Takvim 2013 Nisan – Aralik

List of all Calender Pages from April 2013 – December 2013 Takvim 2013  Nisan – Aralik

13-11-2018:

 

SALI

Dienstag

13

KASIM

November

 

Çocuk büyüdü, sütten kesildiği gün İbrahim büyük bir şölen verdi.

Yaratılış 21:8

 

Und das Kind wuchs und wurde entwöhnt; und an dem Tag, als Isaak entwöhnt wurde, bereitete Abraham ein großes Mahl.

1. Mose 21, 8

 

wachsen: büyümek

 

Doğal bir bebeğin hayatında olduğu gibi ruhsal yaşamda da insan sürekli olarak süt ile beslenemez; katı yiyecekler alması gerekir. Her gün Yuhanna 3:16’yı ya da Mezmur 23’ü okumakla ruhsal gelişme olamaz. İbranilere mektubun yazarı da bunu düşünerek iman hayatında gelişme göstermeyenlere hitaben şöyle yazdı: “Şimdiye dek öğretmen olmanız gerekirdi. Tanrı bildirilerinin ilk öğelerini size yeniden öğretecek birine gereksinmeniz var. Katı yiyeceğe değil, süte gereksinim duyar oldunuz. Oysa sütle beslenen, doğruluk sözü konusunda görgüsüzdür. Çünkü çocuktur. Katı yiyecekse yetkinlere özgüdür. Onların anlayışı iyiyi kötüyü ayırt edebilme doğrultusunda eğitilmiştir” (İbr 5:12‑14).

Elçi Pavlus da şöyle yazdı: “Size süt verdim, katı yiyecek değil... çünkü halen benliğe uyuyorsunuz. Aranızda kıskançlık ve çekişme olması, benliğe uyduğunuzu göstermiyor mu?” (1 Kor.3:2‑3).


 

12-11-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

12

KASIM

November

 

Yeni doğmuş bebekler gibi, hilesiz sütü andıran Tanrı sözünü özleyin ki, bununla beslenip büyüyerek kurtuluşa erişesiniz.

1 Petrus 2:2

 

Und seid wie neugeborene Kinder begierig nach der vernünftigen, unverfälschten Milch, damit ihr durch sie wachst zur Rettung.

1. Petrus 2, 2

 

Kişi iman yaşamına yeni doğuş mucizesi ile başlar. Sonra yeni doğmuş bebekler gibi ruhsal açıdan Rab’bin Sözü ile bir bebeğin anne sütünden beslendiği gibi beslenmeye başlar. Elçi Petrus da bu konuya değinerek şöyle yazdı: “Yeni doğmuş çocuklar gibi sağduyuyla uyumlu, katkısız sütü özleyin. Öyle ki, kurtuluşta gelişesiniz” (1 Pet.2:2). Bebeğin doğal gıda ihtiyacı onu anne sütünü özlemeye iter. Acıktığı zaman elleri ayakları oynamaya ve süt verilmezse hemen ağlamaya başlar. Neden? Çünkü yavru süt istiyor, beslenmeye ihtiyacı vardır. Biz de iman hayatımızda gelişmek, büyümek istiyorsak Ayeni doğmuş çocuklar gibi” Rab’bin Sözünü, o katkısız sütü özlemeliyiz. Günlük olarak Tanrı Sözü’nden gereken ruhsal besini almalıyız. Gerçekten yeni doğuşu olan Mesih imanlısı, yeni doğmuş bir bebek gibidir. Büyük bir iştahla Kutsal Söze sarılır ve o Sözden gereken ruhsal gıdayı almaya başlar.


 

11-11-2018:

 

PAZAR

Sonntag

11

KASIM

November

 

İbrahim Sara’nın doğurduğu çocuğa İshak adını verdi. Tanrı’nın kendisine buyurduğu gibi oğlu İshak’ı sekiz günlükken sünnet etti. İshak doğduğunda İbrahim yüz yaşındaydı.

Yaratılış 21:3‑5

 

Und Abraham gab seinem Sohn, der ihm geboren worden war, den Sara ihm geboren hatte, den Namen Isaak. Und Abraham beschnitt seinen Sohn Isaak, als er acht Tage alt war, wie Gott ihm geboten hatte. Abraham aber war hundert Jahre alt, als ihm sein Sohn Isaak geboren wurde.

1. Mose 21, 3‑5

 

Sara, “Tanrı yüzümü güldürdü” dedi, ABunu duyan herkes benimle birlikte gülecek. Kim İbrahim’e Sara çocuk emzirecek derdi? Bu yaşında ona bir oğul doğurdum.”

İshak adı “güler” anlamına geliyor. Bu yüzden Sara gülmekten ve sevinçten söz eder. İshak’ın doğumu aslında mucizeviydi. Yani onun doğumu ve hatta ana rahminde oluşması bile tüm doğa kurallarına karşıydı. Sara’nın rahmi ölü durumdayken orada Rab’bin bir mucizesiyle hayat başladı. Elçi Pavlus bu konuya ilişkin şöyle yazdı: Aİbrahim yüz yaşına yaklaşmışken, ölü denebilecek bedenini ve Sara’nın ölü rahmini düşündüğünde imanı sarsılmadı” (Rom.4:19). Evet, Rab’bin özelliği, ölümden yaşam oluşturması ya da yaratmasıdır. İshak’ın doğumu kesin olarak mucizevi bir doğumdur. İleride İsa Mesih daha üstün bir mucize sonucu dünyaya gelecekti ve Kutsal Yazılar aracılığıyla insanları bu üstün doğuma hazırlıyordu.

İbrahim ile Sara, bu doğumun mucizevi yoluyla olduğuna emindiler. Herhalde onların hem sevinçlerini, hem de RAB’be olan hayranlıklarını biraz olsun tahmin edebiliriz.


10-11-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

10

KASIM

November

 

RAB verdiği söz uyarınca Sara’ya iyilik etti, sözünü yerine getirdi. Sara hamile kaldı. Tam Tanrı’nın belirttiği zamanda ona bir erkek çocuk doğurdu.

Yaratılış 21: 1S2

 

Und der HERR suchte Sara heim, wie er gesagt hatte, und der HERR tat an Sara, wie er geredet hatte. Und Sara wurde schwanger und gebar dem Abraham einen Sohn in seinem Alter, zu der bestimmten Zeit, die Gott ihm gesagt hatte.

1. Mose 21, 1‑2

 

Yapılan hata ve günahlardan dönmenin insana esenlik ve barış getirdiğini önceki bölümlerde de gördük. Elbette hata ve günahlardan dönüp tövbe etmek sadece İbrahim için geçerli değil, İbrahim’in izinden yürümek isteyen her insanın kendi yaşamında uygulaması gereken bir ilkedir.

Kutsal Kitap’ta vurgulanan noktalardan biri Rab’bin verdiği vaatleri tam zamanında yerine getirdiğidir. İsa’nın doğumunda da buna benzer bir durum görebiliriz. İshak, Rab’bin vaat ettiği zamanda doğdu. İsa hakkında da şöyle yazıldı: “Vakit dolunca, Tanrı öz Oğlu’nu gönderdi. O bir anadan doğdu, doğumu da ruhsal yasa altındaydı” (Gal.4:4). Burada vurgulanması gereken nokta zamanlama açısından yapılmalıdır. “Vakit dolunca, Tanrı öz Oğlu’nu gönderdi”. İshak’ın doğumu da zamanlama açısından tam Rab’bin dediği zaman oldu.


 

09-11-2018:

 

CUMA

Freitag

9

KASIM

November

 

İbrahim... oğlu İsmail’i... Tanrı’nın kendisine buyurduğu gibi sünnet ettirdi ve kendisi de oğlu İsmail ile sünnet oldu. İbrahim sünnet olduğunda doksan dokuz yaşındaydı.

Yaratılış 17:23‑24

 

Und Abraham nahm seinen Sohn Ismael ... und beschnitt ihn, wie Gott zu ihm geredet hatte. Abraham war 99 Jahre alt, als er am Fleisch seiner Vorhaut beschnitten wurde.

1. Mose 17, 23‑24

 

Sünnet, Tanrı’nın İbrahim ile yaptığı antlaşmanın sadece gözle görülebilir belirtisidir. İbrahim’in evinde doğmuş her erkek sünnet edilmeliydi. İbrahim ve İsmail de buna dahildi. Sonra ne oluyor? Yüz yaşına yaklaşan İbrahim kendi oğlu İsmail ile birlikte sünnet oluyor. Bu bize İbrahim’in imanını, Rab’bin verdiği vaadi ne kadar öneme aldığını ve itaat ettiğini gösteriyor.

 Şunu tekrar vurgulayayım ki, İbrahim’in doğru sayılması sünnet olmasına bağlı değildi. Tanrı İbrahim’i doğru saydığı zaman o henüz sünnet bile olmamıştı. Ama İbrahim sünnetsizken kurtarıcıya iman ederek doğru sayılanların babası sayıldı. Tanrı önünde önemli olan bedensel sünnet değildir; yüreğin sünnet edilmesidir; yani insanın günahını görmesi ve günahlarını itiraf ederek Rab’be dönmesidir. Böyle bir yaklaşım insanların değil, Tanrı’nın övgüsünü kazanır (Rom. 2:29).


08-11-2018:

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

8

KASIM

November

 

RAB İbrahim’e, seninle yaptığın antlaşmamı, gelecek yıl bu zaman Sara’nın doğuracağı oğlun İshak’la sürdüreceğim, dedi.

Yaratılış 17:21

 

Aber meinen Bund werde ich mit Isaak aufrichten, den Sara dir im nächsten Jahr um diese Zeit gebären wird.

1. Mose 17, 21

 

Rab İbrahim’e bu vaatleri verirken İshak daha dünyaya gelmemişti. Yine de RAB sanki gelmiş gibi konuştu. Çünkü Rab bir şeyin olacağını vaat etti mi, Tanrı’nın uygun gördüğü zamanda o olmuş demektir. İsmail konusunda verdiği vaadi de yıllar sonra yerine getirdi.  Şimdiyse “Gelecek yıl bu zaman” diye İshak’ın tam ne zaman doğacağını belirtir. Sonra İbrahim’e, “Sara’nın doğuracağı oğul” diye kesin olarak Sara’nın gebe kalıp doğum yapacağını bildirir.

Dostum, bizim hayatımızda da bazı anlar oluyor ki, Rab’be bir konu hakkında uzun zaman yakardıktan sonra Rab duamızı yanıtlıyor ve artık aynı konu üzerinde O’na yakarmanın yararı kalmaz. Rab bu konu hakkında söyleyeceğini söyler ve biz O’nun kararını kabul etmeliyiz. Rab dualarımızı her zaman duyar, ama bize, bizim istediğimiz şekilde yanıtı vermez. Kendi istediği doğrultuda yanıt verir. Ancak Rab’den gelen cevabın kesin olduğunu anlamalıyız. Rab dualarımızı her zaman anında yanıtlamaz. Yanıtladığı zaman da bazen “Evet” bazen de “Hayır” der. Bazen de “Beklemelisin” der. Bize düşen iş RAB’be güvenmektir.


 

07-11-2018:

 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

7

KASIM

November

 

İbrahim Tanrı’ya, “Keşke İsmail’i mirasçım kabul etseydin!” dedi. Tanrı, “Hayır. Ama karın Sara sana bir oğul doğuracak, adını İshak koyacaksın” dedi, “Onunla ve soyuyla antlaşmamı sonsuza dek sürdüreceğim.”

Yaratılış 17:18-19

 

Und Abraham sagte zu Gott: Möchte doch Ismael vor dir leben! Und Gott sprach: Nein, sondern Sara, deine Frau, wird dir einen Sohn gebären. Und du sollst ihm den Namen Isaak geben! Und ich werde meinen Bund mit ihm aufrichten zu einem ewigen Bund für seine Nachkommen nach ihm.

1. Mose 17, 18‑19

 

İbrahim bir hata yapmıştı ve onun hatası yüzünden Rab’bin tasarıları değiştirilemezdi. İnsan istediği bahaneyi bulsun, isterse bin dereden su getirsin, Rab evlilik konusunda açıklamasını yapmıştır. Birden fazla eş olamaz. Erkek ile kadın evlilik bağlarıyla birleştikleri zaman onlar bir beden olurlar. İbrahim karısı Sara ile bir bedendi. O zamanın geleneklerine göre davranmış ya da davranmamış fark etmez. İkinci bir eş almamalıydı. Ama İbrahim Rab’bin verdiği vaadin gerçekleşmesini beklemeden Hacer’i ikinci eş olarak almıştı. Bu bir hataydı. İki evlilik asla Tanrı tarafından onaylanmaz. İbrahim günah işlemişti ve günahının sonuçlarıyla yaşamak zorundaydı. Ama bu demek değildir ki Rab ona ve İsmail’e karşı acımasız davranacaktır. Hayır. Rab İsmail’i de bereketleyeceğini söyledi. Rab şöyle diyor İbrahim’e: “İsmail’e gelince, seni işittim. Onu kutsayacağım; onu verimli kılacak, soyunu alabildiğine çoğaltacağım. On iki beyin babası olacak. Soyunu büyük bir ulus yapacağım. Ancak antlaşmamı, gelecek yıl bu zaman Sara’nın doğuracağı oğlun İshak’la sürdüreceğim” (Yar.17:20-21).


06-11-2018:

 

SALI

Dienstag

6

KASIM

November

 

İbrahim Tanrı’ya, AKeşke İsmail’i mirasçım kabul etseydin!” dedi.

Yaratılış 17:18

 

Und Abraham sagte zu Gott: Möchte doch Ismael vor dir leben!

1. Mose 17, 18

 

wenn doch: keşke

 

Dostum, çocuklar kendilerini sevdirmesini çok iyi biliyorlar. İbrahim’in Hacer’den olan oğlu İsmail onun yüreğini fethetmişti. Bir açıdan İbrahim bu küçük çocuğun kapı dışı edilmesini asla istemiyordu. Çünkü duygusal açıdan küçük İsmail’e bağlanmıştı. Tabii ki, İsmail onun oğluydu. Daha sonra göreceğiz ki Hacer ile İsmail evden çıkarılacaktır. Bu olay gerçekleştiği zaman İsmail on dört yaşında olacaktır. İsmail evden çıkarıldıktan sonra herhalde İbrahim onu bir daha görmedi. Vaatlere baksak bile İsmail İbrahim’in öz oğluydu. İbrahim gibi iyi yürekli bir kişi öz oğlunu kolayca kapı dışı edemezdi. Oğlu İsmail’i gönderirken yüreğinin bir parçası da kopup gitmiş olmalıydı. Burada İbrahim’in Rab’be yakarışı herhangi bir babanın yüreğinden kopan bir haykırıştı. “Keşke İsmail’i mirasçım kabul etseydin!”

Ama insan açısından acı da gelse, yapılan yanlış adımdan sağlıklı bir durum çıkmaz. Rab ileriye baktığı için, tüm gelişmeleri iyilik yönünde kullanı.


 

05-11-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

5

KASIM

November

 

İbrahim yüzüstü yere kapandı ve güldü. İçinden, “Yüz yaşında bir adam çocuk sahibi olabilir mi?” dedi, “Doksan yaşındaki Sara doğurabilir mi?”

Yaratılış 17:17

 

Da fiel Abraham auf sein Angesicht und lachte und sprach in seinem Herzen: Sollte einem Hundertjährigen ein Kind geboren werden, und sollte Sara, eine Neunzigjährige, etwa gebären?

1. Mose 17, 17

 

Acaba İbrahim neden güldü? Tanrı’nın söylediği sözler inanılması imkansız sözlerdi. Hem sevinç, hem de şaşkınlık içinde olmalıydı İbrahim. Bir yandan kendi yaşlılığı vardı. Yüz yaşına merdiven dayamıştı. Eşi Sara doksan yaşına yaklaşmış ve Kutsal Sözün dediği gibi rahmi bir mezarlık gibi ölüydü. Yani İbrahim için doğal açıdan çocuk babası olma imkanı yoktu. Ama Rab imkansız olanı imkanlı kılandır. Pavlus bu konuda Roma’daki imanlılara şöyle yazdı: Kitapta yazılmış olduğu gibi: “Seni birçok ulusun babası kıldım.” İbrahim, ölüleri yaşama kavuşturan, var olmayanı var eden Tanrı’nın önünde iman etti. İbrahim umutsuzluğa karşın umutla birçok ulusun babası olacağına iman etti. Yazılı olduğu gibi: Senin soyun böyle olacaktır. Bedeninin ölü denebilecek durumunu ‑yaklaşık yüz yaşındaydı‑ ve Sara’nın çocuk doğuramayacak durumda olduğunu düşündüğünde, imanı sarsılmadı. Tanrı’nın vaadi konusunda imansızlık edip kuşkuya düşmedi. Tam tersine, iman okulunda gelişti, büyüdü, Tanrı’ya yücelik sundu (Rom.4:17‑22).


 

04-11-2018:

 

PAZAR

Sonntag

4

KASIM

November

 

Tanrı İbrahim’e, “Karın Saray’a gelince, bundan böyle onun adı Sara olacak. Onu kutsayacağım; ondan sana bir oğul vereceğim. Onu kutsayacağım ve ulusların anası olacak. Halkların kralları onun soyundan çıkacak.”

Yaratılış 17:15S16

 

Und Gott sprach zu Abraham: Deine Frau Sarai ... ‑ Sara soll ihr Name sein! Und ich werde sie segnen, und auch von ihr gebe ich dir einen Sohn; und ich werde sie segnen, und sie wird zu Nationen werden.

1. Mose 17, 15‑16

 

Tanrı daha önce “Tanrı yüce Babadır” anlamına gelen Avram adını, Abirçok ulusun babası” anlamına gelen İbrahim adına dönüştürdü.  Şimdi de Saray’ın adını değiştiriyor, ona Sara adını veriyor. Sara’nın anlamı “prenses” demektir. Ve o İbrahim gibi ulusların anası, uluslara çıkacak kralların anası olacaktır.

Çok kez kadının önemi unutuluyor, ama Rab Sara’nın bu konuda önemli olduğunu İbrahim’e hatırlatıyor. Sara olmaksızın İbrahim’in vaat edilen oğlu olamazdı. Sara, hatalarına, kusurlarına rağmen Rab’bin gözünde önemli sayılıyordu. Rab, Sara’nın rahminden, o ölü rahimden hayat çıkaracak ve böylece verdiği vaadi gerçekleştirecektir. Yani İbrahim ve Sara o kadar yaşlı olmalarına rağmen bir oğlan çocukları olacaktır. Bu çocuğun adı İshak olarak belirlenecek, verilen vaat ‑ gelecek olan ve ulusların bereket alacağı kişi İshak’ın soyu aracılığıyla dünyamıza gelecektir.


03-11-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

3

KASIM

November

 

Tanrı İbrahim’e, ASen ve soyun kuşaklar boyu antlaşmama bağlı kalmalısınız” dedi, “Seninle ve soyunla yaptığım antlaşmanın koşulu şudur: Aranızdaki erkeklerin hepsi sünnet edilecek. Sünnet olmalısınız, sünnet aramızdaki antlaşmanın belirtisi olacak.”

Yaratılış 17:9‑11

 

Und Gott sprach zu Abraham: ... Dies ist mein Bund zwischen mir und euch und deinen Nachkommen nach dir: alles, was männlich ist, soll bei euch beschnitten werden! Das wird das Zeichen des Bundes sein zwischen mir und euch.

1. Mose 17, 9‑11

 

RAB Avram adını İbrahim olarak değiştirdi. Bunun ile İbrahim’i ulusların babası olarak belirtti, sonra sünnet buyruğunu verdi. Sünnet, Rab’bin İbrahim’in soyu ile yaptığı antlaşmanın görülebilir belirtisidir. Sünnet, belli bir dine ya da ulusa giriş bileti değildi. Önce iman geldi, ondan sonra antlaşma ve bu antlaşmanın görülebilir simgesi olan sünnet geldi. Buna benzer şekilde iyi işler de Rab ile bir antlaşmaya girmemizi sağlamaz. Ancak İsa aracılığıyla iman yoluyla kurtuluşa sahip olduğumuz zaman iyi işler bir açıdan yüreğimizde yer alan değişimin görülebilir bir belirtisi olur. Mesih imanlısı ile Rab arasında Mesih İsa’nın kanında imzalanan bir antlaşma vardır. İyi işlerimiz bu antlaşma sonucu bizim Mesih’e ait olduğumuzu gösterir.

Bu sünnet olayını Pavlus şöyle özetler: “İbrahim daha sünnetsizken imanla doğru sayıldığının kanıtı olarak sünnet işaretini aldı. Öyle ki, sünnetsiz oldukları halde iman edenlerin hepsinin babası olsun. Böylece onlar da doğru‑ aklanmış sayılsın” (Rom.4:11).


02-11-2018:

 

CUMA

Freitag

2

KASIM

November

 

RAB Avram’a... Artık adın Avram değil, İbrahim olacak. Çünkü seni birçok ulusun babası yapacağım, dedi.

Yaratılış 17:5

 

Und nicht mehr soll dein Name Abram heißen, sondern Abraham soll dein Name sein! Denn zum Vater einer Menge von Nationen habe ich dich gemacht.

1. Mose 17, 5

 

Soru şu: Tanrı neden Avram’ın adını değiştiriyor? Bunun vaat ile ilişkisi vardır. Avram adı “Yüce baba” anlamına geliyor ki, bu o geniş, herkesi kapsayan vaadi pek göstermiyor. İbrahim adı ise “Çokların babası” anlamına geliyor ki, bu da verilen vaade uyar ve geniş insan topluluklarını, ulusları kapsar. Tanrı Avram’a kişisel olarak bu vaadi vermişti, ama şimdi İbrahim adıyla Tanrı, bu vaadin diğer ulusları da kapsadığını göstermektedir. Aynı zamanda İbrahim’e verilen yeni isim, Tanrı ile olan anlaşmanın ayet 7’de de belirttiği gibi, sonsuza dek süreceğini belirtmektedir.

İnsanın çaresizliği karşısında egemen Rab İbrahim’e, “Senin ve senden sonra soyunun Tanrı’sı olacağım” diyor. Burada Tanrı’nın verdiği Söz’ün sonsuza dek geçerli olduğunu görüyoruz ve bu bize büyük bir teselli ve güven veriyor. Çünkü Mesih’e iman edenlerin kurtuluşları da sonsuza dek devam eder ve kesindir.


 

01-11-2018:

PER ŞEMBE

Donnerstag

1

KASIM

November

 

Avram yüz üstü yere kapandı. Tanrı, seninle yaptığım antlaşma şudur, dedi. Birçok ulusun babası olacaksın.

Yaratılış 17:3-4

 

Da fiel Abram auf sein Angesicht, und Gott redete mit ihm und sprach: Ich, siehe, das ist mein Bund mit dir: Du wirst zum Vater einer Menge von Nationen werden.

1. Mose 17, 3‑4

 

Avram, yüzüstü yere kapanarak Rab’be tapındı. Bu, İbrahim’in artık tamamen Tanrı’nın isteğine, antlaşmasına kendisini bıraktığını gösteriyor. Bundan sonra Tanrı Avram’ın adını değiştiriyor. İsmail’in doğumundan sonra 13 yıl boyunca Tanrı sessiz kaldı.  Şimdi birden ona İbrahim adını veriyor. Neden? Çünkü Tanrı doğru gördüğü İbrahim’in Saray’dan bir oğlu olacağını bilmesini istedi. Tanrı İbrahim’in El  Şadday, yani her şeye Egemen Rab olduğunu bilmesini istedi. İmkansızı imkanlı kılabilen bir Rab olduğunu bilmesini istedi. Bu 17.bölümde Rab 10 kereden fazla yapacağım, edeceğim, sürdüreceğim sözlerini kullandı. Son olarak şimdi Rab en harika olanı yapmak üzeredir: 89 yaşında olan Saray hamile kalacaktır. Rab zaten 15:1’de, “Senin ödülün büyük olacaktır” dememiş miydi?  Şimdi bu gerçekleşiyor. 89 ve 99 yaşlarında olan bir karı kocanın çocukları olabilir mi? İnsan açısından asla mümkün değildir. Ama Tanrı imkansızı imkanlı kılabilen Rab’dir. Yasa açısından imkansız olan kurtuluşu Rab yine olanaklı kıldı. İşte bu Rab El  Şadday ‑ Egemen Rab’dir.


31-10-2018:

 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

31

EKİM

Oktober

 

RAB Avram’a, seninle yaptığım antlaşmayı sürdürecek, soyunu alabildiğine çoğaltacağım, dedi.

Yaratılış 17: 2

 

Und ich will meinen Bund zwischen mir und dir setzen und will dich sehr, sehr mehren.

1. Mose 17, 2

 

mehren: çoğaltmak

 

Bu bölümde “Antlaşma” sözü 10 kere geçmektedir, ki bu da Tanrı’nın İbrahim ile olan ilişkisini göstermektedir. Burada başka bir antlaşma söz konusu değildir, daha önce Tanrı’nın İbrahim ile yaptığı antlaşma söz konusudur (Yar.12:1S3; 15:1S21). Burada sözü edilen antlaşma daha sonra sünnet ile mühürlenecektir.

Burada Tanrı bir kez daha İbrahim’in soyunun sayılamayacak kadar, yani denizin kumları kadar (13:16) ve gökteki yıldızlar kadar olacağını belirtir (15:5). Yer ve göğün birleştiği bu vurgu İbrahim’in gerçekten de eşi Saray’dan bir oğlu olacağını belirtir. Bu soydan da İsa Mesih dünyaya gelecekti.

Avram yüz üstü yere kapandı. Tanrı, “Seninle yaptığım antlaşma şudur” dedi. “Birçok ulusun babası olacaksın. Artık adın Avram değil, İbrahim olacak. Çünkü seni birçok ulusun babası yapacağım. Seni çok verimli kılacağım, soyundan uluslar doğacak, krallar çıkacak!” (Yar.17:4‑5).


30-10-2018:

 

SALI

Dienstag

30

EKİM

Oktober

 

Avram 99 yaşındayken RAB ona görünerek, ABen Her  Şeye Gücü Yeten Tanrı’yım” dedi. ABenim yolumda yürü, kusursuz ol. Seninle yaptığım antlaşmayı sürdürecek, soyunu alabildiğine çoğaltacağım.”

Yaratılış 17: 1-2

 

Und Abram war 99 Jahre alt, da erschien der HERR dem Abram und sprach zu ihm: Ich bin Gott, der Allmächtige. Lebe vor meinem Angesicht, und sei untadelig! Und ich will meinen Bund zwischen mir und dir setzen und will dich sehr, sehr mehren.

1. Mose 17, 1‑2

 

İbrahim 99 yaşına bastığında Rab’den bir vahiy aldı. Bilgi almak, insanı sorumlu kılar. Hanok ve Nuh peygamber Tanrı ile yaşadılar ve Tanrı yolunda yürüdüler (Yar.5:22; 6:8S9). İbrahim de Tanrı ile yaşamayı sürdürmeliydi. Ki zaten Tanrı da ona, kusursuz ol ve benim yolumda yürü, dedi 1.ayette. Bu şu anlama geliyor: İbrahim bilinçli olarak yaşamalı ve gözünü Rab’den ayırmamalıydı. Rab’bin isteğini yerine getirmek için tam bir adanmışlık içinde olmalıydı. Tabii ki, kusursuzluğu ya da adanmışlığı yaşamında kendisini göstermesi gerekirdi. Kusursuz ol sözü kesinlikle günahsız olacaksın demek değildir, ama hiçbir insanın erişemediği kusursuzluk hedef olmalıdır. 1 Krallar 8:46’da dünyada Agünah işlemeyen tek bir insan bile yoktur” der. Kusursuz ol demek, içten, samimi, dürüst, gerçekçi bir şekilde yaşa ve kendini Tanrı’ya ver, demektir. O’nun isteği, iradesi bizim isteğimiz ve irademiz olmalıdır. İmanlılar olarak Rab’bi hoşnut etmek bizim amacımız haline gelmelidir.


29-10-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

29

EKİM

Oktober

 

Benim yolumda yürü, kusursuz ol.

Yaratılış 17: 1

 

Lebe vor meinem Angesicht, und sei untadelig!

1. Mose 17, 1

 

der Weg: yol

der Fehler, der Mangel: kusur

 

AYürümek” sözünü Yaratılış kitabının ilk 6 bölümünde birkaç yerde görmekteyiz. Önce 3:8’de, “Günün serinliğinde (Aden) bahçesinde yürüyen Rab” diyor. Bu olay insanın günaha düşmesinden sonra oldu ve daha önce Tanrı’nın Aden bahçesinde yürümesi, Adem ile Havva’ya büyük bir sevinç ve güven verirken, şimdi Tanrı’nın yürüdüğünü duyunca korktular ve O’ndan kaçıp saklandılar.

İkinci yürüme olayını Yaratılış 5:22,24’te görüyoruz. AHanok 300 yıl Tanrı yolunda yürüdü... sonra ortadan kayboldu çünkü Tanrı onu yanına almıştı!” Yaratılış 6:9’da, “Nuh Tanrı yolunda yürüdü” diyor. Sonra Tanrı Nuh’u ve ailesini gelecek tufan yargısından kurtardı. Önce Tanrı ile yürümenin kurtuluş getirdiğini görüyoruz. Aynı zamanda da yürümek, bizim bu yaşamda yürümekte olduğumuzu hatırlatmaktadır. Yani iman hayatı bir yolculuktur. Özellikle de Tanrı ile yürümektir. İman ettiğimizde birden bire her şey yoluna girmiyor, çünkü yaşamın koşulları ve istekleri her zaman değişmektedir. Hayatın her alanında Tanrı’ya iman edenlerin Rab ile yürümeleri gerektiğini de bize göstermektedir.


