la­mış­tı. Hem o, hem Yo­şi­ya genç­ti­ler ve bel­li ki ar­ka­daş­tı­lar. Ya­hu­da’da­ki son ruh­sal uya­nı­şı yö­ne­ten Yo­şi­ya’y­dı. Bu uya­nış­ta Rab bir­çok ki­şi­nin kal­bi­ne do­kun­muş­tu ama bir bü­tün ola­rak ge­nel­de yü­zey­sel bir ha­re­ket ol­du­ğu­nu ka­nıt­la­mış­tı. Yo­şi­ya, ka­tıl­ma­ma­sı ge­re­ken­ bir sa­va­şa ka­tıl­ıp bu sa­vaş­ta öl­dü­rül­dü. Ye­rem­ya da ona bir ağıt yak­tı.

Ye­rem­ya, bu hal­kın gü­nah­la­rın­dan do­la­yı Ba­bil’de sür­gün ola­rak yet­miş yıl ka­la­cak­la­rı­nı ön­ce­den bil­dir­di. Ay­rı­ca, sür­gü­nün ka­ran­lı­ğı­nın öte­sin­de­ki ışı­ğı da gör­dü.

Bu gün de Tan­rı’dan uzak­laş­ma­nın yar­gı, O’na gel­me­nin, Rab’de ya­şa­ma­nın esen­lik ve ba­rış ge­tir­di­ği­ni bil­me­li­yiz.


12-06-2018:
SALI Dienstag 12 HAZİRAN Juni Tüm bu diyar bir virane, şaşılacak bir şey olacak ve bu uluslar Babil kralına 70 yıl kulluk edecekler. Yeremya 25:11 Und dieses ganze Land wird zur Trümmerstätte, zur Wüste werden; und diese Nationen werden dem König von Babel dienen siebzig Jahre lang. Jeremia 25,11 Yeremya peygamber görevine, İsrail krallığının Asurlular tarafından ortadan kaldırılmasından sonra başladı. Yeremya 40 yıl peygamberlik etti. Süleyman peygamberin ölümünden sonra İsrail, Yahuda ve İsrail krallığı adıyla ikiye bölündü. İsrail krallığı İ.Ö.720 dolaylarında Asurlular tarafından ortadan kaldırıldı. İ.Ö.587 yılında ise Yeruşalim kuşatıldı, yakılıp yıkıldı, Yahuda krallığı da Babil’e sürgüne götürüldü. Yeremya da Yahudilerle birlikte Mısır’a gitti ve yaşamının sonuna kadar orada kaldı ve Mısır’da öldü. Yeremya, halkının günahları nedeniyle tutsak edilip Babil’e götürüleceklerini, 70 yıl orada sürgün hayatı yaşayacaklarını bildirdi. Bu nedenle de halkın Babillilere karşı gelmemelerini söylemesi, ona hain damgasını vurdu. Ama Yeremya’nın ettiği peygamberlik harfiyen yerine geldi. Babil tutsaklığını önceden bildiren Yeremya aynı zamanda yetmiş yılın sonunda bu imparatorluğun yıkılacağını ve Yahudiler’in ülkelerine geri döneceklerini de önceden görmüştü.
11-06-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

11

HAZİRAN

Juni

 

Benyamin topraklarında, Anatot kentindeki kahinlerden Hilkiya oğlu Yeremya’nın sözleri.

Yeremya 1:1
 

Worte Jeremias, des Sohnes Hilkijas, von den Priestern in Anatot im Land Benjamin.

Jeremia 1, 1
 

der Priester: kahin
 

Bu­gün­ler­de Kut­sal Ki­tap’tan ağıt­lar ki­ta­bı­na ba­ka­ca­ğız. Ye­rem­ya pey­gam­ber, Yerem­ya ve ağıt­lar ki­ta­bı­nı yak­la­şık İ.Ö. 650 yıl­la­rı do­la­yın­da ka­le­me al­mış­tır. Ye­rem­ya adı “Tan­rı Yü­ce­dir” an­la­mı­na ge­lir. Onun la­ka­bı ise, “Ağ­la­yan pey­gam­ber”dir.

Ye­rem­ya as­lın­da çok in­ce dü­şün­ce­li, has­sas bir in­san­dır; ay­nı za­man­da da çe­kin­gen­dir. Bu­na rağ­men Rab onu en zor dö­nem­de ça­ğı­rır ve Tan­rı’nın yar­gı­sı­nı İs­rail hal­kı­na bil­dir­mek­le gö­rev­len­di­rir. Ne­den Tan­rı’nın yar­gı­sı gel­mek üze­re­dir? Çün­kü da­ha ön­ce­le­ri de ol­du­ğu gi­bi, bu halk ye­ni­den put­pe­rest­li­ğe doğ­ru git­mek­te­dir. Bu olay­dan ön­ce Kral Yo­şi­ya dö­ne­min­de Rab’bin Sö­zü ta­pı­nak­tan çı­ka­rı­lır Ye­rem­ya’nın ba­ba­sı ka­hin Hil­ki­ya ta­ra­fın­dan hal­ka oku­nur. Kral Rab’bin buy­ruk­la­rı­na uyar ve ül­ke­de bir uya­nış olur. Be­lir­li bir sü­re son­ra ül­ke­de ye­ni­den bir ge­ri­le­me, yoz­laş­ma, Rab’den dö­nüp ye­ni­den put­la­ra yö­nel­me söz ko­nu­su­dur. Bu in­san­la­rın Tan­rı’dan uzak­laş­ma­la­rı, Rab’be itaat et­me­me­le­ri yar­gı­yı ge­tir­mek üze­re­dir ve Ye­rem­ya bu­nu hal­ka bil­dir­me­li­dir. Za­ten Ye­rem­ya ki­ta­bı­nın ana ko­nu­su da, Rab’bin yar­gı­sı­dır.


10-06-2018:

PAZAR

Sonntag

10

HAZİRAN

Juni

 

Günah işlemedik dersek Tanrı’yı yalancı çıkarırız ve O’nun sözü bizde barınmaz.

Yuhanna 1:10
 

Wenn wir sagen, dass wir nicht gesündigt haben, machen wir ihn zum Lügner, und sein Wort ist nicht in uns.

1. Johannes 1,10
 

sagen, meinen: demek
 

Ne­den Rab’be gi­dip yü­re­ği­ni­zi aç­mı­yor­su­nuz ve baş­ka­sı­na söy­le­ye­me­ye­cek­le­ri­ni­zi O’na an­lat­mı­yor­su­nuz? So­run­la­rı­nı­zı, gü­nah­la­rı­nı­zı an­la­tın Rab’be. Za­yıf­lık­la­rı­nı­zı an­la­tın, iti­raf­lar­da bu­lu­nun. Tan­rı’ya, ken­di­siy­le pay­daş­lık için­de olup O’nun il­ke­le­ri­ni ken­di ha­ya­tı­nız­da ya­şa­mak ve baş­ka­la­rı­na yan­sıt­mak is­te­di­ği­ni­zi söy­le­yin. Tan­rı’nın ken­di­si­ne ge­ri dö­nen yo­lu da Tan­rı’nın ha­zır­la­mış ol­ma­sı ha­ri­ka­dır!

 Şim­di­ye dek söy­le­dik­le­ri­mi­zi özet­ler­sek, Yu­han­na bi­ze, an­cak ışık­ta, ya­ni Tan­rı’nın önün­de yü­rü­ye­rek O’nun­la be­ra­ber­li­ği­miz ola­bi­lir, di­yor. Yap­ma­mız ge­re­ken ikin­ci nok­ta, gü­nah­la­rı­mı­zı O’na iti­raf et­mek­tir. Işık­ta yü­rü­dük­çe İsa Me­sih’in ka­nı­nın bi­zi arıt­ma­ya de­vam et­ti­ği­ni bi­li­yo­ruz. Ama şu­nu da bi­li­yo­ruz ki, da­ha ku­sur­suz de­ği­liz, ne ya­zık ki, her za­man gü­na­ha dü­şe­ce­ğiz. An­cak bu gü­nah­lı­lı­ğı­mı­zı O’na iti­raf­ta bu­lun­ma­mız ge­rek­ti­ği­ni de bil­me­li­yiz. Gün­be­gün, Rab’bin Sö­zü’n­den ge­re­ken be­si­ni, gı­da­yı ala­rak ya­şa­ma­mız, iman­da bü­yü­me­miz ge­re­kir. Rab’bin Sö­zü’ne de­ğer ver­dik­çe, o Söz’den bes­len­dik­çe o Söz bi­zi ge­liş­ti­re­cek ve ol­gun­laş­tı­ra­cak­tır.

09-06-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

9

HAZİRAN

Juni

 

Eğer günahlarımızı açıkça söylersek ‑ itiraf edersek ‑ güvenilir olan ve hakça davranandır; öyle ki, günahlarımızı bağışlar ve bizi her suçtan arıtır.