28-10-2018:

 

PAZAR

Sonntag

28

EKİM

Oktober

 

Avram 99 yaşındayken RAB ona görünerek, “Ben her şeye gücü yeten Tanrı’yım” dedi. “Benim yolumda yürü, kusursuz ol.”

Yaratılış 17:1

 

Und Abram war 99 Jahre alt, da erschien der HERR dem Abram und sprach zu ihm: Ich bin Gott, der Allmächtige. Lebe vor meinem Angesicht, und sei untadelig!

1. Mose 17, 1

 

“Rab Avram’a göründü!” diyor. Bu beşinci kezdir Tanrı Avram’a görünüyor ve şimdi ona yeni adını açıklıyor: “Her şeye gücü yeten Tanrı!” Yani El  Şadday. Tanrı neden kendisini El  Şadday olarak tanıtıyor? El  Şadday sözü Tanrı’nın sonsuz gücünü vurgular. El  Şadday sözü kullanıldı, çünkü bu isim ile Tanrı bir gerçeği ortaya koymak ve İbrahim’in bunu anlamasını istedi. El  Şadday adı, insanın çıkmazının, çaresizliğinin karşısında Tanrı’nın her şeye egemen olduğunu, gücünün her şeye yettiğini vurgulamaktadır. El  Şadday adı ilk kez kullanıldığında iki önemli noktaya işaret eder. Bir taraftan Tanrı tüm ulusları ve onların yaşadıkları yerleri kontrol etmektedir, diğer yandan da İbrahim ile Saray’ın bedenleri ölü denecek yaşta olmalarına karşın onlara bir oğul verebilecek güçte olduğunu göstermektedir.

Bizim hayatımızda da sorunlar ya da çözülmesi olanaksız görünen durumlar Rab’bin önünde asla olanaksız değildir. Rab yeri ve zamanı geldiğinde olanaksız görüneni olanaklı kılabilir güçtedir.


27-10-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

27

EKİM

Oktober

 

Avram 99 yaşındayken RAB ona görünerek, ABen her şeye gücü yeten Tanrı’yım” dedi. “Benim yolumda yürü, kusursuz ol.”

Yaratılış 17:1

 

Und Abram war 99 Jahre alt, da erschien der HERR dem Abram und sprach zu ihm: Ich bin Gott, der Allmächtige. Lebe vor meinem Angesicht, und sei untadelig!

1. Mose 17, 1

 

İbrahim’in yaşından söz etmesi, uzun yılların geçtiğini, yıllar geçtikçe de onun imanının denendiğini belirtmektedir. Hatırlarsanız, İsmail doğduğunda İbrahim 86 yaşındaydı (Yar.16:16) ve Rab ona yeniden göründüğünde İbrahim 99 yaşına gelmişti. Aradan 13 yıl geçmişti. İbraniler 11:12’de İbrahim’den söz ederken, “Bedeni ölü sayılabilecek bir adamdı” der. Ama Tanrı onu asla unutmamış ve bir kenara koymamıştı.

İbrahim’in belki de en çok kuşkuya düştüğü bir anda, doksan dokuz yaşındayken ve bu yaşta Saray’dan bir çocuğu olmayacağını düşünürken Rab kendisini ona bu yeni ismiyle açıklıyor: “El  Şadday”. Bu, AHer  Şeye Gücü Yeten Tanrı” demektir. İlginç değil mi?

“Şadday” sözü Eski Antlaşma’da 48 kere “Her şeye Egemen” olarak çevrildi. Yeni Anlaşma’da da bu söz “Egemen Rab” ya da “Her şeye gücü yeten Rab” olarak çevrildi (2.Kor.6:18; Vahiy 1:8; 4:8; 11:17; 15:3; 16:14; 19:6,15 ve 21:22). Eski çeviride kullanılan Kadir sözü demek de kudreti sonsuz olan demektir. Tanrı'nın yapamayacağı hiçbir şey yoktur.


26-10-2018:

 

CUMA

Freitag

26

EKİM

Oktober

 

Ya RAB... inayetin göklerden büyüktür. Hakikatin gökyüzüne ulaşır.

Mezmur 108: 4

 

O Herr, denn groß ist deine Gnade über die Himmel hinaus, und bis zu den Wolken deine Treue.

Psalm 108, 5

 

der Himmel: gök

 

İnayet nedir ve bizi günlük iman hayatımızda nasıl etkiler ya da yönlendirir? İnayet, hakkedilmeyen iyiliktir. Tanrı’nın inayeti bizleri itaat etmeye yetkin kılar. İnayet bizlere sıkıntılarda, elemlerde dayanma gücü verir. İnayet bizleri iyilik etmek için yetkin kılar. İnayet kutsal bir yaşam yaşayabilmeyi olanaklı kılar. Aynı zamanda inayet hem birbirimize hizmet etmek için bizleri yetkin kılar, hem de bizleri sağlam temelde tutar.

Tanrı’nın bu inayetinden dolayı ülkesine kaçmak için çölde ölümle yüz yüze gelen Hacer’i Rab gördü ve ona yapması gerekenleri bildirdi. Hatta Hacer’e vaatler vererek onu teselli etti, cesaretlendirdi. Bir oğlu olacağını, onun adını İsmail koyması gerektiğini belirttikten sonra, İsmail’in soyunu da bereketleyip büyük bir ulus yapacağını söyledi. Tabii ki Rab bu vaadi, İbrahim’den ve onunla yaptığı antlaşmadan dolayı yerine getirdi. İşte Rab’bin bu inayeti bugün de devam etmektedir. Kim olursa olsun, ne kadar büyük günahlar işlemişse işlesin, Tanrı’ya döndüğünde Tanrı inayeti aracılığıyla o kimseyi kabul eder, bağışlar.


25-10-2018:

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

25

EKİM

Oktober

 

Günahın çoğaldığı yerde Tanrı’nın inayeti daha da çoğaldı!

Romalılar 5: 20

 

Wo aber die Sünde zugenommen hat, ist die Gnade überreich geworden,

Römer 5, 20

 

zunehmen, mehr werden: çoğalmak

die Gnade: inayet, kayra, lütuf

 

Günahın çoğaldığı yerde Tanrı’nın inayeti daha da çoğaldı! demek, Tanrı’nın günaha göz yumduğu anlamına gelmez. Bu, Rab’bin inayeti çoğalsın diye daha çok günah işleyelim demek de değildir. “İnayet çoğalsın diye günah işlemeye devam mı edelim” diye soruyor, yanıtını da şöyle veriyor: “Kesinlikle hayır!... Artık günaha kölelik etmeyelim diye, günahlı varlığımızın ortadan kaldırılması için eski yaratılışımızın Mesih ile birlikte çarmıha çakıldığını biliriz!” (Rom.6:1-7).

AGünahın çoğaldığı yerde, Tanrı’nın inayeti daha da çoğaldı” ayeti şu anlama geliyor: Tanrı’nın o eşsiz inayeti insanın günahından daha güçlü ve büyüktür. Bu inayet insanın itaatsizliklerine ve kötülüklerine rağmen Tanrı’nın amacını ve planını sonuca getirir. Bu inayet aracılığıyla bizler kurtulduk. Tanrı’nın inayeti bizi seçer, korur, kutsal kılar. Sadece bu değil, inayet bizim günlük hayatımızda iman yaşamını sürdürebilmemizi de sağlar.


24-10-2018:

 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

24

EKİM

Oktober

 

İmana dayanmayan her şey günahtır.

Romalılar 14: 23

 

Alles aber, was nicht aus Glauben ist, ist Sünde.

Römer 14, 23

 

alles: her şey

der Glaube: iman

die Sünde: günah

 

İbrahim ve Saray’ın yaşam öyküleri, aile içerisinde gelişen olaylar bizlere büyük dersler öğretir. Onlar bazen büyük iman adımı attılar, bazen yüzlerini, yüreklerini Rab’den çevirdiler, korktular, telaşlandılar ve imanı bir kenara bırakıp yanlış adım attılar. Bugünkü ayetimizde de gördüğümüz gibi, imana dayanmayan her şey sonunda kötü sonuçlar doğurur.

Saray durumu kendi eline aldığında olaylar, dolayısıyla da sorunlar çıkmaya başladı. Sonra da bu sorunlarla savaşmaları gerekti. O ailede bu yanlış evlilikten kaynaklanan sorunlar egemendi. Yani o ailede imansızlık, sabırsızlık, öfke, kıskançlık, gurur, umursamazlık hakimdi.

Hayatımızda Tanrı’nın isteğini O’nun bilgeliği doğrultusunda, Tanrı’ya bağlı olarak yaşamayı sürdürmeliyiz. Kendimizi günah karşısında ölü, Mesih İsa’da Tanrı karşısında diri insanlar saymalıyız. Bundan böyle günah ölümlü bedenimizde egemenlik kurmasın, öyle ki bedenin tutkularına uymayalım! diye okuyoruz Romalılar 6:11S12,14'te.


23-10-2018:

 

SALI

Dienstag

23

EKİM

Oktober

 

Hacer Avram’a bir erkek çocuk doğurdu. Avram çocuğun adını İsmail koydu.

Yaratılış 16:15

 

Und Hagar gebar dem Abram einen Sohn; und Abram gab seinem Sohn, den Hagar geboren hatte, den Namen Ismael.

1. Mose 16, 15

 

gebären: doğurmak

 

Saray ve Hacer arasında geçen olumsuz olaylarda İbrahim’in çok pasif davrandığını görüyoruz. Saray’ın Hacer’i kendisine eş olarak vermesine sesini çıkarmadı. Hacer’in Saray’ı hor görmesine ses etmedi. Saray’ın Hacer’e eziyet etmesine de sesini çıkarmadı. Kısacası pek hikmetli davranmadı. Ama İsmail doğduktan sonra, İbrahim Hacer’in anlattıklarına inanarak itaat etti ve oğlunun adını İsmail koydu.

İbrahim ve Saray yaptıkları hatalardan büyük dersler öğrenmeliydiler. İbrahim İsmail’in büyüdüğünü gördükçe bir baba olarak çok seviniyordu. İsmail de babaya ve Saray’a bir sorun çıkarmıyordu. Daha sonra göreceğimiz gibi, bir mucize yoluyla Saray hamile kalıp da İshak dünyaya gelince, İsmail birden kıskanmaya ve sorunlar çıkarmaya başladı. Bu da oldukça doğaldır. Bugün bir anne babadan doğan çocuklar arasında bile bu kıskançlık vardır. Özellikle aileye yeni bir bebek gelince, herkesin birden ilgi odağı oluyor. Bu da diğer çocukların kıskanmasına neden olur. Burada anne babalar çok dikkatli olmaları gerekir.


22-10-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

22

EKİM

Oktober

 

Hacer, beni gören Tanrı’yı gerçekten gördüm mü? diyerek kendisiyle konuşan RAB’be “El‑Roi” (Beni gören Tanrı) adını verdi.

Yaratılış 16: 13

 

Da nannte sie den Namen des HERRN, der zu ihr geredet hatte: Du bist ein Gott, der mich sieht!

1. Mose 16, 13

 

sehen: görmek

 

Putperest bir halktan gelen Hacer’in Rab’bin meleğini görmesi, onu tamamen değiştirdi ve o yaşayan diri Tanrı’yı anladı. Bu Tanrı’nın diri ve yaşayan bir Tanrı olduğunu, her şeyi bildiğini ve gördüğünü kavradı; hem de en zor dönemde gerekenleri tedarik eden RAB olduğunu gördü.

Bu karşılaşmadan sonra Hacer gerçekten de büyük bir iman adımı atarak geriye döndü, Saray’a boğun eğip hizmetine devam etti. Büyük olasılıkla Saray’dan tutumu için özür de diledi. Sonra da Rab’bin meleğini gördüğünü, karnındaki bebeğin bir erkek çocuğu olduğunu ve adının da İsmail konulması gerektiğini anlattı. Saray da Tanrı’ya boğun eğmeli ve O’na bağımlı olarak yaşamasını öğrenmeliydi. Geriye dönen Hacer’in anlattıklarına herhalde inandı ve Hacer’in değiştiğini, daha alçakgönüllü olduğunu gördü. Bundan sonra Saray’ın Hacer’e eziyet ettiğini görmüyoruz. Bu bize şunu öğretiyor: Kaçmakla hiçbir sorun çözülmez. İnsan daha çok Tanrı’ya bağlı olarak ve O’na güvenerek yaşamalıdır. İkinci olarak da alçakgönüllülük bir çok sorunu da ortadan kaldırır.


21-10-2018:

 

PAZAR

Sonntag

21

EKİM

Oktober

 

RAB’bin meleği Hacer’i çölde bir pınarın başında buldu... RAB’bin meleği ona, “Saray’ın cariyesi Hacer, nereden gelip nereye gidiyorsun”, diye sordu. Hacer, “hanımım Saray’dan kaçıyorum” diye yanıtladı. Rab da ona, “hanımına dön ve ona boyun eğ”, dedi.

Yaratılış 16: 8-9

 

Und er sprach: Hagar, Magd Sarais, woher kommst du, und wohin gehst du? Und sie sagte: Vor Sarai, meiner Herrin, bin ich auf der Flucht. Da sprach der Engel des HERRN zu ihr: Kehre zu deiner Herrin zurück, und demütige dich unter ihre Hände!

1. Mose 16, 8‑9

 

Melek Hacer’e ASara’nın hizmetçisi” diyor. Hacer memleketine gitmek isterken çölde perişan bir durumdadır. Eğer Rab olaya el atmasaydı, yok olup gidecekti. Ama hayır, Rab ona görünüyor, geriye dönmesini ve hizmetine devam etmesini söylüyor. Bu çok büyük bir istekti. İtaat etmesi ve geriye dönmesi imanı gerektiren bir adımdı. Acaba Hacer ne yapacaktı? Hacer geriye dönerse, Saray’ın ona eziyet etmeyeceğine dair bir garanti yoktu. Hacer gerçekten de itaat edip geriye dönüyor. Geriye döndükten sonra nelerin olduğunu tam olarak bilmiyoruz, ama Hacer bir oğlan doğurdu, adını da İsmail koydular. İsmail adı “Tanrı duyar” demektir. Rab’bin vaat ettiği gibi İsmail’in soyu da sayılamayacak kadar çoğaldı. İsmail’in soyundan Arap halkı geldi. Bugün Araplar ve Yahudiler aslında kardeştirler. Ama bugüne kadar aralarında hep çekişme, kavga, dövüş oldu. Her iki ulus İbrahim, Saray ve Hacer’in yapmadıklarını yapabilirlerse aralarında o çekişme, kavga biter. Bu da her iki tarafın da Rab’bin önünde durarak af dilemeleri ve birbirlerini affetmeleridir.


20-10-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

20

EKİM

Oktober

 

RAB’bin meleği Hacer’i çölde bir pınarın başında buldu... RAB’bin meleği ona, hanımına dön ve ona boyun eğ, dedi!

Yaratılış 16: 7-9

 

Und der Engel des HERRN fand sie an einer Wasserquelle in der Wüste ... Da sprach der Engel des HERRN zu ihr: Kehre zu deiner Herrin zurück, und demütige dich unter ihre Hände!

1. Mose 16, 7‑9

 

Burada ilk kez Rab’bin meleğinden söz ediliyor. Kimdi Rab’bin meleği? Hacer O’na daha sonra Rab diyor! Bu da bize İsa Mesih’in insan olmadan önceki halini gösteriyor. Kutsal olan Tanrı insana ancak bu yolla görünüp yardım edebilirdi. Köle ve şimdi çok zor durumda olan Hacer’e de yardım etmek için Rab’bin meleği ona geliyor. Bu bize Rab’bin ilgisini, sevgisini ve inayetini gösteriyor.

Saray ve İbrahim Tanrı’ya karşı günah işlediler. Hatta Hacer’e karşı da büyük hata yaptılar. Ama buna rağmen Rab her üçünü de terk etmiyor. Onlarla halen ilgileniyor ve onları iman okulunda bir sınıf daha yukarı çıkarmak istiyor. Hacer’e de şu vaatte bulunuyor: ASenin soyunu öyle çoğaltacağım ki, kimse sayamayacak! İşte hamilesin, bir oğul doğuracak, adını da İsmail koyacaksın” (Yar.16:10‑11).

İşte bu Rab’bin insan ayrımı yapmadan herkesi sevdiğini, onlara merhamet ettiğini ve inayetini sunduğunu göstermektedir.


19-10-2018:

 

CUMA

Freitag

19

EKİM

Oktober

 

Avram eşi Saray’a, Acariyen senin elinde. Neyi uygun görüyorsan yap”, dedi. Böylece Saray cariyesi Hacer’e eziyet etmeye başladı. Hacer onun yanından kaçtı.

Yaratılış 16:6

 

Und Abram sagte zu Sarai: Siehe, deine Magd ist in deiner Hand. Mache mit ihr, was gut ist in deinen Augen! Als Sarai sie aber demütigte, da floh sie vor ihr.

1. Mose 16, 6

 

Hacer kendisine yapılan eziyete fazla dayanamayarak kaçmayı seçti. Ama Rab Hacer’i seviyor ve ona da bazı dersler vermek istiyordu. İlk başta Hacer Rab’bin sesine kulak vermeli ve O’na bağımlı olmayı öğrenmeliydi. Yaratılış 16:7S14 ayetleri arasında Rab’bin meleğinin Hacer’e göründüğünü, hanımına geri dönmesi gerektiğini söyledikten sonra, bir oğul doğuracağını ve adını da İsmail koyması gerektiğini belirtiyor. İlginçtir ki, Hacer Rab’be itaat ediyor. Hatta Rab’bin kendisiyle konuştuğu yere El‑Roi adını verdi ki, bu ABeni gören Tanrı” anlamına geliyor.

Bu bölümün sonunda da, AHacer Avram’a bir erkek çocuğu doğurdu. Avram çocuğun adını İsmail koydu”(Yar.16:15). Bu sırada Avram 86 yaşındaydı.

İlginçtir ki, doğacak olan İsmail’e ilişkin şu sözler yazılıdır: AO herkese, herkes de ona karşı çıkacak. Kardeşlerinin hepsiyle çekişme içinde yaşayacak!” (Yar. 16:12). Yapılan bir hata, günah Rab’be dönüldüğünde affedilir, ama günahın sonucu ise kalır.


18-10-2018:

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

18

EKİM

Oktober

 

Avram eşi Saray’a, Acariyen senin elinde. Neyi uygun görüyorsan yap”, dedi. Böylece Saray cariyesi Hacer’e eziyet etmeye başladı. Hacer onun yanından kaçtı.

Yaratılış 16:6

 

Und Abram sagte zu Sarai: Siehe, deine Magd ist in deiner Hand. Mache mit ihr, was gut ist in deinen Augen! Als Sarai sie aber demütigte, da floh sie vor ihr.

1. Mose 16, 6

 

Saray, İbrahim yanlış adım attılar, sonra da çıkan sonuçlardan dolayı birbirlerini suçlamaya başladılar. Aslında onlar ‑ Hacer de dahil, bir araya gelip Rab’bin önünde durarak yaptıkları hatadan dolayı af dilemeliydiler; birbirlerini de bağışlamalıydılar. Ne yazık ki İbrahim, Saray ve Hacer’de bunları görmüyoruz. Onların her biri kendi yollarından gittiler. Özellikle Saray ile Hacer arasındaki nefret öyle bir düzeye geldi ki, artık o ev ‑ yuva çekilemez bir duruma düştü. Nefret egemen olunca, insanın gözü hiçbir şey görmez. Nefret, insanı karşıdakine karşı düşman kılar ve saldırgan yapar. Nefret, insanı insan yapan merhamet, acıma, iyilik, sevmek, affetmek, yardım etmek gibi erdemlerden de mahrum eder.

Saray’ın öfkesi ve nefreti o kadar doruğa çıktı ki, Hacer’e eziyet etmeye başladı. Tabii ki öfkenin, nefretin ilk zararı kişinin kendisine olmaktadır. Atalarımız AKeskin sirkenin küpüne zararı vardır” ya da AÖfkeyle kalkan, zararla oturur” derler. Ne kadar yerinde ve doğru bir söz. Peki senin öfken ve kinin ne durumdadır?


17-10-2018:

 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

17

EKİM

Oktober

 

Saray Avram’a, bu haksızlık senin yüzünden başıma geldi. Cariyemi koynuna soktum. Hamile olduğunu anlayınca beni küçük görmeye başladı.

Yaratılış 16:5

 

Und Sarai sagte zu Abram: Das Unrecht an mir liegt auf dir! Ich selbst habe meine Magd in deinen Schoß gegeben; und nun, da sie sieht, dass sie schwanger ist, bin ich gering in ihren Augen.

1. Mose 16, 5

 

Şimdi İbrahim, Saray ve Hacer artık birbirlerine girmiş, sürekli çekişme, münakaşa halindeler. Birbirlerini suçluyorlar. Başka ne olabilirdi! Yakup bize Aaranızdaki bu çekişmeler, savaşmalar, nedir diye soruyor sonra da kendisi şu yanıtı veriyor: Bunlar içinizdeki bedenin tutkularından geliyor. Dünyaya dostluk, Tanrı’ya düşmanlıktır... Bunun için Tanrı’ya bağımlı olun... ellerinizi temizleyin, yüreklerinizi suçtan arıtın” (Yakup 4:1S10).

Saray ve İbrahim’in yaptıkları hatadan sonra, Hacer de dahil ‑ bir aile olarak yapmaları gereken şey şuydu: Önce günahlarını, yaptıkları yanlışı görüp tövbe ederek Rab’be gelmeleri, bu sorunları Tanrı’nın ellerine vermeleri gerekirdi. Tanrı’nın inayetine sığınıp af dilemeliydiler. Tanrı önünde durmak, af dilemek hem Tanrı önünde barışı sağlar, hem de insanı birbirine karşı daha anlayışlı ve merhametli kılar. Günahını gören ve günahlarını ikrar edip af bulan insan da affetmesini öğrenir.


16-10-2018:

 

SALI

Dienstag

16

EKİM

Oktober

 

Çünkü nerede kıskançlık, bencillik varsa, orada karışıklık ve her tür kötülük vardır. Ama gökten inen bilgelik her şeyden önce paktır, sonra barışçıldır, yumuşaktır, uysaldır. Merhamet ve iyi meyvelerle doludur. Kayırıcılığı, ikiyüzlülüğü yoktur.

Yakup 3:16‑17

 

Denn wo Eifersucht und Eigennutz ist, da ist Zerrüttung und jede schlechte Tat. Die Weisheit von oben aber ist erstens rein, sodann friedvoll, milde, folgsam, voller Barmherzigkeit und guter Früchte, unparteiisch, ungeheuchelt.

Jakobus 3, 16‑17

 

Süleyman’ın Özdeyişlerinde çok ilginç birkaç ayet vardır.  Şöyle der: “Yeryüzü üç şeyin altında sarsılır, katlanamadığı dört şey vardır. 1.Kölenin kral olması, 2. Budalanın doyması, 3. Nefret edilen kadının evlenmesi ve 4. Hizmetçinin hanımının yerine geçmesi!” (Öz.30:21S23). Ne kadar doğru bir söz. Saray büyük bir hata yaptı, ama Hacer de eğer alçakgönüllü olsaydı, geldiği yeri ve konumunu unutmasaydı, bu sorunlar kuşkusuz daha az olacaktı. Ama insanın yüreğinin ne kadar bozuk olduğunu Tanrı Sözü bize bildiriyor (Gal.3:3). İbrahim öyküsünde de tam bunu görüyoruz. Hem Saray hem de İbrahim iman ile başladılar, Rab’be güvendiler. Daha sonra bedenlerinin isteklerine boyun eğdiler ve sonuç ise yıkım oldu (Gal.5:19‑21).


15-10-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

15

EKİM

Oktober

 

Avram Hacer’i eş olarak aldı ve Hacer hamile kaldı.

Yaratılış 16:4

 

Und er ging zu Hagar ein, und sie wurde schwanger.

1. Mose 16, 4

 

schwanger: hamile

schwanger werden: hamile kalmak

 

İbrahim Saray’ın önerisini kabul ederek Hacer’i kendisine eş olarak aldı.

O günden sonra da onların başları dertten kurtulmadı. Sadece bu değil, Hacer ile Saray ve soyları arasında da sorunlar başladı ve günümüze kadar da bu sorunlar, çekişmeler, kavgalar devam etmektedir.

Saray Rab’bin vaadini beklemedi, İbrahim Saray’ın sözünü dinledi ve Hacer’le evlendi. Hamile kalan Hacer birden kendi durumunu, konumunu unutup sanki evin sahibiymiş gibi davranmaya, Saray’ı küçük görmeye başladı.

Kendi düşen ağlamaz derler ya. Saray’a da, “Ey Saray, bunu sen istedin” demek geliyor insanın içinden. Haksızlığa uğrayan Saray bakın eşi İbrahim’e ne diyor: “Bu haksızlık senin yüzünden başıma geldi!” Oysa hem Saray hem de İbrahim Rab’bi beklemediler. İman okulunda sınıfta kaldılar. Önce Tanrı suçlanıyor, sonra da İbrahim. İşte dostum, atılan yanlış adımın sonuçları ancak bu kadar olur. Özellikle de evlilik konusunda yanlış adımlar hep acı ve yıkımla sonuçlandığını gördüm 44 yıllık hizmet hayatımda.


14-10-2018:

 

PAZAR

Sonntag

14

EKİM

Oktober

 

Saray Avram’a, RAB çocuk sahibi olmamı engelledi. Lütfen cariyem Hacer’i al. Belki bu yolla çocuk sahibi olabilirim. Avram Saray’ın sözünü dinledi.

Yaratılış 16:2

 

Und Sarai sagte zu Abram: Siehe doch, der HERR hat mich verschlossen, dass ich nicht gebäre. Geh doch zu meiner Magd ein! Vielleicht werde ich aus ihr erbaut werden. Und Abram hörte auf Sarais Stimme.

1. Mose 16, 2

 

Bu olay Avram Kenan’da on yıl yaşadıktan sonra oldu. Saray’ın bu iman konusunda kafasına bazı sorular takıldı. Belki de Rab vaat verirken, biz doğru anlamadık; ya da acaba Rab neyi kast etti; belki de bizim de bir adım atmamız gerekir, diye düşünmüş olmalıydı. İşin acıklı tarafı İbrahim, Saray’ın teklifini kabul etmesiydi. Oysa Tanrı çok açık ve net bir şekilde şöyle demişti İbrahim’e: A Şunu iyi bil ki, senin mirasçın öz çocuğun olacaktır!” (15:4).

Saray eşine ne diyor? “Rab çocuk sahibi olmamı engelledi!”

Bu ne demektir? Rab’bi suçlamak demektir.

Eğer Tanrı bizi bekletiyorsa bu Tanrı bizi duymuyor anlamına gelmez. Ama sıklıkla bu tuzağa düşüyoruz. İblis kulağımıza, ABak Tanrı seni ciddiye almıyor. Eğer O seni gerçekten sevseydi, o zaman durumun başka olurdu” diye fısıldar. Bu tıpkı Aden bahçesinde şeytanın Havva’ya söylediklerini anımsatıyor (Yar.3:1-6). Oysa Rab’bin verdiği vaat kesinlikle zamanı geldiğinde yerine gelecektir. Önemli olan beklemek, sabretmektir. Bu iman adımıdır.


13-10-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

13

EKİM

Oktober

 

Bütün yüreğinle RAB’be güven. Kendi anlayışına dayanma. Bütün yollarında O’nu tanı. O da senin yollarını doğrultur.

Süleyman’ın Özdeyişleri 3: 5S6

 

Vertraue auf den HERRN mit deinem ganzen Herzen und stütze dich nicht auf deinen Verstand! Auf all deinen Wegen erkenne nur ihn, dann ebnet er selbst deine Pfade!

Sprüche 3, 5‑6

 

Kutsal Kitap, iman hayatında olması gerekenleri şöyle sıralar:

1. İmanlı beklemesini bilmelidir. 2. İmanlı için önemli olan Tanrı’nın yüceliğidir. 3. İmanlı Tanrı Sözü’ne güvenmelidir, son olarak da imanlının yaşamında Tanrı’nın esenliği ve barışı olmalıdır.

İbrahim ve Saray Tanrı’nın yüceliğini arayıp O’nun vaatlerine güvenmeyi bilselerdi, o zaman hem yanlış adımı atmazlardı, hem de hayatlarında esenlik ve sevinç olurdu.

Saray çocuğunun olamayacağını çok iyi biliyordu. Ama eşi İbrahim için bir umut vardı. Öyleyse en kolay yol, hizmetçimi eşime vereyim, ondan bir çocuğumuz olsun diye düşündü ki, Hacer’i İbrahim’e eş olarak verdi. Bu çok yanlış bir adımdı. Burada hata İbrahim’indi. O buna ‘hayır olmaz, Rab’bin vaadini beklemeliyiz’ demeliydi, ama herhalde işine geldiği için eşi Saray’ın bu önerisine evet dedi. Zaten bundan sonra da onların başları dertten, acıdan, sorundan kurtulmadı. Zaten insan ipleri kendi eline aldığında, Tanrı’yı arka plana iter. İman da geri planda kalır. İman, Rab’bin isteğine, iradesine göre yaşamaktı.


12-10-2018:

 

CUMA

Freitag

12

EKİM

Oktober

 

RAB’be güvenen ‑ korkuya kapılarak ‑ acele etmez.

Yeşaya 28: 16

 

Wer glaubt, wird nicht ängstlich eilen.

Jesaja 28, 16

 

die Eile: acele

eilen: acele etmek

 

Elçi Pavlus “RAB’be iman eden utandırılmayacaktır” diyor (Rom. 10:11).

Bizler de Rab’be güvenmeyi bıraktığımızda, aceleci oluruz ve yanlış yollara gideriz, yanlış adımlar atarız; bunun sonucunda da bazen ağır ıstıraplar çekeriz.