1 Yuhanna 1:9
 

Wenn wir unsere Sünden bekennen, ist er treu und gerecht, dass er uns die Sünden vergibt und uns reinigt von jeder Ungerechtigkeit.
1. Johannes 1,9
 

Bu­gün­kü aye­ti­miz, “Eğer” ile baş­lı­yor. “Eğer gü­nah­la­rı­mı­zı açık­ça söy­ler­sek!” “Eğer Tan­rı’y­la be­ra­ber­li­ği­miz var­dır der­sek!...” “Eğer ışık­ta yü­rür­sek...” İş­te gü­nah­lı in­san­la kut­sal Tan­rı’yı bir ara­ya ge­tir­me­nin yön­te­mi, gü­nah­la­rın iti­raf edil­me­si, açık­ça söy­len­me­si­dir. Aİti­raf” ay­nı şe­ye evet, ya­ni Tan­rı’nın söy­le­di­ği­nin ay­nı­sı­nı söy­le­mek­tir. Tan­rı, yap­tı­ğı­nı­zın gü­nah ol­du­ğu­nu söy­lü­yor­sa, siz de O’nun ta­ra­fı­na ge­çip, “Doğ­ru­dur Rab! Bu bir gü­nah­tır” di­yor­su­nuz. İti­raf edin­ce Tan­rı ne ya­par? Si­zi arı­tır! İn­cil’de İsa Me­sih kay­bo­lan bir oğul­dan söz eder. Oğul her tür pis­li­ğe gi­rip çı­kar, ba­ba­sın­dan al­dı­ğı mi­ra­sı har vu­rup har­man sa­vu­rur. So­nun­da piş­man ola­rak üs­tü ba­şı kir­li, pis bir şe­kil­de ge­ri dö­ner. Ba­ba­sı onu sev­giy­le ka­bul eder, ona ye­ni el­bi­se­ler giy­di­rir. Oğ­lu er­te­si gün, “Ba­ba ben yi­ne uzak­la­ra gi­dip do­muz ağıl­la­rın­da ça­lı­şa­ca­ğım!” de­me­di.

Gü­nah­la­rı­mı­zı iti­raf et­ti­ği­miz­de on­la­ra sırt çe­vir­dik, Tan­rı’nın söy­le­di­ği­nin ay­nı­sı­nı söy­le­dik, de­mek­tir. Tan­rı gü­nah­tan nef­ret eder ve şim­di de siz nef­ret edi­yor­su­nuz de­mek­tir. İti­raf si­zin­le Tan­rı ara­sın­da­ki bağ­lan­tı­yı, iliş­ki­yi dü­zel­tir.


08-06-2018:

 

CUMA

Freitag

8

HAZİRAN

Juni

 

Günahımız yoktur dersek kendi kendimizi aldatırız ve içimizde gerçek olmaz.

1 Yuhanna 1:8
 

Wenn wir sagen, dass wir keine Sünde haben, betrügen wir uns selbst, und die Wahrheit ist nicht in uns.

1. Johannes 1,8
 

die Sünde: günah
 

Ke­re­ler­ce şöy­le söy­le­yen in­san­lar duy­dum: Evet, bi­raz ha­ta­la­rım var, ama kal­bim te­miz­dir. Bu ger­çek­ten de in­sa­nın ken­di­si­ni gör­me­me­sin­den kay­nak­la­nı­yor. Yu­han­na’nın söy­le­di­ği bu söz­ler, ya­lan­cı ol­mak­tan da­ha da kö­tü­dür. Eğer ya­şa­mı­nız­da gü­na­hın ol­ma­dı­ğı­nı söy­le­me­ye baş­la­dıy­sa­nız, siz­de ke­sin­lik­le ger­çek yok de­mek­tir. Bu siz­de ger­çe­ğin ol­ma­dı­ğı an­la­mı­na da ge­lir. Ken­di­ni­zi al­da­tı­yor­su­nuz de­mek­tir, baş­ka­sı­nı de­ğil.

Eğer ku­sur­suz ol­du­ğu­nu dü­şü­nü­yor­san, vay se­nin eşi­nin ha­li­ne! Vay se­nin ço­cuk­la­rı­nın, dost­la­rı­nın ha­li­ne! Çün­kü se­nin gi­bi ken­di­si­ni ku­sur­suz sa­yan bi­riy­le ya­şa­mak çok zor­dur. Ama Yu­han­na bi­ze, AGü­na­hı­mız yok­tur der­sek ken­di ken­di­mi­zi al­da­tı­rız ve içi­miz­de ger­çek ol­maz” der. Dos­tum, bu ya­şam­da mü­kem­mel­li­ğe, ku­sur­suz­lu­ğa ulaş­mak ola­nak­sız­dır.

İn­san, be­nim gü­na­hım yok­tur ya da ben iyi bir in­sa­nım, ha­ta iş­le­mem de­yin­ce ki­mi al­da­tı­yor? Sa­de­ce ken­di­si­ni kan­dır­mış olur. Kim­se Tan­rı’yı al­da­ta­maz. Kom­şu­su­nu ya da ar­ka­da­şı­nı da de­ğil, yal­nız­ca ki­şi ken­di­si­ni al­da­tır.


 

07-06-2018:

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

7

HAZİRAN

Juni

 

Oğlu İsa’nın kanı bizi her günahtan arındırır!

1 Yuhanna 1: 7 b

Das Blut Jesu, seines Sohnes, reinigt uns von jeder Sünde.

1. Johannes 1,7 b
 

das Blut: kan

 

Eğer ger­çek­ten de bir Tan­rı ço­cu­ğuy­sa­nız, as­la gü­nah için­de ya­şa­ya­maz­sı­nız. Bu de­mek de­ğil ki, gü­na­ha düş­me­ye­cek­si­niz. Bu be­den­dey­ken, her za­man ruh­sal bir sa­vaş ha­lin­de ola­ca­ğız. Gü­na­ha ne ya­zık ki sü­rek­li ola­rak dü­şü­yo­ruz. Ta­bii, bir iman­lı ola­rak gü­na­ha düş­tü­ğü­müz­de, kur­tu­lu­şu­mu­zu yi­tir­mi­yo­ruz. Tan­rı’y­la be­ra­ber­li­ği­mi­zi yi­ti­ri­yo­ruz. Ne za­ma­na ka­dar? Rab’bin önün­de du­rup onu iti­raf edip af di­le­ye­ne ka­dar. O za­man Me­sih’in ka­nı bi­zi ye­ni­den arın­dı­rır. Arın­dı­rır söz­cü­ğü ge­niş za­man ol­du­ğun­dan Me­sih’in ka­nı sü­rek­li ola­rak bi­zi gü­nah­tan arın­dır­mak­ta­dır. Biz o gü­nah­tan ya da gü­nah­lar­dan arı­na­na ka­dar bu be­ra­ber­li­ği tek­rar­dan ka­za­na­ma­yız.

Eğer Me­sih’e iman ede­rek Tan­rı’nın ai­le­sin­dey­se­niz ve ya­şa­mı­nız­da gü­nah var­sa Tan­rı si­ze Me­sih’e inan­ma­yan bi­ri gi­bi dav­ran­ma­ya­cak­tır. O si­ze söz din­le­me­yen bir ço­cuk gi­bi dav­ra­na­cak­tır. Ya­ni, ba­zen bir ba­ba­nın ço­cu­ğu­nu bir oda­ya gö­tü­rüp ce­za­lan­dır­dı­ğı gi­bi, si­zi bir ke­na­ra çe­ke­cek­tir.

Gü­na­ha düş­tü­ğü­nüz an, he­men Me­sih’e gi­dip O’nun te­miz­le­yen ka­nı al­tı­na ge­lin. İş­te o za­man be­ra­ber­lik ye­ni­den ku­ru­lur.


06-06-2018:

 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

6

HAZİRAN

Juni

 

Kendisi ışıkta olduğu gibi biz de ışıkta yürürsek, birbirimizle beraberliğimiz, paydaşlığımız olur ve O’nun Oğlu İsa’nın kanı bizleri her günahtan arıtır.

1 Yuhanna 1:7
 

Wenn wir aber im Licht wandeln, wie er im Licht ist, haben wir Gemeinschaft miteinander, und das Blut Jesu, seines Sohnes, reinigt uns von jeder Sünde.

1. Johannes 1,7
 

“Biz de ışık­ta yü­rür­sek!” de­mek Tan­rı’nın Sö­zü’nün ışı­ğın­da yü­rür­sek, de­mek­tir. Dik­kat edin, bu­ra­da ışı­ğa gö­re yü­rü­mek­ten söz et­mi­yor, ışık­ta yü­rü­mek­ten söz edi­yor. Bu da bi­zim için şu an­la­ma ge­li­yor: Önem­li olan na­sıl yü­rü­dü­ğü­müz de­ğil, ne­re­de yü­rü­dü­ğü­müz­dür. Tan­rı’nın önü­ne ge­lip O’nun Sö­zü’nün gü­nah­lı yü­rek­le­ri­mi­zin üze­rin­de par­la­ma­sı­na izin ver­dik mi?

Gö­rül­dü­ğü gi­bi, ka­ran­lık­ta yü­rü­yüp iyi bir du­rum­da ol­du­ğu­nu­zu dü­şün­me­niz müm­kün­dür.