İmanımızı belirleyen başka belirti de Tanrı Sözü’dür.

Elçi Pavlus şöyle yazar Rom.10:17’de: “İman haberi duymakla, haberi duymak da Mesih’le ilgili sözün yayılmasıyla olur!”

İmanı işlerliğe koymak, vicdanımızın sesini dinlemek ve itaat etmek bereket getirir.

İbraniler 11.bölümde imanda sağlam duran, Tanrı’nın vaatlerine güvenen ve tarihe iman izleri bırakan sıradan insanların bir listesi verilmektedir. Bu da şunu gösteriyor ki, bizler iman ettiğimizde, Tanrı yüreğimize esenlik, barış ve sevinç koyar. Hayatımızda sorunlar, zorluklar olabilir, ama Tanrı’nın esenliğini, barışını yaşayabiliriz, O’nu sabırla beklediğimizde ve O’na güvendiğimizde.


11-10-2018:

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

11

EKİM

Oktober

 

Karısı Saray Avram’a çocuk ve­re­me­miş­ti. Saray’ın Hacer adında bir ca­ri­ye­si vardı. Saray Avram’a, RAB çocuk sa­hibi olmamı engelledi. Lütfen ca­ri­yem Hacer’i al. Belki bu yolla çocuk sahibi olabilirim.

Yaratılış 16:1S2

 

Und Sarai, Abrams Frau, gebar ihm kei­ne Kinder. Sie hatte aber eine ägyp­ti­sche Magd, deren Name war Hagar. Und Sarai sagte zu Abram: Siehe doch, der HERR hat mich verschlossen, dass ich nicht gebäre. Geh doch zu meiner Magd ein! Vielleicht werde ich aus ihr erbaut werden.

1. Mose 16, 1‑2

 

Ana caddeden çıkarsan, genellikle ara sokaklar insanı yanlış yerlere yönlendirir. Yaratılış 16.bölüm de acı veren yanlış bir yola girildiğini görüyoruz. İbrahim 85 yaşına gelmiştir. Tam on yıl boyunca Rab ile yürümüş ve iman okulunda çok önemli dersler öğrendi. Tanrı onlara bir çocuk vereceği vaadini verdi, ama bu çocuğun ne zaman dünyaya geleceğini söylemedi. Onlar uzun bir zamandır beklemekteydiler.

Tanrı’nın yapmak istediklerinde daima bir planı vardır. Rab sadece İbrahim’e bir çocuk vermekle kalmayıp tüm dünyanın kurtuluşu için de bir zaman planı vardı. Saray sabırla Rab’bin vaadini beklemeliydi, ama o sabırsızlandı. Aslında Tanrı onların fiziksel olarak çocukları olamayacak bir duruma gelmelerini bekliyordu, öyle ki yücelik Tanrı’ya verilsin (Rom.4:20). Saray birden herhalde Rab’be biraz yardım etmek gerekir diye düşündü ve cariyesi Hacer’i İbrahim’e sundu. Bu iman adımı değildi. Tanrı’nın zamanını beklemek imanda yaşamanın bir belirtisidir. Yeşaya 28:16’da ATanrı’ya güvenen acele etmez” diyor.


10-10-2018:

 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

10

EKİM

Oktober

 

O gün RAB Avram’la antlaşma yaparak ona şöyle dedi: Mısır ırmağından büyük Fırat ırmağına kadar uzanan bu toprakları... senin soyuna vereceğim.

Yaratılış 15:18S21

 

An jenem Tag schloss der HERR einen Bund mit Abram und sprach: Deinen Nachkommen habe ich dieses Land gegeben, vom Strom Ägyptens an bis zum großen Strom, dem Euphratstrom ...

1. Mose 15, 18‑21

 

Rab o gün Avram’la bir antlaşma yapıyor ve soyuna vereceği ülkeyi ona belirtiyor. 12:1’de de, “Sana vereceğim ülkeye git” demişti. 13:14‑15’te Tanrı İbrahim’e gördüğün bütün toprakları sana ve soyuna vereceğim, demişti.  Şimdi de bu vaadini tekrarlıyor ve ASenin soyuna bu ülkeyi vereceğim” diyor. Tanrı’nın yaptığı bu antlaşma ile İbrahim, bu diyarın kendi soyuna verileceğine tam olarak iman etti.

Bu bölümde İbrahim’in sorusunu, kaygısını gördük. Buna karşı Tanrı’nın İbrahim’e verdiği vaadi, antlaşmayı gördük. Rab, “Senin kalkanın Ben’im” diyerek onun kaygısını, korkusunu giderdi ve İbrahim de Tanrı’ya iman ederek doğrulukla donatıldı.

Bugün de Tanrı Mesih aracılığıyla bizlere sonsuz yaşam vaadini verdi. İbrahim Tanrı’nın vaadine iman etti ve bu vaadin yerine geleceğine emindi. Peki sen de iman ediyor musun? Sonsuz yaşama sahip olduğuna emin misin?


09-10-2018:

 

SALI

Dienstag

9

EKİM

Oktober

 

Soyuna kölelik yaptıran ulusu cezalandıracağım. Sonra soyun oradan büyük mal varlığıyla çıkacak. Sen de esenlik içinde atalarına kavuşacaksın ve ileri yaşta ölüp gideceksin.

Yaratılış 15:14-15

 

Aber ich werde die Nation auch richten, der sie dienen; und danach werden sie ausziehen mit großer Habe. Du aber, du wirst in Frieden zu deinen Vätern eingehen, wirst in gutem Alter begraben werden.

1. Mose 15, 14‑15

 

İbrahim 175 yaşına kadar yaşadı (Yar.25:7); Bu onun yüz yıldan fazla bir zamanda Tanrı ile yürüdüğünü göstermektedir (Yar.12:4).

Her ne kadar İbrahim ara sıra çok yanlış yollara girdiyse de, yanlış adımlar attıysa da, Tanrı yine de onun aracılığıyla tüm uluslara bereket geleceği vaadini verdi.

Tanrı’nın bu karı kocaya verdiği vaat, onlara o zor dönemlerde hiç kuşku yok ki, büyük bir güç ve teselli verdi.

Bakın Tanrı Sözü bizlere ilişkin ne diyor? “Bizler O’nun yapıtıyız. Mesih İsa’da iyi işler için yaratılmış bulunuyoruz. Tanrı vaktimizi bu iyi işlerle geçirmemizi amaçlayarak bunları önceden belirledi” (Ef.2:10).

“Şuna kesinlikle inanıyorum ki, sizlerde yararlı bir iş başlatan Tanrı, Mesih İsa’nın gününde onu sonuçlandıracaktır” (Fil.1:6).


08-10-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

8

EKİM

Oktober

 

 Şunu iyi bil ki, senin soyun yabancı bir ülkede, gurbette yaşayacak. Dört yüz yıl kölelik edip baskı görecek.

Yaratılış 15:13

 

Und er sprach zu Abram: Ganz gewiss sollst du wissen, dass deine Nachkommenschaft Fremdling sein wird in einem Land, das ihnen nicht gehört; und sie werden ihnen dienen, und man wird sie unterdrücken vierhundert Jahre lang.

1. Mose 15, 13

 

14.ayette de şöyle diyor: “Sonra soyun oradan büyük mal varlığıyla çıkacak. Sen de esenlik içinde atalarına kavuşacaksın!”

Tanrı’nın birden İbrahim’in soyunun 400 yıl kölelik edeceğini söylemesi, İbrahim’e bir güvence ve onun sorusuna da bir yanıttı. Rab bununla sonsuzluğu gördüğünü, her şeyin kendi elinde olduğunu, planladığını ve verdiği sözleri her zaman tuttuğunu göstermektedir.

Burada ve Elçilerin İşleri 7:6’da İbrahim’in soyunun 400 yıl kölelik çekeceğinden söz ediyor. Çıkış 12:40’ta ve Galatyalılar 3:17’de 430 yıldan söz ediyor. Burada bir çelişki yok. 400 yıl bu halk Mısır’da kaldı. Ama Tanrı’nın İbrahim’i çağırması ve onunla bir antlaşma yapması 430 yıldır.

Bu vaat da gelecekte kölelikte eziyet çeken İbrahim soyuna da destek olacak: AKöleliğimiz sonsuza kadar sürmeyecek, Tanrı bizi kurtamayı vaat etti” tesellisini verecek. Peki bu halkı kölelikten kurtarmak için Tanrı neden o kadar uzun bekledi? Çünkü Tanrı hem merhametli ve sabırlıdır; hem de tüm halkın, Mısır’ın da kendisine dönerek kurtulmasını bekledi.


07-10-2018:

 

PAZAR

Sonntag

7

EKİM

Oktober

 

Tanrı Avram’a, bu toprakları sana miras olarak vermek için Kildaniler’in Ur kentinden seni çıkaran Rab benim.

Yaratılış 15:7

 

Und er sprach zu ihm: Ich bin der HERR, der ich dich herausgeführt habe aus Ur, der Stadt der Chaldäer, um dir dieses Land zu geben, es in Besitz zu nehmen.

1. Mose 15, 7

 

Tanrı İbrahim’e verdiği vaadi onaylıyor ve onun soyuna Kenan diyarını verdiğini belirtiyor. O da Rab’be, “Ey egemen RAB, bu toprakları miras alacağımı nasıl bileceğim” diye soruyor (Yar.15:8). İbrahim’in sorduğu soru imansızlık sorusu değildi. Onun imanı vardı, buna rağmen emin olmak istiyordu; başka deyişle İbrahim Rab’den bir güvence almak istiyordu.

Avram, yeri geldiğinde her imanlının öğrenmesi gereken sabrı öğreniyordu. Tanrı’nın bazı şeyleri ağırdan alması, verdiği vaadi unuttuğu anlamına gelmez. Yıllar geçse ve insani açıdan olanaksız olsa bile Avram, Tanrı’nın kendisine bir oğul vereceği vaadine güvenmeye devam etti. Ancak bekleme süresi oldukça uzundu. İbrahim’in yeni bir güvenceye ihtiyacı olduğunu bilen Rab, “Göğe bak, yıldızları sayabilir misin” dedi. Çıplak gözle bunu yapmak mümkün değil. Yani senin soyun sayılamayacak kadar çok olacaktır, dedi. Rab, İbrahim’e sadece fiziksel bir soy değil, her kuşaktan, her ulustan imanlı çocuklar da verecekti (Rom.4:16S17).


06-10-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

6

EKİM

Oktober

 

Birisi, benim imanım var deyip de sözünü işleriyle kanıtlamazsa bu neye yarar? Bu tür iman onu kurtarabilir mi?

Yakup 2: 14

 

Was nützt es, meine Brüder, wenn jemand sagt, er habe Glauben, hat aber keine Werke? Kann etwa der Glaube ihn erretten?

Jakobus 2, 14

 

İman sözde değil özde olmalıdır. Bakın İbrahim imanını eylemiyle kanıtlıyor. Neydi onun eylemi? Harekete geçti, Rab’bi dinledi, sonunda da oğlu İshak’ı sunmaya hazırdı.

İbrahim sadece Tanrı buyruğuna uymakla ya da O konuştuğu için kurtulmadı. İbrahim’in itaati aslında onun imanını gösteriyordu.

Günahlı insan iman ve işlerle kurtulmuyor. Sadece iman ile kurtuluyor. Ancak imanı onun eylemleriyle ‑ itaatiyle kendisini kanıtlıyor.

Bu konuya ilişkin Gal.3; Rom.4 ve Yakup 2’ye bakılabilir. Bu yerlerde göreceksiniz ki, kurtuluş sadece iman ile gerçekleşir.

Galatyalılar 3.bölümde Pavlus imana parmak basar, Romalılar 4.bölüm Asayılmak” konusuyla ilgileniyor, Yakup 2 ise imanın eylemlerle ‑ davranışlarla kanıtlanması noktasına değinir.

İbrahim’in korkusuna karşılık Rab AKorkma, BEN’im” yanıtını veriyor. İbrahim’in kaygısı karşısında Tanrı, merak etme, senin kendi çocuğun olacaktır, diyor. Yani Rab verdiği vaatte durarak İbrahim’in soyunu bereketleyecektir.


05-10-2018:

 

CUMA

Freitag

5

EKİM

Oktober

 

“İbrahim’in imanı kendisine doğruluk yerine sayıldı” diyoruz.

Romalılar 4:9

 

Denn wir sagen, dass der Glaube dem Abraham zur Gerechtigkeit gerechnet worden ist.

Römer 4, 9

 

der Glaube: iman

 

Tanrı katında doğru sayılmak ya da doğrulukla donatılmak ‑ aklanmak ne demektir? Tanrı’nın huzurunda günahlarımıza bağış bulmak ve tüm suçlamalar önünde lekesiz olmak demektir. Normal bir mahkemede yargıç bir suçluyu bağışlarsa onu aynı zamanda doğru sayamaz. Suçluydu adam. Affedilmeye ancak suçlu kişiler ihtiyaç duyar. Adam suçlu değilse o zaman yargıç onun suçsuz olduğunu ilan eder, çünkü onun bağışa ihtiyacı yoktur. Fakat suçlu bir kişiyi hem bağışlamak hem de onu suçsuz, yani doğru ilan etmek normal bir yargıcın yaptığı bir iş değildir. Böyle bir işi ancak Tanrı yapabilir. O, günahlı ve suçlu kişiyi hem bağışlar, hem de suçsuz, haklı diye ilan eder.

Tanrı’nın ulusları iman kuralı uyarınca doğrulukla donattığını öngören Kutsal Kitap İbrahim’e önceden müjdelendi: “Tüm uluslar sende kutlu kılınacak. Böylelikle, iman kuralına bağlı olanlar, iman edip kutlu kılınan İbrahim’le birlikte kutlu kılınırlar” (Gal.3:6‑9).

İmanımız İbrahim’in imanı gibi olmalı. O Rab’bin sözüne inandı ve doğru sayıldı.


04-10-2018:

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

4

EKİM

Oktober

 

Avram RAB’be iman etti. RAB bunu ona doğruluk saydı.

Yaratılış 15:6

 

Und er glaubte dem HERRN; und er rechnete es ihm als Gerechtigkeit an.

1. Mose 15, 6

 

rechnen, anrechnen: saymak

als Gerechtigkeit anrechnen: doğruluk saymak

 

İman, basit bir söz, ama uygulaması o kadar zor. İbrahim Rab’bin sözüne iman etti. Bu seksen yaşını aşkın adam, çocuk sahibi olacağına inandı. “İbrahim Rab’be güvendi ve Rab bunu ona doğruluk saydı” sözü Kutsal kitabın en sarsıcı ve hayat değiştirici sözüdür. Basitçe İbrahim Rab’be inandı. Evet İbrahim Rab’be bir yerde şöyle diyor: “Bana göre her şey olanaksız görünüyor, ama ben sana iman ediyorum! Çünkü senin için imkansız diye bir şey yoktur!” Gerçek doğruluk budur. Kendi dindarlığımızla, iyi işlerimizle, sadaka vermekle, ibadet yerlerine gitmekle Tanrı katında doğru sayılamayız. Rab’be ve Sözü’ne inanmakla doğru sayılırız.

Yahudiler ataları İbrahim ve Yahudi olduklarıyla çok övünürlerdi ve halen övünmekteler. Özel bir soy oldukları için Rab’bin onlara ayrıcalıklar tanıdığına inanırlar. Oysa Rab’bin önünde sadece iman geçerlidir. Yahudiler’in atası sayılan İbrahim bile iman yoluyla Tanrı katında doğru sayıldı. Aslında İbrahim sadece Yahudiler’in atası değil, iman yolunda yürümek isteyen her imanlının atasıdır.


 

03-10-2018:

 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

3

EKİM

Oktober

Almanya’da milli bayramdır

 

Avram RAB’be iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı.

Yaratılış 15:6

 

Und er glaubte dem HERRN; und er rechnete es ihm als Gerechtigkeit an.

1. Mose 15, 6

 

gerecht: doğru

 

İbrahim’in en çok ihtiyaç duyduğu şey doğruluktu. Bugün de insanların en muhtaç oldukları şey doğruluktur.

İncil’de şöyle der: AHerkes günah işledi, Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kaldı... Yazılmış olduğu gibi doğru kimse yok, tek kişi bile yok” (Rom.3:23 ve 3:10).

Doğru sayılmak için dindar olmak yeterli değildir. Çünkü Tanrı tam bir doğruluk beklemektedir. Doğrulukla donatılma ya da doğru sayılma olmadan asla Tanrı’nın önünde duramaz, sonsuz yaşama ‑ cennete sahip olamayız.

İbrahim doğruluğa nasıl sahip oluyor? O Rab’be iman ediyor ve bu ona doğruluk sayılıyor.

ASayılmak” demek, birisinin hesabına yazılmak demektir.

Çarmıhta bizim günahlarımız Mesih’e yazıldı ve cezayı O bizim yerimize çekti ve biz böylece doğru sayılıyoruz, tüm günahlarımıza af buluyoruz kutsal Tanrı önünde. İşte bu inayettir.


02-10-2018:

 

SALI

Dienstag

2

EKİM

Oktober

 

Avram RAB’be iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı.

Yaratılış 15:6

 

Und er glaubte dem HERRN; und er rechnete es ihm als Gerechtigkeit an.

1. Mose 15, 6

 

der Glaube: iman, inanç

glauben: iman etmek

 

Verilen vaade inanmaz ya da uygulamaya koymazsak, o vaadin bize bir yararı olmaz. İbrahim daha önce Rab’bin vaadine reaksiyon gösterdi Yar.12:1-3’te. Rab’bin sesini duyduğunda hemen eyleme geçti, yurdunu terk ederek vaat edilen diyara ‑ Kenan’a doğru yola çıktı (İbr.11:8).

Yaratılış 15:6’da ilk kez İbrahim’in imanından söz eder. Bu ayet Yu.3:16 ile karşılaştırılabilir. Tanrı Sözü kurtuluşun imana dayandığını, iman aracılığıyla geldiğini belirtir. Ancak bu ayet İncil’de üç yerde alıntı alınarak kullanılır (Gal.3:6; Rom.4:3 ve Yakup 2:23).

Aİbrahim Tanrı’ya iman etti ve bu ona doğruluk sayıldı!” İbrahim tamamen Tanrı’nın vaadine iman etti.

Bizler Tanrı’nın seslenmesi ya da konuşmasıyla kurtulmuyoruz; O’nun verdiği vaade iman ederek kurtuluyoruz. Yuhanna 20:31’de insanın nasıl kurtulması gerektiği belirtilir. İman sözü yüz kere kadar geçer. Kurtuluş Tanrı’nın inayetiyle gerçekleşir. (Ef.2:8-9).


 

01-10-2018:

PAZARTESİ

Montag

 

1

EKİM

Oktober

 

RAB Avram’ı dışarı çıkararak, ‘göklere bak’ dedi. ‘Yıldızları sayabilir misin? İşte soyun o kadar çok olacak.’

Yaratılış 15:5

 

Und er führte ihn hinaus und sprach: Blicke doch auf zum Himmel, und zähle die Sterne, wenn du sie zählen kannst! Und er sprach zu ihm: So zahlreich wird deine Nachkommenschaft sein!

1. Mose 15, 5

 

Tanrı İbrahim’e bakmasını istiyor! Nereye? Gök yüzüne. Orası harika gözükmekte ve yıldızlarla doludur. Bunun ile Tanrı İbrahim’e ulusların babası olacağını, soyunun sayılamayacak kadar çok olacağını söyledi.

Yaşam karanlıkta görünmese de yıldızlara bakılabilir. İbrahim’in kafasını kurcalayan sorununun çözümü, çaresi yukarıya bakmasıydı.

Yıldız haritasında 30.000 civarında yıldızın olduğu astronomide bilinmektedir. Ama gökyüzünde ‑ sadece bizim de gezegenlerimizin ait olduğu saman yolunda 100 milyar kadar yıldızın olduğu tahmin ediliyor. Tanrı İbrahim’e tabii ki, senin soyun da yüz milyar olacak demek istemedi, Rab’bin söylemek istediği, nasıl ki, gökyüzündeki yıldızlar sayılamıyorsa, senin soyun da öyle sayılamayacak kadar çok olacaktır.

Aslında İbrahim’e tekrar Tanrı’nın vaadi hatırlatılmaktadır. Ve kesinlikle de vaade kavuşacaktır.

Bugün biz Mesih’te kurtuluyorsak, bu Rab’bin İbrahim’e verdiği o vaadin yerine gelmesiyle mümkün oldu.


30-09-2018:

 

PAZAR

Sonntag

30

EYLÜL

September

 

RAB Avram’a yine seslendi: Senin öz çocuğun mirasçın olacaktır.

Yaratılış 15:4

 

Und siehe, das Wort des HERRN geschah zu ihm: Nicht dieser wird dich beerben, sondern der aus deinem Leibe hervorgeht, der wird dich beerben.

1. Mose 15, 4

 

das Erbe, das Erbteil: miras

 

İman okulunda öğrenmemiz gereken önemli bir kural vardır: Tanrı’nın isteği Tanrı’nın istemi ve istediği zamanda yerine gelir.

Tanrı, İbrahim ve Saray’dan verdiği vaat konusunda bir şeyler yapmasını istemiyor. Onların sadece O’nun vaadinin yerine gelmesi için kendilerini hazırlamalarını istiyor. İbrahim ve Saray’ın bedenleri çocuk sahibi olmak için ölmüş olduğunu ‑ yani o kadar yaşlılar ki, fiziksel olarak asla çocuk sahibi olamayacaklarını ‑ ve Tanrı bu yolla bir mucize yaratıp gücünü ve yüceliğini sergileyeceği akıllarına gelmedi.

Söylediklerimize tam olarak inanmazsak ya da yüreğimiz sabırsızsa da isteklerimizi, dileklerimizi Rab’bin önüne getirmek iyidir. Tanrı bizim sorularımıza karşı sağır değil ya da bizim duygularımıza duyarsız değildir. Tanrı İbrahim’e ihtiyaç duyduğu güvenceyi verdi.

İncil’de bizler için de şöyle yazılıdır: ATüm kaygılarınızı O’na bırakın, çünkü Rab sizi düşünür” (1 Petrus 5:7).


 

29-09-2018:

 

CUMARTESİ

Samsta

29

EYLÜL

September

 

Ey egemen RAB, bana ne vereceksin? Çocuk sahibi olmadım.

Yaratılış 15: 2

 

Da sagte Abram: Herr, HERR, was willst du mir geben? Ich gehe ja doch kinderlos dahin, und Erbe meines Hauses, das wird Elieser von Damaskus.

1. Mose 15, 2

 

İbrahim’in sorusu şuydu: Tamam Rab, bana vaatlerde bulunuyorsun. Korkma, ödülün büyük olacak diyorsun, sonra soyumun yerin tozu gibi olacağını söyledin (Yar.13:16); hatta tüm yeryüzü benim soyum aracılığıyla bereket bulacağını (Yar.12:1S3) söyledin; ama oldukça yaşlandım, bir çocuğum bile yok. Kim mirasçım olacak! Benim soyum nasıl olacak? Ölürsem kölem Eliezer mirasçım olacaktır, diyor. O zaman verdiğin vaade ne olacak?

Bugün de ülkemizin genelinde olduğu gibi, o dönemlerde ve doğu kültüründe çocuk sahibi olmak çok önemliydi. Bunun için her şey yapılır. Çocuğu olmayan ailelere acıma gözüyle bakılır ve o aile verimsiz toprağa benzetilir. İbrahim ve Saray da bu durumdadır ve gittikçe de yaşlanıyorlar ve öyle görünüyor ki, Tanrı verdiği vaade ilişkin bir şey yapmayacaktır. Ama Rab yeniden konuşur ve İbrahim’e, kimse senin mirasçın olmayacak. Öz çocuğun mirasçı olacaktır, diyor.

Rab’be güvenmek, Rab’bin verdiği sözü yerine getireceğni bilmektir.


28-09-2018:

 

CUMA

Freitag

28

EYLÜL

September

 

RAB bir görümde Avram’a görünerek, “Korkma, Avram. Senin kalkanın benim. Ödülün çok büyük olacak” dedi.

Yaratılış 15: 1

 

Nach diesen Dingen geschah das Wort des HERRN zu Abram in einem Gesicht so: Fürchte dich nicht, Abram; ich bin dir ein Schild, ich werde deinen Lohn sehr groß machen.

1. Mose 15, 1

 

2Korkma, senin kalkanın benim” sözü aslında Matta 6:33S34 ve Filipililer 4:19’da belirtilen sözlerin Eski Antlaşma formülüdür. Bu yerlerde ne diyor? “Siz her şeyden önce Tanrı’nın egemenliğini ve doğruluğunu arayın. Bunların tümü size verilecektir! Bu nedenle yarın için kaygılanmayın ‑ korkmayın. Çünkü yarınki gün payına düşen kaygıyı taşıyacaktır.”

“Tanrı yücelerdeki zenginlikleriyle Mesih İsa’da ihtiyaçlarınızı bollukla karşılayacaktır!”

Korkudan kurtulmak, kaygılanmamak, ihtiyaçların karşılanması dünyanın muhtaç olduğu ve aradığı bir şeydir. Ama Tanrı dışında bunu sağlayan kimse yok.

“Rab Tanrı bir güneş, bir kalkandır, inayet ve yücelik sağlar. Ey orduların Rab’bi, ne mutlu sana sığınan adama” diyor Mezmur yazarı (Mez.84:11-12).

Rab bizlere de kalkandır. O’nun inayeti hep bizimle birliktedir.


27-09-2018:

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

27

EYLÜL

September

 

RAB bir görümde Avram’a görünerek, “Korkma, Avram. Senin kalkanın benim. Ödülün çok büyük olacak” dedi.

Yaratılış 15: 1

 

Nach diesen Dingen geschah das Wort des HERRN zu Abram in einem Gesicht so: Fürchte dich nicht, Abram; ich bin dir ein Schild, ich werde deinen Lohn sehr groß machen.

1. Mose 15, 1

 

“Korkma, çünkü senin kalkanın Ben’im” diyor Rab İbrahim’e. Burada Ben’im sözü bile, Rab’bin korumasının ne kadar derin, harika olduğunu göstermektedir. Ben’im sözü Tanrı’nın gücünü, sonsuzluğunu, her şeye egemen olduğunu ortaya koyar. Ben’im sözü Tanrı’nın adıdır. ABen ben olanım!” demektir.

İnsanın hiçliği karşısında, Tanrı Benim, diyor.

Mezmur 46:11’de, AYakup’un Tanrısı kalemizdir” diyor.

Günlük yaşamda kendi etrafımızda dönersek, kısa sürede tüm cesaretimiz kırılır, ama iman ile Rab’be baktığımızda cesaret buluruz.

Tanrı bizim korkularımızın karşısında kalkanımızdır! O bizim kaygılarımızın karşısında kalkanımızdır. Kalkanın görevi nedir? Gelen okların ‑ saldırıların önünde durmaktır.

İbrahim’in buna ihtiyacı vardı. Rab ona AKorkma, senin kalkanın benim” dediği gibi, Rab bizim de kalkanımızdır.


26-09-2018:

 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

26

EYLÜL

September

 

RAB bir görümde Avram’a görünerek, “Korkma, Avram. Senin kalkanın benim. Ödülün çok büyük olacak” dedi.

Yaratılış 15: 1

 

Nach diesen Dingen geschah das Wort des HERRN zu Abram in einem Gesicht so: Fürchte dich nicht, Abram; ich bin dir ein Schild, ich werde deinen Lohn sehr groß machen.

1. Mose 15, 1

 

“Korkma!” sözü ilk kez Kutsal Kitap’ta burada geçiyor. İmanlı korkuyu kendi duygusal iman ile değil, Tanrı Sözü’ne iman edip güvenerek yenebilir. Tanrı kendi çocuklarını adlarıyla çağırır (Yu.10:3).

Evet, Kutsal Kitap’ta ilk kere burada “Korkma” diyor Tanrı. Daha sonra Hem İshak’a hem de Yakup’a “Korkma” diyecektir Rab (Yar.26:24; 46:3). Kendi halkına da kerelerce “Korkma” diyecektir (Çıkış 14:13; 20:20; Yasanın Tekrarı 1:21).

Yeşaya’da da kerelerce “Korkma” sözü kullanılmaktadır (Yeş.41:10,13; 43:1,5; 44:2,8).

İncil’de de kerelerce “Korkma” sözü kullanılmaktadır (Matta10:31; Markos 5:36). Yuhanna 14:27’de İsa Mesih şöyle seslendi bağlılarına: “Sizlere esenlik bırakıyorum. Size kendi esenliğimi veriyorum. Ben size dünyanın verdiği gibi vermiyorum. Yüreğiniz sarsılmasın, korkmayın!”

Hiç kuşku yok ki, senin de bir sürü korkun, kaygın vardır. Ama Rab size de “Korkma” diyor. Kutsal Kitap’ta her gün için “korkma” sözü vardır.


25-09-2018:

 

SALI

Dienstag

25

EYLÜL

September

 

RAB bir görümde Avram’a görünerek, “Korkma, Avram. Senin kalkanın benim. Ödülün çok büyük olacak” dedi.

Yaratılış 15: 1

 

Nach diesen Dingen geschah das Wort des HERRN zu Abram in einem Gesicht so: Fürchte dich nicht, Abram; ich bin dir ein Schild, ich werde deinen Lohn sehr groß machen.

1. Mose 15, 1

 

İbrahim kısa süre önce bir savaşta zafer kazanarak geriye döndü.  Şimdi neden korkmaması gerekir? Çünkü o bir insandır ve insani duyguları vardır. Bu insani duygular bizler için yeri geldiğinde büyük bir tehlike olabilir. Örneğin, İlyas peygamber Karmel dağında Baalın putları karşısında büyük bir zafer kazandıktan sonra büyük bir umutsuzluğa düştü (1 Kral.19). İlyas, yüksek bir dağın tepesindeyken birden kendisini derenin dibinde buldu.