Dün­ya­nın her ta­ra­fın­da in­san­lar iba­det yer­le­ri­ne gi­dip din­sel iba­det­le­ri­ni yap­mak­ta­dır­lar. An­cak bu in­san­lar Tan­rı’nın Sö­zü’nü işit­mi­yor­lar. So­nuç­ta ka­ran­lık­ta otu­rup eko­no­mi, po­li­ti­ka, iyi ya­şam ya da iyi yap­tık­la­rı bir şey ile il­gi­li ko­nu­lar­dan söz edip teş­vik alır­lar. Ve ra­hat­la­rı ye­rin­de­dir. El­bet­te öy­le ola­cak! Eğer Tan­rı’nın Sö­zü’nün ışı­ğı al­tı­na gel­se­ler­di, gü­nah­lı ol­duk­la­rı­nı ve Tan­rı’yı ken­di dü­zey­le­ri­ne in­di­re­me­ye­cek­le­ri­ni an­lar­lar­dı. Yu­han­na, Tan­rı’y­la be­ra­ber­li­ği ol­du­ğu­nu id­dia edip gü­nah­ta ya­şa­yan bi­ri­nin ya­lan de­di­ği­ni, söy­ler.


05-06-2018:

 

SALI

Dienstag

5

HAZİRAN

Juni

 

O’nunla ruhsal paydaşlıktayız derken vaktimizi karanlıkta geçiriyorsak, yalan söylüyoruz ve gerçeği uygulamıyoruz demektir.

1 Yuhanna 1:6

Wenn wir sagen, dass wir Gemeinschaft mit ihm haben, und wandeln in der Finsternis, lügen wir und tun nicht die Wahrheit.

1. Johannes 1,6
 

“O’nun­la ruh­sal pay­daş­lık­ta­yız” ya da AEğer O’nun­la be­ra­ber­li­ği­miz var­dır der, ama vak­ti­mi­zi ka­ran­lık­ta ge­çi­ri­yor­sak ya­lan söy­lü­yo­ruz ve ger­çe­ği uy­gu­la­mı­yo­ruz de­mek­tir” der­ken, Yu­han­na, bi­zim ya­lan söy­le­di­ği­mi­zi öne sü­rü­yor. Bi­ri­ne ya­lan­cı de­mek hiç de hoş bir şey de­ğil­dir. Yu­han­na si­ze, A‘ben iman­lı­yım, Tan­rı’ya ina­nı­yo­rum’ di­yor, ama gü­nah­ta yü­rü­yor­sa­nız, o za­man ya­lan ko­nu­şu­yor­su­nuz”, di­yor; çün­kü Tan­rı ışık­tır ve kut­sal­dır! Çün­kü ışık­la ka­ran­lık hiç­bir za­man bağ­da­şa­maz.

Dos­tum, eğer Tan­rı’y­la yü­rü­ye­cek­sen, O’nun­la an­cak I ŞIKTA yü­rü­ye­bi­lir­sin. Eğer gü­nah­la­rın ba­ğış­lan­ma­mış­sa, iman et­miş­sin ama ya­şa­mın­da gü­nah var­sa, O’nun­la yü­rü­mü­yor­sun, de­mek­tir. Tan­rı’yı ken­di dü­ze­yi­ne in­di­re­mez­sin. ABe­nim Rab ile pay­daş­lı­ğım var” der­ken gü­nah ile de pay­daş­lı­ğın ola­maz. Bu müm­kün de­ğil. Çün­kü Rab’bin gü­nah­la as­la pay­daş­lı­ğı ola­maz.


04-06-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

4

HAZİRAN

Juni

 

Tanrı ışıktır ve O’nda karanlığın izi yoktur.

1 Yuhanna 1: 5 b

... dass Gott Licht ist und gar keine Finsternis in ihm ist.

1. Johannes 1,5 b
 

nicht vorhanden: yok
 

Işı­ğın önem­li bir özel­li­ği, ulaş­tı­ğı ye­ri ısıt­ma­sı­dır. Işık, ener­ji ta­şır. Dün­ya­mız için bu ener­ji­nin kay­na­ğı gü­neş­tir. Gü­neş sa­ni­ye­de 4 mil­yon ton do­la­yın­da atom yi­tir ve bu mad­de­ye eş de­ğer­de olan ener­ji­yi uza­ya fır­la­tır. Gü­neş­ten ya­yı­lan ışın­lar dün­ya­mı­za ula­şır, bi­zi ısı­tır ve dün­ya­mız­da ya­şa­ma­yı ola­nak­lı kı­lar. Eğer dün­ya­mız gü­neş­ten bi­raz uzak ya da ya­kın ol­say­dı bu­ra­da ya­şa­mak müm­kün ol­maz­dı. Ör­ne­ğin Mer­kür ge­ze­ge­ni gü­ne­şe en ya­kın ge­ze­gen­dir. Onun gü­ne­şe ba­kan yü­zü 400 de­re­ce­yi ge­çer, gü­ne­şe bak­ma­yan ta­ra­fı ka­ran­lık ve ek­si 170 de­re­ce do­la­yın­da so­ğuk­tur. Mer­kür’ün bir yü­zü fo­kur fo­kur kay­nar­ken, di­ğer ta­ra­fı aşı­rı oran­da so­ğuk­tur. Bu­na ben­zer­lik­te, ruh­sal alan­da biz­ler yü­zü­mü­zü Tan­rı’ya çe­vi­re­bi­li­riz. Yü­rek­le­ri­miz aşı­rı oran­da buz­laş­mış, ru­hu­muz ener­ji yok­lu­ğun­dan yıp­ran­mış ola­bi­lir. Ama yü­zü­mü­zü Tan­rı’nın ışı­ğı­na çe­vir­di­ği­miz­de, O’na yak­laş­tı­ğı­mız­da, O’n­dan ge­len o ışın­lar, o sı­cak­lık bi­zi ye­ni­den ısı­tır. Tan­rı ışı­ğı­nın, sı­cak­lı­ğı­nın yü­re­ği­mi­ze gir­me­si­ne izin ver­di­ği­miz­de, o buz­lar yü­re­ği­miz­den eri­yip gi­der. Böy­le­ce O’nun gü­cüy­le güç bu­lu­ruz.


03-06-2018:

 

PAZAR

Sonntag

3

HAZİRAN

Juni

 

Tanrı ışıktır ve O’nda karanlığın izi yoktur.

1 Yuhanna 1: 5 b

... dass Gott Licht ist und gar keine Finsternis in ihm ist.

1. Johannes 1,5 b
 

die Finsternis: karanlık
 

Işık in­sa­na reh­ber­lik eder, yo­lu gös­te­rir. Ufuk­ta­ki ışık in­sa­na ce­sa­ret ve­rir. De­vam ede­cek gü­cü sağ­lar. Tan­rı ışık­tır. Dos­tum, ka­ran­lık sa­de­ce ışı­ğı yok say­mak de­ğil­dir. Ba­sit­çe ışı­ğın kar­şı­tı da de­ğil­dir. Ka­ran­lık ışı­ğa düş­man­dır. Tan­rı’nın ışı­ğı ve kut­sal­lı­ğı dün­ya­nın ka­ran­lık ve kar­ma­şa­sı ile tam bir ça­tış­ma ha­lin­de­dir.

Biz­ler in­san ola­rak bu dün­ya­da gü­nah­la do­lu kü­çük bir ya­ra­tı­ğız. Ger­çek şu­dur ki, biz­ler gü­nah­lı ve bu ne­den­le de ta­ma­men bo­zu­ğuz. Kur­tu­luş için Tan­rı’nın sev­gi­si, mer­ha­me­ti ve kay­ra­sı ol­ma­say­dı, ce­hen­ne­me atıl­mak­tan baş­ka bir işe ya­ra­maz­dık. Ama Tan­rı bi­zi çöp­lü­ğe, bu­nun so­nun­da da ce­hen­ne­me at­ma­dı, ce­hen­ne­mi hakk­et­miş­ken. O bi­ze gön­der­di­ği kur­ta­rı­cı ara­cı­lı­ğıy­la ye­ni­den son­suz ya­şa­mı sağ­la­dı. Bu ya­şam­da ba­na reh­ber­lik et­me­si için Kut­sal Ru­hu’nu ve ken­di Sö­zü olan Kut­sal Ki­tap’ı ver­di. Bu­gün Me­sih’e iman eden her in­sa­nın yü­re­ğin­de olan Tan­rı’nın Kut­sal Ruh’u ve elin­de­ki Kut­sal Ki­tap ona reh­ber­lik eder, yol gös­te­rir.


02-06-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

2

HAZİRAN

Juni

 

Tanrı ışıktır ve O’nda karanlığın izi yoktur.

1 Yuhanna 1: 5

Gott ist Licht.

1. Johannes 1,5
 

Şu so­ru­yu tek­rar so­ra­yım: Tan­rı Işık­tır, de­di­ği­miz­de ne an­lı­yo­ruz? Işık ve özel­lik­le­ri ne­ler­dir? Işı­ğın bir özel­li­ği ken­di­si­ni bel­li et­me­si­dir. Işık gö­rü­le­bi­lir, hem de ken­di­si­ni ya­yar. Ka­ran­lı­ğı ay­dın­la­tır. Işık ol­du­ğun­da el­le­ri­mi gö­re­bi­li­rim ve kir­len­diy­se yı­ka­ya­bi­li­rim. Işık ol­ma­say­dı yer­yü­zü­nü gö­re­mez­dik, hiç­bir şey gö­re­mez­dik. Işık ku­sur­la­rı ve kir­li­li­ği or­ta­ya çı­ka­rır, ay­nı za­man­da ışık gü­zel­lik­le­ri de açı­ğa çı­ka­rır.