İbrahim için başka bir tehlike de, Sodom kralından başka 3 kralın geriye gelip İbrahim’e saldırması olabilirdi. İbrahim öldürülebilirdi. O zaman ne olacaktı Rab’bin vaadine? Bu nedenle İbrahim Rab’bi duymalıydı. Aslında buna ihtiyacı da vardı. Tabii ki, duygularımız da vardır dediğim gibi, bu duygularımızı bilip sağlıklı bir şekilde hareket edebiliriz. Ancak böyle durumlarda kendimize zaman ayırıp Tanrı’nın Sözü’nü dinlemeli ve oradan gereken teselliyi bulmalıyız.


 

24-09-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

24

EYLÜL

September

 

Aranızda RAB’den korkan, kulunun sözünü dinleyen kim var? Karanlıkta yürüyen, ışığı olmayan RAB’bin adına güvensin, Tanrısı’na dayansın.

Yeşaya 50: 10

 

Wer ist unter euch, der den HERRN fürchtet, der auf die Stimme seines Knechtes hört? Wer in Finsternis lebt und wem kein Lichtglanz scheint, vertraue auf den Namen des HERRN und stütze sich auf seinen Gott!

Jesaja 50, 10

 

İmanlılar her zaman yine insandır ve duyguları vardır. İman etmekle onun insanlığı, duyguları, korkuları, kaygıları, sorunları yok olmuyor. Birçok imanlı bu konuda hataya düşüyor. Akıl ve istek vurgulanır genellikle ama duygulardan pek söz edilmez ya da bastırılması gerekir, deniyor. Bu büyük bir hatadır.

Bizler Tanrı benzerliğinde duygularımızla birlikte yaratıldık. Duygularımızı hasır altı edemeyiz, aklımızdan çıkarıp atamayız; çünkü oradadır. Ancak duygularımızı denetlemeyi öğrenmeli ve bizi tümden yönetmesine izin vermemeliyiz. Eğer dengeli olarak duygularımızı kullanabilirsek bu harika olur.

İsa Mesih’e bakalım: O tam bir insandı ve duyguları vardı. O’nun duygulandığını, ağladığını, sevindiğini, üzüldüğünü, kızdığını hep görüyoruz. Ama her zaman dengeliydi Mesih’in duyguları. Bizler de ne duygusuz olalım, ne de duygularda aşırılığa kaçalım. Bazen duygulanarak gözyaşı dökmek bizi
23-09-2018:

 

PAZAR

Sonntag

23

EYLÜL

September

 

RAB bir görümde Avram’a görünerek, “Korkma, Avram” dedi. “Senin kalkanın benim. Ödülün çok büyük olacak.”

Yaratılış 15: 1

 

Nach diesen Dingen geschah das Wort des HERRN zu Abram in einem Gesicht so: Fürchte dich nicht, Abram; ich bin dir ein Schild, ich werde deinen Lohn sehr groß machen.

1. Mose 15, 1

 

Bir insan gerçekten de Rab’be iman ederek itaatkar bir yaşam sürdürmesine rağmen, bazen kendisini karanlıkta bulabilir. Hatta bu karanlık dönem günlerce, aylarca ve yıllarca sürebilir.

Zaman olur, imanlı kendisini karanlıkta görür ve bunun nedenini bir türlü anlamaz ve neden Rab, böyle bir yol izliyor diye sorar. Böyle bir duruma düşen bir imanlı bir keresinde şöyle dedi:

Artık Rab’bin sözünü okuyamıyorum, düşünemiyorum, hatta doğru dürüst dua bile edemiyorum. Ama iman etmeyi sürdürebilirim en azından. Bu, bir kişinin o karanlık, zor günlerini gösterir.

İbrahim de böyle bir deneyimden geçti. Buna ruhsal açıdan canın, ruhun karanlık gecesi diyebiliriz. Yaratılış 15:12’de şöyle diyor: “Avram’ın üzerine dehşet verici zifiri bir karanlık çöktü!”

İbrahim’in cesarete, teselliye ihtiyacı olduğu zamanda Tanrı ona, “Korkma Avram! Senin kalkanın benim!” diyor.


22-09-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

22

EYLÜL

September

 

Tapınağımda yiyecek bulunması için tüm ondalıklarınızı ambara getirin!

Malaki 3:10

 

Bringt den ganzen Zehnten in das Vorratshaus, damit Nahrung in meinem Haus ist!

Maleachi 3, 10

 

der Zehnte: ondalık

der Speicher, das Vorratshaus: ambar

 

Daha önce de belirttiğim gibi, ilk kez İbrahim peygamber ondalık verdi. Bunun ile aslında Tanrı’ya ve O’nun inayetine, korumasına ve bereketlerine duyduğu minnettarlığı gösterdi. Ondalık ile İbrahim aynı zamanda Tanrı’ya olan sevgisini göstermiş oldu. Levililer 27:30’da, Aİster toprağın ürünü, ister ağacın meyvesi olsun, toprakta yetişen her şeyin ondalığı RAB’be aittir. RAB için kutsaldır” diyor.

Peki neden Tanrı ondalık istedi? Tanrı’nın elbette ki ondalığa ihtiyacı yoktur, ama ondalık ile halkı arasında bir dayanışmayı istiyor. Başka önemli bir nokta da ondalık ile Rab’be ait olduklarını da bir yolla göstermiş oluyorlardı. Ondalık aynı zamanda Rab’be hizmetin sürdürülmesi içindir. Okuduğumuz ayette de gördüğümüz gibi, Tanrı tapınağında yiyecek olsun istedi. Yeni Antlaşma’da vermenin gerekliliğinden söz eder, ama ondalık olarak değil; herkes imkanı dahilinde vermelidir. Ancak imanlı verirken bunu yürekten, isteyerek ve sevinerek vermesi gerekir.


21-09-2018:

 

CUMA

Freitag

21

EYLÜL

September

 

Selam kralı Melkisedek Avram’ı kutsayarak şöyle dedi: “Yeri, göğü yaratan Tanrı Avram’ı kutsasın!”

 

Yaratılış 14: 19

 

Und er segnete ihn und sprach: Gesegnet sei Abram von Gott, dem Höchsten, der Himmel und Erde geschaffen hat!

 

1. Mose 14, 19

 

segnen: kutsamak

 

Dünya malına göz dikmeyen ve doğru adım atan İbrahim’i Melkisedek kutsuyor. Bu aslında İbrahim dünyanın değil, Rab’bin bereketiyle yaşamını sürdürmeye devam etmesi demektir. Bu kutsamadan sonra İbrahim ne yapıyor? Her şeyin ondalığını Melkisedek’e veriyor (14:20). Kutsal Kitap ilk kez burada ondalıktan söz ediyor. Eski İsrail’de krallar halktan yüzde onluk bir pay alırlardı (1 Samuel 8:15). İbrahim’in de ondalık vermesiyle aslında Melkisedek’i kral ve kahin olarak kabul ettiğini göstermektedir.

Daha sonra gelen Levililer ve Yasanın Tekrarı kitaplarında da bu ondalıktan söz ederek şöyle yazar: “İster toprağın ürünü, ister ağacın meyvesi olsun, toprakta yetişen her şeyin ondalığı Rab’be aittir” (Lev.27:30; Yasa. 14:22; 26: 12-15).

Ondalığın gerisindeki düşünceyi Malaki 3:10’da görebiliriz: “Tapınağımda yiyecek bulunması için tüm ondalıklarınızı ambara getirin!” Rab yine ondalık ile kendi halkını ve onların geçimlerini düşünüyor.


20-09-2018:

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

20

EYLÜL

September

 

Yüce Tanrı’nın kahini olan Salem Kralı Melkisedek ekmek ve şarap getirdi.

Yaratılış 14: 18

 

Und Melchisedek, König von Salem, brachte Brot und Wein heraus; und er war Priester Gottes, des Höchsten.

1. Mose 14, 18

 

der Höchste: Yüce

 

Melkisedek neden sadece İbrahim’e ekmekle şarap getirdi? Bana göre Melkisedek’in getirdiği ekmek ve şarapla İbrahim ve Melkisedek Rab’bin Sofrası’nı kutladılar. İsa Mesih şöyle dedi: “Babanız İbrahim günümü göreceği için sevinçle coşmuştu. Gördü ve sevindi!” (Yu.8:56).

Melkisedek’in babasının ve anasının kim olduğu bilinmediği için Aonun ne babası, ne anası, ne de soyu var” diye yazılır. Doğumu ve ölümüyle ilgili kayıtlar bulunmadığından “Tanrı Oğlu gibi, sürekli olarak kahin” kaldığı anlamında yorumlanır. Melkisedek tarih sahnesine tek bir kez “Ulu Tanrı’nın kahini” olarak yoktan çıkmasıyla Kutsal Yazıları okuyanların akıllarında sanki sonsuzlaşıp kalmıştır. Gerçi anası babası vardı. Doğdu, yaşadı ve öldü. Ama Kutsal Yazılar bunlardan söz etmeyince sonsuzca kahin kalan Tanrı’nın Oğlu’nun bir simgesi olmuştur. Bazı yorumcular Melkisedek’in yeryüzüne melek sıfatıyla gelen Mesih olduğuna da inanır. Öyle de olabilir, böyle de. Önemli olan ezeli ve sonsuz olan İsa Mesih’i simgelemesidir. Mesih sonsuz kahindir ve öyle de kalacaktır. (Yeş.9:6; 32:1,17; Yer.23:5; İbr.12:11).


19-09-2018:

 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

19

EYLÜL

September

 

İnayetle sadakat buluşacak, doğrulukla esenlik öpüşecek.

Mezmur 85: 10

 

Gnade und Wahrheit sind sich begegnet, Gerechtigkeit und Frieden haben sich geküsst.

Psalm 85, 11

 

die Gnade: inayet, kayra, lütuf

die Gerechtigkeit: doğruluk

der Friede: esenlik

 

İnayet, esenlik ve doğruluk Mesih’te birleşir. İsa’nın çarmıhında “salah (doğruluk) ve selamet (esenlik) öpüştüler” diyor okuduğumuz ayette.

Halen Melkisedek üzerinde duruyoruz. Kimdi bu kişi? Salem kralıdır ve Mesih’i simgelemektedir. Bazıları Salem’in Yeruşalim olduğunu düşünüyor. Bu mümkün olmakla birlikte Salem bir yer değildir. Çünkü salem sözcüğü, huzur, esenlik anlamına gelir. Melkisedek’in Yeruşalim kralı olduğunu söylemez. O barış kralıydı; o günlerde barış yapabilecek bir adamdı. Bir yerlerdeki bir kentin kralıydı. Ama bu onun Yeruşalim kralı olduğunu göstermez; herhangi bir yerin kralı olabilirdi. Yeruşalim’in kralı da olabilirdi. O barış kralıydı.

 Şimdi çok ilginç olan şey, Melkisedek, İbrahim’i karşılamak için geldiğinde ekmekle şarap getirmesiydi. Bu iki değerli insanın Rab’bin Sofrası’nı kutladıklarını söyleyebilirim. Mesih gelmeden iki bin yıl önce bu iki insan Mesih’in gelişini bekliyorlardı. Bugün Rab’bin sofrası yapıldığında Mesih’in iki bin yıl önce bizler için neler yaptığına dönüp bakıyoruz.


18-09-2018:

 

SALI

Dienstag

18

EYLÜL

September

 

Yüce Tanrı’nın kahini olan Salem Kralı Melkisedek ekmek ve şarap getirdi.

Yaratılış 14: 18

 

Und Melchisedek, König von Salem, brachte Brot und Wein heraus; und er war Priester Gottes, des Höchsten.

1. Mose 14, 18

 

der Priester: kahin

das Brot: ekmek

 

İbrahim’e Melkisedek adında bir kahin sadece ekmek ve şarap getiriyor ve İbrahim’i kutsuyor. Kimdir Melkisedek?

Önce o bir kahindi ve Salem kralıydı. O Doğruluk ve Esenlik kralıydı, diyor İbraniler’in yazarı (7:2). Melkisedek anlam olarak, “Kralım doğrudur” ya da “Doğruluk kralı” anlamına gelir. Melki ‘ kral demektir, ki “melekut” sözcüğü aynı kökten gelir. Süryanice’de Melki halen erkek adı olarak kullanılır. Sedek ise doğruluk anlamındadır. Arapça’dan Türkçe’ye geçen ve doğruluk anlamını taşıyan “sıdk” sözcüğü aynı köktendir.

Mezmur 110:4’te İsa Mesih’e ilişkin şu peygamberlik sözü veriliy ”Melkisedek düzeni uyarınca sen sonsuza dek kahinsin!

Melkisedek, Mesih’in bir tiplemesidir ve bizler Mesih’in kâhinliği zamanında yaşıyoruz. Bu da bize şunu gösteriyor ki, Mesih Tanrı’nın sağında bizlere aracılık etmekte ve bereketlemektedir. (Melkisedek’e ilişkin İbraniler’deki ayetler 5:10; 6:20; 7:1, 17).


17-09-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

17

EYLÜL

September

 

Sodom halkı çok kötüydü. Rab’be karşı büyük günah işliyordu!

Yaratılış 13: 13

 

Die Leute von Sodom aber waren sehr böse und sündig vor dem HERRN.

1. Mose 13, 13

 

die Sünde: günah

sündigen: günah işlemek

 

İbrahim, Sodom kralının önerdiği o zenginliğe evet deseydi ne olacaktı? İbrahim kendisini satmış olacaktı, başka deyişle o Sodom kralına gebe kalacaktı. Ama bu denenmeden İbrahim başarıyla çıkıyor, ona hayır, diyor. Ben senden beş para bile kabul etmem. Sodom aslında tanrısız dünyayı resmeder. Zaten bugünkü ayetimizde de bu halkın ne kadar günah içinde yaşadığını, Tanrı’ya karşı kötülük işlediklerini yazar.

Hezekiel’de de şöyle yazar: ASodom’un günahı şuydu: kendisi de kızları da gururluydu, ekmeğe doymuşlardı; umursamazlardı. Düşküne, yoksula yardım elini uzatmazlardı. Kendilerini beğenmişlerdi. Önümde iğrenç şeyler yaptılar! Bu nedenle onları önümden sürüp attım!”

İbrahim’in böyle bir topluluktan ya da kraldan gelen teklifine hayır demesi yerinde ve çok doğru bir karardı.

Kendisine sadece ekmek ve şarap getiren Melkisedek’e evet, diyor. Kimdir Melkisedek? Yanıtı yarın.


 

16-09-2018:

 

PAZAR

Sonntag

16

EYLÜL

September

 

Avram... kralları bozguna uğratıp dönünce Sodom kralı onu karşıladı.

Yaratılış 14: 17

 

Und als er zurückkehrte, nachdem er die Könige, die mit ihm gewesen, geschlagen hatte, zog der König von Sodom aus, ihm entgegen, in das Tal Schawe, das ist das Königstal.

1. Mose 14, 17

 

İbrahim büyük bir zafer kazandı. Sadece Lut’u kurtarmakla kalmadı, esir düşen Sodom kralını da kurtardı.  Şimdi İbrahim savaştan geriye dönüyor. Onu hem Sodom kralı, hem de Melkisedek karşılıyor. Kral İbrahim’e büyük mal mülk, yani büyük bir zenginlik sunuyor. Bunun yanında Melkisedek de İbrahim’e sadece ekmek ve şarap getiriyor.

 Şimdi İbrahim’in önünde büyük bir denenme vardır. O hangisini seçecektir? Bizler olsaydık büyük olasılıkla sunulan o ganimetleri alır Melkisedek’in sunduğunu da kabul ederdik.

Melkisedek kimdi? Salem kralıydı. Bu kişiye daha sonra biraz daha ayrıntılı bakacağım.

Sodom kralının sunduğu o büyük zenginlik güzel ve çok çekici bir öneriydi. Bu aslında büyük bir denemeydi. İbrahim savaş kazandı, şimdi de bu savaşta elde ettiği tüm ganimetlere, yani mallara mülklere sahip olabilirdi. İbrahim’in bu iki teklif arasında bir seçim yapması gerekir. Sizce İbrahim hangisini seçecek?


15-09-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

15

EYLÜL

September

 

Avram, yeğeni Lut’un tutsak alındığını duyunca, evinde doğup yetişmiş üç yüz on sekiz adamını yanına aldı... onları gruplara ayırdı, gece saldırıp onları bozguna uğrattı... Yeğeni Lut’la mallarını, kadınları ve halkı geri getirdi.

Yaratılış 14: 14-16

 

Und als Abram hörte, dass sein Bruder gefangen weggeführt war, ließ er seine bewährten Männer, seine Hausgeborenen, ausrücken ... Und er fiel über sie her und schlug sie. ... Lot, seinen Neffen, und dessen Habe brachte er zurück und auch die Frauen und das Volk.

1. Mose 14, 14‑16

 

Avram’ın o küçük askeri ordusu zafer kazandı. Neden? Birinci neden, bu askerlerin Avram’ın evinde doğmalarıydı. İkinci neden bu askerler yetişmiş ve silahlıydılar.

3. Bu askerler deneyimliydi. Yani silahlarını kullanmasını biliyorlardı. Cesur, atılgan olabilirsin, yeterince silahların da olabilir, ama bu silahları kullanamıyorsan, sana bir yarar getirmez.

4. İbrahim’in askerleri önderlerine inandılar.

5. Bu askerler arasında bir birlik vardı

6. Bu askerlerin hedefleri aynıydı

7. Onların performansı vardı

Tekrar edeyim: Mesih imanlılarının savaşı insanlar değil, şeytandır, silahları da Tanrı Sözü’dür.

Bizler Tanrı Sözü’nü ne kadar iyi biliyorsak, o kadar gelen saldırılara karşı dayanaklı oluruz (2 Tim. 3:16-17).

Bizi kurtaran Rab, bizi eğitmek ve her iyi iş için donatmak istiyor (İbr.13:20-21).


14-09-2018:

 

CUMA

Freitag

14

EYLÜL

September

 

Avram, yeğeni Lut’un tutsak alındığını duyunca, evinde doğup yetişmiş üç yüz on sekiz adamını yanına alarak dört kralı Dan’a kadar kovaladı.

Yaratılış 14: 14

 

Und als Abram hörte, dass sein Bruder gefangen weggeführt war, ließ er seine bewährten Männer, seine Hausgeborenen, ausrücken, 318 Mann, und jagte ihnen nach bis nach Dan.

1. Mose 14, 14

 

İbrahim’in kendisini koruması için küçük bir ordusu vardı ve bu küçük orduyla zafer kazandı. Bu zaferin kazanmasında 7 önemli nokta görüyoruz: 1. Asker olarak seçilen bu insanlar İbrahim’in evinde doğdular (14). Ruhsal kapsamda bakarsak, bizler de Tanrı’dan doğduk ve “Tanrı’dan doğan dünyaya üstün gelir” diye okuyoruz (1 Yu.5:4’te).

Bizim ilk doğumumuz Adem’dedir ve yenildik. İkinci doğumumuz ‑ yeni doğuş Tanrı’dandır ve bu bizi Tanrı çocukları yapar (Ef.2:19-23).

2. İbrahim’in adamları silahlandılar.

İstekli ve cesur olmakla bir savaş kazanılmaz. Askerlerin donanımlı olmaları da gereklidir. Yani silahları olmalıdır.

İmanlıların da ruhsal alanda savaşı kazanmaları için ruhsal silahları olmalıdır. Bu silahların ne olduğunu Ef.6:10-18 ayetler arasında veriyor. Unutmayalım, bizim silahlarımız fiziksel değil, ruhsaldır (2 Kor.10:3-5). Bu savaş sırasında her zaman Kutsal Ruh’un gücüne ihtiyacımız vardır. Tanrı’nın Sözü ve dua yaşamı bizim etkili silahımızdır (H.İ.6:4).


13-09-2018:

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

13

EYLÜL

September

 

Avram, yeğeni Lut’un tutsak alındığını duyunca, evinde doğup yetişmiş üç yüz on sekiz adamını yanına alarak dört kralı Dan’a kadar kovaladı.

Yaratılış 14: 14

 

Und als Abram hörte, dass sein Bruder gefangen weggeführt war, ließ er seine bewährten Männer, seine Hausgeborenen, ausrücken, 318 Mann, und jagte ihnen nach bis nach Dan.

1. Mose 14, 14

 

İbrahim her zaman Lut’a candan ve sevecen davrandı (13:9). Burada da Lut’u kurtarmakla aynı şeyi yaptı. Lut, İbrahim’e karşı hiç de samimi davranmadı. İbrahim haklı olarak, bana ne, kendi etti kendi buldu, şimdi cezasını çeksin diye düşünmedi. Lut onun yeğeniydi. Bu nedenle de İbrahim kötülüğe karşılık iyilikle davrandı (Rom.12:17-21; Gal.6:1-2).

Üçüncü aşamada, İbrahim her ne kadar bir barış adamı olsa da, onun küçük de olsa bir ordusunun olduğunu görüyoruz. Barış harikadır, ama dünyanın gerçekleri ortadadır. Biz imanlılar olarak kimseye düşmanlık edemeyiz. Bizim asla ‑ bir insan olsun, toplum ya da ülke olsun ‑ düşmanımız olamaz. Kimseyle fiziksel olarak savaşamayız. Rab’bin çocuklarıyız, ama bir ruhsal savaş içindeyiz. Bu nedenle de bizler ruhsal alanda donanımlı olmalıyız. Yani ruhsal alanda bir ordumuzun olması gerekir. Nedir bu ordu? Tanrı’nın Sözü! Tanrı Sözü aracılığıyla her tür güce, donanıma sahibiz. Bu nedenle imanlılar olarak Tanrı Sözü’nü iyi bilmeli ve günlük olarak da bu Söz’den beslenmeliyiz.


12-09-2018:

 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

12

EYLÜL

September

 

Sizler dünyanın ışığısınız... Işığınız insanlar önünde öyle parlasın ki, iyi işlerinizi görsünler ve göklerde bulunan Babanızı yüceltsinler.

Matta 5:14, 16

 

Ihr seid das Licht der Welt ... So soll euer Licht leuchten vor den Menschen, damit sie eure guten Werke sehen und euren Vater, der in den Himmeln ist, verherrlichen.

Matthäus 5, 14+16

 

İmanlılar olarak, asla imanımızın ilkeleri olan doğruluktan, barıştan, sevgiden taviz veremeyiz. Bizler her zaman doğruluk ve sevgi ilkesinde insanlarla yaşayacağız, yardıma muhtaç olanları gördüğümüzde, imkanlarımız dahilinde elimizden geleni de yapacağız (Luka 10:25S37; Gal.6:10). Bizler madem ki dünyanın tuzu ve ışığıyız, o zaman da dünyaya tadı ve ışığı bizim vermemiz gerekiyor. Bunu da hayatımızla, tutum ve davranışlarımızla göstermeliyiz. Bunun örneklerini Kutsal Kitap’ta fazlasıyla görüyoruz. Örneğin, Yusuf. Rab onu kullandı ve Mısır’da birçok ulusların kurtulmasına neden oldu. Nehemya, putperest bir krala hizmet etti, ama Rab bu kralı bile kendi amacı için kullandı ve Nehemya’nın Yeruşalim’e gidip oranın duvarlarını onarmasını sağladı. Ester, putperest bir kralla evlendi ve Rab Ester yoluyla kendi halkının yok olmasını engelledi. Daniel, Babil’de kendisine danışılan birisi oldu.

Bu nedenle bizler de çeşitli dönemlerde çeşitli insanlarla çalışabiliriz; ama her zaman kim olduğumuzu asla unutmamalıyız ve yaptıklarımız Rab’be onur getirmelidir.


 

11-09-2018:

 

SALI

Dienstag

11

EYLÜL

September

 

Avram’ın yeğeni Lut’la mallarını da götürdüler. Çünkü o da Sodom’da yaşıyordu. Oradan kaçıp kurtulan biri İbrani Avram’a durumu bildirdi.

Yaratılış 14:12S13

 

Und sie nahmen Lot mit, den Sohn von Abrams Bruder, und seine Habe und zogen davon; denn er wohnte in Sodom. Und es kam ein Entkommener und berichtete es Abram, dem Hebräer.

1. Mose 14, 12‑13

 

Yaratılış 14. bölümde kendimizi bir savaşın içinde buluyoruz. 1-12 ayetlerinde önce bir gözlemde bulunuyoruz. 13-16 ayetler arasında bir savaşın olduğunu okuyoruz ve 17-24 ayetler arasında da İbrahim’e sunulan armağanları görüyoruz.

İlk ayetlerde bazı krallar arasında bir savaşın olduğunu, sonra da yenilen ve esir alınan krallarla birlikte Lut ve adamlarının da esir alındığını, tüm malının mülkünün yağma edildiğini görüyoruz.

İkinci kesimde (14:13-16) İbrahim’in yeğeni Lut’a karşı nasıl bir tutum takındığını ve onu kurtarmak için plânlar yaptığını okuyoruz. Bu bölümde ilk kere İbrani sözünü okuyoruz ayet 13’te.

İbrahim sert yürekli biri değildi. O bir yolcu ve yabancıydı o diyarda. Yeğeni ona karşı saygısızca davrandı. Buna rağmen bir sorun anında İbrahim hiçbir bahaneye başvurmadan, Lut ve ailesini hayatı pahasına da olsa kurtarmak istiyor. Affetmesini bilen, yardıma hazır olan insan aslında büyük insandır.


10-09-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

10

EYLÜL

September

 

Avram çadırını söktü, gidip Hevron’daki Mamre meşeliğine yerleşti. Orada Rab’be bir sunak yaptı.

Yaratılış 13: 18

 

Und Abram schlug seine Zelte auf und ging hin und ließ sich nieder unter den Terebinthen von Mamre, die bei Hebron sind; und er baute dort dem HERRN einen Altar.

1. Mose 13, 18

 

İman okulunda yürüdüğünüzde, bir sonraki adımın ne olacağını, nelerle karşılaşacağınızı hiçbir zaman bilemezsiniz. İbrahim Yaratılış 13.bölümde doğru bir adım atarak Lut’tan ayrıldı. Bu ayrılmadan sonra Rab İbrahim’e tekrar konuşup vaadini tekrarladı. İbrahim de çadırını söküp Hevron’daki Mamre meşeliğine yerleşti, orada RAB’be bir sunak yaptı. Ama birden İbrahim kendisinden kaynaklanmayan bir savaşın ortasında buldu kendini. Neden böyle oldu?

Rab, yaşamın her alanında iman okulunda bizim büyümemizi, olgunlaşmamızı istemektedir. Önümüzde bizi tetikleyen, bize meydan okuyan bir şey olmadan büyüme de olmaz. Değişim olmadan tetikleme de olmaz.

Eğer ışıkta yürürsek (1 Yu.1:7) o zaman hayatımızda olan şeyleri görür ve gereken adımları da atarız. Karanlıkta her şey aynı gözükür. Ama iman okulunda bizim ileri doğru adım atmamızı teşvik eden, tetikleyen durumlar her zaman ortaya çıkar. İşte bu bizi geliştirir ve büyütür.


09-09-2018:

 

PAZAR

Sonntag

9

EYLÜL

September

 

Tanrım yücelerdeki zenginlikleriyle ihtiyaçlarımızı bollukla karşılayacaktır.

Filipililer 4: 19

 

Mein Gott aber wird alles, wessen ihr bedürft, erfüllen nach seinem Reichtum in Herrlichkeit in Christus Jesus.

Philipper 4, 19

 

das Bedürfnis: ihtiyaç

der Überfluss: bolluk

 

1 Petrus 1:3‑4’te şöyle yazar: AMesih bizleri diri umuda kavuşturdu... Bizi bozulmaz, yozlaşmaz, solmaz mirasa atadı. Bunu göklerde sizin için saklamaktadır!”

Mesih İsa’ya iman edenler, o göksel mirasa sahiptirler. Tanrı’nın Sözü aslında bir vasiyetnamedir. İman ise bu vasiyeti açan anahtardır.

İbrahim Rab’be şükretti ve yüceliği O’na verdi. Dışarıya çıkıp gözlerini gökyüzüne dikti, sonra da çadırını sökerek Hevron’a yerleşti. Evet, İbrahim yüreğini Rab’be yöneltti, O’nun inayeti için de şükretti.

İbrahim’in buraya kadar olan yaşam öyküsüne baktığımızda, iki deneyimde başarılı olamadı. Rab’be ve O’nun bilgeliğine bakacağı yerde, daha çok insani değerlere ve bilgeliğe baktı. Ama üçüncü deneyimde ‑ ki bu Lut ile ayrılmaları gerektiğinde, seçim hakkını Lut’a bıraktı ‑ Rab’bin kendisi için seçtiği yoldan yürümeye başladı. İşte bu dünyayı yenen iman adımıydı (1 Yu.5:4).


08-09-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

8

EYLÜL

September

 

Lut Avram’dan ayrıldıktan sonra Rab Avram’a ‘Bulunduğun yerden kuzeye, güneye, doğuya, batıya dikkatle bak’ dedi. ‘Gördüğün tüm toprakları senin soyuna vereceğim.’

Yaratılış 13: 14-15

 

Und der HERR sprach zu Abram, nachdem Lot sich von ihm getrennt hatte: Erheb doch deine Augen, und schaue von dem Ort, wo du bist, nach Norden und nach Süden, nach Osten und nach Westen! Denn das ganze Land, das du siehst, dir will ich es geben und deinen Nachkommen für ewig.