Işık ay­rı­ca Tan­rı’nın bem­be­yaz pak­lı­ğın­dan ve le­ke­siz kut­sal­lı­ğın­dan söz eder. Tan­rı göl­ge bı­rak­ma­dan iler­ler, çün­kü ken­di­si ışık­tır, pak­tır. As­lın­da gü­neş ışı­ğı dün­ya­nın var­lı­ğı­nın en önem­li par­ça­sı­dır. Yal­nız­ca ay­dın­lat­maz, te­miz­ler de. Ha­nım­la­rın ço­ğu el­bi­se­le­ri­nin ko­ku­la­rı­nı gi­der­mek için on­la­rı gü­neş­te bı­ra­kır­lar. Gü­neş ha­ri­ka bir te­miz­le­yi­ci­dir. Işık sö­züy­le de Tan­rı’nın pak­lı­ğı, kut­sal­lı­ğı an­la­tır.


01-06-2018:

 

CUMA

Freitag

1

HAZİRAN

Juni

 

Oğul’dan işittiğimiz ve size bildirdiğimiz haber şudur: Tanrı ışıktır ve O’nda karanlığın izi yoktur.

1 Yuhanna 1:5
 

Und dies ist die Botschaft, die wir von ihm gehört haben und euch verkündigen: dass Gott Licht ist und gar keine Finsternis in ihm ist.

1. Johannes 1,5
 

Yu­han­na bi­ze Tan­rı’nın ışık, sev­gi ve ya­şam ol­du­ğu­nu söy­ler. “Tan­rı Işık­tır!” Işık der­ken ne an­lı­yo­ruz? Gü­nü­mü­zün mo­dern bi­li­mi bi­le ışı­ğı tam ola­rak açık­la­ya­bil­miş de­ğil­dir. Işık ener­ji mi yok­sa mad­de mi? Işık ne­dir? Oda­nı­zın ışı­ğı­nı aç­tı­ğı­nız­da kö­şe­ye giz­len­miş ka­ran­lık ay­dın­la­nır. Kö­şe­ye gi­dip de ka­ran­lı­ğı yok eden şey ne­dir? Ya da ka­ran­lı­ğı yok et­miş mi­dir? Işık sön­dü­rü­lün­ce ka­ran­lık yi­ne o kö­şe­ye ge­ri dön­mez mi? Öy­ley­se ışık ne­dir?

Yu­han­na Tan­rı’nın ışık ol­du­ğu­nu söy­ler­ken, Tan­rı’nın ki­şi­li­ği­nin özel­lik­le­rin­den, öz ni­te­lik­le­rin­den bir kıs­mı­nı açık­la­mış olu­yor. Bu Tan­rı’nın öz ni­te­lik­le­ri­nin tü­mü­nü kap­sa­maz­sa da, O’nun hak­kın­da çok şey an­la­tır. Işık, gör­kem­den, par­lak­lık­tan, gü­zel­lik­ten ve Tan­rı’nın ha­ri­ka­la­rın­dan söz eder. Gü­neş ha­ri­ka bir alev to­pu gi­bi do­ğar­ken, onu hiç iz­le­di­niz mi? Gü­ne­şin do­ğu­şu­nu ya da ba­tı­şı­nı gör­dü­ğüm­de her za­man hay­ran kal­mı­şım­dır. Tan­rı’nın ya­rat­tı­ğı do­ğa­yı, gü­ne­şi, yıl­dız­la­rı iz­le­mek, gör­mek ne ha­ri­ka bir şey­dir! Tan­rı ışık­tır. Bu da Tan­rı’nın gü­zel­li­ği­ni, yü­ce­li­ği­ni gös­te­rir.


31-05-2018:

PERŞEMBE

Donnerstag

31

MAYIS

Mai

 

(Avrupa ülkelerinin bazısında dini bayramdır)

 

Oğul’dan işittiğimiz ve size bildirdiğimiz haber şudur: Tanrı ışıktır ve O’nda karanlığın izi yoktur.

1 Yuhanna 1:5
 

Und dies ist die Botschaft, die wir von ihm gehört haben und euch verkündigen: dass Gott Licht ist und gar keine Finsternis in ihm ist.

1. Johannes 1,5
 

Tan­rı Işık­tır sö­zü, Tan­rı kut­sal ol­du­ğu­nu be­lir­tir. Ama in­san kut­sal de­ğil­dir. Ha­ri­ka kur­ta­rı­cı ile be­nim aram­da­ki bu uçu­rum na­sıl ka­pa­tı­la­bi­lir? Ara­da­ki va­di çok de­rin ve dik­tir. Tan­rı ve in­san na­sıl bir ara­ya ge­le­bi­lir? Eyup pey­gam­ber bir ke­re­sin­de şöy­le de­di: “Keş­ke ara­mız­da bir ha­kem ol­sa da, eli­ni iki­mi­zin üs­tü­ne koy­sa!” (Eyup 9:33). Eyup pey­gam­be­rin ya­kın­dı­ğı, ken­di­siy­le Tan­rı ara­sın­da bir ara­cı ol­ma­yı­şıy­dı. Ya­ka­rı­şı, “Ah, keş­ke bir eli­ni Tan­rı’nın eli­ne, di­ğe­ri­ni be­nim eli­me ko­ya­rak el­le­ri­mi­zi bir­leş­ti­re­cek bi­ri­si ol­say­dı. Eğer bu­nu ya­pa­bil­sey­di, o za­man bir ara­cım olur­du.” İn­cil, bu tek ara­cı­nın İsa Me­sih ol­du­ğu­nu söy­ler (1. Tim.2:5). Ya­ni ar­tık şük­rol­sun ki, bir ara­cı­mız var­dır. Bu ara­cı­yı yi­ne Yu­han­na şöy­le be­tim­ler: “Ço­cuk­la­rım, bun­la­rı siz­le­re yaz­ma­mın ne­de­ni gü­nah iş­le­me­me­niz için­dir. Ama bi­ri gü­nah iş­ler­se, Ba­ba ile bir­lik­te bir sa­vu­nu­cu­muz var­dır. (Bu sa­vu­nu­cu) Doğ­ru ki­şi İsa Me­sih’tir bu. O, gü­nah­la­rı­mı­zın gi­de­ril­me­si­ni sağ­la­yan ba­ğış­la­ma­lık­tır; yal­nız bi­zim gü­nah­la­rı­mız için de­ğil, tüm dün­ya­nın gü­nah­la­rı için”(1 Yu.2:1-2).


 

30-05-2018:

ÇARŞAMBA

Mittwoch

30

MAYIS

Mai

 

Bunları size yazmamızın nedeni, sevincimizin doruğa erişmesi içindir.

1 Yuhanna 1:4
 

Und dies schreiben wir, damit unsere Freude vollkommen sei.

1. Johannes 1,4
 

die Freude: sevinç
 

El­çi Yu­han­na, bu mek­tu­bu yaz­ma­sı­nın baş­ka bir ne­de­ni­ne da­ha de­ği­ni­yor: ASe­vin­ci­miz tam ol­sun, do­ru­ğa er­sin!” Kü­çük bir se­vinç de­ğil, an­cak pay­daş­lık­tan do­ğan bü­yük bir se­vin­ce sa­hip ol­mak ne ka­dar gü­zel bir şey­dir! Ki­li­se­de Rab’bin Sof­ra­sı­nın ya­pı­lı­şı bir ey­lem­dir; ver­mek bir ey­lem­dir, dua et­mek bir ey­lem­dir. An­cak bu bö­lüm­de Yu­han­na’nın bu­ra­da sö­zü­nü et­ti­ği, Pav­lus’un da şu ayet­te be­lirt­ti­ği be­ra­ber­lik (or­tak ol­ma) tec­rü­be­si­dir: “O’nu ta­nı­mak, di­ri­li­şi­nin gü­cü­nü bil­mek ve elem­le­ri­ne or­tak ol­ma­nın ne de­mek ol­du­ğu­nu bil­mek... is­ti­yo­rum” (Fil.3:10).

Eti­yop­ya­lı bir adam var­dı. Tan­rı’nın Ru­hu Fi­li­pus adın­da­ki öğ­ren­ci­yi ona yol­la­dı ve Fi­li­pus ona Rab’bin müj­de­si­ni açık­la­dı. Bu açık­la­may­la bu adam se­vinç­le do­la­rak yo­lu­na de­vam et­ti. Ne­den? Çün­kü Me­sih’i ta­nı­mış­tı.

Yu­han­na, be­ra­ber­li­ği­miz ol­sun ve se­vin­ci­miz tam ol­sun di­ye bun­la­rı yaz­dı­ğı­nı söy­le­miş­ti ve ger­çek­ten de eğer Tan­rı ile pay­daş­lı­ğı­mız, be­ra­ber­li­ği­miz var­sa, se­vin­ci­miz de do­ğal ola­rak tam olur.



 

29-05-2018:

SALI

Dienstag

29

MAYIS

Mai

 

Sizin de bizimle birlikte ruhsal paydaşlığınız, beraberliğiniz olsun diye, gördüğümüzü ve işittiğimizi size de müjdeliyoruz.