1. Mose 13, 14‑15

 

İbrahim’i iman atası yapan şey hatalarına, bazen de yanlış adım atmasına rağmen, Tanrı’ya dönmesi ve Tanrı’nın kendisi için seçimine evet demesiydi. Yani İbrahim seçimi Tanrı’ya bıraktı. Lut ile İbrahim arasındaki başka bir fark da şuydu: Lut, ben istiyorum, dedi, ama Tanrı İbrahim’e, ben vermek istiyorum, dedi. Lut’un dünya gözüyle iyi olanı seçmesi sonunda onun ailesinin yok olmasına neden oldu. Ama İbrahim’in ailesi ‑ soyu dünyayı doldurdu. Lut, her tür şeye açıktı, ama İbrahim Tanrı’ya güvendi ve imkansız olanı bekledi. Tanrı İbrahim’e, AKalk, sana vereceğim toprakları boydan boya dolaş” (Yar.13:17) dedi. Sana vereceğim mirası imanla al (Yeşu1:2‑3; Yasanın Tekrarı 11:24).

Onun imanı ve Tanrı’ya güven bağlamasının sonucu olarak Rab’bin bereketlerini almasına neden oldu.

İsa Mesih’e iman edenler de ruhsal olarak her tür berekete sahiptirler. Nitekim Pavlus da şöyle yazar: Rabbimiz İsa Mesih’in Babası ve Tanrısı kutlu olsun. Göksel yerlerde bizleri her tür kutlulukla Mesih’te kutlu kılan Tanrı O’dur (Ef.1:3).


07-09-2018:

 

CUMA

Freitag

7

EYLÜL

September

 

Lut Avram’dan ayrıldıktan sonra Rab Avram’a ‘Bulunduğun yerden kuzeye, güneye, doğuya, batıya dikkatle bak’ dedi. ‘Gördüğün tüm toprakları senin soyuna vereceğim.’

Yaratılış 13: 14-15

 

Und der HERR sprach zu Abram, nachdem Lot sich von ihm getrennt hatte: Erheb doch deine Augen, und schaue von dem Ort, wo du bist, nach Norden und nach Süden, nach Osten und nach Westen! Denn das ganze Land, das du siehst, dir will ich es geben und deinen Nachkommen für ewig.

1. Mose 13, 14‑15

 

Bu üçüncü kezdir ki, RAB İbrahim’e görünüyor ve onunla konuşuyor. İlginçtir ki, İbrahim ne zaman yaptığı hatadan dönüp doğru bir karar vererek doğru adım attığında Rab ona görünüyor ve konuşuyor. Ta başlangıçta Tanrı İbrahim’e, ailenden ve akrabalarından ayrıl, sana göstereceğim diyara git, demişti. İbrahim itaat edip yola koyuldu, ama Rab’bin tam ne dediğine uymadı. Ailesini, yeğeni Lut’u da beraberinde götürdü. Bu itaatsizlik İbrahim’i yavaşlattı, yanlış adımlar atmasına neden oldu. Ama Rab yine de inayetle davrandı ve onu korumaya, gütmeye devam etti. İbrahim hatasını gördüğünde, Rab ona seslendi ve vaatlerini yineledi, onu bereketleyeceğini, büyük bir ulus yapacağını söyledi.

İbrahim Rab’bin sesini duyduktan sonra hemen çadırını söküp Hevron’daki Mamre meşeliğine yerleşti. Orada Rab’be bir sunak yaptı. İbrahim ile Lut arasındaki fark işte buydu. Lut gözünü hep dünyasal şeylere çevirdi, ama İbrahim göksel değerlere önem verdi.


06-09-2018:

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

6

EYLÜL

September

 

Avram ile göçen Lut’un da davarları, sığırları, çadırları vardı. Malları öylesine çoktu...

Yaratılış 13:5S6

 

Und auch Lot, der mit Abram zog, hatte Schafe und Rinder und Zelte. Und das Land ertrug es nicht, dass sie zusammen wohnten; denn ihre Habe war groß, und sie konnten nicht zusammen wohnen.

1. Mose 13, 5‑6

 

Anladığım kadarıyla Lut, İbrahim ile yola koyulduğunda fazla bir şeyi yoktu; sadece bir çadırı vardı; İbrahim sayesinde mal mülk sahibi oldu, ama onun bir sunu sunacak bir sunağı yoktu. Bu şu anlama geliyor: Lut hiçbir zaman Rab’bi çağırmadı ve O’nun bilgeliğini aramadı (Yakup 1:5). O gözlerini dünyaya, dünyasal şeylere dikti ve böylece gidip Sodom kentinin yakınlarında bir çadır kurdu.

“Göz, yüreğin sevdiklerini görür!” Lut’u İbrahim Mısır’dan çıkardı, ama Mısır Lut’un yüreğinden çıkmadı. Oysa İbrahim’in gözleri göksel yurda, göksel vatana çevrilmiş, o göksel kenti görmek istiyordu (İbr.11:13-16). Böylece o Tanrı’nın bereketi altında yaşamayı seçti.

Lut’un İbrahim ile birlikte yaşadığı dönemde bir Tanrı adamı olması için eline yeterince imkanlar geçti. Ama onun bir tek kere bile bir sunak kurduğunu, sunu sunduğunu okumuyoruz. Tam tersine iyi ve verimli bir bölge seçtiğini düşünerek daha sonra kendi yıkımına neden olacak Sodom yakınlarında oturmaya başladı. Bu onun dünya bereketlerini aradığını göstermekteydi.


05-09-2018:

 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

5

EYLÜL

September

 

İbrahim yeğeni Lut’a, ‘gel ayrılalım. Sen sola gidersen ben sağa gideceğim. Sen sağa gidersen, ben sola gideceğim’ dedi.

Yaratılış 13: 9

 

Ist nicht das ganze Land vor dir? Trenne dich doch von mir! Willst du nach links, dann gehe ich nach rechts, und willst du nach rechts, dann gehe ich nach links.

1. Mose 13, 9

 

İbrahim görünenlere değil, görünmeyenlere baktı, yani iman ile hareket etti ve iman ile yaşadı. Bu nedenle de Lut’un iyi ve verimli bölgeyi seçmesi onu geleceğe yönelik kaygılandırmadı. Çünkü iman ile her şeyin Rab’bin elinde olduğunu biliyordu. İbrahim’in Mezmur 145:15’te yazılan şu sözleri okuma imkanı yoktu: “Herkesin umudu sende, onlara yiyeceklerini zamanında veren sensin!” Ya da Matta’da söylenen şu sözlerden de haberi yoktu İbrahim’in: “Ne yiyeceğiz, ne içeceğiz diyerek kaygılanmayın... Sizler önce Tanrı’nın egemenliğini ve doğruluğunu arayın, bunların tümü size verilecektir...Yarın için kaygılanmayın!” (Matta 6:31-34).

Bunlara rağmen İbrahim bunları kendi hayatında uygulamaya koydu ve her şey Tanrı denetiminde olduğunu eylem ve tutumuyla gösterdi.

Dostum, eğer Tanrı hayatımızda ilk yeri tutarsa, o zaman her şey zamanla rayına oturur.


04-09-2018:

 

SALI

Dienstag

4

EYLÜL

September

 

Yalnız kendi yararınızı değil, başkalarının yararını da gözetin!

Filipililer 2: 4

 

Ein jeder sehe nicht auf das Seine, sondern ein jeder auch auf das der anderen!

Philipper 2, 4

 

sehen nach, aufpassen: gözetmek

derİdieİdas andere: başka

der Nutzen, der Vorteil: yarar

 

Bu parçanın anahtarı, başkalarıdır. Başkaları sözcüğünü ilk önemli kılan Mesih inancı olmuştur. Mesih neden cennetin görkeminden bu dünyaya gelmiştir? Başkaları için. Mesih neden çarmıha çakılarak ölmeyi seçmiştir? Başkaları için. Bizler neden müjdeyi yaymalıyız? Başkaları için. Kendimiz yerine başkalarını düşünmek, Mesih’in düşüncesidir. Mesih de bizler için ‑ başkaları için yeryüzüne geldi ve başkaları için canını verdi. Bizler O’nun bağlılarıysak, başka türlü davranamayız. “Vermek almaktan daha üstün mutluluktur” dedi İsa Mesih (H.İ.20:35). Tanrı beni ve seni o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlunu verdi! (Yu.3:16). Burada aldı demiyor, verdi diyor. Kimin için? Başkaları için. Yani Tanrı senin ve benim için İsa Mesih’i yeryüzüne gönderdi. Mesih senin için de çarmıha çakıldı. Mesih şu anda diri ve Tanrı’nın sağında oturmaktadır. Ne için? Senin ve benim için. Çünkü Mesih bizim için Tanrı önünde şefaat etmektedir. Bu nedenle Mesih’e geldiğimizde Tanrı önünde kabul edilir ve sonsuz yaşama sahip oluruz.


03-09-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

3

EYLÜL

September

 

İbrahim yeğeni Lut’a, ‘gel ayrılalım. Sen sola gidersen ben sağa gideceğim. Sen sağa gidersen, ben sola gideceğim’ dedi.

Yaratılış 13: 9

 

Ist nicht das ganze Land vor dir? Trenne dich doch von mir! Willst du nach links, dann gehe ich nach rechts, und willst du nach rechts, dann gehe ich nach links.

1. Mose 13, 9

 

links: sol (tarafİyan)

 

İbrahim kavga etmeyi sevmeyen barışçı ve başkalarına yardım eden bir yapıya sahipti. Yani o sadece kendisi için değil, başkaları için de yaşadı. Daha önce kıtlık baş gösterince hemen kendisini düşünerek Mısır’a gitti (Yar.12:12S13). Kenan diyarına dönüp tekrar bir sunak kurduğunda insanları, olayları değil, tekrar Tanrı’yı yaşamının ilk sırasına koydu. Lut’u yanına alan, kendisi sayesinde zenginleşen Lut’a ayrılmaları gerektiğini söyledi ve kendisine seçme önceliğini verdi.

Romalılar 12:10’da şöyle yazar: “Kardeşlik sevgisinde birbirinize içtenlikle bağlanın. Birbirinizle yarışırcasına karşılıklı saygı gösterin!”

Mesih imanlısı kendi çıkarını değil, başkalarının çıkarını gözetir. Başkalarını düşünmek Mesih inancının temelini oluşturuyor.

Filipililer 2:4’te şöyle yazar: AYalnız kendi yararınızı değil, başkalarının yararını da gözetin!” Bu, önemli bir sözcüktür ve dediğim gibi Mesih inancının özünü oluşturur. Nasıl mı? Yanıtı yarın.


02-09-2018:

 

PAZAR

Sonntag

2

EYLÜL

September

 

Avram Lut’a, “biz akrabayız” dedi. “Bu nedenle aramızda kavga çıkmasın... Gel ayrılalım.”

Yaratılış 13: 8‑9

 

Da sprach Abram zu Lot: Lass doch keinen Streit sein zwischen mir und dir, wir sind doch Brüder! ... Trenne dich doch von mir!

1. Mose 13, 8‑9

 

zwischen uns: aramızda

 

Lut  Şeria (Ürdün) ovasında Sodom kentine yakın bir yerde çadır kurdu. Lut kendi aklınca kurnaz davranıp o yörenin en verimli bölgesini seçti. Ama o diyarda daha sonra büyük sorun ve yıkım yaşadı; çünkü onun yüreği dünyada ve dünya malındaydı. Biliyoruz ki, dünya malına tamah insanı tutsak eder.

İncil’de bize üç insan tipinin olduğunu öğretir. 1 Doğal insan, cansal insan ve ruhsal insan. Doğal insan kurtulmamış insandır. Cansal insan kurtulmuş ama, bedenin isteklerine boyun eğen insandır. Sonra da ruhsal insan geliyor. Ruhsal insan ruhsal hayat yaşamaktadır (1 Kor.2:14-3:3). Yaratılış 13.bölümde de bu üç insan tipine rastlarız. Lut cansal insandı. Elçi Petrus Lut’un doğru bir insan olduğunu yazar 2 Petrus 2:7S8’de. Ama o yaşamını tümden Tanrı’ya adayarak yaşamadı. Lut, Tanrı’nın dostu İbrahim ile yaşamak istemedi. Lut dünyanın dostluğunu seçti (Yak.4:4). İbrahim ise ruhsal insandı. O’nun hedefi Rab’be itaat etmek ve O’nun buyrukları doğrultusunda yaşamaktı. Biz hangi insan tipi konumundayız? Cansal mıyız, yoksa ruhsal mı?


01-09-2018:

CUMARTESİ

Samstag

1

EYLÜL

September

 

Ne iyi, ne güzeldir birlik içinde kardeşçe yaşamak.

Mezmur 133: 1

 

Ein Wallfahrtslied. Von David. Siehe, wie gut und wie lieblich ist es, wenn Brüder einträchtig beieinander wohnen.

Psalm 133, 1

 

die Gemeinschaft: paydaşlık, birlik

zusammen, beieinander: birlikte

 

Kardeşlerin birlikte olması sevgi, anlayış, hoşgörü içinde yaşaması harika bir koku yayar dünyaya. Ama arada kargaşa, kavga varsa, bir sürtüşme, çekişme varsa o güzel koku berbat bir kokuya dönüşür. Topluluk içinden bu kötü koku etrafa yayılar.

Yakup 3:13 ‑ 4:10 ayetler arasında hem Lut’un hem de topluluklar arasındaki barışı, esenliği bozan şeyin insan yüreği olduğunu belirtir. İnsanın yüreğinde bu sorunlar vardır. Yani sorunun kökeni insan yüreğidir.

Lut, tanrısal bilgeliğin ardınca gitmedi; aksine bu dünyanın bilgeliği ardınca gitti, tıpkı daha önce amcası İbrahim’in Mısır’a giderek yaptığı gibi. Lut kendisiyle barış içinde olmadığından dolayı İbrahim’le de barış içinde olamadı. Tanrı’yla barış içinde olamayan insan kendisiyle de barış içinde olamaz. Kendisiyle barış içerisinde olmayan insan başkalarıyla da barış içerisinde olamaz.


31-08-2018:

 

CUMA

Freitag

31

AĞUSTOS

August

 

Avram Lut’a, Abiz akrabayız” dedi. “Bu nedenle aramızda kavga çıkmasın... Gel ayrılalım.”

Yaratılış 13: 8‑9

 

Da sprach Abram zu Lot: Lass doch keinen Streit sein zwischen mir und dir, wir sind doch Brüder! ... Trenne dich doch von mir!

1. Mose 13, 8‑9

 

Der/die Verwandte: akraba

 

Hem İbrahim’in malı mülkü çoktu, hem de Lut’un. Sonra aralarında sorunlar çıkmaya başladı. İbrahim bunun doğru olmadığını ve artık ayrılmaları gerektiğini anladı. Seçim hakkını Lut’a bıraktı. Lut ise çok verimli bir alan olan  Şeria (Ürdün) ovasını seçti. İbrahim ise Kenan topraklarında kaldı. Bu bize İbrahim’in hatalarına rağmen, Rab’be güvendiğini göstermektedir.

Aslında insanlar arasındaki sorunun kaynağı insanın yüreğinde barınmaktadır. Lut’un yüreği malı mülkünde ve dünyadaydı. Ama İbrahim Tanrı’yı hoşnut etmek, O’na itaat ederek O’nunla birlikte yaşamak istiyordu. Amos peygamber, iki kişinin anlaşmadan birlikte yürümelerinin mümkün olmadığını yazar (Amos 3:3).

İki yakın akraba arasında olan çekişme yeterince kötüydü, ama daha da kötüsü putperest uluslara pek örnek bir durum değildi.

Mesih inanlıları arasında bir çekişme, kavga varsa, bu Rab’be tanıklıkta kötü bir örnektir. İsa Mesih’in ettiği son duayı okumanızı öneriyorum (Yuhanna 17:20-23).


30-08-2018:

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

30

AĞUSTOS

August

 

Avram, karısı ve sahip olduğu her şeyle birlikte Mısır’dan ayrılıp Negev’e doğru gitti.

Yaratılış 13:1

 

Und Abram zog aus Ägypten herauf, er und seine Frau und alles, was er hatte, und Lot mit ihm, nach dem Süden.

1. Mose 13, 1

 

die Ehefrau: eş, karı

 

Tanrı Mısır’da İbrahim ve Saray’ı korudu. Hatta Firavun İbrahim’e yalan konuştuğu için fırça attı. Sonra da İbrahim ve eşine bir sürü mal mülk verdi. İbrahim de Mısır’dan büyük bir varlıkla ayrıldı.

İlginçtir ki, daha önce Beytel ve Ay kenti arasında çadır kurmuştu ve şimdi yine oraya gitti, sonra Rab’bin adını çağırdı ve daha önce yapması gerekeni yaptı ve yiğeni Lut’tan ayrıldı. İbrahim daha önceki iki deneyimden başarıyla çıkamadı, ama şimdi üçüncü deneyimden başarıyla çıktı. Bu deneyim o kadar da kolay değildi. Çünkü yeğeni Lut’tan ayrılması gerekiyordu, hem de seçme hakkını Lut’a bırakarak.

Bundan sonra Rab yeniden İbrahim’e konuştu ve İbrahim’e şöyle dedi:

“Kuzeye, güneye, doğuya ve batıya dikkatle bak. Gördüğün tüm toprakları sonsuza dek senin soyuna vereceğim!” (Yaratılış 13:14-18).


29-08-2018:

 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

29

AĞUSTOS

August

 

İbrahim eşi Sara’ya şöyle diyor:... Lütfen onun kız kardeşiyim de ki, senin hatırın için bana iyi davransınlar, canıma dokunmasınlar.

Yaratılış 12:11‑13

 

Abraham sagte zu seiner Frau Sarai: ... Sage doch, du seist meine Schwester, damit es mir gut geht um deinetwillen und meine Seele deinetwegen am Leben bleibt!

1. Mose 12, 11‑13

 

İbrahim’in eşinden istediği şey yarım yalandı. Ne yazık ki Saray da bu oyuna ayak uydurdu. Unutmayalım ki, yalan yalanı, günah günahı doğurur. Yıllar sonra İbrahim ve Saray yine aynı yalana başvuracaklardır (Yar.20). Bu da insanın günahlı ve zayıf olduğunu gösterir. Ama inayet dolu olan Tanrı her zaman insanın kendisine dönme olanağı sağlamıştır. Yani insan günaha düşer ve Rab’be dönerek yeniden af bulur (1 Yu.1:9); ama işlenen günahın acı sonuçları bazen yıllarca sürer. Başkalarına bereket olmak istiyorsak, Rab’bin isteği doğrultusunda ve Rab’de yaşamalıyız.

Rab yine de İbrahim’e inayetle davranıyor, onu o kötü konumdan kurtarıyor. Çünkü Rab verdiği sözden vazgeçmez. Doğrudur, bazen imansızlık büyük bedellere mal olabilir. Ama Rab verdiği sözde, koyduğu hedefte devam eder. Eğer Tanrı’nın koruma eli İbrahim ile Saray üzerinde olmasaydı, Saray Firavunun eşi olabilirdi. Ama Rab buna izin vermedi. O İbrahim’in imansızlığını bile onun için bereket olarak kullandı. İşte Rab’bin inayeti budur.


28-08-2018:

 

SALI

Dienstag

28

AĞUSTOS

August

 

İbrahim eşi Sara’ya şöyle diyor:... Lütfen onun kız kardeşiyim de ki, senin hatırın için bana iyi davransınlar, canıma dokunmasınlar.

Yaratılış 12:11‑13

 

Abraham sagte zu seiner Frau Sarai: ... Sage doch, du seist meine Schwester, damit es mir gut geht um deinetwillen und meine Seele deinetwegen am Leben bleibt!

1. Mose 12, 11‑13

 

Bir eş olarak İbrahim’in görevi karısını canı pahasında da olsa korumaktı. Ama o önce kendi canını düşündü! Ne kadar acı! Bakın Kutsal Söz kocalara ilişkin ne diyor:

“Siz kocalar... daha zayıf varlıklar olan karılarınızla anlayış içerisinde yaşayın... onlara saygı gösterin” (1 Petrus 3:7).

“Ey kocalar, Mesih kiliseyi nasıl sevip onun uğruna kendini feda ettiyse, siz de karılarınızı öyle sevin... Kocalar karılarını kendi bedenleri gibi sevmelidir. Karısını seven kendisini sever” (Efes. 5:25,28).

Ama İbrahim bu sorumluluğunu yerine getirmiyor ve Rab’bin bu buyruğunu hiçe sayıyor. Bu da başkalarına bereket değil, yargı getirdi.

Oysa daha önce Tanrı İbrahim’in uluslara bereket getireceğini söylemişti, ama İbrahim’in itaatsizliği, firavun ve evine de yargıyı getirdi (Yar.12:17).

Bugün de bu kural değişmemiştir. İtaat etmede her zaman bereket vardır.


27-08-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

27

AĞUSTOS

August

 

RAB korkusu bilgeliğin başlangıcıdır.

Süleyman’ın Özdeyişleri 1: 7

 

Die Furcht des HERRN ist der Anfang der Erkenntnis. Weisheit und Zucht verachten nur die Narren.

Sprüche 1, 7

 

die Furcht: korku

der Anfang: başlangıç

 

Gerçekten de korku insanın güvenini, imanını sarsar. Korku ve iman aynı yürekte birlikte barınamaz. Yeşaya 12:2’de, “Tanrı kurtuluşumdur, O’na güvenecek, yılmayacağım!” der. Almanca çevrisinde (Elberfelder) “korkmayacağım” diyor. İsa Mesih bir keresinde öğrencilerinin korkuları nedeniyle onları şöyle azarladı: “Neden korkuyorsunuz?  Şu ana kadar imanınız yok mu?” (Markos 4:40).

Ancak yaşamda bir korku insan için çok yararlıdır. Bu da Rab korkusudur. Nitekim, 112. Mezmur’da şöyle der: ANe mutlu Rab’den korkan insana, O’nun buyruklarından zevk alana!”

Yeşaya peygamber de şöyle der: AHer şeye egemen Rab’bi kutsal sayın, korkunuz sadece O’ndan olsun!” (8:13).

İnsan korkusu bir tuzaktır diyor Süleyman peygamber Özdeyişler 29:25’te.

İşte İbrahim’in başına gelen de bu korkuydu ve bu korkusu ona tuzak oldu. Ama şükrolsun ki, Rab onu bırakmadı, bizleri de bırakmadığı gibi. Bunu Rab vaat etmişti.


26-08-2018:

 

PAZAR

Sonntag

26

AĞUSTOS

August

 

Bütün yüreğinle Rab’be güven, kendi aklına ‑ anlayışına dayanma. Bütün yollarında O’nu tanı, O senin yollarını doğrultur.

Süleyman’ın Özdeyişleri 3:5S6

 

Vertraue auf den HERRN mit deinem ganzen Herzen und stütze dich nicht auf deinen Verstand! Auf all deinen Wegen erkenne nur ihn, dann ebnet er selbst deine Pfade!

Sprüche 3, 5‑6

 

İbrahim’in kıtlık telaşına kapılarak Mısır’a gitmesi, onun başına çok büyük sorunlar açtı. Önce hayatı söz konusu olunca yalan konuştu; hem de bunu iki kere yaptı (Yar.20:13). İbrahim’in bu yalanı, yıllar sonra kendi oğluna da geçmiş olacaktır (Yar.26).

Görüyoruz ki, günah kalıtımlıdır. Özellikle günah yolunda yürümek eninde sonunda büyük sorunlar yaratacaktır. Birinci Mezmur’da mutlu insanın yapmaması gereken üç şeyden söz eder. Birincisi, mutlu insan kötülerin öğüdüyle yürümez. İkincisi, günahkarların yolunda durmaz, ve son olarak da alaycıların arasında oturmaz. Mutlu insan yine birinci Mezmur’a göre, Rab’bin Sözü’nden zevk alır ve gece gündüz o Söz’ün üzerinde derin derin düşünür. Ve bu sözler onun hayatında meyve verir.

İbrahim korktuğu için, yarım yalan attı, eşinin kız kardeşi olduğunu söyledi. Bu yalan sonucunda neredeyse İbrahim o vaat edilen o soydan olacaktı. Ama Rab buna engel oldu ve İbrahim’i korudu.


25-08-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

25

AĞUSTOS

August

 

Bu yüzden Egemen RAB diyor ki, İşte Siyon'a sağlam temel olarak bir taş, denenmiş bir taş, değerli bir köşe taşı yerleştiriyorum. Ona güvenen yenilmeyecek.

Yeşaya 28: 16

 

Darum, so spricht der Herr, HERR: Siehe, ich lege in Zion einen Grundstein, einen bewährten Stein, einen kostbaren Eckstein, felsenfest gegründet. Wer glaubt, wird nicht ängstlich eilen.

Jesaja 28, 16

 

Bugünkü ayet eski çevride şöyle belirtilir: “O’na iman eden acele etmez!” Ama orijinalinde şu anlam vardır: Aİman eden korkuya kapılarak acele etmez, telaşa düşmez!” Başka deyişle O’na iman eden yenilmeyecektir.

İman esenliğe, barışa ve umuda doğru hareket eder; imansızlık ise korkuya, huzursuzluğa, telaşa götürür.

İbrahim korku ve telaşa kapılarak Mısır’a gittikten sonra herhangi bir sunaktan, sunudan söz edilmiyor. Neden? Çünkü o korkularına yenik düşmüştü. Gerçekten bugün de durum aynıdır. İnsan Tanrı’ya ve O’nun sözüne güvenmeyi bıraktığında, insansal bilgelik, insani yardımlar peşinden koşar ki, bu da büyük sorunlara yol açar. Herhangi bir denenmeden kaçmak, kısa sürede ikinci denenmeyi beraberinde getirir.

Denenme döneminde önemli soru, bu durumdan nasıl çıkabilirim sorusu değil, bu denenmeden ne öğrenebilirim sorusudur. Tanrı’nın imanımızın gelişmesi, büyümesi için iş başında olduğunu unutmayalım.


24-08-2018:

CUMA

Freitag

24

AĞUSTOS

August

 

Avram Mısır’a gitti. Mısır’a yaklaştıklarında karısı Saray’a, güzel bir kadınsın. Mısırlılar seni görüp bu onun karısı diyerek beni öldürürler. Lütfen soranlara kız kardeşim olduğunu söyle, dedi.

Yaratılış 12:11-13

 

Als er nahe daran war, nach Ägypten hineinzukommen, sagte er zu seiner Frau Sarai: ... du bist eine Frau von schönem Aussehen; und wenn die Ägypter dich sehen, werden sie sagen: Sie ist seine Frau. Dann werden sie mich erschlagen und dich leben lassen. Sage doch, du seist meine Schwester.

1. Mose 12, 11‑13

 

İbrahim kıtlık döneminde Rab’be bakacağına Mısır’a baktı ve oraya gitti. Mısır’a vardığında da eşi Saray yüzünden öldürülebileceği korkusuna kapıldı. Böylece Saray’ı kız kardeşi olarak tanıttı. Aslında eşini koruması gerekirken, insan korkusu ona bir tuzak oldu.

İbrahim ne yapıyor? Kendi canından korktuğu için karısını peşkeş çekiyor. Bunu düşünmek bile insanın kafasını karıştırıyor. Nasıl olur bu? Bunun nedeni İbrahim’in yüzünü Rab’den çevirmesidir. Bu büyük bir hataydı.

Peki neden Tanrı buna izin verdi? İman hayatının düşmanlarından birisi gururdur. İnsan Rab’be bağımlı olmak istemiyor. Buna gururu engel olur. Tanrı İbrahim’in ileride böyle bir gurura kapılmasını istemiyor. Onun imanının ateşten geçmesine izin veriyor. İmanda büyümenin tek yolu işte bu denenmedir.

İbrahim bu kıtlık sırasında Tanrı’ya güveneceğine, Mısır’a giderek ona güveniyor. Kutsal Kitap’ta Mısır dünyayı simgelemektedir. Bu sembole göre İbrahim bir an dünyaya dönüyor, Rab’be gideceğine. Peki, bir sorun karşısında biz nereye gidiyoruz?


23-08-2018:

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

23

AĞUSTOS

August

 

Ülkede şiddetli kıtlık yüzünden Avram geçici bir süre için Mısır’a gitti.

Yaratılış 12: 10

 

Es entstand aber eine Hungersnot im Land; da zog Abram nach Ägypten hinab, um dort als Fremder zu leben, denn die Hungersnot lag schwer auf dem Land.

1. Mose 12, 10

 

Evet, kıtlık İbrahim’in korkmasına ve yanlış adım atmasına neden oldu. İnsanın en büyük düşmanlarından biri korkudur. Sağlıklı korkudan söz etmiyorum. Sağlıklı korku bizi tedbir almaya, dikkatli olmaya iter. Ama sağlıksız korku ‑ ki bunun gerisinde kaygı da yatmaktadır ‑ insanın güvenini sarsar.

İnsan Tanrı isteğinin içinde olduğunu bilirse, yüreğinde korkuya fazla yer kalmaz. İman hayatında hem korku hem de iman aynı yürekte uzun süre barınamaz.

Tanrı’ya bağlılık her tür korkuyu insan yüreğinden yok eder (Mez.112; Yeşaya 8:13).

İnsandan korkmak aslında bir tuzaktır. Özdeyişlerde de şöyle der: İnsan korkusu tuzak kurar. Fakat Rab’be güvenen güvenlikte olur (Öz.29:25).