1 Yuhanna 1:3
 

Was wir gesehen und gehört haben, verkündigen wir auch euch, damit auch ihr mit uns Gemeinschaft habt.

1. Johannes 1,3
 

Pay­daş­lık, pay­la­şa­cak şe­yi ol­mak an­la­mı­na ge­lir. Me­sih iman­lı­la­rı­nın be­ra­ber­li­ği Me­sih’e ait şey­le­ri pay­laş­ma­yı an­la­tır. Bu­nu yap­mak için Rab İsa’yı bil­me­miz, O’nu ki­şi­sel kur­ta­rı­cı­mız ola­rak ta­nı­ma­mız, ka­bul et­me­miz ge­re­kir.

Gü­nü­müz­de pay­daş­lı­ğın an­la­mı­nı ve öne­mi­ni yi­tir­miş du­rum­da­yız. Pay­daş­lık de­di­ği­miz­de ge­nel­de ak­lı­mı­za bir­lik­te eğ­len­mek, ye­mek ye­mek ve hoş va­kit ge­çir­mek ge­li­yor. Ya da mer­ha­ba Ali, iş­ler na­sıl gi­di­yor, eşin na­sıl? gi­bi­sin­den şey­le­ri dü­şü­nü­yo­ruz pay­daş­lık­la. Bi­ri­le­riy­le şar­kı söy­le­mek, ka­fa­yı çek­mek de pay­daş­lık ola­rak bi­li­nir. Ne ya­zık ki, Me­sih iman­lı­la­rı­nın da ge­nel­de an­la­dı­ğı bu­dur. Ama bun­lar pay­daş­lık de­ğil. Öy­ley­se pay­daş­lık­tan kas­te­di­len ne­dir?

İman­lı için pay­daş­lık de­mek, bir ara­ya ge­lip Me­sih’e ait şey­le­ri pay­laş­mak de­mek­tir. Bir­lik­te Rab İsa ve O’nun Sö­zü ile il­gi­li şey­le­ri ko­nu­şu­ruz. O’nun söy­le­di­ği söz­le­ri, il­ke­le­ri, vaat­le­ri pay­la­şı­rız. Bir­lik­te Rab’be ila­hi­ler okur, O’nu yü­cel­ti­riz.


28-05-2018:

PAZARTESİ

Montag

28

MAYIS

Mai

 

Sizin de bizimle birlikte ruhsal paydaşlığınız, beraberliğiniz olsun diye, gördüğümüzü ve işittiğimizi size de müjdeliyoruz. Bizim paydaşlığımız ise Baba ile ve Oğlu İsa Mesih iledir.

1 Yuhanna 1:3
 

Was wir gesehen und gehört haben, verkündigen wir auch euch, damit auch ihr mit uns Gemeinschaft habt; und zwar ist unsere Gemeinschaft mit dem Vater und mit seinem Sohn Jesus Christus.

1. Johannes 1,3
 

“İşit­ti­ği­mi­zi ve gör­dü­ğü­mü­zü” söz­le­ri üçün­cü kez­dir ki söy­le­ni­yor. Ne­den üç kez tek­rar­la­nı­yor? Çün­kü ruh­sal pay­daş­lık çok önem­li­dir. Ama Tan­rı’y­la na­sıl be­ra­ber­li­ği­miz ola­cak? Bu müm­kün de­ğil. Çün­kü Tan­rı kut­sal­dır. Öy­ley­se Tan­rı’y­la in­sa­nı na­sıl bir ara­ya ge­ti­re­bi­lir­si­niz? Amos pey­gam­ber şöy­le de­di: Aİki adam an­laş­ma­dan bir­lik­te yü­rür­ler mi?” (Amos 3:3). Na­sıl be­ra­ber­li­ği­miz ola­cak? Tan­rı’y­la an­laş­tı­ğı­mız­da be­ra­ber­li­ği­miz ola­bi­lir. Tan­rı’ya şü­kür­ler ol­sun ki, O bu an­laş­ma yo­lu­nu ken­di­si aç­tı. İsa’ya Tan­rı’nın Sö­zü, özü den­mek­te­dir. Du­rup du­rur­ken Tan­rı ne­den Ken­di Sö­zü, özü olan İsa Me­sih’i in­san ola­rak yer­yü­zü­ne gön­der­sin! İş­te ne­de­ni bu. Bi­zim gü­nah­la­rı­mı­zı ken­di üze­ri­ne al­sın, bi­zi ba­ğış­la­sın ve böy­le­ce Tan­rı’y­la o be­ra­ber­li­ğe, pay­daş­lı­ğa ge­tir­sin. Bu ne­den­le Yu­han­na 5. bö­lüm­de şu­nu ke­sin ola­rak söy­le­ye­bil­di: ATa­nık­lık şu­dur: Tan­rı bi­ze son­suz ya­şam ver­di, bu ya­şam O’nun Oğ­lu’n­da­dır. Oğul’u var­lı­ğın­da bu­lun­du­ran ya­şa­ma sa­hip­tir. Tan­rı’nın Oğ­lu’nu var­lı­ğın­da bu­lun­dur­ma­yan ya­şa­ma sa­hip de­ğil­dir” (1 Yu.5:12).

Not: İn­cil’de İsa’ya iliş­kin söy­le­nen Oğul sö­zü ruh­sal an­lam­da­dır.


27-05-2018:

PAZAR

Sonntag

27

MAYIS

Mai

 

Yaşam belirgin oldu, bizler O’nu gördük ve tanıklık ediyoruz. Size sonsuz yaşamı müjdeliyoruz. Bu yaşam Baba ile birlikteydi ve bize belirgin oldu.

1 Yuhanna 1:2
 

Und das Leben ist geoffenbart worden, und wir haben gesehen und bezeugen und verkündigen euch das ewige Leben, das bei dem Vater war und uns geoffenbart worden ist.
1. Johannes 1,2
 

“Ya­şam be­lir­gin ol­du” ya da AYa­şa­mı açık­ça gö­rün­dü!” Bu, ya­şa­mın in­san­la­rın gö­re­bi­le­ce­ği açık bir ye­re ge­ti­ril­me­si de­mek­tir. Yu­han­na bir son­ra­ki ayet­te gö­re­ce­ği­miz gi­bi, ya­şam sö­zü olan Rab İsa Me­sih hak­kın­da ko­nuş­mak­ta­dır.

Yu­han­na’nın sö­zü­nü et­ti­ği Ason­suz ya­şam” İsa Me­sih’in ta ken­di­si­dir. Eğer bir ta­nım is­ter­se­niz, son­suz ya­şam bir ki­şi­dir ve bu ki­şi İsa Me­sih’tir. Öy­le ba­sit ki, bu­nu her in­san an­la­ya­bi­lir, hem de o ka­dar zor­dur. Ya Me­sih’te­sin ya da de­ğil­sin. Hep­si bu ka­dar! Ya Me­sih’e ina­nır­sın ya da inan­maz­sın. Eğer ina­nı­yor­san, son­suz ya­şa­ma sa­hip­sin, de­mek­tir. Eğer inan­mı­yor­san, son­suz ya­şa­ma sa­hip de­ğil­sin, de­mek­tir. Son­suz ya­şam bu ol­du­ğu­na gö­re, se­nin de son­suz bir ya­şa­mın var mı? Bu so­ru­ya na­sıl bir ya­nıt ve­re­cek­sin? Eğer ya­nı­tın Abil­mi­yo­rum” ise, ya da Aha­yır” ise, o za­man son­suz ya­şa­mın yok de­mek­tir. Oy­sa, İsa Me­sih’e iman eden bir kim­se, ke­sin ola­rak son­suz ya­şa­ma sa­hip ol­du­ğu­nu bi­li­yor. Ben Ali ola­rak son­suz bir ya­şa­ma sa­hip ol­du­ğum­dan emi­nim. Ne­den? Çün­kü Rab’bin Sö­zü açık ve ke­sin ola­rak bu­nu di­yor.


26-05-2018:

CUMARTESİ

Samstag

26

MAYIS

Mai

 

Başlangıçtan beri var olan yaşam sözü. İşittiğimiz, gözlerimizle gördüğümüz, baktığımız, ellerimizle dokunduğumuz yaşam sözüne ilişkin yazıyoruz!

1 Yuhanna 1:1
 

Was von Anfang an war, was wir gehört, was wir mit unseren Augen gesehen, was wir angeschaut und unsere Hände betastet haben vom Wort des Lebens ... verkündigen wir euch.