22-08-2018:
ÇAR ŞAMBA Mittwoch 22 AĞUSTOS August Ülkede şiddetli kıtlık yüzünden Avram geçici bir süre için Mısır’a gitti. Yaratılış 12:10 Es entstand aber eine Hungersnot im Land; da zog Abram nach Ägypten hinab, um dort als Fremder zu leben, denn die Hungersnot lag schwer auf dem Land. 1. Mose 12, 10 Kıtlık her zaman, her çağda, özellikle günümüzde Afrika ülkelerinde de büyük bir felaket ve deneyimdir. Şimdi de İbrahim bu felaketle karşı karşıya geldi. Bu dünyadaki hayatın gerçeklerinden asla kaçamayız. Bu modern çağımızda kim birçok ülkede açlık ve yokluktan dolayı her gün binlerce çocukların açlıktan öldüğünü düşünebilirdi? Neden böyle? Bunun nedeni aslında insanın günahı ve bunun sonucu olan insanın açgözlülüğü ve bencilliğidir. Ama insan yaşadıkları denenmelerle, tecrübelerle olgunlaşır, gelişir. İbrahim’e de Tanrı bu kıtlık yoluyla öğretiyordu; yani aslında İbrahim’in imanı denenmekteydi. Her zaman belirttiğim gibi, bir imanlının imanda gelişmesi, büyümesi denenmeler sonucunda gerçekleşir, Yakup 1:2S4 ayetleri arasında dendiği gibi. “... imanın denenmesi dayanma gücünü yaratır. Dayanma gücü de hiçbir eksiği olmayan, olgun, yetkin kişiler olmanız için tam bir etkinliğe erişsin!”
21-08-2018:

 

SALI

Dienstag

21

AĞUSTOS

August

 

Ülkede şiddetli kıtlık yüzünden Avram geçici bir süre için Mısır’a gitti.

Yaratılış 12:10

 

Es entstand aber eine Hungersnot im Land; da zog Abram nach Ägypten hinab, um dort als Fremder zu leben, denn die Hungersnot lag schwer auf dem Land.

1. Mose 12, 10

 

İbrahim bir kıtlık sorunuyla karşılaşıyor. Dün de belirttiğim gibi hemen korku ve kaygıya kapılıyor. İnsani duyguları ağır basıyor. Eyvah şimdi ne olacak! Kısa bir süre önce Rab ona görünüp konuşmadı mı? Ne oldu bu adamın imanına birden? Unutmayalım, İbrahim de bizler gibi bir insandı. Yeri geldiğinde kaygıya kapıldı, korktu, kendi gücüyle hareket etti. İbrahim bir iman adımı attı, ama büyük bir kıtlıkla karşılaşınca, Rab’be bakma, O’na güvenme yerine, Mısır’a baktı ve oraya gitti.

İman yolunda giden Avram, nereden bilecekti Mısır’ın kendi soyunu uzun yıllar köle edeceğini. Kim bilir, belki de birileri ona Mısır’da bol yiyecek var, en iyi yolun oraya gitmek olduğunu söyledi. İbrahim de Tanrı’nın kendisine yol göstermesini bir kenara bırakıp bu öğüdü dinleyerek oraya gitti. Buna rağmen, Rab İbrahim’i asla bırakmayacak ve onun bu türden deneyimlerini İbrahim’i imanda daha da olgunlaştırmak ve geliştirmek için kullanacaktır. İşte bu inayettir. Rab bugün de kendisine iman edenleri asla bırakmaz ve gelen denenmeleri iyilik için kullanır.


20-08-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

20

AĞUSTOS

August

 

Ülkede şiddetli kıtlık yüzünden Avram geçici bir süre için Mısır’a gitti.

Yaratılış 12:10

 

Es entstand aber eine Hungersnot im Land; da zog Abram nach Ägypten hinab, um dort als Fremder zu leben, denn die Hungersnot lag schwer auf dem Land.

1. Mose 12, 10

 

Avram, Beytel bölgesinde uzun süre kalmadı. Oradan  Şekem bölgesine gitti ve Rab ona tekrar görünerek o toprakları kendi soyuna vereceğini söyledi. Ama burada İbrahim büyük bir kıtlıkla karşılaştı. Tabii ki bu onu hem kaygılandırdı, hem de korkuttu. Çözüm aramaya başladı. Mısır’da ‑ Nil nehrini de hesaba kattığımızda ‑ bol yiyecek vardı. O zaman en iyi çözümün Mısır’a gitmek olduğunu düşündü İbrahim. Elbette bu, Tanrı’nın çözümü değildi, insani bir çözümdü. İnsani çözümler çoğu zaman yıkımla sonuçlanabilir. İnsanın aklına şu soru geliyor: Neden İbrahim o kıtlık döneminde Rab’be gitmedi, O’na sormadı? Önce o, bu kıtlık denenmesine hazırlıklı değildi. İkinci olarak korku ve kaygıya kapıldı. Korku ve kaygı kötü bir şey olacak beklentisidir ve bu insanı paniğe sürükler. Böyle bir durumda ise, hem mantıklı düşünemezsin, hareket edemezsin, hem de nereye ve kime gideceğini bilmezsin. Çünkü kaygı ve korku bir yerde insanı kör eder. İbrahim de böyle bir duruma düştü.

Bugün de Rab’be değil de, olumsuzluklara bakıldığında insan ister istemez korku ve kaygıya kapılır ve yanlış adımlar atar.


19-08-2018:

 

PAZAR

Sonntag

19

AĞUSTOS

August

 

Ülkede şiddetli kıtlık yüzünden Avram geçici bir süre için Mısır’a gitti.

Yaratılış 12:10

 

Es entstand aber eine Hungersnot im Land; da zog Abram nach Ägypten hinab, um dort als Fremder zu leben, denn die Hungersnot lag schwer auf dem Land.

1. Mose 12, 10

 

Ülkede şiddetli kıtlık var ve İbrahim ne yapıyor? Mısır’a gidiyor. Neden bunu yaptı? Çünkü sırtını Rab’be döndü.

Bu bana Rut kitabını anımsatıyor. Elimelek ve Naomi adında karı koca Yahuda Beytlehem’inde kıtlık çıkınca onlar da ülkeyi terk edip Moav diyarına gittiler.

Kutsal Kitap’ta isimlerin oldukça önemi vardır. Ya da bu isimlerle Rab bizlere ruhsal dersler öğretmektedir.

Yahuda hamt demektir. Beytlehem Ekmek Evi anlamına gelmektedir. Bu aile ne yapıyor? Hamt ve ekmek evini terk edip Moav ülkesine gidiyor. Moav ne anlama geliyor? Çöp tenekesi (Mez.60:8).

Bu isimlere ruhsal açıdan bakalım: Kişi hamt ve ekmek evini terk ediyor bir sorundan dolayı, gidip çöp tenekesinden karnını doyurmaya çalışıyor.

Bu aile Moav diyarında yıkıma uğradı ve sonunda sadece anne Naomi ve gelini Rut, Beytlehem’e dönebildi.


18-08-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

18

AĞUSTOS

August

 

Ülkede şiddetli kıtlık yüzünden Avram geçici bir süre için Mısır’a gitti.

Yaratılış 12:10

 

Es entstand aber eine Hungersnot im Land; da zog Abram nach Ägypten hinab, um dort als Fremder zu leben, denn die Hungersnot lag schwer auf dem Land.

1. Mose 12, 10

 

Hayatın bazen ne kadar zor olduğunu biliyoruz. Bazen üzerimize büyük bir tufan gibi gelir sorunlar. İşte böyle durumlarda imanımız denenmeden geçer. Denenmeden geçmeyen bir imana güven olmaz. Elçi Petrus imanlılara yazarken, onların büyük denenmelerden, sıkıntılardan geçtiğini görüyordu ve onlara iman deneyimini şöyle belirtti: “İçtenlikle kanıtlanan imanınız, İsa Mesih göründüğünde size övgü, yücelik, onur kazandıracak. İmanınız ateşle arıtıldığı halde yok olup giden altından daha değerlidir!” (1 Petrus 1:7).

Eyup’ta da aynı resmi görmekteyiz. “Rab tuttuğum yolu biliyor. Beni sınadığında altın gibi çıkacağım!” diyor Eyup 23:10’da.

Eğer Tanrı denenmeye izin veriyorsa, o imanımızı denemekten çok, imanımızı arıtmak ‑ paklamak, bozuk yerleri onarmak ve bizi olgunlaştırmak istediğindendir. Sadece Tanrı nasıl bir imana sahip olduğumuzu bilir. Denenmeler yoluyla ancak iman okulunda ilerleriz.


17-08-2018:

 

CUMA

Freitag

17

A-ĞUSTOS

August

 

İman ederek inayetle kurtulmuş bulunuyorsunuz. Bu kendi başarınız değil, Tanrı armağanıdır.

Efesoslular 2:8

 

Denn aus Gnade seid ihr errettet durch Glauben, und das nicht aus euch, Gottes Gabe ist es.

Epheser 2, 8

 

die Gnade: inayet, kayra, lütuf

der Glaube: iman

 

Dün de belirttiğim gibi iman kurtarır, ama kurtaran iman iyi işlerle de kendisini gösterir (Titus 2:14; 3:8,14). İbrahim de imanla kurtuldu (Rom.4:1-5), ama onun imanı itaat ile kendisini ortaya koydu (Yakup 2:21-24). Ben de Tanrı’ya iman ediyorum demek yeterli değildir. İmanını eylemlerinle, hayatınla da göstermen gerekir. Ben inanıyorum deyip dürüstlükten yoksunsan, o iman beş para etmez. İmanı bir masanın dört ayağına benzetebiliriz. İlki, akıldır, ikincisi yürektir, üçüncüsü hayattır, bundan sonra da başkalarına birdirmektir. Tanrı Sözü’nü okuyup anlayacaksın, anladığını yüreğine indireceksin, yüreğine aldığını hayatında uygulayacaksın, sonra da başkalarına iyi haberi vereceksin.

İbrahim, Tanrı’nın kendisini istediği yerde durdu ve o Rab’bin isteğine itaat ederek adım attı, böylece yola koyuldu. Bu itaat adımı bu öykünün bittiği anlamına gelmiyor, tam tersine imanın başladığı yerdir. İtaat edenler olsak bile, denenmelerden geçmemiz gerekir ki imanda büyüyebilelim, İbrahim gibi.


 

16-08-2018:

 

PERŞEMBE

Donnerstag

16

AĞUSTOS

August

 

İbrahim çadırını toplayıp çeşitli yerlerde konuklayarak Negev’e doğru ilerledi.

Yaratılış 12: 9

 

Dann brach Abram auf und zog immer weiter nach Süden.

1. Mose 12, 9

 

lagern: konuklamak

vorwärtskommen: ilerlemek

 

İman hayatında bizler de imandan imana gitmeliyiz (Rom.1:17). Başka deyişle, eğer güçten güce doğru gitmek istiyorsak (Mez.84:7-8) imana dayanan ve imana ulaştıran imanla yürümeliyiz, imanla yaşamalıyız.

İman, körü körüne bir yere atlamak değildir. İman, itaat etmek demektir. “İbrahim imanla itaat etti” diyor İbraniler’in yazarı (İbr.11:8). İtaat etmeyen bir iman ölü bir imandır diyor Yakup 2:14-26 ayetleri arasında. “İmana dayanmayan her tutum günahtır” diyor Pavlus Romalılar 14:23’te. İman ve itaat birbirinden ayrılmaz bir parça gibidir, tıpkı bir liranın iki yüzü gibi.

Ama bu, günahlı insanın iman ve işlerle kurtulacağı anlamına gelmez. Çünkü Tanrı Sözü çok açık ve net bir şekilde, imanlının sadece imanla kurtulabileceğini belirtir (Yu.3:16-18 ve Ef.2:8-9). İman kurtarır ve kurtaran iman iyi işlerle de kendisini gösterir (Ef.2:8-10; Titus 2:11‑12; 3:8,14).


15-08-2018:

 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

15

A-ĞUSTOS

August

 

İbrahim çadırını toplayıp çeşitli yerlerde konuklayarak Negev’e doğru ilerledi.

Yaratılış 12: 9

 

Dann brach Abram auf und zog immer weiter nach Süden.

1. Mose 12, 9

 

das Zelt: çadır

verschieden: çeşitli

der Ort: yer

 

İman insanı ileri doğru götürür. İman hayatında yerinde durmak yoktur. İmanda yürüdükçe, imanda büyümeye de başlarız.  Şu sözlere dikkat edin: Aİbrahim yola çıktı” (12:4), “ayrıldı” (12:4), “ülke boyunca ilerledi” (12:6), “hareket etti” (12:8), “göçe devam etti” (12:9).

Tanrı İbrahim’i hep hareket halinde tuttu. İnsanın yerinde durması, yerinde sayması tehlikeli bir durumdur. Aİnayet tahtına tam güvenle yaklaşalım. Öyle ki ihtiyaç duyduğumuz anda lütuf ve inayete kavuşalım” (İbr.4:16) diye okuyoruz İbraniler’de.

İbrahim nereye gideceğini ve ne yapacağını nereden biliyordu? Yanıtı bize yine Yaratılış 12:8 ayeti veriyor: Aİbrahim Rab’be bir sunak yaptı ve Rab’bi adıyla çağırdı!” İbrahim nereye gittiyse orada Rab’be bir sunak sundu. Tanrı’ya açıkça tapınmaktan, O’na ilişkin tanıklık etmekten utanmadı, putperest komşularından, insanlardan çekinmedi. Rab de ona her zaman yol gösterdi.


14-08-2018:

 

SALI

Dienstag

14

AĞUSTOS

August

 

RAB Avram’a görünerek, ABu toprakları senin soyuna vereceğim” dedi. Avram, kendisine görünen RAB’be orada bir sunak yaptı. Oradan Beytel’in doğusundaki dağlık bölgeye doğru gitti.

Yaratılış 12: 7-8

 

Und der HERR erschien dem Abram und sprach: Deinen Nachkommen will ich dieses Land geben. Und er baute dort dem HERRN, der ihm erschienen war, einen Altar. Und er brach von dort auf zu dem Gebirge östlich von Bethel.

1. Mose 12, 7‑8

 

Çoğu zaman Kutsal Kitap’ta geçen isimlerin derin anlamları vardır. Önce İbrahim’e Rab’bin göründüğü yerde İbrahim hemen bir sunak yeri yaptı ve Rab’be sunu sundu. Hatta ayetin devamında Rab’be sunak sunan İbrahim RAB’bi adıyla çağırdı, diyor. Yeruşalim’in kuzeyine düşen Beytel’in Tanrı halkının tarihinde önemli bir yeri vardır. Beytel, ATanrı’nın evi” anlamına gelmektedir (Yar.28:19). Ay kentinin anlamı da enkaz yığını, virane demektir. Bunlara resim olarak bakarsak, İbrahim, doğudan batıya, virane, yıkık bir kentten Tanrı evine doğru gitti, diyebiliriz.

Bugün dünyamız da yıkıntı, virane bir ortamdadır. Ama bizim göksel bir vatanımız vardır. Bizler bu sonsuz vatana doğru giden yoldayız.

Özdeyişler 4:18’de şöyle der: ADoğruların yolu şafak ışığı gibidir, giderek öğle güneşinin parlaklığına erişir!”

Rab’bin çocuğu musun? O zaman sevin, çünkü o vaat edilen diyara Rab seni kesinlikle eriştirecektir.


13-08-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

13

AĞUSTOS

August

 

RAB Avram’a görünerek, “Bu toprakl”rı senin soyun” vereceğim” dedi. Avram, kendisine görünen RAB’be orada bir sunak yaptı. Oradan Beytel’in doğusundaki dağlık bölgeye doğru gitti.

Yaratılış 12: 7-8
 

Und der HERR erschien dem Abram und sprach: Deinen Nachkommen will ich dieses Land geben. Und er baute dort dem HERRN, der ihm erschienen war, einen Altar. Und er brach von dort auf zu dem Gebirge östlich von Bethel.

1. Mose 12, 7‑8
 

İbrahim ne zaman çadırını ve sunağı terk ettiyse zorluklarla karşılaştı.

Avram (İbrahim) kendisine görünen RAB’be orada bir sunak yaptı ve oradan Beytel’in doğusundaki dağlık bölgeye doğru gitti. Çadırını batıdaki Beytel’le doğudaki Ay kentinin arasında kurdu. Orada RAB’be bir sunak yapıp RAB’bi adıyla çağırdı.

Tanrı’nın ilk kez Adem’e seslendiğini Yaratılış 2:15‑16’da görüyoruz. Sonra birçok yolla insana konuştuğunu, seslendiğini okuyoruz. Ama burada ilk kez Tanrı’nın insana göründüğünü okuyoruz. Sonra 18.bölümde Rab İbrahim’e gözüküyor. Tabii ki, insan bu günahlı bedende kutsal Tanrı’yı görmesi mümkün değildir, ama RAB bir melek görünümüne bürünerek kendisini göstermektedir. Ya da Rab’bin insanlar tarafında görünebilir bir biçime girmesidir, ki buna ATanrı’nın görünümü” denmektedir.

Kendisine görünen Rab’be İbrahim tekrar bir sunak yaptı. Elbette Tanrı’nın sonsuza dek verdiği sözü tutmasını duymak ve bilmek büyük bir tesellidir insana.


12-08-2018:

 

PAZAR

Sonntag

12

AĞUSTOS

August

 

RAB Avram’a görünerek, “Bu toprakları senin soyuna vereceğim” dedi. Avram, kendisine görünen RAB’be orada bir sunak yaptı.

Yaratılış 12: 7
 

Und der HERR erschien dem Abram und sprach: Deinen Nachkommen will ich dieses Land geben. Und er baute dort dem HERRN, der ihm erschienen war, einen Altar.
1. Mose 12, 7
 

Tehlikeli ve yabancı oldukları ülkede İbrahim ve Sara’ya büyük bir teselliydi Tanrı’nın onlara gözükmesi ve konuşması. İman ile yaşandığı zaman, korkuya fazla yer kalmaz (İbr.13:5S6, Hİ.18:9; 2 Tim.4:17).

İman hayatında belki tehlikeli bir yolculuğumuz olmaz, ama her zaman sorunlarla karşılaşmak mümkündür. Örneğin, bazen aile içerisinde sorunlar olur, bazen iş yerinde büyük bir sorun olur, hatta işten atılma korkusu da yaşanabilir. Tüm bu ve benzeri korku ve kaygılarda, sorunlarda gözlerimizi çevireceğimiz Rab vardır ve O bizlere gereken gücü ve desteği sağlar.

İbrahim Kenan diyarının neresine gittiyse çadırını kurduğunu ve orada bir sunak yeri yaptığını ve Rab’be sunak sunduğunu görüyoruz (Yar.12:7-8; 13:3-4).

Çadır sembol olarak, insanın bu dünyada bir yolcu, bir yabancı olduğunu göstermektedir (İbr.11:9-16; 1 Petrus 2:11). Sunak ise Tanrı’nın sunduğu göksel vatandaşlığı simgelemektedir.


11-08-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

11

AĞUSTOS

August

 

RAB Avram’a görünerek, “Bu toprakları senin soyuna vereceğim” dedi. Avram, kendisine görünen RAB’be orada bir sunak yaptı.

Yaratılış 12: 7
 

Und der HERR erschien dem Abram und sprach: Deinen Nachkommen will ich dieses Land geben. Und er baute dort dem HERRN, der ihm erschienen war, einen Altar.

1. Mose 12, 7
 

Rab Avram’a ikinci kez gözüküyor ve konuşuyor. Ne zaman? İbrahim tekrar itaat ettiğinde. Başka deyişle, İbrahim yeniden Rab’bin çizdiği yola geldiğinde, Rab ona gözüküyor ve konuşuyor. İbrahim’in hayatında hep böyle oldu. İbrahim yeğeni Lut’tan ayrıldıktan sonra Rab İbrahim’e üçüncü kez gözüküp konuşuyor (13:14). Bazı putperest krallar İbrahim’e büyük bir servet sundular. Ama İbrahim bunları kabul etmedi. Bundan sonra Rab ona gözükerek, “Korkma, senin kalkanın benim. Ödülün çok büyük olacak” dedi (15:1). Yaratılış 17.bölümde Tanrı bir kez daha İbrahim’e görünerek, Benim yolumda yürü, kusursuz ol. Seninle yaptığım antlaşmayı sürdüreceğim” dedi. Altıncı kez Rab’bin İbrahim’e gözükmesi, kendisine gelen üç yabancıyı ‑ aslında onlar melekti ‑ misafir ettiğinde gerçekleşti (18:1). Son olarak da uzun yıllar İbrahim’i iman okulunda büyütüp geliştirdikten sonra RAB ona konuştu (Yar.22). Bugün de, zorluklar, sıkıntılar olsa bile itaat etmek, Rab’bin yolunda yürümek Rab’bin bereketlerinin üzerimize gelmesini sağlar.


10-08-2018:

 

CUMA

Freitag

10

AĞUSTOS

August

 

İmanla İbrahim miras alacağı yere gitmek üzere çağrıldığı zaman itaat etti ve nereye gittiğini bilmeden ülkesinden ayrıldı.

İbraniler 11: 8
 

Durch Glauben war Abraham, als er gerufen wurde, gehorsam, auszuziehen an den Ort, den er zum Erbteil empfangen sollte; und er zog aus, ohne zu wissen, wohin er komme.

Hebräer 11, 8
 

İbrahim ve Sara’nın itaatleri olmasaydı, acaba bugün dünyamız nerede olurdu? İlk imanlıların o dayanıklıkları, kendilerine yapılan o zulümlere katlanmaları, hayatlarını kaybetmeleri, buna rağmen imanlarının devam etmesi, itaatleri olmasaydı, bugün dünyamızın hali ne olurdu? Eğer bugün halen bereket alıyorsak, bunu o sadık imanlılara da borçluyuz.

İbrahim ve Sara’nın yıllarca süren o uzun yolculuklarının ayrıntıları hakkında fazla bir bilgimiz yoktur. Ama önemli olan onların hedefleriydi. Daha sonraki yüz yıllarda Tanrı vaat ettiği gibi, Kenan ülkesini İbrahim’in soyuna verdi.

Kenan ülkesi, aslında imanlıların imanla sahip oldukları vatanı simgelemektedir. Bu göksel vatana sahip olanların yaşamlarına her zaman denenmeler gelecektir. Ama Tanrı bunda da imanlılara yardım eder (Fil.1:6).

İman bizi ileriye götürür (Yar.12:6S8). İtaat insana, Tanrı’nın vaatlerine ilişkin güvence verir (Yar.12:7; Yu.7:17).


 

09-08-2018:

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

9

AĞUSTOS

August

 

Abram Rab’bin buyurduğu gibi yola çıktı. Lut da onunla birlikte gitti. Abram Haran’dan ayrıldığı zaman 75 yaşındaydı.

Yaratılış 12: 4
 

Und Abram ging hin, wie der HERR zu ihm geredet hatte, und Lot ging mit ihm. Abram aber war 75 Jahre alt, als er aus Haran zog.

1. Mose 12, 4
 

aufbrechen: yola çıkmak
 

İbrahim ve babası Terah Haran’da uzun süre kaldılar. Sonra Terah öldü. Bu olaydan sonra İbrahim tekrar harekete geçti. İbrahim’in babası vaat edilen o ülkeye giremedi. Lut da belirli bir noktaya kadar İbrahim’le birlikte gitti, ama sonunu getiremedi, çünkü o imanla hareket etmedi. İlginçtir ki, Tanrı İbrahim’in itaat edip doğru yolda attığı her adımdan sonra kendisine konuşuyor ve ona vaadini tekrarlıyor (Rom.4:18-21). Onlar yaptığı hatalara rağmen hayatlarını, geleceklerini Tanrı’nın ellerine bırakıp Rab’bin vaatlerine güvenerek yollarına devam ederler.

Bizi bulunduğumuz ortamdan çıkaran, Rab’be itaate götüren imandır. İbrahim’in yoluna devam edememesinin gerisinde belki de babasına olan sevgi ya da babasının kendisine olan sevgisiydi (Luka 9:59-62). Ama baba öldükten sonra bu karı koca Haran’dan ayrılıp yeniden itaat yoluna girerler. İman ve kararsızlık birlikte yürümez (Yakup 1:6-8) ve kimse iki efendiye kulluk edemez (Matta 6:24). İman sorumluluğu gerektirir.


08-08-2018:

 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

8

AĞUSTOS

August

 

İman etmeyenlerle aynı boyunduruğa girmeyin. Çünkü doğrulukla kötülüğün ne ortaklığı, ışıkla karanlığın ne paydaşlığı olabilir.

2 Korintoslular 6: 14
 

Geht nicht unter fremdartigem Joch mit Ungläubigen! Denn welche Verbindung haben Gerechtigkeit und Gesetzlosigkeit? Oder welche Gemeinschaft Licht mit Finsternis?

2. Korinther 6, 14
 

İman hayatı, her tür kötülük ve günahtan ayrılmayı gerektirir (2 Kor.6:14-7:1).

İbrahim’in hayatını incelediğimiz zaman, onun sıklıkla uzlaşma, anlaşma denenmesiyle karşılaştığını görüyoruz. Tanrı denenmelerden geçmemize izin verdiği zaman, O bizim imanımızı güçlendirmek ister. Ama imanımızı sarsmak, bizi şüpheye düşürmek isteyen ayartıcıyı da unutmamak gerekir.

İman ile yaşamak istediğimiz zaman, her şeyimizi Rab’bin eline, Sözü’ne, gücüne ve isteğine bırakıyoruz, demektir. Ailemizden, arkadaşlarımızdan ayrılmamıza gerek yoktur, ama hayatımızda önceliği, sevgiyi ne alıyor, buna bakmalıyız (Luka 14:25-27). Tanrı’ya olan bağlılığımız, sevgimiz her şeyin üstünde olmalıdır. O zaman kötü, yararsız olan şeylerle anlaşma yapmayız.

Yeşaya peygamber aracılığıyla Rab şöyle seslendi: “Doğruluğun ardından giden, RAB’be yönelen sizler beni dinleyin: ... Atanız İbrahim’e, sizi doğuran Sara’ya bakın. Çağırdığımda tek kişiydi İbrahim, ama ben onu kutsayıp çoğalttım” (Yeş.51:1‑2).


07-08-2018:

 

SALI

Dienstag

7

AĞUSTOS

August

 

Ne mutludur o insana ki, kötülerin öğüdüyle yürümez, günahkarların yolunda durmaz, alaycıların arasında oturmaz.

Mezmur 1: 1
 

Glücklich der Mann, der nicht folgt dem Rat der Gottlosen, den Weg der Sünder nicht betritt und nicht im Kreis der Spötter sitzt,

Psalm 1, 1
 

der Rat: öğüt
 

Mutlu insanın burada üç özelliğini görüyoruz: Yürümez, durmaz ve oturmaz. Nerede? Kötü olan yerlerde. O zaman böyle olan yerlerden ayrılması gerekir.

Bizler de iman edince ayrılıyoruz. Ayrılma olmadan iman ve imanda gelişme olmaz. Kilise ‑Eklesiya‑ DEN AYRILANLAR, demektir. Ne anlama geliyor bu? Dünyadan, eski hayattan, günahtan ayrılmak demektir. İbrahim ayrılmalıydı. Çünkü onun ailesi, oturduğu çevre puta tapan insanlardı. Eğer İbrahim o putperest ortamdan ayrılmasaydı büyük sorunlarla karşılaşacaktı. İbrahim’in babasını yanına alması onun Rab’bin buyruğuna uyarak yoluna devam etmesine engel oldu. Lut ise daha sonra İbrahim’e büyük sorun yarattı, hatta sonunda ayrılmak zorunda kaldılar. Sadece bu değil, Lut, sonunda her şeyini, eşini kaybetti ve kızları da ahlaksızca bir davranışta bulundular.

İbrahim ve Sara’nın bu insanları yanlarında taşımaları, aslında anlaşmazlık günahını da beraberlerinde taşıdılar (Yar.20:13). İtaatsizlik sorunları da beraberinde getirir (Yar.12:10S20; 20:1-18).


06-08-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

6

AĞUSTOS

August

 

RAB Avram’a, “Ülkeni, akrabalarını, baba evini bırak, sana göstereceğim ülkeye git” dedi. ASeni büyük bir ulus yapacağım, seni kutsayacak ve sana ün kazandıracağım.”

Yaratılış 12:1S2
 

Und der HERR sprach zu Abram: Geh aus deinem Land und aus deiner Verwandtschaft und aus dem Haus deines Vaters in das Land, das ich dir zeigen werde! Und ich will dich zu einer großen Nation machen, und ich will dich segnen, und ich will deinen Namen groß machen, und du sollst ein Segen sein!

1. Mose 12, 1‑2
 

İbrahim’in neden anne babasından, akrabalarından ayrılması gerekiyordu? İnsan nasıl anne babasını bırakabilir? Bu anne ve babayı atma, onlara saygısızlık değil mi? Özellikle de doğu kültüründe böyle yapan insanlara hayırsız evlat deniyor. Ben de şu soruyu sorayım: Tanrı insanı yaratırken ne dedi? “Adam annesini, babasını bırakıp karısına bağlanacak” (Yar.2:24). Ayrılma olmadan bağlanma olmaz.

Konuşarak, sevgiyle ayrılmak anne babayı atmak değil. Onlara saygısızlık, sevgisizlik de değil. Ayrılma olmadığı için aile içerisinde gelin kaynana arasında bu kadar sorunlar, öfke ve nefret vardır. Bugün bana bir tek gelin bile kaynanamla sorunum yoktur diyemez, en azından bugüne kadar ben duymadım.

Benim kız kardeşim çok iyi bir yol izledi. Üç çocuğu evlendiklerinde, onların kendi yuvalarını kurmasını, bu nedenle de ayrılmalarını söyledi. Bugüne kadar gelinleriyle ve damadıyla gerçekten çok iyi geçinmektedirler. Tekrar edeyim: Ayrılma olmadan bağlanma olmaz. Ayrıca bozuk ortamdan ayrılma olmadan gelişme de olmaz.


05-08-2018:

 

PAZAR

Sonntag

5

AĞUSTOS

August

 

RAB Avram’a, AÜlkeni, akrabalarını, baba evini bırak, sana göstereceğim ülkeye git” dedi. “Seni büyük bir ulus yapacağım, seni kutsayacak ve sana ün kazandıracağım.”

Yaratılış 12:1-2
 

Und der HERR sprach zu Abram: Geh aus deinem Land und aus deiner Verwandtschaft und aus dem Haus deines Vaters in das Land, das ich dir zeigen werde! Und ich will dich zu einer großen Nation machen, und ich will dich segnen, und ich will deinen Namen groß machen, und du sollst ein Segen sein!
 

1. Mose 12, 1‑2
 

Tanrı’nın İbrahim’i çağırması ve ona verdiği buyruk kesin ve açıktır. İbrahim’in atması gereken ilk adım kolay gibi gelebilir, ama atılması zor bir adımdı. Önce vatanını, yerini yurdunu, ailesini, anne babasını bırakması gerekiyordu. Ama İbrahim’in bu ilk adımda tam itaat etmediğini görüyoruz. İbrahim ne yapıyor? Babasını ve yeğeni Lut’u da alarak Ur kentinden ayrılıyor ve Haran’da babası ölene kadar kalıyor.

Bu döneme kadar Tanrı konuşmuyor. Rab suskun. Rab susuyorsa, orada doğru gitmeyen bir şey vardır, demektir. Başka önemli bir durum da şudur: Rab susarsa, yargı gelebilir, demektir.

1.Samuel 3.bölümde ilginç bir olay vardır. “Rab’bin Sözü seyrek geliyordu” diyor. Çünkü eğer halk Rab’be itaatsizlik ediyorsa, onların kulakları da tıkalı demektir. O zaman Rab konuşmuyor. Burada da Rab konuşmuyor. Çünkü İbrahim itaat edip harekete geçti, ama Tanrı’nın Sözü’ne tam olarak uymadı. İtaatsizlik her zaman Rab’bin bereketlerinin akmasına engel olmaya çalışır.


04-08-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

4

AĞUSTOS

August

 

Seni büyük bir ulus yapacağım, seni kutsayacağım.

Yaratılış 12: 2
 

Und ich will dich zu einer großen Nation machen, und ich will dich segnen, und ich will deinen Namen groß machen, und du sollst ein Segen sein!

1. Mose 12, 2
 

die Nation, das Volk: ulus
 

Tanrı İbrahim’e vaatte bulunurken, açıklamalarda bulunmaz, sadece ASeni büyük bir ulus yapacağım... seni bereketleyeceğim... senin adını büyük edeceğim ve seni bereketleyenleri bereketleyeceğim” dedi .

Yaratılış 11.bölümde insanlar Babil’de, Agelin kendimize başı göklere erişecek bir kule bina edelim, kendimize nam kazanalım” dediler. Ama İbrahim’in adını Tanrı büyük yaptı. İnsanlar Babil’de birlik olmak istediler, ama her şey kaosla sonuçlandı, ama İbrahim aracılığıyla Tanrı tüm dünyayı bereketledi.

Tanrı bizleri bereketliyor. Tanrı’dan bereket alan, kurtuluş bulan insan bu bereketi, kurtuluş sevincini kendisinde tutamaz; başkalarının da bu esenliğe, berekete ve kurtuluş sevincine katılmalarını yürekten ister. İşte bu nedenle ben Ali olarak Müjde’yi insanlara duyurmaya çalışıyorum.

Bereket Tanrı’nın İbrahim’e verdiği sözle başladı. Bizler başkalarına bereket olabilelim diye bereketlendik. Bugün de kendisine gelen herkese Rab bu bereketi sunuyor.


03-08-2018:

 

CUMA

Freitag

3

AĞUSTOS

August

 

İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.

İbraniler 11: 1
 

Der Glaube aber ist eine Verwirklichung dessen, was man hofft, ein Überführtsein von Dingen, die man nicht sieht.

Hebräer 11, 1
 

überzeugt sein: emin olmak

 

Kutsal Kitap imana değinirken, güvenmek ve emin olmaktan söz eder. İman duyguların kabarması değildir, ki duyguların da yeri vardır hayatımızda (İbr.11:17‑19). Gerçek iman Tanrı Sözü’ne dayanır (Rom.10:17). Tanrı İbrahim’e sesleniyor ve onun aracılığıyla ne yapmak istediğini belirtiyor ve İbrahim Tanrı’nın Sözü’ne güvenip itaat ediyor.

Bizler Tanrı’ya verdiğimiz herhangi bir sözle değil, Tanrı’nın verdiği vaat aracılığıyla kurtuluyoruz. İbrahim’e Tanrı seslendi, ona vaatte bulundu ve İbrahim buna imanla karşılık verip itaat etti (İbr.11:8S10).

Kutsal Kitap kurtuluşun ta başlangıçta Tanrı’nın verdiği vaade dayandığını gösteriyor (Yar.3:15). Bu vaadin en doruk noktası İsa Mesih’in çarmıhta ölmesidir ( Yar.22:2; Ef.2:16; İbr.8). Tanrı bir antlaşma yaptıysa, söz verdiyse, o sözünü kendisi yerine getirir ve Rab verdiği vaadini, sözünü kesinlikle tutar. Ve Rab bizim iman ile sahip olduğumuz kurtuluşu garanti eder.


02-08-2018:

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

2

AĞUSTOS

August

 

RAB Avram’a görünerek, "Bu toprakları senin soyuna vereceğim” dedi.

Yaratılış 12: 7
 

Und der HERR erschien dem Abram und sprach: Deinen Nachkommen will ich dieses Land geben. Und er baute dort dem HERRN, der ihm erschienen war, einen Altar.

1. Mose 12, 7
 

Tanrı neden çağırıyor? Tanrı’nın İbrahim’i çağırmasının en önemli nedenlerini şöyle sıralayabiliriz: İlkinde Tanrı’nın sevgisi ve inayeti kurtarmak istiyor ve vaat veriyor. Sonra, Tanrı bu karı kocayı kurtarıp onlar aracılığıyla, onların soyundan gelecek bir kurtarıcı yoluyla tüm dünyayı bereketlemek istiyor. Bu kurtarıcı İsa’dır. O tüm dünyanın günahları için çarmıha çakıldı (1 Yu.2:2; 4:14; Markos 16:15).

Son olarak da İbrahim’in yaşamı tüm imanlıların imanda yaşamaları için bir örnek ve resimdir.

İbrahim imanla kurtuldu ve doğru sayıldı (Yar.15:6; Rom.4:1S5; Gal.3:6-14) ve İbrahim imanla yaşadı (İbr.11:8-19). O imanını itaat ederek gösterdi (Yakup 2:14-26). İbrahim nereye gideceğini bilmemesine rağmen itaat etti (İbr.11:8-10).

Tabii ki İbrahim ve Sara kusursuz değillerdi. Kerelerce hata yaptılar, ama onlar yine de Rab’be döndüler ve iman ile yürüdükleri yolda devam ettiler.

İşte bu bizlere de itaat etmenin önemini gösteriyor.

01-08-2018:

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

1

AĞUSTOS

August

 

İman Haberi duymakla, Haberi duymak da Mesih’in Sözü aracılığıyla olur.

Romalılar 10: 17
 

Also ist der Glaube aus der Verkündigung, die Verkündigung aber durch das Wort Christi.

Römer 10, 17
 

durch: aracılığıyla
 

Tanrı’nın konuşması insan yüreğinde iman mucizesini oluşturur. Bugünkü ayetimizde de okuduğumuz gibi, “İman haberi duymakla, Haberi duymak da Mesih’in Sözü aracılığıyla olur.”

İbraniler’de şöyle yazar: “İbrahim çağrıldığında miras alacağı yere gitmek için imanla Tanrı buyruğuna uydu” (İbr.11:8). Yani İbrahim Rab’bin çağrısına imanla karşılık verdi.

Gerçek iman Tanrı Sözü üzerine kuruludur ve insanı itaate götürür.

Tanrı İbrahim ve Sara’yı ancak onlar itaat ettiklerinde kullanıp bereketleyebilirdi (2 Kor.6:14-7:1).

Bugün günahlı bir insanın günahlarından kurtulması için İbrahim ve Sara’da olduğu gibi bir deneyimden geçmesi gerekmiyor. Ama imanlıların hayatlarında Tanrı’nın yüceliğini gördükleri zaman, yani temiz, pak, dürüst hayatlarını gördüklerinde bu onları Tanrı’ya çeker (Matta 5:16), ve Tanrı’nın Sözlerini duyduklarında yüreklerinde iman oluşmaya başlar (H.İ.1:8).


31-07-2018:

 

SALI

Dienstag

31

TEMMUZ

Juli

 

RAB Avram’a, ülkeni ve akrabalarını, baba evini bırak, sana göstereceğim ülkeye git, dedi.

Yaratılış 12:1
 

Und der HERR sprach zu Abram: Geh aus deinem Land und aus deiner Verwandtschaft und aus dem Haus deines Vaters in das Land, das ich dir zeigen werde!

1. Mose 12, 1
 

Tanrı nasıl çağırdı? “Yüceliğin Tanrısı, atamız İbrahim’e göründü” diyor Elçilerin İşleri 7:2’de. Biliyoruz ki, Tanrı İbrahim’e 7 kez görünüp ona konuştu. İlk görünmesinde, putperest bir ülke olan Ur’da yücelik Tanrısı olarak göründü.

Tanrı İbrahimi çağırdığı zaman, o 75 yaşındaydı. İbrahim Rab’bin çağrısına iman ile uydu ve yüz yıl Rab’be iman ederek, güvenerek yaşadı (Yar.25:7). Rab İbrahim’e bu vaatleri verdiği zaman, onların bir tek çocukları bile yoktu.

Yüz yıllar sonra Tanrı Yeşaya peygamber aracılığıyla İbrahim’in soyu olan İbranilere şöyle dedi: “Atanız İbrahim’e, sizi doğuran Sara’ya bakın. Çağırdığımda İbrahim tek kişiydi, ama ben onu kutsayıp çoğalttım!” (Yeşaya 51:2).

Tanrı her zaman verdiği sözü kesinlikle tutar. Bu nedenle de ‑ her zaman söylediğim gibi ‑ Mesih İsa’ya iman edenlerin kurtuluşları yüzde yüz kesindir. Çünkü Tanrı şu kesin sözü vermiştir: “İsa’ya iman edenin sonsuz yaşamı vardır.”


30-07-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

30

TEMMUZ

Juli

 

RAB Avram’a, AÜlkeni, halkını, babanın evini bırak, sana göstereceğim topraklara git” dedi, “Seni büyük bir ulus yapacağım, Seni kutsayacak, sana ün kazandıracağım. Bereket kaynağı olacaksın.”

Yaratılış 12:1‑2
 

Und der HERR sprach zu Abram: Geh aus deinem Land und aus deiner Verwandtschaft und aus dem Haus deines Vaters in das Land, das ich dir zeigen werde! Und ich will dich zu einer großen Nation machen, und ich will dich segnen, und ich will deinen Namen groß machen, und du sollst ein Segen sein!

1. Mose 12, 1‑2
 

Bu iki ayette Rab’bin İbrahim’e verdiği üç yönlü vaat dile getiriliyor. Aslında bu ayetler tüm Kutsal Kitap’ın odak noktasını oluşturur. Tüm Kutsal Yazılar bu üç vaadin üzerine kuruludur. Vaatlerden birincisi toprak konusundadır. “Sana göstereceğim topraklara git” derken gideceği toprakları ona vereceğini vaat ediyordu. Üç yönlü vaadin ikincisi bir ulus konusundadır. “Seni büyük bir ulus yapacağım” diye ona belki de imkansız gözüken bir vaatte bulundu. ASeni kutsayacak, sana ün kazandıracağım. Bereket kaynağı olacaksın” diye üçüncü bir vaatte bulundu.

Ancak Rab İbrahim’e sadece kutsama vaadinde bulunmadı, aynı zamanda, “Seni kutsayanları kutsayacağım. Seni lanetleyeni lanetleyeceğim. Yeryüzündeki halkların hepsi senin aracılığınla kutsanacak” dedi.

Rab, İbrahim’e verdiği vaatleri yerine getirdi ve Rab İbrahim’den bir ulus yarattı. Bu ulus belki de yeryüzünde ulus olarak varlığını koruyanlar arasında en uzun olanlarından biridir.


29-07-2018:

 

PAZAR

Sonntag

29

TEMMUZ

Juli

 

İbrahim Rab’be iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı.

Yaratılış 15: 6
 

Und er glaubte dem HERRN; und er rechnete es ihm als Gerechtigkeit an.

1. Mose 15, 6
 

rechnen, anrechnen: saymak
die Gerechtigkeit: doğruluk

 

İbrahim Rab’be iman etti. Bu şu anlama da geliyor: İbrahim kendi doğruluğuna güvenmedi, İbrahim’in yüreğinde o iman tohumu vardı. Ama o tohumun yeşermesi, büyümesi ve ürün getirmesi gerekliydi. Rab onu o iman okulundan geçirerek büyüttü. İbrahim imanda öyle bir konuma geldi ki, hem Rab’be, hem de Rab’bin verdiği söze, vaade güvendi.

Rab’be ve O’nun Sözüne iman yoluyla bağlanıp itaat ettiğimizde biz de günlük yaşamımızda karşılaştığımız her tür iman denemesine ve sorunlarımıza katlanabilir ve bunların üstesinden gelebiliriz. Bu şekilde yaşamaya çalıştığımızda, Tanrı’nın bizim hayatımızda çalışmasına, bizi imanda büyütmesine izin vermiş oluruz; aynı zamanda da O’nun merhametini ve yüceliğini hayatımızda açıklamasına fırsat tanımış oluruz.


28-07-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

28

TEMMUZ

Juli

 

İbrahim Tanrı’ya iman etti ve bu ona doğruluk sayıldı.

Romalılar 4:3
 

Abraham aber glaubte Gott, und es wurde ihm zur Gerechtigkeit gerechnet.

Römer 4, 3
 

der Glaube: iman
glauben: iman etmek

 

Elçi Pavlus, Aİbrahim iman etti” derken, bu bir anlık olan bir iman değildi. Yılları kapsayan, süreklilik gösteren bir imandı. İbrahim iman eden bir insandı ve O sürekli olarak Tanrı’ya iman etti. Bu nedenle o doğrulukla donatıldı. Bu doğruluk, İbrahim uzun yıllar Kenan diyarında_ yaşadıktan sonra kendisine ilişkin söylendi. Ama bundan önce de İbrahim imanlı birisiydi. Bunu nereden biliyoruz? İncil’den İbraniler 11.bölümden. “İbrahim, iman sayesine miras alacağı yere gitmesi için çağrılınca, Tanrı'nın sözünü dinledi ve nereye gideceğini bilmeden yola çıktı” (11:8) diyor. ANereye gideceğini bilmeden” diyor. Demek ki o yola çıkarken zaten imanlıydı. Nereye gideceğini bilmiyordu ama imanı önceden başlamıştı.  Şunu da unutmamak gerekir ki, Tanrı İbrahim’i çağırdığı zaman, o kusursuz biri değildi. Kerelerce iman hayatında yenilgiye uğradı. Yine de Rab onu doğru saydı. Çünkü dediğim gibi, İbrahim’in yüreğinde iman vardı. Ve İbrahim iman yaşamında öğrenci olabilecek ve iman yaşamını pratik şekilde yaşayabilecek birisiydi.


27-07-2018:

 

CUMA

Freitag

27

TEMMUZ

Juli

 

Terah, oğlu Avram’ı, Haran’ın oğlu olan torunu Lut’u ve Avram’ın karısı olan gelini Saray’ı yanına aldı. Kenan ülkesine gitmek üzere Kildaniler’in kenti Ur’dan ayrıldılar. Haran’a gidip oraya yerleştiler.

Yaratılış 11:31
 

Und Terach nahm seinen Sohn Abram und Lot, den Sohn Harans, seines Sohnes Sohn, und Sarai, seine Schwiegertochter, die Frau seines Sohnes Abram; und sie zogen miteinander aus Ur, der Stadt der Chaldäer, um in das Land Kanaan zu gehen; und sie kamen nach Haran und wohnten dort.

1. Mose 11, 31
 

Rab İbrahim’i seçtiği zaman, iman yaşamında öğrenci olabilecek ve iman yaşamını pratik şekilde yaşayabilecek birisini seçmişti. Tanrı’nın bir insanın yaşamına nasıl yenilik ve bereket getirdiğinin güzel bir örneğini İbrahim Peygamberin hayatında sergiledi. İbrahim, insanlara imanda önder olmaya çağrıldı. Daha sonra Tanrı İbrahim’e şu vaatte bulundu: “Yeryüzündeki halkların hepsi senin aracılığınla kutsanacak” (Yar.12:3). Tanrı’nın bereketinin gerçekleşmesi her zaman kolay yollardan olmayacaktı. Tanrı İbrahim’i birkaç kez zor durumlardan geçmesine izin verecek ve ona şaşırtıcı buyruklarda bulunacaktı. İbrahim’se Tanrı’ya itaat ettiğinden imanda örnek bir kişi olarak bize ışık tutmaktadır. Kutsal Yazılar’da İbrahim önümüzde parlak bir anıt gibi yükselir. Tanrı onu özel bir çağrıyla kendisine bağlı olmaya davet ettiği zaman, Tanrı’nın vaatlerine inandığı için onu ‘Tanrı’ya iman edenlerin Babası’ diye ilan etti. Ruhsal açıdan da İbrahim, gerçekten de Tanrı’ya iman edenlerin babası sayılmaktadır.


26-07-2018:

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

26

TEMMUZ

Juli

 

(Bir gün) RAB Avram’a, Aülkeni, akrabalarını, baba evini bırak, sana göstereceğim ülkeye git!” dedi.

Yaratılış 12: 1
 

Und der HERR sprach zu Abram: Geh aus deinem Land und aus deiner Verwandtschaft und aus dem Haus deines Vaters in das Land, das ich dir zeigen werde!

1. Mose 12, 1
 

Tanrı İbrahim’i putperest bir ortamdan çıkmaya çağırdı. Peki bunu nereden biliyoruz? Yeşu 24:2’de şöyle der: “İbrahim’in ve Nahor’un babası Terah... Fırat ırmağının ötesinde yaşar ve başka ilahlara kulluk ederlerdi.”

Demek ki, Tanrı İbrahim’i çağırırken, İbrahim putperest bir ortamda, yani Ur kentinde yaşıyordu (Yar.11:28,31; 15:7; Nehemya 9:7) ve Ur kenti antik Sümer kentiydi. Ur’da ay tanrısı Nanna’ya taparlardı. Tabii ki İbrahim gerçek, yaşayan Tanrı’yı tanımıyordu. Tanrı’nın onu çağırması için de İbrahim herhangi bir iş yapmadı. Hiç kuşku yok ki, İbrahim’in kafasında gerçekten de yaratıcı bir Tanrı var mı diye sorusu dolaşıyordu. Ancak Tanrı’nın İbrahim’i çağırmasının en önemli nedenlerinden biri, İbrahim ve onun soyu aracılığıyla bir ulus oluşturmak ve bu ulus aracılığıyla dünyaya hem tanıklık vermek, hem de bu ulustan gelecek bir kurtarıcı aracılığıyla tüm ulusları bereketlemekti. Tanrı da zaten İbrahim’i çağırdığı zaman şu vaatte bulundu: “Yeryüzünün bütün halkları senin aracılığınla kutsanacak” (Yar.12:3).

Tanrı onu inayeti yoluyla çağırdı.


25-07-2018:

 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

25

TEMMUZ

Juli

 

(Bir gün) RAB Avram’a, Aülkeni, akrabalarını, baba evini bırak, sana göstereceğim ülkeye git!” dedi.

Yaratılış 12: 1
 

Und der HERR sprach zu Abram: Geh aus deinem Land und aus deiner Verwandtschaft und aus dem Haus deines Vaters in das Land, das ich dir zeigen werde!

1. Mose 12, 1
 

Okuduğumuz ayette ilk kez Tanrı’nın İbrahim’e görünüp onu çağırdığını görüyoruz. Bu çağrı oldukça zor bir çağrıdır. İbrahim ailesini, yerini yurdunu bırakıp bilmediği bir diyarın yolunu tutması gerekiyor. Neden İbrahim yerini yurdunu ‑ akrabalarını bırakması gerekiyordu? Çünkü putperest bir ortamda, bir aile içinde İbrahim’in imanı gelişip büyüyemezdi. Günah ortamından çıkması gerekiyordu. Tanrı da bunu istedi ve İbrahim de o ilk ve zor adımı attı, yola koyuldu. İşte o andan sonra İbrahim’in hayatı değişti. Onun imanı Rab’be itaat ettikçe daha da büyüdü. Bu nedenle de Kutsal Kitap ona, Aiman babası” demektedir.

Bizim hayatımızda da nerede ve kimlerle yaşadığımız çok önemlidir. İnsanı iyi ya da kötü yolda etkileyen faktörlerin başında çevre gelmektedir. Mezmur yazarı da AKötülerle yürümeyen, günahkarların yolunda durmayan, alaycıların arasında oturmayan insan mutludur” der (Mezmur 1). Bilge Süleyman da şöyle der: “Öfkeli olan adamla arkadaşlık etme, kızıcı adamla gitme. Yoksa onun yollarına alışırsın ve canını tuzağa düşürürsün!” (Öz.22:24-25).

24-07-2018:
 

 

SALI

Dienstag

24

TEMMUZ

Juli

 

Terah oğlu Avram’ı, Haran'ın oğlu olan torunu Lut'u ve gelini Saray’ı yanına alarak Kenan ülkesine gitmek üzere Kildaniler’in Ur kentinden ayrıldılar. Haran’a gidip oraya yerleştiler.

Yaratılış 11:31  

Und Terach nahm seinen Sohn Abram und Lot, den Sohn Harans, seines Sohnes Sohn, und Sarai, seine Schwiegertochter, die Frau seines Sohnes Abram; und sie zogen miteinander aus Ur, der Stadt der Chaldäer, um in das Land Kanaan zu gehen; und sie kamen nach Haran und wohnten dort.

1. Mose 11, 31  

Avram ‑ ki bu İbrahim’dir, Terah adında varlıklı bir babanın oğluydu ve Ur kentinde yaşıyorlardı. Ur kenti güney Mezopotamya olan bir Sümer kentiydi. O dönemlerde uygarlığın beşiği sayılan Ur kenti, İ.Ö. 4. bin yıl içinde Kuzey Mezopotamya’dan geldiği sanılan ve Kalkolitik çağ kültürünü sürdüren çiftçiler tarafından kurulduğu düşünülmektedir.

Sümerliler, maden kullanan, yazı sanatını geliştiren ilerlemiş sayılabilecek bir yönetim biçimi kuran bir halktı. Sümerliler’den sonra Akkadlar ortaya çıkar. Akkadlar’ın tanınmış kralı Sargon 1 yeryüzünün ilk önemli egemeni sayılır. Adı AYeryüzünün Dört Köşesinin Kralı!” olarak geçer. Akkadlar’dan sonra, yeniden Sümerliler ortaya çıkar ve ‘Gudea’ adlı krallarının yönetiminde Ur’un 3’üncü hanedanını kurar. Bu hanedanın ardından eski Babil dönemi parlar. İşte İbrahim’in yetiştiği ve adını tarihe bıraktığı çağ budur. Bugün Irak toprakları içinde bulunan Ur kenti çöl ortasında kalmış bir yıkıntıdır. Ur kentinde doğan İbrahim’in tam olarak hangi tarihte doğduğu bilinmiyor, ama en azından İ.Ö. iki bin yıl kadar gerilere gitmektedir.


23-07-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

23

TEMMUZ

Juli

 

İbrahim çağrıldığında miras alacağı yere gitmek için imanla Tanrı buyruğuna uydu ve nereye gittiğini bilmeden ülkesinden ayrıldı.

İbraniler 11:8
 

Durch Glauben war Abraham, als er gerufen wurde, gehorsam, auszuziehen an den Ort, den er zum Erbteil empfangen sollte; und er zog aus, ohne zu wissen, wohin er komme.

Hebräer 11, 8
 

Şimdi geldik İbrahim’in çağrılmasına ve onun iman yolculuğuna. Tanrı İbrahim’i seçmekle bir iman adamını seçti. Yani, İbrahim’in yüreğinde iman tohumu vardı. Putperest bir ortamda yetişmesine rağmen, yüreğinde bir yaratıcının olması gerektiğini düşünüyordu kuşkusuz. Peki ama, iman deyince ne anlıyoruz? Kutsal Kitabın bize iman konusunda açıkladığı bazı ilkeler vardır. İman bizleri kendi yeteneklerimizin üzerine çıkartıp Tanrı’nın imkanlarına giriş sağlar. İbrahim oturup da imanın kurallarını yazmadı. O sadece iman hayatını yaşadı. Nasıl yaptı bunu? Görülmeyen iki gerçeğe dayandı. Birincisi Rab’be, ikincisi Rab’bin Sözü’ne. Rab’be ve O’nun Sözü’ne iman yoluyla bağlantıda kaldığımız ölçüde, biz de günlük hayatımızda karşılaştığımız her tür iman denemesine ve sorunlarımıza katlanabilir ve bunların üstesinden gelebiliriz. İman okulunda denenmeler bizi geliştirir ve bu yolla da Tanrı’nın merhametini ve yüceliğini bize açıklamasına hayatımızda fırsat vermiş oluruz.


22-07-2018:

 

PAZAR

Sonntag

22

TEMMUZ

Juli

 

“Gelin, aşağı inip dillerini karıştıralım ki birbirlerini anlamasınlar.” Böylece RAB onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu.

Yaratılış 11:7‑8
 

Wohlan, Lasst uns herabfahren und dort ihre Sprache verwirren, dass sie einer des anderen Sprache nicht mehr verstehen! Und der HERR zerstreute sie von dort über die ganze Erde; und sie hörten auf, die Stadt zu bauen.

1. Mose 11, 7‑8
 

İnsanlar Rab’be karşı isyan ettikleri zaman birlikteydiler, ama Rab şimdi onları dağıttı. Dil konusunda yabancı bir ülkede dil bilmeyen kişinin ne kadar zorluk çektiğini bizler iyi biliyoruz.

Dilin oluşturduğu engeller bazen yıkımlara neden olabilir. Bu dil karışıklığı Babil’de gerçekleşti. Hemen ardından kule inşaatı durdu, insanlar Babil’i terk etti ve çevreye dağıldı. Burada doğaüstü bir olay yer aldı, bir mucize oldu. İnsanlar birden çeşitli dillerle konuşmaya başladılar ve birbirlerini anlayamaz duruma geldiler. Bu aslında Rab’bin isyana karşı yargısıydı.

Tufan yargısı da tümüyle yozlaşmış olan insanlık ailesini günahtan temizlemek için gelmişti. Tufandan sonra Rab onları kutsadı. İnsan açısından bakılırsa bu olay insanlık üzerine düşen büyük bir lânetti. Babil olayında da Tanrı insanların tamamen yozlaşmasını, putperestliğinde en doruk noktaya çıkmasını engelledi. Unutmayalım ki, günah sınırını aştığında, yargı gelir.


21-07-2018:
CUMARTESİ Samstag 21 TEMMUZ Juli Rab, insanların yaptığı kentle kuleyi görmek için aşağıya indi. Yaratılış 11:5 Und der HERR fuhr herab, um die Stadt und den Turm anzusehen, die die Menschenkinder bauten. 1. Mose 11, 5 sehen: görmek herabkommen: (aşağıya) inmek Çıkış kitabında da Rab’bin aşağıya indiğini okuyoruz (3:8). Ama Çıkış kitabında Rab köle olan İbrahim soyunu kurtarmak için iniyor. Bu halk Rab’be yakarıyor. Çünkü onlar büyük sıkıntı ve eziyet çekmekteler. Rab’be yakardılar ve Rab aşağıya indi! O’nun aşağıya inmesi kurtuluş getirdi. Babil olayında Rab aşağıya aslında insanı o gurur tepesinden indirmek için indi. İnsan kendisini yüceltirse, orada bereket olmaz; sonunda kargaşalık gelir. Birçok insan tanıyorum ki, onlar Rab’be hizmet etmek istediler, ettiler de ama belirli bir süre. Sonra çöktüler, yıkıldılar, perişan bir şekilde çekip gittiler. Neden? Çünkü hizmet ettiler ve bunun karşılığında yüceltilmek, pohpohlanmak, övülmek istediler. Rab İsa Yuhanna 17’de biz imanlıların birlikte olmaları, bir olmaları için dua etti. Hayatımızda Rab yücelirse, başka deyişle yüceliği Rab’be verirsek, orada birlik olur. Ama yüceliği kendimiz ararsak, orada birlik olmaz.
20-07-2018:

 

CUMA

Freitag

20

TEMMUZ

Juli

 

Kendimize bir kent kuralım, göklere erişecek bir kule dikip ün salalım. Böylece yeryüzüne dağılmayız.

Yaratılış 11:4
 

Und sie sprachen: ... So wollen wir uns einen Namen machen, damit wir uns nicht über die ganze Fläche der Erde zerstreuen!

1. Mose 11, 4
 

Günahlı insan burada kendisini Tanrı yerine koyuyor. Aslında bu Tanrı’ya bir baş kaldırmaydı. Sorun da zaten buydu!

Daha önce de belirttiğim gibi, Babil sözcüğü, imparatorluğun içinde yaşayan halkın dilinde Atanrıların kapısı” anlamındadır. İbrani dilinde ise ‘babil’ sözcüğünün anlamı Akargaşalık” demektir.

Eğer insan kendisini yüceltirse, ki bu gururdur aynı zamanda, o zaman orada aşağılanma ve kargaşalık olacaktır. Bugün topluluklarda neden ayrılık vardır? Neden bu kadar çekişme, kavga dövüş vardır? Çünkü orada insanlar kendilerini öne koyuyorlar da ondan. Bir insan kendisini öne koyduğunda, ne aile içinde huzur olur, ne iş yerinde, ne de toplumda. İnsanın kendi yaşamında da bu yolla huzur ve esenlik olmaz.