1. Johannes 1,1
 

İsa’yı sey­ret­tik, O’na bak­tık, di­yor. Bu­ra­da kul­la­nı­lan söz­cük di­li­mi­ze ti­yat­ro ola­rak geç­miş­tir. Ti­yat­ro sa­de­ce otu­rup bak­tı­ğı­nız bir yer de­ğil, dik­kat­le iz­le­di­ği­niz bir yer­dir. Yu­han­na üç yıl bo­yun­ca İsa’yı iz­le­dik­le­ri­ni, O’nu sey­ret­tik­le­ri­ni, O’na bak­tık­la­rı­nı söy­lü­yor. Son­ra Yu­han­na, Tıp­kı Mu­sa’nın çöl­de yı­la­nı yu­ka­rı kal­dır­dı­ğı gi­bi, in­sa­noğ­lu­nun da yu­ka­rı kal­dı­rıl­ma­sı ge­re­kir” (Yu.3:14) di­ye yaz­dı. İb­ra­ni hal­kı Mu­sa ön­der­li­ğin­de çöl­de iler­ler­ler­ken, itaat­siz­lik­le­ri yü­zün­den yı­lan­lar­ca ısı­rıl­dı­lar. Tan­rı’nın Mu­sa pey­gam­be­re sun­du­ğu çö­züm, tunç­tan bir yı­lan ya­pıp onu yu­ka­rı dik­mek­ti ve yı­lan­lar­ca ısı­rı­lan ki­şi­ler kur­tu­la­bil­mek için yu­ka­rı­ya kal­dı­rı­lan di­re­ğin üs­tün­de­ki tunç­tan yı­la­na bak­mak zo­run­day­dı­lar. Yu­han­na bu­nu İsa’ya uyar­lı­yor ve kur­tu­luş için iman­la O’na bak­ma­mız ge­rek­ti­ği­ni be­lir­ti­yor. Bu­nun ar­dın­dan da O’nu ha­ya­tı­mız­la iz­le­mek ge­re­ki­yor. Bak­mak kur­ta­rır, ha­ya­tı­mız­la iz­le­mek kut­sal­laş­tı­rır. Yu­han­na’nın İyi Ha­be­rin­de be­lir­til­di­ği gi­bi, Söz in­san olup ara­mız­da ya­şa­dı. Biz de O’nun yü­ce­li­ği­ni, Ba­ba’dan ge­len lü­tuf ve ger­çek­le do­lu olan bi­ri­cik Oğul’un yü­ce­li­ği ni­te­li­ğin­de gör­dük” (Yu.1:14).


25-05-2018:

CUMA

Freitag

25

MAYIS

Mai

 

Başlangıçtan bu yana var olan yaşam sözü!

1 Yuhanna 1: 1
 

Was von Anfang an war, ... (das) Wort des Lebens.

1. Johannes 1,1
 

der Anfang: başlangıç
 

“Baş­lan­gıç­tan bu ya­na var olan ya­şam sö­zü” as­lın­da İsa Me­sih’in Beyt­le­hem’de do­ğu­şu­na gön­der­me yap­mak­ta­dır. İsa Me­sih yak­la­şık otuz ya­şın­day­ken, Yu­han­na ve kar­de­şi Ya­kup O’nun­la Ye­ru­şa­lim ken­tin­de ta­nış­tı­lar. Da­ha son­ra İsa on­la­ra yak­la­şıp ken­di­si­ni iz­le­me­le­ri­ni is­te­di­ğin­de, bu iki kar­deş ba­ba­la­rıy­la bir­lik­te ağ­la­rı­nı ona­rı­yor­lar­dı. Çün­kü mes­lek­le­ri ba­lık­çı­lık­tı. On­lar da he­men ba­ba­la­rı­nı bı­ra­kıp İsa’yı iz­le­di­ler.  Şim­diy­se Yu­han­na O’n­dan söz ede­rek İsa’nın tüm ki­şi­li­ği­nin ger­çe­ği­ni or­ta­ya se­ri­yor.

Yu­han­na, Aİşit­ti­ği­miz, göz­le­ri­miz­le gör­dü­ğü­müz, bak­tı­ğı­mız, el­le­ri­miz­le do­kun­du­ğu­muz ya­şam sö­zü­ne iliş­kin ya­zı­yo­ruz” di­yor. Bu­na gö­re Yu­han­na bu­ra­da ku­lak ve göz yo­lu­nu kul­la­na­rak, işit­tik, gör­dük, bak­tık, el­le­ri­miz­le de do­kun­duk, di­yor. Yu­han­na el­bet­te, İsa’nın be­den al­ma­sın­dan ve yer­yü­zün­de bu­lun­du­ğu sü­re­de O’nun­la olan bir­lik­te­li­ğin­den söz et­mek­te­dir. Yu­han­na, Rab İsa’yı ger­çek­ten duy­du­ğu­nu, O’nun se­si­ni işit­ti­ği­ni ve O’nu din­le­yin­ce Tan­rı’yı din­le­miş ol­du­ğu­nu söy­lü­yor.


24-05-2018:

PERŞEMBE

Donnerstag

24

MAYIS

Mai

 

Başlangıçta söz vardı. Söz Tanrı’yla birlikteydi ve söz Tanrı’ydı!

Yuhanna 1:1
 

Im Anfang war das Wort, und das Wort war bei Gott, und das Wort war Gott.

Johannes 1,1
 

mit: ile
zusammen mit: ile birlikte

 

Bu­gün­kü ayet­te baş­lan­gıç­ta Söz’ün var ol­du­ğu, Söz’ün Tan­rı’y­la bir­lik­te ve Söz’ün Tan­rı ol­du­ğu söy­le­ni­yor.

14.a­yet­te “Söz be­den ol­du, kay­ra ve ger­çek­le do­lu ola­rak ara­mız­da ya­şa­dı”, 18.a­yet­te, “Hiç­bir va­kit, hiç kim­se Tan­rı’yı gör­me­di. An­cak Ba­ba’nın bağ­rın­da olan bi­ri­cik Oğul O’nu bil­dir­di” di­yor. Tüm bun­lar bi­ze şu ger­çe­ği gös­ter­mek­te­dir: Tan­rı’yı gö­re­mez­si­niz, çün­kü O Ruh’tur. Biz O’nu gö­rüp ta­nı­ya­bi­le­lim di­ye O in­san be­de­ni­ne bü­rün­mek zo­run­da kal­mış­tır. Biz­ler O’nun ya­nı­na gi­de­mez, O’nu gö­re­mez­dik. Bu ne­den­le O bi­zim ya­nı­mı­za gel­miş­tir, Tan­rı’yı bi­ze açık­la­mış­tır.

Baş­ka deyiş­le, son­suz, eze­li olan Tan­rı, biz­le­re ye­ni­den o son­suz kur­tu­lu­şu ver­mek için, yer­yü­zü­ne bir in­san ola­rak ge­li­yor. Bu bi­zim ak­lı­mı­zın ala­ma­ya­ca­ğı ka­dar bü­yük bir ina­yet­tir. Bu, ay­nı za­man­da Tan­rı’nın biz in­san­la­ra olan sev­gi­si­nin yü­ce­li­ği­ni gös­te­rir. Ben bu­na evet de­di­ğim­den be­ri yü­re­ğim­de o son­suz esen­li­ği, kur­tu­luş gü­ven­ce­si­ni ya­şa­mak­ta, ve Rab’be bu­nun için hamt et­mek­te­yim.



 

23-05-2018:

ÇARŞAMBA

Mittwoch

23

MAYIS

Mai

 

Başlangıçta söz vardı. Söz Tanrı’yla birlikteydi ve söz Tanrı’ydı!

Yuhanna 1:1
 

Im Anfang war das Wort, und das Wort war bei Gott, und das Wort war Gott.
Johannes 1,1
 

das Wort: söz, kelime
 

İn­cil’de Yu­han­na ke­si­mi­nin ilk aye­ti şöy­le­dir: “Baş­lan­gıç­ta söz var­dı. Söz Tan­rı’y­la bir­lik­tey­di ve söz Tan­rı’y­dı! Baş­lan­gıç­ta O Tan­rı’y­la bir­lik­tey­di”. Ar­dın­dan ya­rat­ma işi­ne ge­lir: “Her şey O’nun ara­cı­lı­ğıy­la var ol­du; var olan hiç­bir şey O’n­suz ol­ma­dı”.

Mil­yar ya da t­ril­yon­lar­ca yıl ge­ri­ye, ya­ra­tı­lı­şın da ge­ri­si­ne git, ora­da yi­ne Tan­rı ve O’nun Sö­zü olan İsa Me­sih var­dır. Yu­han­na’nın ne yaz­dı­ğı­na dik­kat edin: ABaş­lan­gıç­ta Söz var­dı” (var de­ğil). Baş­ka de­yiş­le bu, baş­lan­gı­cı ol­ma­yan bir baş­lan­gıç­tır; çün­kü O’nun baş­lan­gı­cı yok­tur. ABaş­lan­gıç­ta Söz var­dı” aye­ti­nin an­la­mı şu­dur: Geç­mi­şe doğ­ru is­te­di­ği­niz ka­dar yol­cu­luk edin ve is­te­di­ği­niz bir yer­de du­run ve ora­da da son­suz­luk­tan çı­kıp ge­len Me­sih si­zi kar­şı­lar. Bu akıl­la­ra dur­gun­luk ve­ren ve Yu­han­na 1:14'e ge­le­ne dek bu­nun yü­ce­li­ği­ni an­la­mak­ta aciz ka­lı­rız: ASöz be­den ol­du ‑ in­san ol­du ‑ ara­mız­da ya­şa­dı!” Bu da bi­zi, İsa’nın doğ­du­ğu yer olan Beyt­le­hem’e ge­ri gö­tü­rür ve ora­dan baş­la­ya­rak kav­ra­ma­ya baş­la­rız.


22-05-2018:

SALI

Dienstag

22

MAYIS

Mai

 

Başlangıçtan beri var olan yaşam sözü. İşittiğimiz, gözlerimizle gördüğümüz, baktığımız, ellerimizle dokunduğumuz yaşam sözüne ilişkin yazıyoruz!

1 Yuhanna 1:1
 

Was von Anfang an war, was wir gehört, was wir mit unseren Augen gesehen, was wir angeschaut und unsere Hände betastet haben vom Wort des Lebens ... verkündigen wir euch.

1. Johannes 1,1
 

“Baş­lan­gıç­tan be­ri var olan ya­şam sö­zü!” Yu­han­na han­gi baş­lan­gıç­tan söz edi­yor? Kut­sal Ki­tap’ın ilk aye­ti şöy­le­dir: “Baş­lan­gıç­ta Tan­rı gök­le­ri ve ye­ri ya­rat­tı!” Bu, ta­ri­hi ve­ri­le­me­yen bir baş­lan­gıç­tır. Tan­rı’nın gök­le­ri ve ye­ri ne za­man ya­rat­tı­ğı­nı bil­mi­yo­ruz.

Bir za­man­lar bi­lim adam­la­rı yer­yü­zü­nün ya­şı­nın 300 bin ile 700 bin yıl ara­sın­da ol­du­ğu­nu tah­min edi­yor­du. Son­ra 2,5 mil­yon yıl de­nil­di, şim­diy­se dün­ya­nın ya­şı mil­yar­lar­la ifa­de edil­mek­te­dir. Unut­ma­ya­lım ki, inan­dı­ğı­mız Tan­rı, eze­li ve son­suz­dur.

Bu ev­re­ni Tan­rı mı ya­rat­tı, yok­sa o bir te­sa­düf ese­ri mi­dir? Ev­re­nin ken­di­li­ğin­den olu­şu­ver­di­ği­ni dü­şün­mek saç­ma­dır. Ya­şa­mın bir pat­la­ma so­nu­cu te­sa­dü­fen or­ta­ya çık­tı­ğı­nı söy­le­mek, bir mat­baa­da pat­la­ma so­nu­cu bir söz­lü­ğün ken­di­li­ğin­den or­ta­ya çık­tı­ğı­nı söy­le­mek ka­dar akıl­sız­ca­dır.

Ya­şa­dı­ğı­mız bu ev­re­nin ge­ri­sin­de akıl­lı bir güç var­dır. Baş­lan­gı­cın ta­ri­hi­ni bil­mi­yo­ruz. Bir­kaç bin ya da mil­yar, fark et­mez, is­te­di­ği­niz gi­bi ka­bul ede­bi­lir­si­niz. Çün­kü bu­ra­da son­suz­lu­ğun Tan­rı­sı ile il­gi­le­ni­yo­ruz.


21-05-2018:

PAZARTESİ

Montag

21

MAYIS

Mai

 

PENTİKOST BAYRAMI İ PFINGSTMONTAG

(Avrupa ülkelerinin çoğunda kutlanır)

 

Başlangıçtan beri var olan yaşam sözü. İşittiğimiz, gözlerimizle gördüğümüz, baktığımız, ellerimizle dokunduğumuz yaşam sözüne ilişkin yazıyoruz.
1 Yuhanna 1:1
 

Was von Anfang an war, was wir gehört, was wir mit unseren Augen gesehen, was wir angeschaut und unsere Hände betastet haben vom Wort des Lebens ... verkündigen wir euch.

1. Johannes 1,1
 

Tan­rı Sö­zü olan İn­cil, “Ya­zıl­mış olan önem­li, bi­linç­li, be­re­ket­li, gör­kem­li ve en gü­zel Ki­tap”tır. İsa Me­sih’in ya­şa­mı­nı, öğ­re­ti­şi­ni dört ay­rı ya­zar ay­rı yön­ler­den Tan­rı’nın esi­niy­le ka­le­me al­dı­lar. Bu dört ya­zar, Mat­ta, Mar­kos, Lu­ka ve Yu­han­na’dır. Ba­zen şöy­le di­yor­lar: Efen­dim, ne­den 4 ay­rı ya­zar var? Bu dört İn­cil mi? Ha­yır, tek İn­cil var­dır, ama bir ger­çe­ğin dört ta­nık ta­ra­fın­dan or­ta­ya kon­ma­sı­dır. İn­cil’in Mat­ta ke­si­mi İsa’yı kral ola­rak, Mar­kos, mü­kem­mel bir hiz­met­çi ola­rak, Lu­ka mer­ha­met­li ve se­ve­cen in­sa­noğ­lu ola­rak ta­nı­tır; Yu­han­na ise, İsa Me­sih’i tüm gör­ke­miy­le Tan­rı’y­la ay­nı öz­ya­pı­ya sa­hip olan Kut­sal Tan­rı Oğ­lu ola­rak ta­nı­tır. Yu­han­na ay­nı za­man­da İn­cil’de 1., 2., 3. Yu­han­na mek­tup­la­rı­nın ve Va­hiy ki­ta­bı­nın da ya­za­rı­dır.

Önü­müz­de­ki gün­ler­de 1 Yu­han­na mek­tu­bu­nun 1.bö­lü­mü­ne ba­ka­ca­ğız. Bu mek­tup bi­ze Tan­rı’nın üç önem­li ta­nı­mı­nı ver­mek­te­dir. Tan­rı ya­şam­dır, ışık­tır ve sev­gi­dir. 1 Yu­han­na şu söz­ler­le baş­lar: “Baş­lan­gıç­tan be­ri var olan ya­şam sö­zü!” Ne de­mek­tir bu? Açık­la­ma­sı önü­müz­de­ki gün­ler­de.


20-05-2018:

PAZAR

Sonntag

20

MAYIS

Mai

 

PENTİKOST BAYRAMI İ PFINGSTEN

 

(İsa Mesih’in sözüne güvenerek cüzam hastalığından kurtulan adam) İsa’nın ayaklarına kapandı. O’na teşekkür etti.

Luka 17: 16
 

Und er (der vom Aussatz Geheilte) fiel aufs Angesicht zu seinen Füßen und dankte ihm.

Lukas 17, 16
 

Bi­li­yor mu­su­nuz, de­ğer­li dos­tum, şük­ret­mek­le Tan­rı’yı yü­celt­miş olu­yo­ruz. Ay­nı za­man­da te­şek­kür et­mek­le Tan­rı’nın İsa Me­sih ara­cı­lı­ğıy­la bi­ze sağ­la­mış ol­du­ğu ni­met­le­ri ken­di­mi­ze ka­bul et­miş olu­ruz. Öbür yan­da, te­şek­kür et­mez­sek, hamt et­mez­sek, Rab’bin bi­zim için sun­du­ğu iyi­lik­le­ri, ina­ye­ti kü­çük gör­dü­ğü­mü­zü gös­te­ri­riz. O za­man da Rab’bin bi­ze sun­du­ğu o be­re­ket­ler­den ge­rek­ti­ği gi­bi ya­rar­la­na­ma­yız.  Şü­kür do­lu bir ya­şa­mı ya­şa­ma­mak, as­lın­da ye­nil­gi­nin, se­vin­cin yi­ti­ril­miş ol­du­ğu­nu gös­te­ren bir işa­ret­tir. Rab’bin be­re­ket­le­ri­ni unu­tan ki­şi, sa­de­ce sı­kın­tı­la­rı­nı, ger­çek­leş­me­miş olan ha­yal­le­ri­ni, kor­ku­la­rı­nı, kay­gı­la­rı­nı, ek­sik­le­ri­ni dü­şü­nür ve ha­liy­le mut­suz olur.

“RAB’be öv­gü­ler sun, ey gön­lüm! O’nun kut­sal adı­na öv­gü­ler sun, ey bü­tün var­lı­ğım! RAB’be öv­gü­ler sun, ey ca­nım! İyi­lik­le­ri­nin hiç­bi­ri­ni unut­ma! Bü­tün suç­la­rı­nı ba­ğış­la­yan, bü­tün has­ta­lık­la­rı­nı iyi­leş­ti­ren, ca­nı­nı ölüm çu­ku­run­dan kur­ta­ran, sa­na sev­gi ve se­ve­cen­lik ta­cı giy­di­ren, ya­şam bo­yu se­ni iyi­lik­ler­le do­yu­ran O’dur” (Mez­mur 103:1S 5).


 

19-05-2018:

CUMARTESİ

Samstag

19

MAYIS

Mai

 

İsa (cüzamdan kurtulan) adama, kalk, yoluna koyul, imanın seni kurtardı, dedi.

Luka 17: 19
 

Und er sprach zu ihm (dem Geheilten): Steh auf und geh hin! Dein Glaube hat dich gerettet.

Lukas 17, 19
 

aufstehen: kalkmak
 

İsa’ya dö­nüp te­şek­kür eden ada­ma İsa Me­sih şöy­le de­di: “Aya­ğa kalk, git. İma­nın se­ni kur­tar­dı!” On ki­şi şi­fa bul­muş­tu. Ama sa­de­ce bi­ri­ne İsa, “İma­nın se­ni kur­tar­dı” de­di. De­mek ki, kur­tul­mak iyi­leş­mek­ten da­ha üs­tün bir şey­dir. Bir has­ta­lık­tan kur­tu­la­bi­lir­sin, ama be­lir­li bir sü­re son­ra yi­ne has­ta­la­na­cak­sın. Yaş­lan­ma­na, so­nun­da da bu dün­ya­dan gö­çüp git­me­ne kim­se en­gel ola­maz. Oy­sa iman ile kur­tu­luş, son­suz­lu­ğu kap­sar. Gü­nah­la­rın ba­ğış­lan­ma­sı­nı ve in­sa­nın son­suz ya­şa­ma ka­vuş­tu­ğu­nu gös­te­rir.

Sa­mi­ri­ye­li adam di­ğer­le­ri gi­bi be­de­nen şi­fa bul­muş­tu, ama bu ada­mın yü­re­ği de şi­fa bul­du ve Tan­rı’nın ai­le­si­ne ka­tı­la­rak son­suz ya­şa­ma sa­hip ol­du. İş­te asıl ha­ri­ka olan buy­du: ca­nın kur­tu­lu­şu! Sa­mi­ri­ye­li, Ya­hu­di­ler için de­ğe­ri ol­ma­yan bir ya­ban­cıy­dı. Ama İsa ona, “Aya­ğa kalk, git” de­mek­le onu çok de­ğer­li kı­lıp, özel­li­ği Tan­rı’ya bağ­lı­lık olan ye­ni bir ya­şa­ma gön­der­di.


18-05-2018:

CUMA

Freitag

18

MAYIS

Mai

 

İsa, iyileşenler on kişi değil miydi? diye sordu. Öbür dokuzu nerede? Bu yabancıdan başka Tanrı’yı yüceltmek için geri gelen olmadı mı?
Luka 17:17-18
 

Jesus aber antwortete und sprach: Sind nicht die Zehn gereinigt worden? Wo sind die Neun? Haben sich sonst keine gefunden, die zurückkehrten, um Gott Ehre zu geben, außer diesem Fremdling?

Lukas 17, 17-18
 

Cü­zam gi­bi kor­kunç bir has­ta­lık­tan iyi­leş­mek ha­ri­ka bir şey­dir. Ama Tan­rı’y­la dost­luk, Tan­rı’y­la ki­şi­sel ya­kın iliş­ki, da­ha da de­ğer­li ve önem­li­dir. İş­te, cü­zam­dan iyi­le­şen Sa­mi­ri­ye­li adam öbür do­kuz ar­ka­da­şın­dan fark­lı bir şe­kil­de dav­ran­dı. İyi­leş­ti­ği­nin far­kı­na var­dık­tan son­ra, kâ­hin­le­re git­mek, on­lar­dan Ate­miz­dir” ona­yı­nı alıp kö­yü­ne, ak­ra­ba­la­rı­nın ya­nı­na dön­mek her ne ka­dar ge­rek­li ve önem­li ol­sa da, ya­pı­la­cak ilk şey de­ğil­di. Bi­rin­ci şey, Tan­rı’yı öv­mek ve İsa Me­sih’i ara­yıp O’na te­şek­kür et­mek­ti.

Sa­mi­ri­ye­li adam, İsa’yı bul­duk­tan son­ra, yü­züs­tü O’nun ayak­la­rı­na ka­pa­nıp O’na te­şek­kür et­ti. Adam, her şe­yi için İsa’ya borç­lu ol­du­ğu­nu, ar­tık O’na ait, O’na bağ­lı ola­ca­ğı­nı gös­te­ri­yor­du.


17-05-2018:

PERŞEMBE

Donnerstag

17

MAYIS

Mai

 

İsa, iyileşenler on kişi değil miydi? diye sordu. Öbür dokuzu nerede? Bu yabancıdan başka Tanrı’yı yüceltmek için geri gelen olmadı mı?

Luka 17:17-18
 

Jesus aber antwortete und sprach: Sind nicht die Zehn gereinigt worden? Wo sind die Neun? Haben sich sonst keine gefunden, die zurückkehrten, um Gott Ehre zu geben, außer diesem Fremdling?

Lukas 17, 17-18
 

İsa Me­sih, iyi­le­şen on ki­şi­den sa­de­ce ya­ban­cı olan bu ki­şi­den baş­ka Tan­rı’yı yü­celt­mek için ge­ri dö­nen ol­ma­dı mı? di­ye sor­du. Bu söz­ler bi­ze, Tan­rı’nın çek­ti­ği de­rin yü­rek acı­sı­nı gös­te­rir. O, in­san­la­ra ne ka­dar iyi­lik gös­te­rir­se de, dua ve yal­va­rış­la­rı­na ne ka­dar ce­vap ve­rir­se de, bu in­san­la­rın ço­ğu, al­dık­la­rıy­la ye­ti­nir, on­la­rı se­ven Tan­rı’yı önem­se­me­yip unu­tur­lar. İyi dü­şün­me­ye, Tan­rı’ya ne ka­dar bü­yük bir gö­nül borç­la­rı ol­du­ğu­nu kav­ra­ma­ya va­kit­le­ri yok. Ne ya­zık!

Te­şek­kür et­me­yen öbür do­kuz ki­şi­ye so­ra­bil­sey­dik bel­ki şu ya­nıt­la­rı alır­dık: AKim bi­lir bu şi­fa sü­rek­li mi? Bel­ki bir iki ay son­ra cü­zam ye­ni­den or­ta­ya çı­kar. Bek­le­mem ge­rek.” Öbü­rü de “Ya­şa­mım bu ana dek kor­kunç­tu. Hep vaz­geç­tim. Ya­pa­ca­ğım çok şey­ler var.  Şim­di­lik te­şek­kür et­me­ye pek vak­tim yok.” Ya da “Evet, bir tek der­dim­den kur­tul­dum. Ama o ka­dar so­run­lar kal­dı ki! Çö­züm bu­la­na dek te­şek­kür et­me­ye me­yil­li de­ği­lim!”

Se­nin Rab’be yö­ne­len ya­nı­tın da bu­na ben­zi­yor mu?

 
16-05-2018:

ÇARŞAMBA

Mittwoch

16

MAYIS

Mai

 

İsa, iyileşenler on kişi değil miydi? diye sordu. Öbür dokuzu nerede?

Luka 17: 17
 

Jesus aber antwortete und sprach: Sind nicht die Zehn gereinigt worden? Wo sind die Neun?
Lukas 17, 17
 

gesund werden: iyileşmek
 

İsa’nın iyi­leş­tir­di­ği on cü­zam­lı­dan sa­de­ce bi­ri iyi­leş­ti­ği­ni gö­rün­ce ge­ri­ye dö­nüp ken­di­si­ni kur­ta­ran kur­ta­rı­cı­ya te­şek­kür et­ti. İyi­le­şen di­ğer do­kuz ki­şi or­ta­lar­da yok­tu. Ne­den sa­de­ce bi­ri dön­dü? Di­ğer do­kuz ki­şi ne­re­de kal­dı? On­lar iyi­leş­miş ol­duk­la­rı­nı gör­me­miş miy­di­ler? Kuş­ku yok ki, on­lar da iyi­leş­tik­le­ri­ni gör­dü­ler. Ama öy­le gö­zü­kü­yor ki, bi­ri­nin gör­me­si ile öbür do­ku­zun gör­me­le­ri ara­sın­da bir fark var­dı. Bi­ri, İsa’nın sa­ye­sin­de ye­ni bir ha­ya­ta ka­vuş­tu­ğu­nun, böy­le bir ya­şa­mı hak­ket­me­di­ği hal­de Tan­rı’nın ona bü­yük mer­ha­met gös­ter­di­ği­nin, O’nu ba­ğış­la­dı­ğı­nın far­kı­na var­dı. İsa bam­baş­ka bi­ri­siy­di; şim­di İsa’ya dön­me­li, O’na te­şek­kür et­me­liy­di. Emi­nim ki, ge­ri dö­ner­ken de yük­sek ses­le Tan­rı’yı yü­cel­ti­yor­du. Çün­kü bu kur­tu­lu­şu, ye­ni ya­şa­mı O’na borç­luy­du. Öbür do­kuz in­san da cü­zam­la­rın­dan kur­tul­duk­la­rın­da ke­sin­lik­le se­vin­di­ler. Ama İsa’ya dön­me­di­ler, es­ki köy­le­ri­ne, ya­kın­la­rı­na koş­tu­lar. Ka­hin­le­re gi­dip iyi­leş­tik­le­ri­ni gös­ter­di­ler. Ar­tık her­kes gi­bi, dün­ya­ya da­lıp git­ti­ler. On­lar­dan bir iz bi­le kal­ma­dı.

 
15-05-2018:

SALI

Dienstag

15

MAYIS

Mai

 

İsa (kendisinden yardım isteyen cüzamlılara), gidin kendinizi kahine gösterin, dedi. Cüzamlılar yolda giderken paklandılar.

Luka 17: 14
 

Und als er sie (die zehn Aussätzigen) sah, sprach er zu ihnen: Geht hin und zeigt euch den Priestern! Und es geschah, während sie hingingen, wurden sie gereinigt.

Lukas 17, 14
 

Ken­di­sin­den yar­dım is­te­yen bu cü­zam­lı­la­ra İsa Me­sih sa­de­ce bir söz söy­le­di: “Gi­din, kâ­hin­le­re gö­rü­nün!” An­cak bu ölüm­cül has­ta­lık­tan kur­tul­duk­tan son