Kendini olduğundan üstün gören insanın yolunu düzeltmek için Rab ne yaptı? Aşağıya indi! İşte bu inayettir aslında. Rab insanın yaptıklarına duyarsız değildir. O her bir insanla yakından ilgilenir ve insanı doğru bir yolda tutmak ister.


19-07-2018:

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

19

TEMMUZ

Juli

 

RAB insanların yaptığı kenti ve kuleyi görmek için aşağıya indi ve şöyle dedi: ATek bir halk olup aynı dili konuşarak bunu yapmaya başladıklarına göre düşündüklerini gerçekleştirecek, hiçbir engel tanımayacaklar.”

Yaratılış 11:5S6
 

Und der HERR fuhr herab, um die Stadt und den Turm anzusehen, die die Menschenkinder bauten. Und der HERR sprach: Siehe, ein Volk sind sie, und eine Sprache haben sie alle, und dies ist erst der Anfang ihres Tuns. Jetzt wird ihnen nichts unmöglich sein, was sie zu tun ersinnen.

1. Mose 11, 5‑6
 

Bugün teknoloji, insan hayatını kurtarmakta, umutsuzlara umut vermekte, ulaşım ve iletişim alanında akla gelmez kolaylıklar sağlamaktadır. Evet, bilim ve teknikte gelişmişiz, ama bu başarılı teknoloji bile insanın yalnızlığını gideremiyor. En başarılı bilimsel buluşlar huzurlu, barış dolu bir evliliği sağlayamıyor. En çağdaş yöntemler sevgiden yoksun yüreklere sevgi dökemiyor. İşte, Rab insanın kendi özüne yapacağı zararı görünce yapılan Babil kulesine müdahale etti. Yanlış anlamayalım. Tanrımız insanın en yüksek bilgiye ve gelişmeye sahip olmasını ister. Unutmayalım ki, Tanrı insanı kendi benzerliğinde yarattı. İnsanın her şeyde bilgiye sahip olmasını istedi. Bu nedenle de insana böylesine yüce ve harika bir beyin verdi. Ama insan yanlış yola gittiğinde, bir çocuğunun ateşe doğru ilerlemekte olduğunu gören bir baba gibi onun yanmaması için hemen müdahale etti.

Kendini olduğundan üstün gören insanın yolunu düzeltmek için Rab ne yaptı? Aşağı indi. Rab bizleri de günahtan kurtarmak için aşağıya indi, dünyamıza geldi.


18-07-2018:

 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

18

TEMMUZ

Juli

 

RAB insanların yaptığı kenti ve kuleyi görmek için aşağıya indi ve şöyle dedi: ATek bir halk olup aynı dili konuşarak bunu yapmaya başladıklarına göre düşündüklerini gerçekleştirecek, hiçbir engel tanımayacaklar.”

Yaratılış 11:5-6
 

Und der HERR fuhr herab, um die Stadt und den Turm anzusehen, die die Menschenkinder bauten. Und der HERR sprach: Siehe, ein Volk sind sie, und eine Sprache haben sie alle, und dies ist erst der Anfang ihres Tuns. Jetzt wird ihnen nichts unmöglich sein, was sie zu tun ersinnen.

1. Mose 11, 5‑6
 

Rab insanı yaratırken ona üstün yetenekler verdi. Bu yetenekler Rab’bi yüceltmek için kullanıldığı süre insana zarar vermez. Rab aynı zamanda insana vermiş olduğu yeteneklerin ne kadar etkili olduğunu da bilir. İnsan kafasına koyduğu şeyi bir yolunu bulup yapar. Tek dil konuşulması insan için büyük avantajlar sağlıyordu.

Babil kulesi olayında insanlar aynı dili, aynı lehçeyi konuşuyorlardı. Düşünce kavramları aynı sözlerle ifade edilirdi. Ancak bir eksikleri vardı. Yaşamlarının merkezi artık Rab değil, kendileriydi. Tanrısız insan bir hiçtir. Yani onların yaşamları bir hiç, uzay gibi bomboştur.

Dostum, dikkat edelim ki bizim hayatımız da bomboş olmasın.


17-07-2018:

 

SALI

Dienstag

17

TEMMUZ

Juli

 

Kendimize bir kent kuralım, göklere erişecek bir kule dikip ün salalım. Böylece yeryüzüne dağılmayız.

Yaratılış 11: 4
 

Und sie sprachen: Wohlan, wir wollen uns eine Stadt und einen Turm bauen, und seine Spitze bis an den Himmel! So wollen wir uns einen Namen machen, damit wir uns nicht über die ganze Fläche der Erde zerstreuen!

1. Mose 11, 4
 

Kendi kişisel hayatımızda anıtlar, abideler dikiyor muyuz? Birey ya da toplum olsun, insanlar ruhsal alanda, düşüncelerinde putlaştırdıkları herhangi bir şeyin gerektirdiği inanç düzeyinden yukarı çıkamazlar. Oysa insanı yöneten, yönlendiren Tanrı’nın sevgisi olmalıdır. Sevginin içinde adalet, doğruluk, birlik, barış vardır.

Bazı insanlar bazen Babil kulesinin dini bir yer değil de bilimsel bir anıt olduğunu söylüyorlar. Fırat ve Dicle ırmakları arasına düşen verimli vadide Babil kulesi gibi birçok binaların kalıntıları vardır. Bunlara Azighurat” derler ve kesin olarak dini amaç için kullanılırlardı. Bazı zighuratlar daire şeklinde bir külah gibi yükselirdi. Bazıları da büyük kutu altta olmak üzere, birbirinden küçük kutucukların üst üste yerleştirilmiş şeklini ifade eder şekilde inşa edilirlerdi. Ortak yönleri, her zighuratın tepesine çıkan basamakları vardı. İnsanlar bu basamaklardan yukarı çıkıp çirkin kurbanlarını sunarlar, güneşe, aya ve yıldızlara tapınırlardı.


16-07-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

16

TEMMUZ

Juli

 

Başlangıçta dünyadaki bütün insanlar aynı dili konuşur, aynı sözleri kullanırlardı.

Yaratılış 11:1
 

Und die ganze Erde hatte ein und dieselbe Sprache und ein und dieselben Wörter.

1. Mose 11, 1
 

die Erde, die Welt: dünya
dieselbe: aynı

 

Yaratılış 11.bölümde gördüğümüz gibi, aynı dili konuşan insanların ‑ ki burada nasıl ve hangi dili konuştukları bize bildirilmiyor, bir araya gelip göklere erişecek bir kule inşa etmeye başlarlar. Ama ne yazık ki, onların bu istekleri, çabaları Tanrı’ya dönük bir adım değil, O’ndan ayrı yola giden ve Rab’be meydan okuyan bir adımdı.

Günahlı insan burada kendisini Tanrı yerine koyuyor. “Kendimize bir kent kuralım” dediler. Burada ne kötülük var, diyeceksiniz! Bakın daha sonraki sözde ne diyorlar: AGöklere erişecek bir kule dikip ün salalım!” Bu kısa ayette, insanı her çağda rahatsız etmiş olan hastalığı görüyoruz. Ortada kocaman bir BEN var. Demek ki bu kulenin kurulmasındaki tek amaç insanı yüceltmek, kendi benliğini beslemekti.

Babil sözcüğü, imparatorluğun içinde yaşayan halkın dilinde Atanrıların kapısı” anlamındadır. İbrani dilinde ise ‘babil’ sözcüğünün anlamı Akargaşalık” demektir. Tanrı’ya baş kaldırmak sonunda insan yaşamına kargaşalık getirir.


15-07-2018:

 

PAZAR

Sonntag

15

TEMMUZ

Juli

 

Başlangıçta dünyadaki bütün insanlar aynı dili konuşur, aynı sözleri kullanırlardı.

Yaratılış 11:1
 

Und die ganze Erde hatte ein und dieselbe Sprache und ein und dieselben Wörter.

1. Mose 11, 1
 

die Sprache: dil
das Wort: söz

 

Yaratılış 11’de “Kendimize bir isim yapalım” dediler. AÜn salalım!” İşte insanın o gün bu gün tutumu budur! Tanrı’dan bağımsız olarak ün salmak istiyor.

Babil kulesi, orta doğuda bulunan harabelerin bazılarında görülebilen basamaklı piramit şeklinde bir yapıydı. Fırat ve Dicle nehirleri arasındaki alanda buna benzer başka harabeler de var. Bunlar da tuğladan yapılmış. Harabe şeklinde ilk yapının nasıl bir şekilde inşa edildiğini göz önünde canlandırmaya kalkarsak diyebiliriz ki, çevresindeki basamaklar aracılığıyla tepesine çıkılabilen yüksek, ama yarıda kalmış bir binaydı. Bu gibi kulelerin tepesinde genelde bir sunak kurulurdu. Bu sunaklar putperest bir inancı besleyen çirkin tapınaklardı.

Daha sonra bu yöre, “Zighurat” adıyla bilinen, Babil kulesine benzeyen kuleciklerle dolacak ve insanlar bu kulelerin doruğunda insanları, hatta masum bebekleri diri diri yakarak, yakılmış kurban olarak sunacaklardı.

Bu günahın en doruk noktaya çıkmasıydı. Günah sınırı açtığında Rab buna göz yummaz, yargısını gönderir. Burada da böyle olacaktır.


 

14-07-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

14

TEMMUZ

Juli

 

RAB Nuh’un ardından kapıyı kapadı.

Yaratılış 7:16

 
Und der HERR schloss hinter ihm zu.

1. Mose 7, 16
 

hinter: ardında, ardından
die Tür: kapı
schließen: kapamak

 

Rab ile yürüyen Nuh ve ailesine bir gemi aracılığıyla kurtuluş geldi. Onlar bu yargıdan kurtuldular. Bu harika bir şekilde bizim kurtuluş gemimiz olan İsa Mesih’i göstermektedir. O’na iman eden herkes o sonsuz kurtuluşa kesin olarak sahiptir.

Nuh olayında beni her zaman teşvik eden, sevindiren şu sözler yazılıdır Yaratılış 7:16’da: “Nuh ve ailesi gemiye girdikten sonra, RAB Nuh’un ardından kapıyı kapadı!” Artık geri dönüş yok. İçeri çağıran Rab, içeri girildiğinde kapıyı kapayan Rab. Bu kurtuluş güvencesidir. Mesih’e iman eden bir kimseyi hiçbir kimse Rab’bin elinden alamaz.

Tanrı İbraniler’i Mısır diyarından çıkardıktan sonra onları Kızıl denizini yararak karşıya geçirdi ve sonra deniz tekrar birleşti. Musa bu halka şöyle dedi: AKorkmayın, bekleyin. Rab’bin sizi bugün nasıl kurtardığını göreceksiniz. Bugünden sonra Mısırlılar’ı bir daha asla, ebediyen görmeyeceksiniz” (Çıkış 14:13-14).

Rab’de geri dönüş yok. Kurtuluş garantidir.


13-07-2018:

 

CUMA

Freitag

13

TEMMUZ

Juli

 

Nuh doğru bir insandı... Tanrı yolunda yürüdü.

Yaratılış 6: 9
 

Noah war ein gerechter Mann, untadelig war er unter seinen Zeitgenossen; Noah lebte mit Gott.

1. Mose 6, 9

gerecht: doğruder Mensch: insan

Hanok Rab ile yürüdü. Rab ile yürümenin karşılığı olan yaşamı aldı. Hanok ölümü tatmadan yukarı alındı. Bu Mesih İsa aracılığıyla sonsuz yaşama kavuşanları göstermesi bakımından harikadır.

Rab ile yürüyen ikinci kişi Nuh’tur. Okuduğumuz gibi, “Nuh Tanrı yolunda yürüdü!” Rab onu da bir gemi aracılığıyla kurtardı.

Ama diğer insanlar öylesine günaha battılar ki, Rab insanlığı yeryüzünden yok etti tufan aracılığıyla. İşte burada bir sorun beliriyor, özellikle de ilahiyat okuyanlar için. Efendim, Sümerliler’de de Nuh tufanına ilişkin masal vardır. Sonra tufanın yeryüzünü birden kaplaması mümkün değildir, diyorlar. Bu doğrudur. Dünyamız düz olsaydı, bu mümkün olabilirdi. Ama yuvarlak olduğu için, bu mümkün değildir. Orta doğuyu su basarken, Amerika’yı, Avrupa’yı ya da Avustralya’yı su basması olanaksızdır. Oysa bunun yanıtı bence çok basittir. Tanrı neden tufanı yolladı? İnsanların günahları için. Bu tufan ile Rab insanlığı yok etti. O zaman insanın olmadığı Amerika kıtasına ya da başka kıtalara tufan göndermesine gerek yoktu!


12-07-2018:

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

12

TEMMUZ

Juli

 

anok 365 yıl yaşadı. Tanrı yolunda yürüdü... sonra Tanrı onu yanına aldı.

Yaratılış 5:23-24
 

Und alle Tage Henochs betrugen 365 Jahre. Und Henoch ging mit Gott; und er war nicht mehr da, denn Gott nahm ihn hinweg.

1. Mose 5, 23‑24
 

Ölüme mahkum olan insanlar arasında karşımıza Hanok adında ilginç birisi çıkıyor Yaratılış 5’te! Hanok 65 yaşındayken oğlu Metuşelah doğdu ve bundan sonra Hanok 300 yıl Rab ile yürüdü, diyor. Burada yargı gelmiyor, Rab ile yürümenin mükafatı ortaya koyuluyor: AHanok Rab ile yürüdü ve Rab onu ‑ ölümü tatmadan ‑ yanına aldı!” diyor (Yar.5:22,24).

AYürümek” sözünü ilk kez Yaratılış 3:8’de görüyoruz. Rab Aden bahçesinde yürüyor. Rab’bin yürüdüğünü duyan Adem ile Havva korktuklarından dolayı kaçıp saklandılar. Oysa daha önce Rab’den korkuları yoktu. Tam tersine, Rab ile sevinç veren ilişkileri vardı. Rab’bin aralarında olmasından büyük bir mutluluk duyuyorlardı. Ama şimdi Rab’den korkuyorlar ve kaçıp saklanıyorlar. Neden? Çünkü günahlı olduklarını biliyorlar. Günah bugün de insanları korku içerisine tutar, gerçeklerden kaçıp saklanır insanoğlu.


11-07-2018:

 

ÇAR ŞAMBA

Mittwoch

11

TEMMUZ

Juli

 

Adem 130 yaşındayken kendi suretinde, kendisine benzer bir oğlu oldu. Adını  Şit koydu.

Yaratılış 5: 3

Und Adam lebte 130 Jahre und zeugte einen Sohn ihm ähnlich, nach seinem Bild, und gab ihm den Namen Set.

1. Mose 5,3
 

ähnlich: benzer
 

Yaratılış 5.bölümde ilginç bir gelişme oluyor. Tanrı Yaratılış 3:15’te kadının soyundan bir kurtarıcının geleceğini vaat etti. Peki bu nasıl olacaktı? Habil öldürüldü, Kayin lanet altına girdi. Bugünkü ayetimizde AAdem 130 yaşındayken  Şit adında kendisine benzer bir oğlu oldu!” diyor. Yaratılış 1:26’da Tanrı, kendi suretimizde, kendimize benzer insan yaratalım, dedi, diye yazar. İnsan önce Tanrı benzerliğinde yaratıldı. Burada ise, Adem kendi benzerliğinde bir oğla sahip oluyor. Yani günah kalıtım yoluyla anne babadan çocuklarına geçti.

5.bölümde artık ölüm yargısı da kendisini göstermeye başladı. Adem öldü,  Şit öldü, Enoş öldü ve ölüm ağzını açtı ve artık insanlar o günden bugüne dek ölüyorlar. Birçok insanın ANeden ölüyoruz” sorusunun yanıtı da buradadır. İnsan günah işleyerek ölümlü oldu. Ölümlü olmak demek, insanın cehenneme atılması demektir. Ama sevgi olan Tanrı, insanları bu sonsuz yargıdan kurtarmak için  Şit ve onun soyundan gelen bir kadın aracılığıyla bir kurtarıcının geleceği vaadini verdi.


10-07-2018:

 

SALI

Dienstag

10

TEMMUZ

Juli

 

Tanrı, kendi suretimizde, kendimize benzer insan yaratalım, dedi.

Yaratılış 1:26
 

Und Gott sprach: Lasst uns Menschen machen in unserm Bild, uns ähnlich!

1. Mose 1, 26
 

sich ähnlich sein: benzemek
die Form, die Gestalt, das Aussehen: suret

 

Dün de belirttiğim gibi, Tanrı tüm evreni yaratırken, insanı yaratılışın baş tacı olarak yarattı. Çünkü Tanrı sadece insanı kendi benzerliğinde yarattı. Bu nedenle de sadece insan konuşabilir, düşünebilir, karar verebilir, iyilikle kötülük arasında ayrım yapabilir, seçebilir, sevebilir, affedebilir, bağrına basabilir; yani tüm o tanrısal erdemlerin tümü insana verilmiştir. Ayrıca yine Tanrı’ya özgü olan o özgür iradeyi de Tanrı insana vermiştir. Bu nedenle insanın Tanrı’ya özgür iradesini kullanarak boyun eğmesi gerekiyordu. Ama insan bu özgür iradesini Tanrı’dan yana değil, kötülükten yana kullandı ve böylece Tanrı huzurundan kovuldu ve ölümlü oldu (Yar.3:23). Bu insanın başına gelen ilk yargıydı. Yaratılış kitabının ilk üç bölümünde bunlara tanık oluyoruz.

İkinci olarak, Adem’in oğullarından Kayin, kardeşi Habil’i öldürdü. Bu ilk kardeşin kardeşi öldürmesi, kanını akıtmasıydı. Neden bugün insan insanı öldürüyor? Yanıt buradadır. İnsanın günahı insanı kardeş katili yaptı. Bunun sonucu yine yargıydı. Kayin toprağın laneti altına girdi.


09-07-2018:

 

PAZARTESİ

Montag

9

TEMMUZ

Juli

 

Tanrı Avram’a (İbrahim’e), ülkeni, akrabalarını, baba evini bırak, sana göstereceğim ülkeye git, dedi.

Yaratılış 12: 1
 

Und der HERR sprach zu Abram: Geh aus deinem Land und aus deiner Verwandtschaft und aus dem Haus deines Vaters in das Land, das ich dir zeigen werde!

1. Mose 12, 1
 

Okuduğumuz ayet bize, Tanrı’nın İbrahim’i çağırdığını göstermektedir. Peki Tanrı neden İbrahim’i seçti ve çağırdı? Tanrı’nın bunda amacı neydi? Neyi hedefledi? Bunun ile bizlere neyi öğretmek istiyor? Tüm bunları daha iyi anlamak için, Yaratılış 1-11 bölümleri arasında gelişen olaylara bakmamız gerekir. Tabii ayrıntılara girmeyeceğim, kısa bir kuş bakışı yapacağım.

Ama Nuh tufanı ve Babil kulesine ilişkin birkaç ayrıntıya bakmamız gerekecek. Sonra Yaratılış 12. bölümden başlayarak İbrahim’in çağrılması ve Tanrı’ya itaat ederek yola çıkması serüvenini izleyeceğiz. Burada da ayet ayet değil, ama önemli gördüğüm, kendimize de büyük dersler çıkarabileceğimiz noktalara bakacağız.

En başta şunu söyleyebilirim: Tanrı tüm evreni yaratırken, insanı yaratılışın baş tacı olarak yarattı. Bu da senin, benim ve her insanın Tanrı önünde çok değerli olduğunu göstermektedir. Bu aynı zamanda Tanrı tarafından çok sevildiğimizi de göstermektedir. Sen de değerlisin ve sevilmektesin.


08-07-2018:

 

PAZAR

Sonntag

8

TEMMUZ

Juli

 

Sen, sonsuza dek kralsın, ya RAB, egemenliğin kuşaktan kuşağa sürer. Niçin bizi büsbütün unutuyorsun, neden günler boyu bizi terk ediyorsun? Bizi kendine döndür, ya RAB, döneriz biz; eski günlerimizi geri ver.

Ağıtlar 5:19S21
 

Du aber, HERR, bleibst in Ewigkeit, dein Thron von Generation zu Generation. Warum willst du uns für immer vergessen, uns verlassen lebenslang? Bring uns zurück, HERR, zu dir, dass wir umkehren! Erneuere unsere Tage ‑ wie früher!

Klagelieder 5, 19S21
 

Bu, Ye­rem­ya’nın hal­kı için dua­sı­dır. Da­ha ön­ce Rab’bin ina­ye­ti­ne ve mer­ha­me­ti­ne de­ğin­di. O ina­yet ne­de­niy­le­dir ki, bi­zi yok et­me­din, di­yor­du.  Şim­diy­se, Rab’bin son­su­za dek ege­men ol­du­ğu­nu söy­ler ve ken­di­le­ri­ni ye­ni­den an­ma­sı­nı di­ler. Rab’be dö­ne­bil­me­le­ri için, Rab’bin yar­dı­mı­na ih­ti­yaç duy­duk­la­rı­nı be­lir­ti­yor. Yi­ne Ye­rem­ya bi­li­yor­du ki, o es­ki esen­lik, ba­rış ve be­re­ket do­lu gün­le­re ka­vuş­mak için, Rab’be dön­me­le­ri ge­re­kir. Da­vut pey­gam­ber de gü­na­hı ne­de­niy­le yi­tir­di­ği o hu­zu­ra, se­vin­ce ka­vuş­mak için şöy­le dua et­miş­ti: AEy Tan­rım, ina­ye­ti­ne gö­re ba­na acı, rah­me­ti­nin çok­lu­ğu uğ­ru­na sil is­yan­la­rı­mı... Arıt be­ni gü­na­hım­dan... ge­ri ver ba­na sağ­la­dı­ğın kur­tu­luş se­vin­ci­ni” (Mez­mur 51).

Bun­dan he­pi­miz ders al­ma­lı­yız: O yı­kım gü­nü gel­me­den, bir an ön­ce gü­nah­la­rı­nız­dan töv­be ede­rek Rab’be dön­me­niz ge­re­kir. O gün iş­te şim­di­dir, çün­kü ya­rı­nın ne ola­ca­ğı­nı bil­mi­yor­su­nuz.


07-07-2018:

 

CUMARTESİ

Samstag

7

TEMMUZ

Juli

 

Boş yere yardım beklemekten gözlerimizin feri sönüyor; yardım etmeyecek bir ulusu kulübelerimizde bekledikçe bekledik.

Ağıtlar 4:17
 

Noch vergehen unsere Augen auf der Suche nach Hilfe für uns ‑ umsonst. Auf unserer Warte warteten wir auf eine Nation, die doch nicht retten kann.

Klagelieder 4, 17
 

1948 yı­lın­da İs­rail dev­le­ti ku­rul­du­ğu za­man, bu­nu Tan­rı kur­ma­dı. Ya­hu­di hal­kı­nı dev­let­leş­ti­ren, İs­rail’e ge­ti­ren Bir­leş­miş Mil­let­ler­di. O za­man­dan be­ri de bir an bi­le hu­zur için­de ya­şa­ma­dı­lar. Sü­rek­li sa­vaş ha­lin­de­ler. Ora­da hiç­bir za­man ba­rış ve esen­lik ol­ma­ya­cak­tır. Ne­den bi­li­yor mu­su­nuz? Çün­kü bu in­san­lar Tan­rı’ya dön­me­di­ler ve Tan­rı on­la­rı di­yar­la­rı­na dön­dür­me­di. Rab, Ya­hu­da’nın so­ru­nu­nun, yar­dım için Mı­sır’a bak­mak­ta ol­du­ğu­nu söy­lü­yor. Ve Mı­sır on­la­ra yar­dım­cı ol­ma­dı. Ba­tı dün­ya­sı, İs­rail’e ver­me­si ge­re­ken şe­yin ma­ki­ne­ler, si­lah­lar ve ben­ze­ri şey­ler de­ğil, Tan­rı Sö­zü ol­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni kav­ra­ma­dı. Ye­ru­şa­lim an­lam ola­rak as­lın­da ABa­rış ken­ti!” de­mek­tir, ama ora­da ba­rış baş­ka­nı olan İsa Me­sih ka­bul edil­me­di­ği için ba­rış yok. Ba­rış, hu­zur ve esen­lik an­cak İsa Me­sih’e dön­dük­le­ri za­man ge­le­cek­tir.

İn­sa­nın yü­re­ğin­de de o ka­lı­cı esen­lik, ba­rış ve hu­zur yok­tur; ge­le­cek için bir umut yok­tur. Hem Ya­hu­di­ler için hem de biz­ler için tek çö­züm İsa Me­sih’e ge­lip iman et­mek­tir.

 
06-07-2018:

 

CUMA

Freitag

6

TEMMUZ

Juli

 

Altın nasıl donuklaştı, saf altın nasıl değişti? Kutsal taşlar sokak başlarına dağılmış. Değerleri saf altınla ölçülen Siyon çocukları nasıl çömlekçi işi, toprak testiler gibi sayılır oldu!

Ağıtlar 4:1-2
 

Wehe, wie dunkel ist das Gold geworden, wie entstellt das feine Gold! Wie liegen hingeschüttet die Steine des Heiligtums an allen Straßenecken! Die Söhne Zions, die kostbaren, einst aufgewogen mit gediegenem Gold, wehe, wie sind sie irdenen Krügen gleichgeachtet, dem Werk von Töpferhänden!

Klagelieder 4, 1-2
 

Ye­rem­ya al­tı­nı, Si­yon de­li­kan­lı­la­rıy­la kı­yas­lı­yor. Al­tın kap­lar gi­bi olan İs­rail’in en iyi de­li­kan­lı­la­rı şim­di top­rak tes­ti­ler gi­bi ol­muş­lar. Kı­rıl­mış­lar. Sa­va­şın kor­kunç ve deh­şet ve­ri­ci ya­nı, ulu­sun en iyi de­li­kan­lı­la­rı­nı yok eder. Ya­hu­da de­li­kan­lı­la­rı Tan­rı’ya hiz­met et­mi­yor­lar­dı ve şim­di sa­de­ce kı­rık tes­ti­ler gi­biy­di­ler. Bu çok t­ra­jik bir re­sim­dir.

Biz in­san­lar ge­nel­de gu­rur­lu­yuz. İn­san­la­ra son za­man­lar­da ken­di hak­la­rın­da iyi şey­ler dü­şün­me­le­ri söy­le­ni­yor. Her sa­bah kalk­tı­ğı­nız­da ay­na­ya ba­kın ve ASe­ni se­vi­yo­rum!” de­yin ken­di ken­di­ni­ze den­mek­te­dir. Ama Me­sih iman­lı­la­rı­nın bu­na ih­ti­ya­cı yok, çün­kü on­lar ken­di­le­ri­ni za­ten se­vi­yor­lar! Na­sıl mı? Tan­rı’nın on­la­ra de­ğer ver­di­ği­ni ve sev­di­ği­ni bi­li­yor­lar da on­dan.

El­çi Pav­lus, iman­lı­yı top­rak bir ka­ba ben­ze­tir. An­cak bu­ra­da ko­nu ka­bın ne­den ya­pıl­mış ol­du­ğu de­ğil, na­sıl kul­la­nıl­dı­ğı­dır. Biz­ler ne tür kap­la­rız? Rab için mi yok­sa ken­di­miz için mi kul­la­nı­lan kap­la­rız?


05-07-2018:

 

PER ŞEMBE

Donnerstag

5

TEMMUZ

Juli

 

Rab’bin kayrasından dolayıdır ki, yok olmadık. Merhameti asla son bulmaz.

Ağıtlar 3:22
 

Ja, die Gnadenerweise des HERRN sind nicht zu Ende, ja, sein Erbarmen hört nicht auf,

Klagelieder 3, 22
 

das Erbarmen: merhamet
 

Ye­rem­ya geç­mi­şe ba­kı­yor. Ulu­su­nun ve Ye­ru­şa­lim ken­ti­nin üze­ri­ne ge­len yar­gı­yı ön­ce­den bil­dir­miş­ti ve Ye­rem­ya bu ağı­tı ya­zar­ken Ye­ru­şa­lim’in ha­ra­be­le­ri ve yı­kın­tı­la­rı için­de ağ­la­ya­rak otu­ru­yor. Ama Ye­rem­ya bir şey da­ha bi­li­yor­du. O, Tan­rı’nın sert yar­gı­sı­na kar­şın, O’nun ina­yet ve mer­ha­met eli­ni gö­re­bi­li­yor. Eğer Tan­rı’nın ina­ye­ti ve mer­ha­me­ti ol­ma­say­dı ta­ma­men yok ola­bi­lir­ler­di. Eğer hak et­tik­le­ri ce­za­yı al­sa­lar­dı ta­ma­men yok edi­lir­ler­di; yer­yü­zün­den ta­ma­men si­li­nir­ler­di.

Bu sa­de­ce Ye­rem­ya ve hal­kı için ge­çer­li de­ğil­dir, her çağ­da her in­san ve ulus için de ge­çer­li­dir. Bu se­nin ve be­nim için de ge­çer­li­dir. Gü­nah­lı­yız, ama bu­na rağ­men yok ol­mu­yo­ruz. Rab bi­zi he­men ce­hen­ne­me gön­der­mi­yor. Çün­kü Rab ina­yet­te öy­le­si­ne yü­ce ve ha­ri­ka­dır ki, bi­ze sab­re­di­yor, fır­sat­lar ve­ri­yor. Hat­ta bu ina­yet öy­le­si­ne bü­yük­tür ki, biz­ler ye­ni­den son­suz ya­şa­ma ka­vu­şa­lım di­ye Rab bi­ze İsa ara­cı­lı­ğıy­la kur­tu­luş yo­lu­nu aç­tı. Rab’bin mer­ha­me­ti, kay­ra­sı ha­len üze­ri­miz­de­dir.


04-07-2018: